Yargıtay 9. Hukuk Dairesi E.2025/2216 K.2025/3722
9. Hukuk Dairesi 2025/2216 E. , 2025/3722 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2024/2818 E., 2024/3282 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 65. İş Mahkemesi
SAYISI : 2021/4 E., 2024/271 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili sendika üyesi davacının davalı Bakanlığa bağlı İstanbul Tersane Komutanlığı işyerinde elektronikçi iş ve meslek kolunda çalıştığını, Sağlık Kuralları Bakımından Günde Azami Yedi Buçuk Saat veya Daha Az Çalıştırılması Gereken İşler Hakkında Yönetmelik'in (Yönetmelik) 7,5 saat çalışabilecek işler başlıklı 4. maddesinin (a) bendine aykırı olarak günde 7,5 saat çalışması gerekirken, 8,5 saat çalıştırıldığını, günde iki kez on beş dakikadan ibaret ara dinlenme süresinin düşümüyle günlük çalışma süresinin sekiz saat olduğunu ve davacının günlük yarım saat fazla çalışması olduğunu ancak fazla çalışma ücretinin ödenmediğini, davacının maruz kaldığı lehim malzemesinin "kurşun ve kalay" bileşenlerinden oluştuğunu, ölçüm yapıldığı esnada tehlikeli ortam bulunmasa dahi konuya ilişkin emsal içtihatlar gereği davacının daima çalışma ortamının tehlike sınırları içinde bulunduğunun kabulü gerektiğini, 2011 ve 2015 yıllarında yapılan ölçüme dair tablolarının sunulduğunu, kan değerlerinde kurşuna rastlanan işçilerin sonuçlarının sunulduğunu, işçinin iş yapmaktan kaçınma hakkının dahi bulunduğunu, işyerinde yürürlükte bulunan dönem toplu iş sözleşmelerinin 25. ve 33. maddelerinde fazla çalışma ücretlerinin %80 zamlı ücret üzerinden ödeneceğinin hükme bağlandığını, konuya ilişkin emsal içtihatlarda ilgili Yönetmelik gereği günlük 7,5 saat çalışma ile sınırlandırılan işlerde günlük 7,5 saatin aşılması hâlinde yapılan çalışmaların fazla çalışma olarak nitelendirilmesi gerektiğini, toplu iş sözleşmesi hükümlerine göre günlük 7,5 saati aşan çalışmaların %80 zamlı ücret üzerinden ödenmesi gerektiğini, yine davalı işyerinde yürürlükte olan toplu iş sözleşmesinin 52. maddesine göre, ilgili Yönetmelik gereği günlük 7,5 saat veya daha az çalışması gereken işlere fiilî çalışma sürelerine %14 oranında kısa çalışma primi ödeneceğinin düzenlendiğini ancak davacıya davacıya kapsamda olmasına rağmen kısa çalışma priminin ödenmediğini ileri sürerek fazla çalışma ücreti ile kısa çalışma primi alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; dava konusu alacakların zamanaşımına uğradığını ve zamanaşımı def'inde bulunduklarını, işçinin Yönetmelik kapsamında olabilmesi için fiilen yapılan işlerin değerlendirilmesi gerektiğini, iddia olunduğu gibi anılan yıllarda ölçüm sonuçlarının yüksek çıkmayıp aksine normal ve kabul edilebilir seviyelerde olduğunu elektronikçi meslek koduyla kart onarım atölyesinde çalışan davacının ayda en fazla iki saat lehim faaliyeti olduğunu ve fiilen lehim işinde görev yapmadığını, ilgili Yönetmelik'e göre çalışan işçilere fazla çalışma yaptırılamayacağını, bu sebeple 7,5 saati aşan çalışmaların fazla çalışma kabul edilerek ücretinin %80 zamlı ödenmesinin mevzuata da uygun olmadığını, müvekkili İdarenin uygulamalarının mevzuata uygun olduğunu ve aksi yöndeki iddiaların gerçeği yansıtmadığını ve davacı talebinin de toplu iş sözleşmesinin 25. maddesine aykırı olduğunu, zira ilgili Yönetmelik kapsamın dışında çalışan işçiler için mesai süresinin günlük 8,5 saat, haftada 5 gün ve 42,5 saat olduğunu, işçilere bu çalışmaları karşılığı 45 saat üzerinden ücret ödendiğini, Yönetmelik kapsamındaki işçiler için haftalık çalışma süresinin 37,5 saat olduğunu ve 45 saat üzerinden ücret ödendiğini, davacı lehine %80 zamlı ücret üzerinden fazla çalışma ücreti ödenmesi hâlinde, davacının fiilen çalışmadığı hâlde toplu iş sözleşmesi hükmü gereğince ödenmiş olan ücretinin tekrar ödenmesi sonucunu doğuracağını, alacak talebinin haksız ve dayanaksız olduğu gibi istenilen faiz türü ve başlangıç tarihinin de kanuni dayanaktan yoksun olduğunu ileri