Yargıtay 9. Hukuk Dairesi E.2025/4776 K.2025/5338
9. Hukuk Dairesi 2025/4776 E. , 2025/5338 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 30. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2025/659 E., 2025/787 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 24. İş Mahkemesi
SAYISI : 2024/228 E., 2024/602 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 11.04.2022-11.09.2023 tarihleri arasında davalı işyerinde çalıştığını, iş sözleşmesinin 11.09.2023 tarihinde davalı işveren tarafından haksız olarak feshedildiğini, usule, kanuna ve arabuluculuk ilkelerine aykırı olarak düzenlenen arabuluculuk toplantısı sonucunda müvekkilinin baskı altında kalarak yasal haklarının çok altında bir tutarı almaya zorlandığını, müvekkilinin iş sözleşmesinin haksız olarak feshinden ve uğradığı mobbingden doğan haklarının ikame edilebilmesi için davaya konu arabuluculuk anlaşma tutanağının, davacının iradesinin imza anında sakat olması sebebi ile iptalinin gerektiğini ileri sürerek ihtiyari arabuluculuk faaliyeti sonrası düzenlenen anlaşma tutanağının iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının davalı işyerinde 11.04.2022 tarihinden iş sözleşmesini istifaen sona erdirdiği 11.09.2023 tarihine kadar çalıştığını, son net ücretinin 1.530,00 USD olduğunu, davacının iddialarının gerçeği yansıtmadığını, taraflar arasında yürütülen ihtiyari arabuluculuk sürecinin bu kurumun amacına ve ruhuna uygun şekilde yapıldığını, davacıya yasal hak edişinin dahi üzerinde ek menfaat sağlanıp tarafların serbest iradeleriyle anlaşmayı imzaladıklarını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Bölge Adliye Mahkemesinin 24.04.2024 tarihli kaldırma kararı üzerine İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; somut olayda her ne kadar davacı gabin iddiasında bulunmuş ise de davacının zor durumda kaldığına veya düşüncesizliğinden ya da deneyimsizliğinden yararlanarak arabuluculuk sözleşmesinin imzalandığının ispat edilmediği, davacının davalı işyerinde 1,5 yıl çalışması, iş tecrübesi, yaşı ve uzun zamandır bu mesleği icra etmesi nedenleriyle haklarını bilebilecek durumda olduğu, davacının kendi ... iradesi ile arabuluculuk görüşmelerine katıldığı ve anlaşılan miktar üzerinde tutanağın düzenlendiği, kaldı ki davacı istifa etmiş olmasına rağmen davalı tarafından kendisine kıdem ve ihbar tazminatları ile birlikte fazladan ücret ödendiğinin tespit edildiği, yine davacı anlaşma tutanağının imzalanması için kendisine baskı yapıldığını iddia etmiş ise de bu iddiasına itibar edilmediği, davacının iş sözleşmesinin feshi ve sonrasında yürütülen arabuluculuk görüşmelerinin tamamen davacının inisiyatifinde yapıldığı, davacı tarafından dosyaya ibraz edilen Whatsapp yazışmaları ve bu yazışmaları teyit eden davalı tanığı Z.G.Ç'nin beyanları incelendiğinde sürecin tamamen davacının inisiyatifinde gerçekleştiği ve kendisine herhangi bir baskının yapılmadığının anlaşıldığı, davacı istifa etmek istemesine rağmen davalı tarafından arabuluculuk görüşmeleri sonucunda kendisine kıdem ve ihbar tazminatları, ücret ve diğer alacakların ödeneceği belirtilerek toplam 5.319,57 USD üzerinden anlaşma tutanağı düzenlendiği, tarafların arabulucuya başvurmalarının sözleşmenin feshine göre değerlendirilebilecek bir husus olmadığı, sözleşmenin ne şekilde feshedildiğinden çok tarafların alacaklarının bulunup bulunmadığı ve bu alacaklar noktasında taraf iradelerinin anlaşma ile sonuçlanıp sonuçlanmadığı ve söz konusu alacaklar yönünde müzakere yapılıp yapılmadığının önem arz ettiği, Whatsapp yazışmaları ve tanık beyanlarından anlaşılacağı üzere davacının taleplerinin davalı tarafından değerlendirildiği, tarafların iradesinin arabuluculuk anlaşma tutanağı ile vücut bulduğu, tamamen davacının inisiyatifine göre yapılan bir işlemde davacıya baskı yapıldığının, arabuluculuk anlaşma tutanağının kanuna aykırı bir şekilde düzenlendiğinin ileri sürülmesinin iyiniyet kurallarına ve kanuna aykırı olduğu, davacının kendisine baskı yapıldığını ispat edemediği, davacı tarafından iradeyi sakatlayan gabin, hata ve hile iddialarıyla birlikte birtakım soyut iddiaların ileri sürüldüğü ancak bu iddiaları kanıtlayacak delillerin