Yargıtay 9. Hukuk Dairesi E.2025/1980 K.2025/4409

🏛️ 9. Hukuk Dairesi 📁 E. 2025/1980 📋 K. 2025/4409 📅 14.05.2025

9. Hukuk Dairesi         2025/1980 E.  ,  2025/4409 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 30. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2024/1277 E., 2024/1646 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 35. İş Mahkemesi
SAYISI : 2023/259 E., 2024/180 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı birleşen dava davacısı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
1. Asıl davada davacı ... (... Turizm Şirketi) vekili dava dilekçesinde; davalının 22.04.2021 tarihinde iş sözleşmesinin feshedildiğini, sonrasında alt işveren müvekkili şirkete karşı 3 defa, asıl işveren Belediyeye karşı ise 2 defa işe iade istemli dava şartı olan arabuluculuk başvurusunda bulunulduğunu, müvekkiline karşı yapılan başvurunun anlaşmama ile sonuçlandığını, sonrasında hem müvekkiline hem Belediyeye karşı yapılan başvurunun da anlaşmama ile sonuçlandığını, ikinci başvurudan sonra davalı tarafından müvekkiline karşı herhangi bir işe iade davasının açılmadığını, buna rağmen davalı tarafından üçüncü kez başvuruda bulunulduğunu, son başvurunun mükerrer olduğunu, hâlihazırda davalı tarafından başlatılan, anlaşamama ile sonuçlandırılan ve süresinde işe iade davası açılmayan bir başvurunun bulunduğunu, bu konuya ilişkin arabulucuya da itiraz ettiklerini ancak itirazlarının dikkate alınmadığını ileri sürerek 18.05.2023 tarihli arabuluculuk tutanağının iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
2. Birleşen davada davacı ... vekili dava dilekçesinde; davalının, alt işveren şirkete karşı İstanbul Arabuluculuk Bürosu 2021/7612 Büro dosya numaralı, 2021/99220 Arabuluculuk numaralı "işe iade istemli" arabuluculuk başvurusunda bulunduğunu, 20.05.2021tarihli son tutanak ile başvurunun "anlaşmama" ile sonuçlandığını, bu tutanak ile açılan işe iade davasının ise usulden reddedildiğini, davalının tekrar müvekkili Belediyeye ve diğer dosyanın davacısı Şirkete karşı İstanbul Arabuluculuk Bürosu 2022/24318 Büro dosya numaralı, 2022/310071 Arabuluculuk numaralı "işe iade istemli" başvuruda bulunduğu, bu başvurunun da 26.12.2022 tarihli son tutanak ile "anlaşmama" ile sonuçlandığını, daha sonrasında her iki davacıya karşı üçüncü kez aynı talep ile arabuluculuk başvurusunda bulunulduğunu ve başvurunun anlaşamama ile sonlandırılarak 18.05.2023 tarihli tutanağın düzenlendiğini, 18.05.2023 tarihli tutanağın mükerrer olduğunu ileri sürerek 18.05.2023 tarihli arabuluculuk son tutanağının iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili asıl ve birleşen dava cevap dilekçesinde; arabuluculuk başvurularının hukuki niteliklerinin birbirinden bağımsız olduğunu ve doğurduğu sonuçların da farklı olduğunu, ayrıca aynı konuda birden fazla başvuru yapılmasının önünde engel bulunmadığını, yaptıkları başvurularda herhangi bir kötüniyetin bulunmadığını, son başvurunun 4857 sayılı İş Kanunu'nun (4857 sayılı Kanun) 20. maddesi gereğince yapıldığını, aksi hâlde müvekkilinin hukuki haklarını kullanamayacağını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davalı işçinin 22.04.2021 tarihinde iş sözleşmesine son verildiği, davalı tarafça İstanbul 33. İş Mahkemesinin 2021/391 Esas sayılı dosyası ile işe iade talepli dava ikame ettiği, Mahkemece davanın kabulüne karar verildiği, kararın istinaf edilmesi üzerine, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 47. Hukuk Dairesince kararın "... asıl işveren-alt işveren ilişkisinin varlığı hâlinde işe iade talebiyle arabulucuya başvurulduğunda, anlaşmanın gerçekleşebilmesi için işverenlerin arabuluculuk görüşmelerine birlikte katılmaları ve iradelerinin birbirine uygun olması şartının aranması gerektiği, arabuluculuğun dava açılmadan önce uyuşmazlığın çözümü için getirilmiş bir düzenleme olduğu, zorunlu dava arkadaşlarından tek tarafın katıldığı bir arabuluculuk