Yargıtay 9. Hukuk Dairesi E.2025/4832 K.2025/5443
9. Hukuk Dairesi 2025/4832 E. , 2025/5443 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
SAYISI : 2024/604 E., 2025/82 K.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar taraf olmaktan çıkarılan davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 20.09.2004 tarihinden itibaren .............. ve Dayanışma Vakfında (Vakıf) çalışmaktayken 02.11.2009 tarihinde ..................Vakfına, ardından 29.06.2018 tarihinde.......... ve Dayanışma Vakfına nakil yoluyla geçiş yaptığını, müvekkilinin yaptığı başvuru üzerine ikinci nakil ile iş ilişkisi tasfiye edilmiş gibi değerlendirilerek kıdeminin sıfırlandığının bildirildiğini, yasal düzenlemeler gereği Türkiye genelindeki vakıfların ... Sosyal Yardımlar Genel Müdürlüğüne bağlı, aynı işverene ait aynı işkolundaki işyerleri olduğunu, müvekkilinin de bu kapsamda aynı işletme içinde farklı bir işyerine yani bir vakıftan başka bir vakfa nakil olduğunu, iş ilişkisinin tasfiye edilmediğini ileri sürerek kıdem süresi ile birikmiş ve nakilden sonra hak kazanılan yıllık izin sürelerinin tespitine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1. Taraf olmaktan çıkarılan davalı ... (Bakanlık) vekili cevap dilekçesinde; vakıfların özel hukuk tüzel kişiliğine sahip olduğunu, yasal düzenlemeler gereği işçilerin özlük hakları konusunda Bakanlığın yetkisinin olmadığını, vakıfların her birinin ayrı işyeri olduğunu, birbirlerine veya Bakanlığa bağlı olmadıklarını, müvekkilinin taraf sıfatı bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
2. Bozmadan sonra dava kendisine yöneltilen davalı Vakıf, davaya cevap dilekçesi sunmamıştır.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 28.12.2021 tarihli kararı ile; 3294 sayılı Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışmayı Teşvik Kanunu’nun (3294 sayılı Kanun) 7. maddesi dikkate alındığında çalıştığı işyerinden nakil yoluyla aynı alanda çalışan başka bir işyerine geçiş yapan davacının önceki hizmetleri yok sayılarak iş ilişkisinin tasfiye edilmiş gibi değerlendirilmesinin mümkün olmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin 28.12.2021 tarihli kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesinin 12.05.2022 tarihli kararı ile; 3294 sayılı Kanun, Sosyal Yardımlar Genel Müdürlüğünün yapısı ve görevleri, Vakıf Hizmetleri Daire Başkanlığının görevleri ile 09.06.2017 tarihli ve 2016/3 Esas, 2017/4 Karar sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı ile ilgili açıklamalar yapıldıktan sonra davanın 7144 sayılı Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun ile yapılan değişiklikten sonra açıldığı ve Bakanlıkça işyerlerinde uygulanmak üzere işletme toplu iş sözleşmesi bağıtlandığı dikkate alındığında Bakanlığa husumet yöneltilmesinin ve tespit davası açılmasının hukuka aykırı olmadığı, esasa yönelik olarak ise İlk Derece Mahkemesi kararının vakıa ve hukuki değerlendirme yönünden usul ve kanuna uygun olduğu gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
Bölge Adliye Mahkemesinin 12.05.2022 tarihli kararının süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairemizin 29.09.2022 tarihli kararı ile; ...............Fonundan ayrı birer özel hukuk tüzel kişisi olan sosyal yardımlaşma ve dayanışma vakıflarının kamu tüzel kişisi olarak kabulü ile husumetin davalı Bakanlığa yöneltilmesinin hatalı olduğu gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının ortadan kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin 02.03.2023 tarihli kararı ile; önceki gerekçeye ilaveten sosyal yardımlaşma ve dayanışma vakıflarının mali yapısı, gelir kaynakları ile vakıf çalışanlarına ilişkin yasal düzenlemelere değinildikten sonra vakıfların kamu işyeri mahiyetinde olduğu, bu nedenle vakıf çalışanları ile ilgili açılan davalarda Bakanlığa husumet yöneltilmesinde hukuken engel bulunmadığı vurgulanmak suretiyle önceki hükümde direnilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin 02.03.2023 tarihli direnme kararının süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 03.07.2024 tarihli kararı ile; sosyal yardımlaşma ve dayanışma vakıflarının Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışmayı Teşvik Fonundan ayrı birer özel hukuk tüzel kişisi olduğu vurgulanarak bu nedenle husumetin davalı Bakanlığa yöneltilmesinin hatalı olduğu gerekçesiyle direnme kararının bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; Yargıtay Hukuk Genel Kurulu kararı üzerine yapılan yargılama sonucunda; davacının talebi üzerine davanın ................Vakfına yöneltilmesi için davacıya süre verilmiş ve dava kendisine yöneltilen Vakıf yönünden yargılamaya devam edilerek davanın kabulüne karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Taraf olmaktan çıkarılan davalı Bakanlık vekili temyiz dilekçesinde; davanın husumetten reddedilmesi gerektiğini, lehlerine vekâlet ücreti verilmemesinin hukuka aykırı olduğunu belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, davacının daha önce çalıştığı farklı sosyal yardım ve dayanışma vakıflarında geçen sürelerin, davacının hizmet süresinin esas alınmasını gerektiren haklarının belirlenmesinde dikkate alınıp alınamayacağı ve vekâlet ücretine ilişkindir.
