Yargıtay 9. Hukuk Dairesi E.2025/4069 K.2025/4573

🏛️ 9. Hukuk Dairesi 📁 E. 2025/4069 📋 K. 2025/4573 📅 20.05.2025

9. Hukuk Dairesi         2025/4069 E.  ,  2025/4573 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
SAYISI : 2024/431 E., 2025/59 K.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar; davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin ... Sendikasının (... Sendikası) üyesi olduğunu, davalıya ait işyerinde alt işverenler bünyesinde işletme teknisyeni olarak çalıştığını, sendika ile dava dışı alt işveren arasında yürütülen toplu iş sözleşmesi görüşmelerinin uyuşmazlıkla sonuçlanması üzerine Yüksek Hakem Kurulu tarafından karara bağlanan 16.12.2016 imza tarihli ve 15.04.2016-01.04.2018 yürürlük süreli, devamında 01.03.2019-31.01.2020 yürürlük süreli toplu iş sözleşmelerinin imzalandığını, davacının toplu iş sözleşmesi hükümlerinden yararlandırılmadığını, davalı ile dava dışı yüklenici Şirket arasında asıl işveren alt işveren ilişkisi bulunduğundan işçilik haklarından birlikte sorumluluğun söz konusu olduğunu ileri sürerek belirtilen toplu iş sözleşmeleri ve dosyaya intikal edecek başka sözleşmeler var ise onlar da dâhil olmak üzere davacının ödenmeyen ücret farkı, ikramiye ve toplu iş sözleşmesinden doğan sosyal haklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; hak düşürücü süre, zamanaşımı, dava şartları yönünden resen inceleme yapılarak şartlar oluşmamış ise davanın reddi gerektiğini, davanın yüklenici Şirkete ihbarı gerektiğini, yüklenici Şirket ile aralarında anahtar teslimi olarak ihale sözleşmesi imzalandığını, müvekkilinin ihale makamı konumunda bulunduğunu, davacı ile aralarında iş sözleşmesi, toplu iş sözleşmesi veya başka bir hukuki bağlantı bulunmadığını, 15.04.2016-01.04.2018 yürürlük süreli toplu iş sözleşmesi ile ilgili olarak fiyat farkı ödemesinin mümkün bulunmadığını, 01.03.2019-31.01.2020 yürürlük süreli toplu iş sözleşmesi ile ilgili olarak ise yükleniciye fiyat farkı ödemesinin yapıldığını, tüm işçilik hak ve alacaklarından yüklenici Şirketin sorumlu olması gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 07.12.2023 tarihli kararı ile; davacının üye sıfatı ile toplu iş sözleşmesinden yararlanma hakkı bulunduğu, üyelik tarihi gözetildiğinde toplu iş sözleşmesinin yürürlük süreci başlangıcından itibaren ve yürürlük süresi sona ermiş olsa bile iş sözleşmesi hükmü hâline gelen haklarının devam edeceği dikkate alınarak hesaplama yapıldığı, dava tarihi itibarıyla alacakların zamanaşımına uğramadığı, sunulan belgeler nazara alındığında iş bitim tarihi 30.04.2020 olarak gösterilmiş ise de, Sosyal Güvenlik Kurumu hizmet dökümlerinden 30.04.2020 tarihinden sonra yüklenicinin faaliyetine devam ettiği ve davacının da davalının alt yüklenicisi nezdinde çalışmaya devam ettiği, hesaplamaların buna göre yapıldığı, Bölge Adliye Mahkemesi kaldırma kararında belirtilen hususlara göre değerlendirme ve hesaplama yapılan 10.07.2023 tarihli ek raporda, dava sonrası davalı tarafça yapılan ödemelerin tenzil edilmesiyle bakiye alacakların hesaplandığı, bilirkişi ek raporunun denetime elverişli olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin 07.12.2023 tarihli kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 29. Hukuk Dairesinin 06.03.2024 tarihli kararı ile; davalının hizmet alım sözleşmelerinin 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu'nun (4734 sayılı Kanun) 3/(g) hükmü kapsamında olduğunu belirttiği ve toplu iş sözleşmesi farklarına dair ödeme yaptığı dikkate alındığında hükmedilen işçilik alacaklarından sorumlu olmadığı yönündeki itirazın yerinde görülmediği, dava