Yargıtay 9. Hukuk Dairesi E.2025/3900 K.2025/5748

🏛️ 9. Hukuk Dairesi 📁 E. 2025/3900 📋 K. 2025/5748 📅 03.07.2025

9. Hukuk Dairesi         2025/3900 E.  ,  2025/5748 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Konya Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2024/1198 E., 2025/1191 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Bolvadin 1. Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi
SAYISI : 2021/66 E., 2023/507 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 25.07.2008- 18.09.2019 tarihleri arasında davalı Şirkete ait işyerinde marketler şefi olarak çalıştığını, son ücretinin net 2.400,00 TL olduğunu, asgari ücreti aşan kısmının elden verildiğini, müvekkilinin bilgisi olmadan işe giriş çıkış yapıldığını, iş sözleşmesinin 18.09.2019 tarihinde haksız ve bildirimsiz olarak feshedildiğini, buna rağmen Sosyal Güvenlik Kurumuna (SGK) yapılan bildirimde işten ayrılış kodunun gerçeğe aykırı olarak "ahlak ve iyi niyet kurallarına aykırı davranmak" sebebine ilişkin kod (29) üzerinden gösterilerek işten çıkartıldığını ve zorla evrak imzalatıldığını, arabuluculuk sürecinde anlaşma sağlanamadığını, davacının fazla çalışma yaptığını ve tatil günlerinde çalıştığını, buna rağmen hak ettiği ücretlerinin kendisine ödenmediğini, yıllık izinlerinin tamamının kullandırılmadığını ileri sürerek kıdem ve ihbar tazminatları ile yıllık ücretli izin, fazla çalışma ücreti, hafta tatili ücreti, ulusal bayram ve genel tatil ücreti ile asgari geçim indirimi alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının iddia ettiği gibi marketler şefi olmayıp satış elemanı olarak çalıştığını, işyerinde çalışan kadın işçiye cinsel tacizde bulunan davacının iş sözleşmesinin ahlak ve iyiniyet kurallarına aykırı davrandığından haklı nedenle feshedildiğini, davacının fazla çalışma yapmadığını, yasal izinlerini kullandığını, davanın haksız ve dayanaksız olduğunu savunarak reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dosya içeriğine göre davacının davalı işyerinde 21.07.2009-18.09.2019 tarihleri arasında satış elamanı olarak asgari ücretle haftanın 6 günü 08.00-20.00 saatleri arasında çalıştığı ve haftalık 18 saat fazla çalışma yaptığı, davalı işveren tarafından iş sözleşmesinin 18.09.2019 tarihinde ahlak ve iyiniyet kurallarına aykırı davrandığı gerekçe gösterilerek, 4857 sayılı İş Kanunu'nun 25/II-(c) hükmü uyarınca kıdem ve ihbar tazminatı ödenmeksizin feshedildiği, davalının iş sözleşmesini haklı nedenle feshettiğinin dosya kapsamıyla sabit olduğu, davalının zamanaşımı def'i doğrultusunda alınan bilirkişi ek raporunun kıdem ve ihbar tazminatı dışında dosya kapsamına ve hüküm kurmaya elverişli olduğu, davacının iş sözleşmesinin haklı nedenle feshi nedeniyle kıdem ve ihbar tazminatı hak etmediği, dosya kapsamı ve bilirkişi raporu ile asgari geçim indirimi ve hafta tatili ücreti alacakları tespit edilemediğinden bu alacak taleplerinin de reddine karar verildiği belirtilerek davanın kısmen kabulüne dair hüküm tesis edilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararının taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmadığı, kamu düzenine aykırı bir hususun tespit edilmediği, uyuşmazlığın çözümü için gereken hukuk kurallarını uygulaması, uyuşmazlık konusu hususları gerekçelendirmesinin isabetli olduğu, iş sözleşmesinin davalı işveren tarafça haklı nedenle feshedildiğinin dolayısıyla davacının kıdem ve ihbar tazminatlarına hak kazanamayacağının sabit olduğu, tüm dosya kapsamına göre davacının ödenmemiş asgari geçim indirimi alacağı ile hafta tatili ücreti alacağının bulunmadığı, ancak denetime elverişli bilirkişi raporunda tespit olunan ve İlk Derece Mahkemesince hüküm altına alınan fazla çalışma ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının ödendiğinin davalı tarafça ispatlanamadığı, kullandırıldığı ya da karşılığının ödendiği ispatlanamayan yıllık izin süresi gözetilerek yıllık ücretli izin alacağının hüküm altına alınmış olmasına göre İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve kanuna uygun olduğu gerekçesiyle taraf vekillerinin istinaf başvurularının ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde;
