Yargıtay 9. Hukuk Dairesi E.2025/4750 K.2025/5354

🏛️ 9. Hukuk Dairesi 📁 E. 2025/4750 📋 K. 2025/5354 📅 23.06.2025

9. Hukuk Dairesi         2025/4750 E.  ,  2025/5354 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
SAYISI : 2024/202 E., 2024/116 K.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar; davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının 2000 yılından itibaren davalı ... Tıp Fakültesi yerleşkesinde veri giriş kayıt elemanı olarak çalıştığını, davacının tüm çalışmalarını davalı Üniversite bünyesinde yapmasına rağmen Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı kayıtlarında işe giriş tarihinden bu yana çalıştığı yerlerin çeşitli alt işveren firmalar olarak gösterildiğini, yapılan uygulamanın muvazaalı olduğunu, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı iş müfettişlerince düzenlenen 30.01.2009 tarihli raporda...............Rektörlüğü ile personel hizmet alım ihalelerini alan alt yükleniciler arasındaki ilişkilerin muvazaalı olduğunun tespit edildiğini, işbu muvazaa tespitinin İstanbul 4. İş Mahkemesinin 2009/249 Esas, 2010/45 Karar sayılı kararı ile kesinleştiğini, davacının davalı Üniversite tarafından muvazaalı şekilde alt işveren şirketin çalışanı olarak gösterildiğini ileri sürerek fark ücret alacağı, toplu iş sözleşmesinden kaynaklanan alacaklar, ilave tediye, yol ücreti alacağı, ayrımcılık tazminatı alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının alacaklarının zamanaşımına uğradığını, davalının ihale makamı olduğunu, sorumluluğunun bulunmadığını, davalı Üniversitenin asıl işveren sıfatı taşımadığını, davacının herhangi bir alacağının bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 27.02.2018 tarihli kararı ile; toplanan kanıtlar ve alınan bilirkişi raporuna dayanılarak kesinleşmiş muvazaa tespiti nedeniyle davacının dava dışı alt işveren Şirketlerde geçen çalışmaları yönünden başlangıçtan itibaren davalı ... Üniversitenin işçisi olarak kabul edilmesi gerektiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin 27.02.2018 tarihli kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 47. Hukuk Dairesinin 24.02.2021 tarihli kararı ile; İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve kanuna uygun olduğu gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi ............... Hukuk Dairesinin 24.02.2021 tarihli kararının süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairenin 30.09.2021 tarihli kararı ile; kesinleşen müfettiş raporu ile muvazaaya dayalı olduğu tespit edilen sözleşmelerin geçerli olduğu dönem yönünden hesaplanan ve hüküm altına alınan alacaklar bakımından Mahkeme kararının doğru olduğu, diğer dönemler yönünden ise herhangi bir inceleme, araştırma yapılmadan muvazaanın kabul edilmesinin doğru olmadığı gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozularak ortadan kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin 07.06.2022 tarihli kararı ile bozmaya uyulmasına karar verilerek yapılan yargılama sonucunda; Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı iş müfettişlerinin tespit ve kontrolü ile birlikte kesinleşen İstanbul 4. İş Mahkemesinin 04.02.2010 tarihli ve 2009/249 Esas, 2010/45 Karar sayılı kararı sonrasında muvazaa kabul edilen işlerin, yapılan tüm döneme ilişkin hizmet alım sözleşmelerinde de aynen ve tekrar devam ettiği, ihale sözleşmeleri ve şartnameler birbiri ile benzer düzenlemeler içerdiğinden muvazaa tespitinin tüm ihale dönemleri için geçerli olduğu, ayrıca tıbbi sekreter olarak çalışan emsal işçi dosyasında da yüklenici firmalar ile davalı İdare arasındaki iş ilişkisinin muvazaalı olduğuna karar verildiği ve kararın Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin 25.01.2021 tarihli ve 2019/3391 Esas, 2021/2003 Karar sayılı kararı ile onandığı, dolayısıyla davacının yüklenici firmalar uhdesindeki tüm çalışma süresi bakımından işe başladığı tarihten itibaren davalı İdarenin işçisi sayılması gerektiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin 07.06.2022 tarihli kararının süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairenin 12.01.2023 tarihli kararı ile; davalının diğer temyiz itirazlarının reddine karar verilerek, 30.01.2009 tarihli Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı İş Müfettişleri inceleme raporu ile muvazaalı olduğu tespit edilen dönem dışındaki hesaplama dönemi bakımından; 4857 sayılı İş Kanunu'nun (4857 sayılı Kanun) 2. maddesine uygun şekilde kurulan bir asıl işveren alt işveren ilişkisi bulunduğu ve davalı İdare ile yüklenici firmalar arasındaki bu ilişkinin muvazaalı olmadığı kabul edilerek sonuca gidilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesinin hatalı olduğu gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesi kararının ikinci kez bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; bozma kararı gözetilerek eksik işlemlerin tamamlandığı, bozma kararı ile bağlı kalınarak inceleme yapıldığı gerekçesiyle bilirkişi raporu doğrultusunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde;
1. Müvekkili Kurum harçtan muaf olmasına rağmen harç ödemelerine hükmedilmesinin hukuka aykırı olduğunu,
2. Davacının yaptığı işin yardımcı iş niteliğinde olduğunu, muvazaa bulunmadığını,
3. Davacı alt işveren işçisi olduğundan ilave tediye alacağının kabulüne karar verilmesinin mevzuata aykırı olduğunu,
4. Davacının yol ücreti talep etme hakkının bulunmadığını,
5. Ödenmeyen ücret taleplerinin müvekkiline yükletilmesinin mümkün olmadığını,
6. Yüklenici firmalar ile imzalanan hizmet alım sözleşmelerinin teknik şartnamelerde işçilere brüt asgari ücretin belli bir oranında zamlı ücret ödeneceğinin düzenlendiğini, bu düzenlemeye göre dosyaya sunulan ücret bordrolarında görüleceği üzere asgari ücretin değiştiği dönemlere bağlı olarak davacının iddiasının aksine işçilere ödenen ücret de azalma olmadığının anlaşılacağını,
7. Hükmedilen faiz türünün hatalı olduğunu ileri sürmüştür.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık; kesinleşen muvazaa tespitinin bulunduğu dönemden sonrası için davalı İdare ile yüklenici firmalar arasında asıl işveren alt işveren ilişkisinin kanuna uygun kurulup kurulmadığı ve muvazaaya dayanıp dayanmadığı, işçinin yazılı onayı olmaksızın ücretinin düşürülüp düşürülmediği, ilave tediye alacağı ve yol ücreti alacaklarına ilişkindir.