dilekçesinde 15.04.2016-01.04.2018 ve 01.03.2019-31.01.2020 tarihleri arasında yürürlükte bulunan toplu iş sözleşmelerinin yanı sıra dava tarihine kadar davacının yararlanma hakkına sahip olduğu tüm toplu iş sözleşmeleri uygulanarak alacaklara hükmedilmesi istendiğine ve davalı tarafça da 01.06.2020-31.08.2020 arasını kapsayan üçüncü bir toplu iş sözleşmesi olduğu ve bu sözleşmenin farklarının ödendiği savunulduğuna göre talep aşımından söz edilemeyeceği, hükme esas alınan 10.07.2023 tarihli bilirkişi ek raporunda 07.04.2021 tarihli tabloda yer alan alacak kalemlerinin dava sonrası davalı tarafça yapılan ödemelerin tenzil edilmesiyle bakiye alacak hakkına ilişkin olduğunun belirtildiği ve söz konusu tutarların hüküm altına alındığı, arabuluculuk son tutanak tarihinden sonraki talep dönemi için arabuluculuk dava şartı yerine getirilmediğinden bu dönemde talep edilen miktarların dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddedildiği, İlk Derece Mahkemesi kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davalının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
Bölge Adliye Mahkemesinin 06.03.2024 tarihli kararının süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairece, somut uyuşmazlıkta 01.03.2019-31.01.2020 yürürlük süreli toplu iş sözleşmesinin bitim tarihinden sonraki döneme ilişkin hesaplamanın Yüksek Hakem Kurulu tarafından karara bağlanan 01.03.2019-31.01.2020 yürürlük süreli toplu iş sözleşmesinin art etkisi göz önünde bulundurulduğunda bozma sebebi yapılmadığı, davacının 14.12.2018 tarihinde ... Sendikasına üye olduğu, üyeliğinin 19.12.2018 tarihli yazı ile işverene bildirildiği, hükme esas alınan bilirkişi raporunda davacının 19.12.2018 tarihinden itibaren 16.12.2016 imza ve 15.04.2016-01.04.2018 yürürlük süreli toplu iş sözleşmesinden yararlanabileceği ve yürürlük süresinin bitiminden sonra da art etkiden yararlanabileceği kabul edilerek hesaplama yapılmış ise de 6356 sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu'nun 39. maddesinde yer alan açık hüküm gereği, davacının anılan döneme ilişkin toplu iş sözleşmesinden ve art etkisinden yararlanmasının mümkün olmadığı, keza davacının sendika üyeliğine ilişkin bildirim tarihi (19.12.2018), davaya konu ilk toplu iş sözleşmesinin imza tarihinden ve yürürlük süresinden (16.12.2016 imza ve 15.04.2016-01.04.2018) sonra olup Mahkemece davacının söz konusu toplu iş sözleşmesinden, sözleşmede öngörülen ücret zamlarından ve bu toplu iş sözleşmesinin art etkisinden yararlanamayacağı gözetilmeden karar verilmesinin hatalı olduğu, davacının davaya konu ikinci toplu iş sözleşmesi olan 19.08.2019 imza tarihli ve 01.03.2019-31.01.2020 yürürlük süreli toplu iş sözleşmesinden yararlanabileceği kabul edilerek değerlendirme yapılması gerektiği gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının ortadan kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; bozmaya uyularak yapılan yargılamada; bozma gerekçeleri doğrultusunda alınan bilirkişi raporu hükme esas alınarak davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde;
1. Müvekkilinin ihale makamı olduğunu ve davacı ile arasında iş sözleşmesi, toplu iş sözleşmesi veya hukuki bir bağlantı bulunmadığını, müvekkilinin toplu iş sözleşmesinin tarafı olmadığını ve 4734 sayılı Kanun'un 3/(g) hükmü uyarınca davacının çalıştığı dava dışı Şirket ile hizmet alım sözleşmesi imzaladığını, toplu iş sözleşmesinden kaynaklı fiyat farkının İdarece ödenmesi durumunun 4734 sayılı Kanun'un 62/1-(e) hükmü uyarınca ihale edilen işlere ilişkin olduğunu,