1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre taraf olmaktan çıkarılan davalı ... vekilinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 124/4 hükmü "Dava dilekçesinde tarafın yanlış veya eksik gösterilmesi kabul edilebilir bir yanılgıya dayanıyorsa, hâkim karşı tarafın rızasını aramaksızın taraf değişikliği talebini kabul edebilir. Bu durumda hâkim, davanın tarafı olmaktan çıkarılan ve aleyhine dava açılmasına sebebiyet vermeyen kişi lehine yargılama giderlerine hükmeder." şeklinde düzenlenmiştir.
Somut uyuşmazlıkta, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığının davada taraf olmaktan çıkarılmasına karar verilmesi gerekirken bu yönde karar verilmemesi hatalıdır. Diğer yandan, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığının bu dava açısından taraf sıfatı kalmasa da aleyhine dava açılmasına sebebiyet vermediği açıktır. Bu durumda, aleyhine vekâlet ücretine ve yargılama giderlerine hükmedilmemesi isabetli olsa da 6100 sayılı Kanun'un 124/4 hükmü gereğince lehine vekâlet ücretine hükmedilmesi gerekir.
3. 6100 sayılı Kanun'un 106. maddesine göre tespit istemi hukuken korunmaya değer güncel bir yararı gerektirir. Davalı işyerinde çalışmaya devam eden davacının toplam kıdeme esas hizmet süresinin ve yıllık ücretli izin hakkının tespitini talep etmekte güncel hukuki yararı bulunmaktadır.
Somut uyuşmazlıkta iş sözleşmesinin devri söz konusu olup devir durumunda devralan işverenin sorumluluğunun belirlenmesinde, hizmet süresinin esas alınmasını gerektiren haklar bakımından devirden önceki hizmet süresinin de dikkate alınması gerekmektedir. Bu kapsamda, davacının toplam kıdeme esas hizmet süresinin ve yıllık ücretli izin hakkının belirlenmesinde, iş sözleşmesinin devrinden önce çalışmış olduğu ........................ve Dayanışma Vakıflarındaki hizmet süreleri de göz önünde bulundurulmalıdır. Hükmün sadece buna yönelik olarak kurulması gerekirken ayrıca toplam kıdem süresinin de hesaplanıp tespit edilmesi doğru olmamıştır.
Ne var ki bu hataların giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Kanun'un 370/2 hükmü uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının düzeltilerek onanması gerekir.
VII. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Taraf olmaktan çıkarılan davalı Bakanlık vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine,
2. Taraf olmaktan çıkarılan davalı Bakanlığın, İlk Derece Mahkemesi kararına yönelik temyiz itirazının kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının, hüküm fıkrasının (2) numaralı bendinin hükümden tamamen çıkartılmasına, diğer bent numaralarının buna göre devam ettirilmesine,
Hüküm fıkrasına son bent olarak "Taraf olmaktan çıkarılan davalı Bakanlık kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca takdir olunan 30.000,00 TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak taraf olmaktan çıkarılan davalı ... Bakanlığına verilmesine," şeklindeki bendin eklenmesi suretiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 25.06.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.