sürecinde dava şartının yerine geldiğinden bahsedilemeyeceği hususları göz önüne alınarak davalı şirket ile dava dışı ... Belediyesi adasında asıl işveren alt işveren ilişkisi bulunup bulunmadığının araştırılması ve bu yönde hizmet alım sözleşmeleri varsa getirtilerek tüm deliller toplanarak, dava şartı arabulucuğun yerine getirilip getirilmediği değerlendirilerek karar verilmesi gerekmektedir. ..." gerekçesiyle kaldırılmasına karar verildiği, kaldırma kararı üzerine davalının 20.12.2022 tarihinde her iki davacı taraf da dâhil edilerek arabulucuya başvurulduğu ve 26.12.2022 tarihli anlaşamama tutanağı düzenlendiği, kaldırma sonrasında İstanbul 33. İş Mahkemesince dava tarihinde arabuluculuk dava şartı sağlanmadığı gerekçesiyle davanın usulden reddine karar verildiği ve kararın kesinleştiği, davalı vekilince kesinleşme kararı üzerine 4857 sayılı Kanun'un 20. maddesi uyarınca yeniden arabulucuya başvurulduğu ve 18.05.2023 tarihli anlaşamama tutanağının düzenlendiği, bu tutanağın 26.12.2022 tarihli tutanak ile aynı olduğu ancak son başvurunun 4857 sayılı Kanun'un 20. maddesi gereğince yapıldığı ve başvurusunun usulüne uygun olduğu gerekçesiyle asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde asıl ve birleşen dava davacı vekilleri istinaf başvurusunda bulunması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirlenen kararı ile; somut olayda davacının ilk olarak davalı Şirkete karşı İstanbul 33. İş Mahkemesi 2021/391 Esas sayılı dosyası ile işe iade davası açtığı, davanın davacı lehine sonuçlandığı, kararın davalı tarafından istinaf edilmesi üzerine kararın İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 47. Hukuk Dairesinin 2022/1383 Esas, 2022/2174 Karar sayılı kararı ile kaldırıldığı, kaldırma sonrası İstanbul 33. İş Mahkemesinin 2022/767 Esas sayısı üzerinden yeniden yapılan yargılama sonucunda, asıl işveren ve alt işverene karşı birlikte arabuluculuğa başvuru yapılmadığı gerekçesiyle davanın usulden reddedildiği, kararın 09.05.2023 tarihinde kesinleştiği, kesinleşme şerhinin 15.05.2023 tarihinde davacı vekiline tebliğ edildiği, 4857 sayılı Kanun'un 20/1 hükmünde "Arabulucuya başvurmaksızın doğrudan dava açılması sebebiyle davanın usulden reddi hâlinde ret kararı taraflara resen tebliğ edilir. Kesinleşen ret kararının da resen tebliğinden itibaren iki hafta içinde arabulucuya başvurulabilir." düzenlemesinin yer aldığı, davacının da bu madde kapsamında ve süresi içerisinde asıl ve birleşen davada yer alan davacılar açısından arabulucuya başvurduğu, başvuru sonunda iptali talep edilen arabuluculuk tutanağının düzenlendiği, 20.12.2022 olan başvuru tarihinde, 26.12.2022 olan son tutanak tarihinde ve 2022/24318 dosya numaralı dava şartı arabulucuk başvurusu tarihi ve son tutanak tarihinde İstanbul 33. İş Mahkemesinde görülen işe iade davasının devam ettiği, davacının 4857 sayılı Kanun'un 20/1 hükmü kapsamında başvuru hakkının doğmadığı, doğmamış bir hakkın kullanılmasının hukuki sonuç doğurmayacağı ve hakkın doğumundan önce yapılan başvuruya değer atfedilemeyeceği gerekçesiyle asıl ve birleşen dava davacılarının istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Birleşen dava davacısı ... vekili temyiz dilekçesinde; davalının iş sözleşmesinin 22.04.2021 tarihinde alt işveren tarafından feshedildiğini, bundan sonra alt işverene karşı 3 kez, müvekkiline karşı ise iki kez "işe iade istemli" arabuluculuk başvurusu yapıldığını, 26.12.2022 tarihli ile 18.05.2023 tarihli tutanakların aynı olduğunu, mükerrer düzenlenen 18.05.2023 tarihli tutanağın iptali gerektiğini ileri sürmüştür.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık; mükerrer olduğu varsayılan arabuluculuk tutanağının iptali istemine ilişkindir.
Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup birleşen dava davacısı ... vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
14.05.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.