Yargıtay 9. Hukuk Dairesi E.2025/3642 K.2025/5344
9. Hukuk Dairesi 2025/3642 E. , 2025/5344 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 30. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2025/602 E., 2025/457 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 85. İş Mahkemesi
SAYISI : 2024/605 E., 2024/92 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin ..................ve Hayvancılık İl Müdürlüğünde işçi olarak çalıştığını, 08.11.2017 tarihinde ..............Kurumu İl Müdürlüğüne kendisine yaşlılık aylığı bağlanıp bağlanamayacağı hususunda görüş bildirmesi talebinde bulunduğunu, 23.11.2017 tarihli yazıda yaşlılık aylığı almaya hak kazandığının bildirilmesi üzerine 05.02.2018 tarihinde emekliye ayrılmak için davalı Bakanlığa dilekçe verdiğini, 14.03.2018 tarihinde emekliye ayrılarak 14.03.2018 tarihinde yaşlılık aylığı bağlanması için başvurduğunu, bu başvuru üzerine müvekkiline yaşlılık aylığı verilemeyeceğinin bildirildiğini, bunun üzerine müvekkilinin tekrar işe başlatılması için davalı Bakanlığa müracaat ettiğini, müvekkilinin 11.12.2018 tarihinde çalışmaya başladığını, yaklaşık 9 ay bürokrasinin geç işlemesi sebebiyle ücret ve sosyal haklarından mahrum kaldığını, hak kayıplarını tazmini gerektiğini ileri sürerek 14.03.2018-11.12.2018 tarihleri arasındaki ödenmeyen ücret alacağı, ikramiye alacağı, ilave tediye ve diğer sosyal haklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davanın Sosyal Güvenlik Kurumuna açılması gerektiğini, davacının emekliye ayrılmasında Bakanlığın takdir yetkisinin olmadığını, davacının başvurusu üzerine yeniden işe başlatıldığını ileri sürerek davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; talep konusu olan 14.03.2018-11.12.2018 tarihleri arasındaki dönemde davacının davalı nezdinde işçi olarak çalışmadığı, dava konusu talep dikkate alındığında taraflar arasında iş ilişkisinden kaynaklanan bir uyuşmazlık bulunmadığı, davalı Bakanlığın bu dönem zarfında tesis ettiği idari işlem/eylemlerinden kaynaklanan eldeki davada adli yargının görevli olmadığı, uyuşmazlığın çözüm yerinin idari yargı olduğu gerekçesi ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 114/1-(b) ve 115. maddeleri uyarınca yargı yolunun caiz olmaması sebebiyle dava şartı yokluğundan davanın usulden reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, İlk Derece Mahkemesinin davanın reddine dair gerekçelerinin yerinde olduğu belirtilerek istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde;
1. Toplu iş sözleşmeleri ve işçilerin haklarına ilişkin davaların 4857 sayılı İş Kanunu'na tâbi olduğunu,
2. Taraflar arasındaki uyuşmazlığın iş sözleşmesinden kaynaklandığını, bu nedenle iş mahkemelerinin görevli olduğunu ileri sürmüştür.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, davacının iş sözleşmesinden doğduğu ileri sürülen ücret alacağı, ikramiye alacağı, ilave tediye ve diğer sosyal haklara ilişkin talepleri bakımından yargı yolunun caiz olup olmadığına ilişkindir.
7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu'nun (7036 sayılı Kanun) 5. maddesine göre, iş mahkemelerinin görevi:
“İş mahkemeleri;
a) 5953 sayılı Kanuna tabi gazeteciler, 854 sayılı Kanuna tabi gemiadamları, 22/5/2003 tarihli ve 4857 sayılı İş Kanununa veya 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun İkinci Kısmının Altıncı Bölümünde düzenlenen hizmet sözleşmelerine tabi işçiler ile işveren veya işveren vekilleri arasında, iş ilişkisi nedeniyle sözleşmeden veya kanundan doğan her türlü hukuk uyuşmazlıklarına,
b) İdari para cezalarına itirazlar ile 5510 sayılı Kanunun geçici 4 üncü maddesi kapsamındaki uyuşmazlıklar hariç olmak üzere Sosyal Güvenlik Kurumu veya Türkiye İş Kurumunun taraf olduğu iş ve sosyal güvenlik mevzuatından kaynaklanan uyuşmazlıklara,
c) Diğer kanunlarda iş mahkemelerinin görevli olduğu belirtilen uyuşmazlıklara, ilişkin dava ve işlere bakar." şeklinde düzenlenmiştir.
Kanun'un 5/1-(a) hükmüne göre iş mahkemelerinin görevini belirleyen ölçüt, ilgili hükümde sayılan iş sözleşmelerine tâbi işçi ile işverenler veya işveren vekilleri arasında iş ilişkisi nedeniyle sözleşmeden veya kanundan doğan bir hukuk uyuşmazlığı bulunmasıdır. İlgili maddenin bu bendine göre tarafların işçi ve işveren (veya işveren vekili) olmalarının yanında uyuşmazlığın iş ilişkisi nedeniyle iş sözleşmesinden veya kanundan doğması gerekir.
Somut olayda, davacı 14.03.2018 - 11.12.2018 tarihleri arasındaki ödenmeyen ücret alacağı, ikramiye alacağı, ilave tediye ve diğer sosyal haklarının davalıdan tahsilini talep etmiştir. Mahkemece, taraflar arasında iş ilişkisinden kaynaklanan bir uyuşmazlık bulunmadığı gerekçesiyle 6100 sayılı Kanun'un 114/1-(b) ve 115. maddeleri uyarınca davanın, yargı yolunun caiz olmaması sebebiyle dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmiştir. Ancak davacının davalıya ait işyerinde çalıştığı sırada emeklilik sebebiyle çıkışının yapıldığı, yaşlılık aylığı bağlanamayacağının anlaşılması üzerine işverence yeniden işe başlatıldığı, taraflar arasında işçi işveren ilişkisi bulunduğu dosya kapsamı ile sabittir. Davacı da davalıya ait işyerinde işçi olarak çalıştığı sırada kurum hatası sonucu emekliye ayrıldığını iddia ederek emekliliğe ayrılmaması gereken döneme ilişkin iş sözleşmesinden kaynaklanan alacaklarının tahsilini talep etmiştir. Mahkemece söz konusu talepler bakımından iş mahkemesinin görevli olduğu kabul edilerek işin esasına girilmesi gerekirken davanın usulden reddedilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Bozma sebebine göre diğer temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
23.06.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.