Yargıtay 9. Hukuk Dairesi E.2025/3956 K.2025/5350

🏛️ 9. Hukuk Dairesi 📁 E. 2025/3956 📋 K. 2025/5350 📅 23.06.2025

9. Hukuk Dairesi         2025/3956 E.  ,  2025/5350 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 52. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/1750 E., 2024/1871 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 3. İş Mahkemesi
SAYISI : 2020/360 E., 2021/4 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı yargılamanın iadesini talep eden davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi.
Yargılamanın iadesini talep eden davalı vekilince temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılması istenilmiş ise de 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369/2 hükmü gereğince duruşma isteğinin miktardan reddi ile incelemenin dosya üzerinden yapılmasına karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Yargılamanın iadesini talep eden davalı vekili dilekçesinde; müvekkili Şirketin yeni yetkilisinin ortak değişikliğinden sonra davacı işçiyi hiç görmediğini, birlikte çalışmadıklarını, bu dava ile yeni ortağın davacı işçiden haberdar olduğunu, müvekkili Şirket yetkilisinin 24 Eylül 2020 tarihinde tahliye olmasından sonra diğer çalışanlardan davacının Mayıs 2017 tarihinde yurt dışına gittiği bilgisine ulaştıklarını, davacının Şirkette 2017 yılı Mayıs ayında ortak değişikliği yapılmasından hemen sonra davacının izinsiz olarak yurt dışına gittiğini ve işyerine gelmediğini, tanıkların bu durumu bildikleri hâlde bilerek 6100 sayılı Kanun'un 255 ve 264. maddelerine aykırı beyanda bulunduklarını, Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) kayıtlarına göre davacının 2005 yılında işe başlamış olduğu sabit olmasına rağmen tanıkların davacı işçinin 2001 yılından müvekkili Şirkette çalıştıklarını beyan ettiklerini, tanıkların bilerek ve isteyerek yalan beyanda bulunarak davacının haksız menfaat elde etmesine sebep olduklarını, tanıkların davacının genel müdür olarak çalıştığına ve davacının aldığı ücrete, davacının fazla çalışma yaptığına ilişkin beyanlarının gerçeği yansıtmadığını, tanık ..........'nın başka bir işyerinde çalıştığını bu nedenle müvekkili Şirketteki çalışanların ne kadar çalıştıklarını, ücretlerinin ne kadar elden ödendiğini, ne kadarının bankadan yatırıldığını bilmesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, tanık ............'nın müvekkili Şirkete zarar vermek için yalan tanıklık yaptığını, tanıklarla ilgili İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunduklarını, bilirkişinin kasten gerçeğe aykırı beyanda bulunduğunu, müvekkili Şirket davada vekil ile temsil edildiği hâlde bilirkişi raporları ve gerekçeli karar tebligatlarının vekile gönderilmeyerek müvekkili Şirket aleyhine hak kaybına yol açıldığını, bu durumun da yargılamanın yenilenmesini gerektirdiğini ileri sürerek yargılamanın iadesine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davacı işçi vekili yargılamanın iadesi talebine yönelik cevap dilekçesinde; davalı tarafın davadan haberi olduğu gibi tüm işlemler hakkında da bilgi sahibi olduğunu, davalı tarafın icra dosyasına yaptıkları itirazların reddedildiğini, davalının soyut beyanlarla yargılamanın yenilenmesi yoluna başvurduğunu savunarak yargılamanın yenilenmesi talebinin reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
1. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; 6100 sayılı Kanun'un 375. maddesinde yargılamanın iadesine neden olan hususların düzenlediği, dava konusu edilen ve yargılamanın iade sebebi olarak gösterilen hususların yargılamanın iadesi sebepleri arasında düzenlenmediği, beyanları hükme esas alınan tanıklar hakkında yalan tanıklık ile ilgili olarak kesinleşmiş bir ceza mahkumiyet kararının bulunmadığı, dosyadaki tebligatların mevzuata uygun şekilde yapıldığı, bilirkişi raporunun da aynı şekilde usul ve yasaya uygun şekilde düzenlenmiş olduğu gerekçesiyle talebin reddine karar verilmiştir.