1. Temyizen incelenen İlk Derece Mahkeme kararında ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı ve bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; davalı vekilinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. İlk Derece Mahkemesince hükme esas alınan 15.10.2024 tarihli bilirkişi raporunda, 2012 Temmuz döneminden itibaren davacının rızası olmaksızın ücretinin düşürüldüğü kabul edilerek fark ücret alacağı hesaplanmış; İlk Derece Mahkemesince bu alacak hüküm altına alınmıştır. Dosya kapsamında alınan 29.07.2017 tarihli bilirkişi raporunda ise 2012 yılı Temmuz ayına kadar davacıya asgari ücretin %60 fazlası aylık ücret ödenirken, 2012 yılı Temmuz ayından itibaren brüt asgari ücretin %55 fazlası aylık ücret ödendiği, davacının ücretinin düşürülmesinin çalışma koşullarında esaslı değişiklik olduğu, davacının bu değişikliği kabul ettiğine dair delil bulunmadığı belirtilmiştir.
Şu hâlde davacının ücretinin ihale şartname veya sözleşmelerine göre belirlendiği ve davacının ücretinin düşürülmesine muvafakati bulunmadığı anlaşılmaktadır.
İhale şartname veya sözleşmesinde belirlenen ücretin etkisi ile ilgili olarak Dairemizce yapılan değerlendirmede; işçinin ihale ile belirlenen ücreti talep edebileceği, ancak bu ücretin asgari ücretle irtibatlandırılması durumunda, sonraki ihalede asgari ücretle bağlantı kurulmadığı takdirde ihalenin bitimi ile bu bağlantının kesileceği kabul edilmiştir. Diğer yandan, yeni ihalede asgari ücretle bağlantıda daha düşük bir katsayının belirlenmesi durumunda ise 4857 sayılı Kanun'un 22. maddesi uyarınca bu ücretin altına düşmemek kaydıyla, asgari ücretle bağlantısı kesilen önceki ücretin uygulanmasına devam edilmelidir.
Yukarıda yapılan açıklamalara göre somut olayda fark ücret alacağı hesaplanırken; davacının düşürülmeden önceki en son ücreti, sonraki dönemler için asgari olarak sabit şekilde ödenmesi gereken ücret miktarı olarak kabul edilmeli, yeni ihalede asgari ücretle bağlantıda daha düşük bir katsayı belirlendiğinde yeni ihale ile belirlenen ücretin de altına düşmemek kaydıyla, asgari ücretle bağlantısı kesilen önceki ücretin uygulanmasına devam edilmelidir. Bu husus gözetilmeden karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
3. İlave tediye alacağının hesaplanması da taraflar arasında uyuşmazlık konusudur. Bozma kararında; 30.01.2009 tarihli Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı İş Müfettişleri inceleme raporu ile muvazaalı olduğu tespit edilen dönem dışındaki hesaplama dönemi bakımından, 4857 sayılı Kanun'un 2. maddesine uygun şekilde kurulan bir asıl işveren alt işveren ilişkisi bulunduğu ve davalı İdare ile yüklenici firmalar arasındaki bu ilişkinin muvazaalı olmadığı kabul edilerek sonuca gidilmesi gerektiği belirtilmiştir. İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyulmasına karar verilmiş; ancak 30.06.2011-30.06.2014 tarihleri arasındaki dönem için hesaplanan bilirkişi raporu doğrultusunda ilave tediye alacağı hüküm altına alınmıştır. 30.01.2009 tarihli Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı İş Müfettişleri inceleme raporu ile muvazaalı olduğu tespit edilen dönem dışındaki hesaplama dönemi bakımından davalı Üniversite ile dava dışı işverenler arasındaki asıl işveren alt işveren ilişkisinin muvazaalı olmadığı kabul edildiğinden, muvazaalı kabul edilmeyen dönem bakımından davacının ilave tediye alacağına hak kazandığının kabulü hatalıdır. İlk Derece Mahkemesince yapılacak iş, davalının süresinde sunduğu cevap dilekçesinde zamanaşımı def'inde bulunduğu göz önünde bulundurularak, sadece muvazaalı kabul edilen dönem bakımından varsa ilave tediye alacağının hesaplanarak hüküm altına alınmasıdır.
4. Diğer yandan davalı Kurum harçtan muaf olmasına rağmen, İlk Derece Mahkemesince davacı tarafından yatırılan harçların davacıya iadesi yerine yargılama giderleri içerisinde davalıdan tahsiline karar verilmesi de hatalı olmuştur. Yine aynı şekilde bakiye karar ve ilâm harcının davalıdan alınarak Hazineye gelir kaydedilmesine karar verilmesi de isabetsizdir.
VII. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
23.06.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.