sunulmadığı, arabulucunun tarafsız olmadığı iddialarına da itibar edilmediği, yine arabuluculuk toplantısının işyeri merkezinde yapılmasını engelleyecek herhangi bir yasal düzenlemenin bulunmadığı, kaldırma kararından sonra gerek dinlenen tanık beyanlarında gerekse davacının beyanlarında, arabuluculuk anlaşma tutanağının iptalini gerektirir herhangi bir sonuca ulaşılamadığı, her ne kadar davacı isticvabında baskıya maruz kaldığını iddia etmiş ise de kendi cep telefonundan gönderdiği Whatsapp görüşmelerinin kendi iddiasını çürütecek mahiyette olduğu, yazılı belge varken davacının söz konusu beyanlarına itibar edilemeyeceği, bu nedenlerle davacının iddialarını ispat edemediği ve düzenlenen anlaşma tutanağının kanun ve yönetmeliğe uygun olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; somut uyuşmazlıkta ihtiyari arabuluculuk görüşmelerinin 12.09.2023 tarihinde başladığı, arabuluculuk görüşmelerine davacının telekonferans yoluyla katıldığı, aynı tarihte tarafların kıdem ve ihbar tazminatları, ücret, yıllık ücretli izin ve prim alacağı konusunda toplam 5.319,57 USD üzerinden ve bu miktarın 13.09.2023 tarihinde ödeneceği hususunda anlaştıklarına ilişkin anlaşma belgesi düzenlendiği, Sosyal Güvenlik Kurumu kayıtlarına göre davacının, Kod (03) (belirsiz süreli iş sözleşmesinin işçi tarafından feshi-istifa) ile işten ayrıldığının 11.09.2023 tarihinde Kuruma bildirildiği, fesihten bir gün sonra ihtiyari arabuluculuğa başvurulduğu, arabulucu belirleme tutanağında arabuluculunun taraflarca belirlendiği yazılı ise de bu hususun somut delillerle ispatlanamadığı, yine arabulucunun görevlendirildiği, aydınlatma yükümlülüğünü yerine getirdiği, tarafların anlaşma belgesinde sayılan tüm alacaklar üzerinde müzakere ettikten sonra anlaştıkları belirtilmiş ise de tüm bu işlemlerin aynı gün içerisinde gerçekleştiğinin kabul edilemeyeceği, öncelikle arabulucuya başvurulmadan önce taraflar arasında hangi konuda ve nasıl bir uyuşmazlık çıktığının ortaya konulamadığı, diğer taraftan arabuluculuk yönteminin fesih işleminin ve buna bağlı ödemelerin yapılması amacıyla bir araç olarak kullanılamayacağı, arabuluculukta temel amacın mevcut bir uyuşmazlığın müzakere edilerek çözülmesi olduğu, arabuluculuğun bu amaç dışına çıkılarak özellikle salt işçinin ileride dava açmasını engellemek amacıyla kullanılacak bir yöntem olmadığı, fesih işlemi ve buna ilişkin ödemeler arabulucu aracılığıyla gerçekleştirildiğinden somut olayda, taraflar arasında mevcut bir uyuşmazlığın çözümünden ziyade, usulüne uygun bir müzakere ortamı da sağlanmadan, salt dava açma hakkını ortadan kaldırmak amacıyla hareket edildiği sonucuna ulaşıldığı, bu sebeplerle 12.09.2023 tarihli anlaşma belgesinin geçerli bir arabuluculuk anlaşma belgesi olmadığı, davanın kabulü gerekirken, davanın reddine karar verilmesinin hatalı olduğu gerekçesiyle davacının istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulü ile 2023/477839 Esas sayılı ihtiyari arabuluculuk faaliyetinin sona ermesine ilişkin anlaşma belgesinin iptaline karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde;
1. Davacı ile insan kaynakları direktörü arasında dosyaya sunulan Whatsapp mesaj içeriklerinden anlaşıldığı üzere müvekkili Şirket tarafından davacıya iş sözleşmesinin tasfiye süreci hususunda düşünmesi ve bir avukattan destek alması için gerekli sürenin verildiğini,
2. Taraflar arasında yürütülen ihtiyari arabuluculuk sürecinin bu kurumun amacına ve usule uygun olarak yürütüldüğünü, davacıya yasal hak edişinin dahi üzerinde ek menfaat sağlandığını ve tarafların serbest iradeleriyle anlaşmayı imzaladıklarını, böyle bir ihtiyari arabuluculuk sürecinde dahi soyut gerekçeler üzerinden tutanakların iptal edilmesinin ihtiyari arabuluculuk kurumunun işlevsiz hâle getirilmesi anlamına geldiğini, hiçbir hukuki dayanak olmadan böyle bir yaklaşım sergilenmesinin hukuki güvenliği ortadan kaldırdığını,
3. Davacının arabulucunun ortak olarak belirlenmediği, davalı Şirketle ilişkisi olduğu, taraflı davrandığı iddialarını da ispatlayamadığını, arabulucunun taraflarca ortak olarak belirlendiği noktasında davacının imzasını havi Arabulucu Belirleme Tutanağı'nın yeterli olduğunu, ilave bir somut delil bulunmamasının iptal kararına gerekçe yapılamayacağını,
