Yargıtay 9. Hukuk Dairesi E.2025/2183 K.2025/4607
9. Hukuk Dairesi 2025/2183 E. , 2025/4607 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2024/2706 E., 2024/3307 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 56. İş Mahkemesi
SAYISI : 2024/6 E., 2024/327 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin çalıştığı ... ili ... Belediye Başkanlığının kapatılması neticesinde ihtiyaç fazlası personelin başka kurumlara devredilmesine ilişkin kanunlara göre 2010 yılında Sağlık Bakanlığına devredildiğini, dava dışı Belediyede çalıştığı dönemde Tüm Belediye ve ... Sendikası( ...) üyesi olduğunu, müvekkilinin davalı Bakanlığa tüm özlük hakları ile devredildiğini ve devirden sonra ... Sendikası üyesi olduğunu, Belediyede çalıştığı sürede ... Sendikasının tarafı olduğu toplu iş sözleşmelerinin uygulanmadığını ve düşük ücret üzerinden geçiş işlemi yapılarak nakil yevmiyesinin eksik gösterildiğini, fark alacaklar için açtıkları davanın lehine sonuçlandığını; ancak bu davada hesaplamaların 29.09.2017 tarihine kadar yapıldığını, 01.01.2017-31.12.2018 tarihleri arasında yürürlükte olan ve davalı ile nakil sonrası üyesi bulunduğu Sendika arasında bağıtlanan toplu iş sözleşmesinin 33. maddesine göre birinci yıl ikinci altı ay %5 oranındaki zam oranı ilk davada uygulandığından, sonraki dönemler için uygulanması gereken zam oranı ve enflasyon farkları uygulanarak olması gereken yevmiyesinin hesaplanması gerektiğini, 01.01.2019 tarihinden sonrası için yeni toplu iş görüşmeleri devam ettiği için önceki sözleşmenin mali hükümlerinin art etkisi ile dava tarihine kadar hesaplama yapılması gerektiğini ileri sürerek ücret farkı, ilave tediye farkı, ikramiye farkı alacaklarının hüküm altına alınmasını talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; talep konusu alacaklarının zamanaşımına uğradığını, nakil bildiriminde belirtilen yevmiyeye göre ödeme yapılması gerektiğini, davada husumetin davacının daha önce görev yaptığı Belediyeye yöneltilmesi gerektiğini, müvekkili Kurumun davacının nakil bildiriminde belirtilen ücretine göre işlem yaptığını ve hak ettiği tüm alacaklarının eksiksiz ödendiğini, davacının müvekkili İdareden herhangi bir alacağının olmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; Bölge Adliye Mahkemesinin ortadan kaldırma kararları doğrultusunda yargılamaya devam edilerek bu kararlarda belirtilen esaslar doğrultusunda hesap bilirkişisinden ek rapor alındığı, davacı tarafından aynı içerikle ve önceki döneme ait açılan dava dosyasında verilen kararların bozulması üzerine bozmaya uygun olarak verilen kararın temyiz denetiminden geçerek kesinleştiği ve davacının 14.10.2012-14.09.2017 tarihleri arasındaki fark ücret alacaklarının kabulüne karar verildiği, davacının 14.09.2017 tarihindeki yevmiyesinin 114,83 TL olarak tespit edildiği, taraflar arasındaki arabuluculuk süreci 07.08.2019 tarihinde başlamış olup anlaşmama son tutanağının 23.08.2019 tarihinde imzalandığı, bu sebeple hesaplamaların son tutanağın düzenlendiği 23.08.2019 tarihine kadar yapıldığı, 01.01.2017-31.12.2018 tarihleri arasında yürürlükte olan toplu iş sözleşmesinin ücret zamlarını düzenleyen 33. maddesinin, sözleşmenin yürürlük tarihinden sonra uygulanmaya devam edilmesine hukuken olanak bulunmadığından sonraki dönem için 2019 yılı Kamu Toplu İş Sözleşmeleri Çerçeve Anlaşma Protokolü uyarınca öngörülen zam oranlarına göre hesaplama yapıldığı açıklanarak davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı taraf vekillerince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; İlk Derece Mahkemesince Dairenin daha önce verdiği ortadan kaldırma kararları doğrultusunda alınan bilirkişi ek raporundaki hesaplamalar isabetli ise de taraflar arasındaki arabuluculuk sürecinin 07.08.2019 tarihinde başlamış olup, anlaşmama son tutanağının 23.08.2019 tarihinde imzalandığı, davaya konu edilen, arabuluculuk son tutanak tarihinden sonraki dönem yönünden, arabuluculuk dava şartının yerine getirilmediği dikkate alınarak davanın, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilmesi gerektiği, hükme esas alınan raporda hesaplamalar 23.08.2019 tarihine kadar yapılmış ise de ıslah ile artılan miktarların 26.08.2019 tarihine kadarki dönemi kapsadığı arabuluculuk son tutanak tarihi ile ıslah ile esas alınan hesaplama tarihleri arasındaki dönem yönünden dava şartı yokluğu nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmesi gerektiği, kararın sair yönlerden usul ve kanuna uygun olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü ortadan kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davaya konu 23.08.2019 - 26.08.2019 tarihi arasındaki dönem yönünden dava şartı yokluğu nedeniyle davanın usulden reddine, diğer dönem yönünden kısmen kabulüne karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde;
1. İlgili mevzuat gereğince devredilen işçilerin mevzuat ve toplu iş sözleşmeleri hükümlerine göre olması gereken ücret zamlarının tam ve eksiksiz olarak uygulanıp ödendiğini, davacının hak edip de ödenmeyen herhangi bir alacağının bulunmadığını,
2. Davacının 6111 Sayılı Bazı alacakların yeniden yapılandırılması ile Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ve Diğer Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun'un 166. maddesi gereğince yerel yönetimlerde norm kadro fazlası ve norm kadro dâhilinde olup ihtiyaç fazlası olarak müvekkili İdareye atandığını, Hastane tarafından davacıya yapılan ücret ödemesinin hukuka uygun olduğunu, bu kapsamda, Mahkemece celbedilen ücret bordrolarına bakıldığında iddia edildiği gibi eksik ödenen ücret bulunmadığının görüleceğini beyanla ve inceleme sırasında resen gözetilemesi gereken diğer nedenlerle kararın bozulması gerektiğini ileri sürmüştür.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, davacının ... Sendikasıyla (...) imzalanmış olan toplu iş sözleşmelerinden kaynaklanan işçilik alacaklarının bulunup bulunmadığı ile 01.01.2019 tarihinden itibaren bu toplu iş sözleşmelerine veya Kamu Çerçeve Protokolüne göre hesaplama yapılıp yapılamayacağına ilişkindir.
