Yargıtay 9. Hukuk Dairesi E.2025/3738 K.2025/4404
9. Hukuk Dairesi 2025/3738 E. , 2025/4404 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
SAYISI : 2025/26 E., 2025/69 K.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar davalı vekilince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkiline işe girerken zorla boş senetler imzalatıldığını, 2014 yılı Nisan ayında işten çıkartıldıktan sonra zorla imzalatılan 30.07.2012 düzenleme ve 31.03.2014 vade tarihli 2.000,00 Euro bedelli ve 30.07.2012 düzenleme ve 31.03.2014 vade tarihli 25.000,00 Euro bedelli senetler gerekçe gösterilerek davalı tarafça müvekkili aleyhinde İstanbul 37. İcra Müdürlüğünün 2014/11352 Esas sayılı dosyası ile icra takibi yapıldığını, davalıya karşı borçlu olmadığını ileri sürerek müvekkilinin İstanbul 37. İcra Müdürlüğünün 2014/11352 Esas sayılı dosyası ile takip dosyasına konu edilen senetler nedeniyle borçlu olmadığının tespitine ve davalı aleyhine %20'den aşağı olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının iş sözleşmesinin davacı seferde iken Yunanistan sınırları içinde aracın dorsesinde 23 adet kaçak yolcu taşıyarak insan kaçakçılığı yapması sebebiyle haklı nedenlerle sona erdirildiğini, bu olay nedeniyle müvekkili Şirketin ödemek zorunda kaldığı cezalar, pasaporttaki vizelerin Şirketin bilgisi dışında başka işlerde kullanılması dolayısı ile Şirketin uğradığı zararlara ilişkin borcu bulunduğunu, takibe konu senetlerin işbu borçların karşılığında düzenlendiğini, tüm bunların dışında davacının cari hesap borcu da bulunduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 19.01.2021 tarihli kararı ile; davaya konu senetlerin davacı işçiden işe girerken veya iş ilişkisi devam ederken alınan teminat senetleri olduğu ve davacının senetlerden kaynaklı davalı işveren Şirkete borcunun bulunmadığı, takibin kötüniyetli olması nedeniyle %20 oranında kötüniyet tazminatına hükmedilmesi gerektiği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin 19.01.2021 tarihli kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 31. Hukuk Dairesinin 18.01.2023 tarihli kararı ile; davaya konu bonoların davacı işçiden işe girerken veya iş ilişkisi devam ederken alınan teminat senedi niteliğinde olduğu ve davacı işçinin anılan senetler nedeniyle davalı işverene borcunun bulunmadığı, bu kapsamda işverence işçi aleyhine başlatılan icra takibinin haksız ve kötüniyetli olduğu, takibin kötüniyetli olması nedeniyle %20 oranında kötüniyet tazminatına hükmedilmesinde isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle davalının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 31. Hukuk Dairesinin 18.01.2023 tarihli kararının süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairemizin 13.09.2023 tarihli kararı ile; işverence işçiden alınan teminat senetlerinde, işverenin borç verdiğini iddia etmesi hâlinde borcun kaynağını açıklamak ve miktarını ispat etmek zorunda olduğu, aksi hâlde teminat niteliğinde alınan senetlerin, işverenin alacağını veya zararını kanıtlamadığı sürece geçersiz sayılması gerektiği, somut uyuşmazlıktaki davada davalının zarara uğradığına dair bir kısım belgeler sunduğu, İlk Derece Mahkemesince belgeler değerlendirilmeden davanın kabulüne karar verildiği, eksik inceleme ile karar verilmesinin hatalı olduğu, İlk Derece Mahkemesince, davalının sunduğu belgelerin dikkate alınıp değerlendirilmesi ve sonucuna göre davalının zararını ispatladığı miktar bakımından davacının borçlu olacağı, bir diğer ifade ile senedin geçerli olacağı gözetilerek bir karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin 08.10.2024 tarihli kararı ile; bozma kararı doğrultusunda davalının zararını ispatladığı miktar bakımından hesap bilirkişinden rapor alındığı ve alınan bu bilirkişi raporunun hüküm kurmaya ve denetime elverişli olduğu, raporda toplam zarar miktarının 8.830,00 Euro olduğunun tespit edildiği, davacının davalı Şirkete 8.830,00 Euro borçlu olduğu, icra takibinin 27.000,00 Euro üzerinden yapıldığı, davalı Şirketin zarar miktarı takip miktarından düşüldüğünde takibin 18.170,00 Euro üzerinden devam etmesi gerektiği gerekçesiyle davacının İstanbul 37. İcra Müdürlüğünün 2014/11352 Esas sayılı takip dosyası kapsamında davalıya 18.170,00 Euro borçlu olmadığının tespiti ile takibin kötüniyetli olması nedeniyle %20 oranında kötüniyet tazminatının kabulüne karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin 08.10.2024 tarihli kararının süresi içinde taraf vekillerince temyiz edilmesi üzerine Dairemizin 18.12.2024 tarihli kararı ile; davacının tüm, davalının diğer temyiz itirazlarının reddine karar verilerek dosya kapsamı itibarıyla kötüniyetle icra takibi yapıldığı kanıtlanamadığından ve kötüniyet tazminatının koşulları oluşmadığından, kötüniyet tazminatı talebinin reddine karar verilmesi gerektiği, kabule göre de kötüniyet tazminatının hüküm fıkrasında miktar olarak belirlenmesi ve bu miktarın vekâlet ücreti ile yargılama gideri hesabında dikkate alınmasının hatalı olduğu gerekçeleriyle ikinci kez bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; bozma kararında belirtilen hususlar dikkate alınarak davacının İstanbul 37. İcra Müdürlüğünün 2014/11352 Esas sayılı takip dosyası kapsamında davalıya 18.170,00 Euro borçlu olmadığının tespitine, kötüniyet tazminatı talebinin şartları oluşmadığından reddine karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde; hükme esas alınan raporun eksik ve hatalı olduğunu, rapora karşı yapılan itirazların gerekçe belirtilmeden reddedildiğini, bilirkişi raporunda zararın doğduğu kabul edilmesine rağmen hesaplama yapılmadığını, davacının insan kaçakçılığı suçu nedeniyle müvekkili Şirketin aracının parkta kaldığını, iş ve kâr kaybı oluştuğunu, bu zararın dikkate alınmadığını, eksik ve hatalı hesaplamalar doğrultusunda hüküm kurulduğunu ileri sürmüştür.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre d taraflar arasındaki uyuşmazlık, kötüniyet tazminatının şartlarının oluşup oluşmadığına ilişkindir.
Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VII. KARAR
Açıklanan sebeple;
Davalı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
14.05.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.