sürerek davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dosyada her ne kadar üyeliğin bildirilişine dair evrak olmasa da, davacının, toplu iş sözleşmelerine taraf işçi sendikasına yürürlük tarihinden önce 11.12.2017 tarihinde üye olduğunun anlaşıldığı, dosya kapsamında keşif icra edilerek alanında uzman bilirkişi heyetinden rapor alındığı, heyet raporuna karşı tarafların itirazlarının değerlendirilmesi amacıyla ek rapor alındığı, davacı çalışanın, davalı Bakanlığa bağlı İstanbul Tersanesi Komutanlığı işyeri bünyesinde olan Elektronik Sistemler Fabrikasının kart onarım atölyesinde, elektronik kartların bakım onarım işlerinde elektronikçi olarak görev yaptığı ve elektronik kartlar üzerinde lehim işlemleri yapılarak onarım işleri sürdürüldüğü, lehim işlemi sırasında öncesinde ve sonrasında temizleme kimyasalları ve çözücüler ile yüzey temizliği yapılarak temizlenen bu kart yüzeyinde lehim işlemleri gerçekleştirilip, atölye çalışanlarınca çalışma masalarında gün boyunca devam ettirildiği ve kart onarım atölyesinde yapılan bu çalışmanın gün içindeki devamlılığı, zararlı ağır metallere maruziyet anlamına gelirken, ortama yayılan kurşun ve diğer ağır metaller de, solunan havaya karışmadan kaynağından emilerek ortam dışında kontrollü olarak toplanmaması hâlinde bu maruziyetin etkisi ve şiddetinin de doğru orantılı olarak arttığı, bu sebeple kart onarım atölyesinde mevcut şartlarda sürdürülen çalışmada ağır metallerden etkilenmenin boyutu, Yönetmelik'te yer alan, işlerdeki kadar etkili olacağı anlaşılmakla davacının davalı işyerinde elektronikçi olarak yaptığı işlerin günde 7,5 saat veya daha az çalışılması gereken işler kapsamında olan kurşun ve arsenik işleri ile ilgili olarak Yönetmelik'te yer alan işlerle, benzer veya yakın olabilecek bir ilgisi bulunduğu kanaatine varıldığı gerekçesiyle bilirkişi raporu doğrultusunda, davacı talebiyle bağlı kalınarak davanın kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararının taraf vekillerince ayrı ayrı istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; işyerinde asıl iş yardımcı iş ayrımının yapıldığına dair bir bulguya da rastlanmadığı, davacı tarafça yapılan işin arızalı olan elektronik kartların tamiri amaçlı ağırlıklı olarak lehim yapmak olup, bu lehim işlemi; kesintiye uğrayan bağlantı yollarının yenilenmesi, kondensatörlerin, soketlerin devre sigortalarının, rölelerin, köprü diyotları gibi birçok parçanın değişimi ve lehimle sabitlenmesi olup, bu yoğun lehim işleminden kaynaklı olarak kurşun ile muhatabiyeti söz konusu olduğundan kart onarım atölyesinde yapılan bu çalışmanın gün içindeki devamlılığı, zararlı ağır metallere maruziyet anlamına geldiği, ortama yayılan kurşun ve diğer ağır metallerin solunan havaya karışmadan kaynağından emilerek ortam dışında kontrollü olarak toplanmaması hâlinde bu maruziyetin etkisi ve şiddeti doğru orantılı olarak arttığı ve bu nedenele yapılan işin ilgili Yönetmelik kapsamında değerlendirilmesi yönündeki kabulün isabetli olduğu, sendika üyesi olan davacının dosyaya ibraz edilmiş ücret bordrolarından aylık saat ücretleri, puantaj kayıtlarından ise 8,5 saat çalıştığı günler tespit edilerek, fiilî olarak günlük 8,5 saat kapsamında çalıştırıldığı günlere ilişkin günlük toplam yarım saat mola süresi düşüldükten sonra günde yarım saat üzerinden fazla çalışması karşılığı %80 zamlı olarak hesaplandığı, günlük yarım saatlik çalışma süreleri için verimliliği teşvik primi ödemesi söz konusu olamayacağından, davacıya toplu iş sözleşmelerinin 52. maddesinin (ç) bendinde yer alan düzenlemeden dolayı, fazla çalışma süresine isabet eden saatler için ödenen verimliliği teşvik primi, hesaplanan fazla çalışma ücretinden mahsup edildiği, hükme dayanak tutulan hesap bilirkişi raporunun denetime elverişli olduğu ancak hüküm kurulurken hata yapıldığı gerekçesiyle 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi gözetildiğinde kamu düzeni ve usul hükümleri gözetilerek davacı vekilinin istinaf talebinin kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