1.Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalı vekilinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2.Somut uyuşmazlıkta dava dilekçesinde yer alan taleplerin ilk dava tarihi olan 29.09.2017 tarihinden sonraki döneme ilişkin olduğu, daha önce açılan davada davacının yevmiyesinin 29.09.2017 tarihi itibarıyla tespit edildiğiı belirtilerek, bu yevmiyenin üzerine davalı İdare ile ... Sendikası arasında imzalanan 01.01.2017 - 31.12.2018 yürürlük süreli toplu iş sözleşmesinde öngörülen zamların uygulanması gerektiği, 01.01.2019 tarihinden sonraki dönem bakımından ise sonraki toplu iş sözleşmesinin prosedürü devam ettiğinden önceki toplu iş sözleşmesinin art etkisi ile dava tarihine kadar hesaplama yapılması gerektiği ileri sürülmüştür.
Davacı vekili 20.03.2020 tarihli ıslah dilekçesiyle 6356 sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu'na (6356 sayılı Kanun) eklenen ek 2. maddesine göre ... Sendikasının üyesi olduğu Türk İş Konfederasyonunun imzaladığı 2019 Yılı Kamu Toplu İş Sözleşmeleri Çerçeve Anlaşma Protokolü (Protokol) kapsamında belirlenen ücret zamlarını da 2019 yılı için hesaplamalara dâhil ederek ve 2019 yılı için henüz yeni toplu iş sözleşmesi imzalanmamış olsa da söz konusu maddeye göre toplu iş sözleşmesi yapılacağını da belirterek davasını ıslah etmiş, İlk Derece Mahkemesince hükme dayanak yapılan bilirkişi raporunda da davacı talebi doğrultusunda 29.09.2017-26.08.2019 tarihleri arasındaki dönem için hesaplama yapılmıştır. Bilirkişice 2019 yılı için hesaplama yapılırken dayanağın Çerçeve Protokol olduğu belirtilmiş ve İlk Derece Mahkemesince davacı vekilinin ıslah dilekçesindeki miktarlar üzerinden hüküm kurulmuştur.
Dosya içeriğine göre 2019 yılı ücret miktarına ayrıca Kamu Çerçeve Protokolü kapsamındaki ücret zamlarının dâhil edildiği ıslah dilekçesine göre sonuca gidilmesi yerinde olmamıştır. Şöyle ki 6356 Sayılı Kanun'un ek 2. maddesine göre ilgili maddede sayılan kurum, kuruluş veya şirketlerde çalışan işçilerin mali ve sosyal haklarını belirlemek üzere kamu toplu iş sözleşmeleri çerçeve anlaşma protokolü imzalanabilir. Uyuşmazlık konusu dönemde yürürlükte bulunan ek 2. maddenin son cümlesindeki düzenleme ile çerçeve anlaşma protokolleri yasal bir zemine oturtmaktan başka tarafları bağlayıcı bir nitelik de kazanmıştır (.. ....., Toplu İş Hukuku, İstanbul, 2020, s.345). Sendikaların, konfederasyonun pazarlık ettiği mali ve sosyal hakları kabul etmeme yetkileri bulunmamaktadır (... Ekmekçi, Toplu İş Hukuku Dersleri, İstanbul, 2022, s. 330-331). Bununla birlikte çerçeve anlaşma protokolünde belirlenen haklara ilişkin işçinin talep hakkı toplu iş sözleşmesinin akdedilmesinden sonra ortaya çıkar. Başka bir anlatımla toplu iş sözleşmesi yapılmasıyla protokolle belirlenen alacak ve haklar muaccel hâle gelir.
Somut olayda, Mahkemece uygulanan Kamu Çerçeve Protokolü, yürürlük başlangıç tarihleri 2019 yılı içinde olan kamu kesimi toplu iş sözleşmelerine ilişkindir. Oysa Kamu Çerçeve Protokolünün ilişkin olduğu toplu iş sözleşmesi, arabuluculuk başvuru tarihi itibarıyla henüz imzalanmadığından toplu iş sözleşmesinin fiilen uygulanması mümkün değildir. Bu durumda işçinin Kamu Çerçeve Protokol hükümlerine göre talep hakkı da henüz doğmamıştır. Kaldı ki davacı toplu iş sözleşmesine taraf sendikaya üye olmadığı gibi dayanışma aidatı ödeyerek yararlanma talebinde de bulunmamıştır.
Şu hâlde 01.01.2019-26.08.2019 tarihleri arasındaki dönem yönünden fark işçilik alacaklarının hesaplanarak hüküm altına alınması belirtilen maddi ve hukuki olgulara uygun olmayıp, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Dosyanın Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
20.05.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.