1. Kıdem ve ihbar tazminatı taleplerinin kabulü gerektiğini, cinsel tacize maruz kaldığı söylenen dava dışı kadın işçinin tanık olarak dinlendiğini ve beyanında davacının kendisine herhangi bir fiziksel temasının olmadığını beyan ettiğini, dosyaya sunulan mesajların ise herhangi bir cinsel içerik taşımadığını,
2. Hükme dayanak tutulan bilirkişi raporunun denetime elverişli olmadığını, imzasız bordrolardaki asgari geçim indirimi tahakkuklarına itibar edilemeyeceğini, aynı şekilde bu bordroların hafta tatili tahakkukunu da içermediğini, davacının hafta tatilinde de çalıştığını ve bu yöndeki alacak talebinin de kabulü gerektiğini,
3. Davalı tarafça dava ve ıslah talebine karşı süresinde zamanaşımı def'inde bulunulmamasına rağmen süresinde zamanaşımı savunmasında bulunulmuşçasına karar verilmesinin usul ve kanuna aykırı olduğunu beyanla kararın bozulması gerektiğini ileri sürmüştür.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın (Anayasa) 141/3 hükmünde, “Bütün mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli yazılır.” hükmü bulunmaktadır.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 359/1-(e) hükmüne göre karar; taraflar arasında uyuşmazlık konusu olan veya olmayan hususlarla bunlara ilişkin delillerin tartışmasını, ret ve üstün tutma sebeplerini, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılacak sonuç ve hukuki sebepleri açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde içermelidir.
Mahkeme kararlarının taraflar, bazen de ilgili olabilecekleri başka hukuki ihtilaflar yönünden etkili ve bağlayıcı kabul edilebilmeleri, başka bir dava yönünden kesin hüküm, kesin veya güçlü delil oluşturup oluşturamayacağı gibi hukuksal değerlendirmeler de bu kararların yukarıda açıklanan nitelikte bir gerekçeyi içermesiyle mümkündür.
Gerekçeye ilişkin hükümler, kamu düzeni ile ilgili olup gözetilmesi kanun ile hâkime yükletilmiş bir ödevdir. Aksine düşünce ve uygulama gerek yargı erki ile hâkimin gerek mahkeme kararlarının her türlü düşünceden uzak, saygın ve güvenilir olması ilkesi ile de bağdaşmaz.
Somut olayda; davacı tarafça istinaf dilekçesinde, davalının ıslah talebine karşı yasal süresi içerisinde zamanaşımı def'inde bulunulmadığı ileri sürülmüş ise de Bölge Adliye Mahkemesince, bu hususta Anayasa'nın ve 6100 sayılı Kanun’un aradığı anlamda herhangi bir gerekçe oluşturulmadan istinaf başvurusunun esastan reddine dair karar verildiği, söz konusu kararın İlk Derece Mahkemesi kararının hangi sebep ya da sebeplerle bu yönden yerinde olduğuna ve davacının bu husustaki istinaf başvurusunun hangi gerekçeyle reddedildiğine ilişkin açıklama ve gerekçe içermediği görülmüştür.
Bu durumda Mahkemece yapılacak iş, yukarıda açıklanan yasal düzenlemeler ve ilkeler gözetilerek anlaşılabilir ve denetlenebilir nitelikte gerekçe içeren bir karar vermek olmalıdır.
VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının usulden BOZULMASINA,
Bozma sebebine göre davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine,
Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
03.07.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.