2. Davada iki sözleşme dönemine ilişkin toplu iş sözleşmesi alacaklarının talep edildiğini, ancak bu dönemler haricinde bilirkişi tarafından 31.08.2020 tarihine kadar toplu iş sözleşmesi alacaklarının hesaplandığını, talep olmayan toplu sözleşme dönemlerinin hesaba konu edildiğini, talep dışı dönemi kapsayan 01.06.2020-31.08.2020 tarihleri arasında yapılan üçüncü bir toplu iş sözleşmesi mevcut olup bu sözleşme farklarının müvekkili tarafından işçilere ödendiğini,
3. Müvekkili tarafından 2019 Mart ayı ile 2020 Ocak ayı arasında bu aylar dâhil olmak üzere toplu iş sözleşmesi farkı hesaplanarak ödendiğini, bu ödemelerin gözetilmediğini, diğer taraftan toplu iş sözleşmesi bulunmayan 01.02.2020-31.05.2020 dönemine ilişkin hesap yapılmasının hatalı olduğunu, rapordaki hesaplama hatalarının dikkate alınmadığını, bilirkişi raporunda yaplan hesaplamaların çok fazla olduğu ve hatalı olduğunu ileri sürmüştür.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık; davacı işçinin toplu iş sözleşmesinden kaynaklanan alacaklara hak kazanıp kazanmadığı ile talep edilen alacakların hesap dönemine ilişkindir.
1. Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararında ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı ve bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; davalı vekilinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. Dairece; davacının sendika üyeliğine ilişkin bildirim tarihi (19.12.2018), davaya konu ilk toplu iş sözleşmesinin imza tarihinden ve yürürlük süresinden (16.12.2016 imza ve 15.04.2016-01.04.2018) sonra olup Mahkemece davacının söz konusu toplu iş sözleşmesinden, sözleşmede öngörülen ücret zamlarından ve bu toplu iş sözleşmesinin art etkisinden yararlanamayacağı, davacının davaya konu ikinci toplu iş sözleşmesi olan 19.08.2019 imza tarihli ve 01.03.2019-31.01.2020 yürürlük süreli toplu iş sözleşmesinden yararlanabileceği kabul edilerek değerlendirme yapılması gerektiği gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının ortadan kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yapılan yargılamada, hükme esas alınan bilirkişi raporunda, ikramiye alacağı hesap tablosu incelendiğinde, bozma gerekçesine aykırı olacak şekilde, 2018 yılının Aralık ayı için de hesaplama yapıldığı anlaşılmaktadır. Davacının sendika üyeliğine ilişkin bildirim tarihi, davaya konu ilk toplu iş sözleşmesinin imza tarihinden ve yürürlük süresinden sonra olduğundan, davacının söz konusu 16.12.2016 imza tarihli ve 15.04.2016-01.04.2018 yürürlük süreli toplu iş sözleşmesinden yararlanması mümkün olmadığı gibi, bu toplu iş sözleşmesinin art etkisinden de yararlanması da mümkün değildir. Şu hâlde, davacının sadece, davaya konu ikinci toplu iş sözleşmesi olan 19.08.2019 imza tarihli ve 01.03.2019-31.01.2020 yürürlük süreli toplu iş sözleşmesinden yararlanabileceği dikkate alınarak sonuca gidilmesi için kararın bozulması gerekmiştir.
3. Diğer taraftan dava konusu yakacak ve bayram yardımı alacaklarının, bozma sonrası hükme esas alınan bilirkişi raporunda hiç hesaplanmadığı, bozma öncesi bilirkişi raporundaki miktarlar üzerinden değerlendirme yapıldığı görülmektedir. Yukarıda (2) numaralı paragrafta açıklandığı üzere davacının sadece, davaya konu ikinci toplu iş sözleşmesi olan 19.08.2019 imza tarihli ve 01.03.2019-31.01.2020 yürürlük süreli toplu iş sözleşmesinden yararlanabileceği dikkate alınarak, yakacak ve bayram yardımı alacaklarının denetime elverişli şekilde hesaplanması gerekmektedir. Eksik inceleme ile hüküm kurulması isabetsizdir.
VII. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine,
Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
20.05.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.