4. Arabuluculuk ilk oturum tutanağı incelendiğinde tarafların arabulucu tarafından süreç hakkında bilgilendirildiğinin görüleceğini, normal şartlar altında bir işçinin işyerinden istifaen ayrılması hâlinde kendisine kıdem ve ihbar tazminatı ile ek menfaat ödemesi yapılmadığını, somut olayda davacının işverene, bahse konu alacakların kendisine ödenmesi kaydıyla istifa edeceğine dair şartlı istifa dilekçesi sunması ve kendisine ödenecek tutarların tespiti, müzakeresi konulu bir uyuşmazlık meydana geldiğini ve tarafların bu uyuşmazlığın ihtiyari arabuluculuk yöntemiyle çözümü ve davacının bu talebinin kabulüyle ödenecek tutarların tespiti amacıyla ihtiyari arabuluculuk anlaşması yapılmasında mutabık kaldıklarını, Bölge Adliye Mahkemesi kararında yer verilen, taraflar arasında ihtiyari arabulucuğa konu herhangi bir uyuşmazlığın bulunmadığı şeklindeki gerekçenin maddi olgulara aykırı olduğunu ileri sürmüştür.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, ihtiyari arabuluculuk anlaşma belgesinin 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/5 hükmü uyarınca geçerli bir anlaşma belgesi olup olmadığına ve iptalinin gerekip gerekmediğine ilişkindir.
Somut uyuşmazlıkta; davacı dava dilekçesinde, davalı işyerinde çalıştığı süre içerisinde davalı işverenin baskısı ile istifaya zorlandığını, akabinde yine zorlama ile arabuluculuk toplantısı yapıldığını, arabuluculuk sürecinin tarafsız, bağımsız olarak ve kanun ile yönetmeliğe uygun olarak yürütülmediğini, iradesini açıkça bozan sebepler ve işverenin aşırı yararlanma durumu bulunduğunu ileri sürerek ihtiyari arabuluculuk faaliyeti sonrası düzenlenen anlaşma tutanağının iptal edilmesini talep etmiştir.
Taraflar arasında imzalanan ihtiyari arabuluculuk anlaşma belgesi 12.09.2023 tarihli olup davacının istifa dilekçesi ise 11.09.2023 tarihlidir. Anlaşma belgesinde davacıya 13.09.2023 tarihinde ödenmek üzere kıdem ve ihbar tazminatı, prim alacağı, yıllık ücretli izin alacağı ve 11 günlük ücret alacağı olmak üzere toplam 5.319,57 USD bedelin ödenmesi hususunda anlaşılmıştır.
Dava dilekçesine ekli olarak sunulan davacı ile insan kaynakları direktörü .... arasında geçen Whatsapp mesaj içeriklerinden; arabuluculuk sürecinin davacının bilgisi dâhilinde gerçekleştirildiği, hatta bu süreç ile ilgili olarak davacının kendi avukat arkadaşlarından bilgi aldığı ve bu durumu insan kaynakları direktörü ...'ye bildirdiği anlaşılmaktadır. Bu yazışmaların arabuluculuk anlaşma belgesinin imzalandığı tarih olan 12.09.2023 tarihinden önceki hafta içerisinde başladığı ve birkaç gün devam ettiği görülmektedir.
Dosyada yer alan Whatsapp mesaj dökümlerine göre; davacının işten ayrılacağı yani bir fesih süreci içinde olduğu belli olup davacının işten ayrıldıktan sonra işsizlik ödeneği alabilmesi için Kuruma bildirilecek çıkış kodunun ne olacağı yönünde insan kaynakları direktörü .... ile aralarındaki yazışmaların devam ettiği, devam eden mesajlaşma sürecinde ara ara atılan mesajlarda ise arabuluculuk süreci ile ilgili konuların görüşüldüğü anlaşılmaktadır.
Tüm dosya kapsamı dikkate alındığında; dinlenen taraf tanık beyanları da davacının iddialarını ispata yeterli olmadığı gibi dosya içeriğinde yer alan Whatsapp mesaj içeriklerine göre davacının, dosya kapsamı ile örtüşmeyen soyut nitelikteki baskı iddiaları ile iradesinin imza anında sakat olduğu iddialarını yöntemince ispatladığından söz edilemez. Aksine arabuluculuk sürecinin şeffaf bir şekilde yürütüldüğü, düzenlenen arabuluculuk anlaşma tutanağının şekli anlamda da usul ve kanuna uygun olduğu ve arabuluculuk sürecinin davacının bilgisi dâhilinde gerçekleştirildiği açıkça ortadadır. İspatlanamayan davanın reddine karar verilmesi gerekirken, Bölge Adliye Mahkemesince, davanın reddine dair verilen İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak dosya kapsamındaki delillerle örtüşmeyen gerekçelerle davanın kabulüne karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA,Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine,Dosyanın Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,23.06.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.