Yargıtay 9. Hukuk Dairesi E.2025/3490 K.2025/5406
9. Hukuk Dairesi 2025/3490 E. , 2025/5406 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2023/307 E., 2025/230 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Bursa 14. İş Mahkemesi
SAYISI : 2020/70 E., 2022/382 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalıya ait işyerinde 01.10.2003 tarihinde satış,
teknik, eğitim, danışmanlık vs tüm işlerden sorumlu personel olarak ve 3.000,00 Euro aylık brüt sabit ücret ve 3.600,00 Euro yıllık brüt prim geliri ve diğer
sosyal haklar ile göreve başladığını, iş sözleşmesinin davalı işveren tarafından 21.03.2016 tarihinde feshedildiğini, işe başladıktan yaklaşık birkaç ay
sonra yüksek performans sergilediği için proje müdürü olarak terfi ettirildiğini, 2005 yılı Temmuz ayından itibaren Euro yerine TL cinsi ücretin taraflar arasındaki mukaveleye aykırı olarak noksan verilmeye başlandığını, bununla birlikte primlerin verilmediğini, yıllık ücretli izinler kullandırılmadığı
gibi ücretlerinin de ödenmediğini, fazla çalışma ücreti, hafta tatili ücreti, ulusal bayram ve genel tatil ücretlerinin de ödenmediğini ileri sürerek davacının ücret, kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, yıllık ücretli izin, fazla çalışma ücreti, hafta tatili ücreti, ulusal bayram genel tatil ücreti ve prim alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; zamanaşımı definde bulunarak davacının 31.07.2015 tarihinde emeklilik sebebiyle tüm haklarının eksiksiz ödendiğini, emeklilikle tüm hak edişlerini alan
davacının işyerinde çalışmaya devam ettiğini, 04.03.2016 tarihinde yapılan Şirket toplantısında kendisinin adayı olduğu satış direktörlüğü
pozisyonuna U.S’ nin atanması üzerine istifasını beyan ettiğini, bu şartlar altında tek taraflı iradesiyle ayrılan birinin kıdem ve ihbar
tazminatından söz etmenin usul ve yasaya aykırı olduğunu, fazla çalışma alacağı olmadığını, iş sözleşmesinin ilgili maddesi uyarınca fazla çalışmanın ücretin içinde olduğunu, başkaca alacağı bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının 31.07.2005 yılında emeklilik nedeniyle iş sözleşmesinin feshedildiği ve kıdem tazminatının tavan ücret üzerinden ödenerek tasfiye edildiği, emeklilik tarihinden sonraki çalışmasının 7 ay 19 gün olup istifa dilekçesi ve davacının eşinin beyanı ve tanık beyanları bir arada değerlendirildiğinde davacının istifa ederek iş sözleşmesini sona erdirdiği, kıdem ve ihbar tazminatına hak kazanamayacağı, prim alacağının ödenmiş olduğu, davacının fazla çalışma, hafta tatili ve ulusal bayram ve genel tatil çalışmalarının ispat edilemediği, davacının e-posta belgelerine göre kullanıldığı tespit edilen 66 gün yıllık izin süresinin mahsubuyla 162 gün yıllık izin hakkının bulunduğu, ücretin eksik ödendiği talebi yönünden dosyada bulunan iş sözleşmelerinde tarafların imzası bulunduğu ancak 2016 yılından itibaren ücretin davacının muvafakati olmaksızın tek taraflı düşürülerek eksik ödendiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile tarafların istinaf sebepleri ayrı ayrı incelenerek ve prim alacağı yönünden ödenenden fazla prim alacağı bulunduğunun yöntemince ispatlanamadığı, davacı taraf benzin fişleri, bilet, pasaport kayıtları, harcamalara ilişkin belgeler incelenerek fazla çalışma, hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil çalışma ücreti hesaplanması gerektiğini ileri sürmekte ise de dava dilekçesi içeriği itibarıyla davacının iş organizasyonunda yetkili ve sorumlu niteliği olması, söz konusu belgelerin davacının işe başlayış ve bitiş saatlerini belirleme noktasında delil niteliği bulunmadığı, bu belgelerin mevcut hâlleriyle ilgili günlerde çalıştığı iddiasını ispata elverişli olmadığı da belirtilmek suretiyle İlk Derece Mahkemesi kararının isabetli olduğu gerekçesiyle tarafların istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde;
1. Davacının iş sözleşmesinin davalı işverence haksız feshedildiğini kıdem ve ihbar tazminatına hükmedilmesi gerektiğini ,
2. Sunulan belgelere göre; bilet, konaklama, fatura, e-posta gibi davacının fazla çalışma, hafta tatili ve ulusal bayram ve genel tatil ücreti çalışmalarının bulunduğunu,
3. Davacının ücretin eksik hesaplandığını, yıllık ücretli izin alacağının da eksik hesaplandığını,
4. Davada fazla çalışma, hafta tatili ve ulusal bayram ve genel tatil ücreti ile ücret ve prim alacakları yönünden tam ıslah yapılarak davanın belirsiz alacak davasına dönüştürüldüğünü,
5. Faizin dava tarihinden işletilmesi gerektiğini,
6. Davacı lehine hükmedilen vekâlet ücretinin eksik olduğunu ileri sürmüştür.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, davacının iş sözleşmesinin kim tarafından nasıl sona erdirildiği, muvafakati olmaksızın ücretin düşürülüp düşürülmediği, yıllık ücretli izin, prim, fazla çalışma, hafta tatili ve ulusal bayram genel tatil ücreti alacaklarının ispat ve hesaplanması, tam ıslah yoluyla dava türünün değiştirilip değiştirilemeyeceği ve vekâlet ücretine ilişkindir.
Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
25.06.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.