2. İlk Derece Mahkemesi kararının yargılamanın iadesini talep eden davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, İlk Derece Mahkemesince 22.02.2021 tarihli ek karar ile yargılamanın iadesini talep eden davalı vekilinin istinaf başvurusunun süreden reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde yargılamanın iadesini talep eden davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; İlk Derece Mahkemesi tarafından 12.01.2021 tarihli gerekçeli karar yargılamanın iadesini isteyen davalı vekiline tebliğ edilmeden önce 15.02.2021 tarihinde yargılamanın yenilenmesini isteyen davalı vekilinin gerekçeli karara karşı istinaf dilekçesini verdiği, 22.02.2021 tarihli ek karar ile istinaf dilekçesinin süresinde verilmemesi nedeni ile istinaf dilekçesinin reddinin hatalı olduğu gerekçesiyle ek karara yönelik istinaf başvurusunun kabulüne karar verildikten sonra esasa yönelik incelemede; yargılaması yenilenmesi istenen İstanbul 3. İş Mahkemesinin 2017/556 Esas sayılı dava dosyasında davalı Şirket adına çıkarılan ön inceleme duruşma gününü bildiren ve dava dilekçesini içeren ilk tebligatın 05.01.2018 tarihinde davalı Şirkete usulüne uygun olarak tebliğ edildiği, ön inceleme duruşmasına davacı vekili ile davalı ... temsilen Avukat ............nın hazır olduğu hâlde yapıldığı, davalı vekilinin "Vekâtletnameyi yeni aldık. İki haftalık süre içinde beyanda bulunacağız." şeklinde beyanda bulunduğu, sonraki aşamalarda davalı vekilinin vekâletnamesini sunmadığı gibi duruşmalara katılmadığı, bilirkişi raporunun davalı Şirkete tebliğe çıkarıldığı, tebligatın bila-ikmal dönmesinden sonra adres araştırması yapılarak Şirketin ".................Çarşı Blok Sk. ................. Çarşı Apt. No:1/1/428 .................../İstanbul" olan ticaret sicil adresinin değişmediği tespitinden sonra aynı adrese 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 35. maddesine göre çıkarılan tebligatın usulüne uygun olarak yapıldığı ve sonraki tebligatların aynı usule uygun olarak yapıldığı, davalı Şirkete ait işyeri dâhil olmak üzere site içerisinde bulunan tüm işyerlerinin kapı numaralarının değiştirildiği, davalı Şirkete ait işyeri kapı numarasının da 376 olarak değiştirildiği, dolayısıyla İstanbul Ticaret Odasında kayıtlı davalı Şirkete ait 428 kapı numarasının site içerisinde başka bir işyerine verildiği ve bu nedenle posta memurunun kapı numaraları konusunda yeterli araştırma yapmadan tebligatı site içerinde yanlış adrese tebligat yaptığının düşünüldüğü ileri sürülmüş ise de, adresin yanlış görünmesinde davacının sorumluluğu bulunmadığı gibi adresin değiştiğine ilişkin savunmanın İlk Derece Mahkemesi yargılaması aşamasında hiçbir şekilde ileri sürülmediği, istinaf aşamasında bu savunmanın dinlenemeyeceği, diğer yandan İlk Derece Mahkemesinin 2017/556 Esas sayılı dosyasında davalıyı temsilen Avukat .....'nın katılım sağladığı ancak duruşmada kendisine vekâlet sunumu için süre verilmediği ileri sürülmüş ise de 6100 sayılı Kanun'un 76/1 ve 77/1 hükümleri uyarınca vekâletname sunma yükümlülüğünün vekile ait olduğu, 05.01.2018 tarihinde yapılan duruşmaya davalı ... temsilen Avukat ..............'nın katıldığı ve duruşmada vekilin "Vekâtletnameyi yeni aldık. İki haftalık süre içinde beyanda bulunacağız." şeklinde beyanda bulunduğu, vekâlet sunumu için kendisine süre verilmesini istemediği gibi sonraki aşamalarda davalı vekilinin vekâletnamesini sunmadığı ve duruşmalara katılmadığı, İlk Derece Mahkemesi tarafından davalı vekilinin duruşmaya hiç katılmamış gibi yargılamaya devamla hüküm kurmasının usule uygun olduğu gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Yargılamanın iadesini talep eden davalı vekili temyiz dilekçesinde;
1. İstanbul 3. İş Mahkemesinin 2017/556 Esas, 2019/4 Karar sayılı kararının usulüne uygun tebliğ edilmediğini, davalı Şirkete ait işyeri dâhil olmak üzere site içerisinde bulunan tüm işyerlerinin kapı numaralarının değiştirildiğini, davalı Şirkete ait işyeri kapı numarasının da 376 olarak değiştirildiğini, dolayısıyla İstanbul Ticaret Odasında kayıtlı davalı Şirkete ait 428 kapı numarasının site içerisinde başka bir işyerine verildiğini ve bu nedenle posta memurunun kapı numaraları konusunda yeterli araştırma yapmadan tebligatı site içerinde yanlış adrese tebliğ ettiğini düşündüklerini,
2. Müvekkili vekil tayin etmesine ve vekil ile katılım sağlamasına rağmen bütün tebligatların usulsüz olarak vekil yerine davalı müvekkiline yapıldığını, ayrıca müvekkili Şirkete yapılan tebligatların da usulsüz olduğunu, müvekkili Şirketin tek yetkilisi ve ortağı olan ................., Mayıs 2019-Eylül 2020 tarihleri arasında tutuklu olduğu için tebligat usulsüzlüğü ile ilgili araştırma yapamadığını,
3. Davacının 2017 yılı Mayıs ayında yurt dışına gitmiş olduğunu sonradan öğrendiklerini, bu durumun yurt dışı kayıtlarıyla ispatlanacağını,
4. Dosyada dinlenen tanıkların yalan tanıklık yaptıklarını,
5. .......... kayıtlarına göre davacının 2001-2005 yılları arasında başka şirkette çalıştığı sabit olmasına rağmen bilirkişinin davacı işçinin 2001-2017 yılları arasında müvekkili Şirkette çalıştığını belirterek hesaplamalar yaptığını, bilirkişinin kasten gerçeğe aykırı beyanda bulunduğunu ileri sürmüştür.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, 6100 sayılı Kanun'un 375. maddesi uyarınca yargılamanın iadesi sebeplerinin mevcut olup olmadığı noktasındadır.
Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup yargılamanın iadesini talep eden davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
23.06.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.