Davalı vekili temyiz dilekçesinde;
1. Davaya ilişkin olarak yaptıkları savunma ve itirazlarımızın nazara alınmadığını ve istinaf incelemesinde de değerlendirilmediğini, fiilî durum ve yasal düzenlemelerin yorumunda eksik ve hatalı inceleme yapıldığını, müvekkili İdarece yapılan işlemler ve uygulamaların mevzuat hükümlerine uygun olarak gerçekleştirildiğini,
2. Hükme esas alınan bilirkişi raporunun hatalı ve hukuka aykırı tespit ve değerlendirmeler içerdiğini, zira davacının çalıştığı atölyede iddia olunduğu şekilde üretim maksatlı lehimleme yapılmayıp atölyenin bizzat tehlikeli maddeyle temas edilen, üretim yapılan atölye olmayıp, ihtiyaç durumunda elektronik kart onarımı amacıyla havya kullanılarak lehim teli ile lehim işlerinin yapıldığı bir işyeri mahiyetinde olduğunu, üstelik atölyenin tamamında yapılan ölçümlerin referans sınır değerinin çok altında çıktığını,
3. Kısa çalışma primine dair hesapların hatalı olduğunu; gün yerine saat belirtilerek yapılan hesaplamanın denetime elverişli olmadığını,
4. 23.08.2019 tarihinde imzalanarak yürürlüğe giren 27. Dönem Toplu İş Sözleşmesi'nde yer alan yeni hükümle "kısa çalışma priminin de o ayki ücretler ile birlikte ödeneceği" şeklinde bir düzenleme getirildiğinden, daha önceki döneme ilişkin herhangi bir ödeme günü belirlenmediğinden faiz başlangıcının dava ve ıslah tarihi olması gerektiğini,
5. Resmî veri ve ölçümler ile Yönetmelik'teki açık düzenlemeler gözetilmeden, aynı işyerinde bir başka işçi ile ilgili emsal karar göz önüne alınmadan, dayanaksız ve gerekçelendirilmeyen şekilde değerlendirme yapılması hatalı olup düzenlemeler ve resmî ölçümler dikkate alındığında bu tespit ve değerlendirmelerin hükme esas teşkil etmesinin mümkün olmadığını beyan etmiş ve inceleme sırasında resen gözetilmesi gereken diğer nedenlerle kararın bozulması gerektiğini ileri sürmüştür.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, davacının Yönetmelik kapsamında olup olmadığı, dava konusu alacakların ispat ve hesaplanması ile hükmedilen faize ilişkindir.
1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalı vekilinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. Kısa çalışma prim alacağı bakımından bilirkişi raporunda belirtilen temerrüt tarihlerinden itibaren faize hükmedilmiş ise de 01.03.2019-28.02.2021 tarihleri arasında yürürlükte olan ve 23.08.2019 tarihinde imzalanan 27. Dönem Toplu İş Sözleşmesi'nin 52/ğ-(4) hükmü gereğince "primlerin o ayki ücretlerle birlikte ödeneceği" hüküm altına alınmış olup daha önce yürürlükte olan toplu iş sözleşmesinde bu hususta herhangi bir ödeme günü belirlenmiş değildir. Bu durumda uyuşmazlık konusu dönemin tamamı yönünden bilirkişi raporunda belirtilen temerrüt tarihlerinden itibaren faiz uygulanması doğru olmamıştır.
Dairemizin yerleşik uygulaması uyarınca, işçi muaccel alacaklarını tek tek belirtmek kaydıyla ihtarname ile işvereni temerrüde düşürebilir. Söz konusu ihtarnamede alacak miktarlarının belirtilmesi gerekmez. Dava tarihinden önce yürütülen arabuluculuk süreci sonucunda anlaşma yapılamadığına dair düzenlenen son tutanak bu bağlamda değerlendirildiğinde dava konusu alacakların dava tarihinden önce arabuluculuk aracılığıyla talep edilmesi karşısında davalı işverenin arabuluculuk son tutanak tarihi itibarıyla temerrüde düştüğünün kabulü gerekmektedir. Bu sonuç davalı işverenin usulüne uygun davet edilmesine rağmen arabuluculuk görüşmelerine katılmadığı durumlarda da geçerlidir.
Dolayısıyla Mahkemece kısa çalışma primi alacağına ilişkin olarak 01.03.2019 tarihindeki önceki dönem yönünden arabuluculuk son tutanak tarihinden itibaren faize hükmedilmesi gerekirken yazılı şekilde bilirkişi raporunda belirtilen temerrüt tarihlerinin hükme esas alınması hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
22.04.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.