Yargıtay 9. Hukuk Dairesi E.2024/12856 K.2025/1085
9. Hukuk Dairesi 2024/12856 E. , 2025/1085 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi
Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalılardan ... Endüstri Tesisleri İnşaat ve Ticaret AŞ (... Şirketi) ile imzaladığı iş sözleşmesi kapsamında Rusya Federasyonu'nda bulunan Yamal şantiyesinde çalıştığını, her iki davalı Şirket arasında adi ortaklık ilişkisi bulunduğunu, davacı ile davalı işveren arasında Türkiye İş Kurumu (İŞKUR) nezdinde iş sözleşmesi yapıldığını, söz konusu sözleşme ile çalışılan ülke mevzuatı gereği olarak ikinci bir sözleşmenin yapılabileceğinin öngörüldüğünü, bununla birlikte yapılan sözleşmede işçinin hak ve yükümlülüklerine ilişkin olarak yapılan düzenleme gereği davacı işçinin Rusya mevzuatında lehine olan tüm hükümlerden ve imtiyazlardan faydalanacağı hususunda anlaşma sağlandığını, Rusya'ya gidildiğinde bir de Rusça sözleşme imzalandığını, Rusça sözleşmede uygulanacak mevzuata ilişkin olarak gerek Türk, gerek Rus mevzuatının sağladığı garanti ve tazminatların uygulanacağı hususunda anlaşma sağlandığını, İŞKUR nezdinde yapılan iş sözleşmesi ile davacının saat ücretinin 5,50 USD olarak belirlendiğini ancak müvekkiline çalıştığı süre boyunca saat ücretinin %50 zamlı olarak 8,25 USD üzerinden ödendiğini, Rusya'da imzalanan sözleşmede “işçi için çalışma ücretine eklenecek aylık olarak %80 tutarında bölge katsayısı belirlenmiştir” şeklinde düzenleme olduğunu, bu katsayının uygulanmadığını, davacının ücretinin eksik ödendiğini, davacıya fazla çalışma ücretinin Rusya mevzuatına göre ödenmediğini, fazla çalışma ücret ve hafta tatili ücreti alacağının eksik ödendiğini, davacının Rus ve Türk mevzuatına göre tüm tatil olan günlerde çalışmasına rağmen bir ödeme yapılmadığını, davacının işveren nezdinde Vahta sistemi ile çalıştığını, davacının Uzak Kuzey bölgesinde çalışması nedeni ile ayrıca 24 günlük ek yıllık ücretli izin hakkı bulunduğunu, ancak davacıya ne 24 günlük ne de 28 günlük izin hakkının davalı işverence kullandırılmadığını ve bir ödeme de yapılmadığını, iş sözleşmesinin feshi ile birlikte davacıya kıdem ve ihbar tazminatı ödenmediğini, davacıya 8 kişilik odalarda kalınacağının söylenmesine rağmen 16 kişilik odalarda kalmaya zorlandığını, öte yandan 4 kişilik odalarda kalması gerekip 8 kişilik odalarda kalması gerekenlere 400,00 USD veya 500,00 USD ödeme yapıldığı hâlde davacıya yapılmadığını, bir grup işçiye yapılan yıpranma tazminatı ödemesinin davacıya yapılmadığını, bir kısım ücretlerinin ödenebilmesi için davacıya zorla ibraname imzalatıldığını ileri sürerek fark ücret, fazla çalışma, ulusal bayram ve genel tatil, hafta tatili, yatak ücreti, yıllık ücretli izin, kıdem ve ihbar tazminatları, yıpranma tazminatı ve manevi tazminat alacaklarının davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1. Davalı ... Endüstri Tesisleri İnşaat ve Ticaret AŞ vekili cevap dilekçesinde; davanın husumet yönünden reddi gerektiğini, yurt dışında çalıştığı iddia edilen işçinin, Türkiye'deki şirketi ile bir bağının bulunup bulunmadığının anlaşılması için İŞKUR iş sözleşmesinin Mahkemece incelenmesi gerektiğini, zamanaşımı def'inde bulunduklarını, fahiş ücretin kabul edilemeyeceğini, davacının yurt dışında çalıştığı göz önüne bulundurulduğunda ücretinin brüt ücrete çevrilmemesi gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
2. Davalı ... Endüstri Tesisleri İmalat ve Montaj AŞ (... Şirketi) vekili cevap dilekçesinde; davacının çalıştığı projenin Rusya ... kutup dairesi içerisinde bulunan Yamal Yarımadasında dünyanın sayılı doğalgaz kaynaklarından birinin işletilmesi için kurulan Sıvılaştırılmış ... Tesisinin İnşaatı (...) ve tesisi işletecek şirketlerin Rus ... ve Fransız ... Şirketleri olduğunu, tesisin anahtar teslimi işini Fransız ... ile ...Şirketlerinin üstlendiğini, bu Şirketlerin tesisin önemli bir kısım inşaatını ... (...) ve ... Şirketlerinin adi ortaklık-joint venture şeklinde oluşturduğu ... JV'ye ihale ettiğini, ... ve ... Şirketlerinin ayrı ve bağımsız şirketler olduğunu, husumet itirazında bulunduklarını, İŞKUR sözleşmesinin Rusya'da imzalandığı öne sürülen iş sözleşmesi ile bir ilişkisinin olmadığını, 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun (5718 sayılı Kanun) uyarınca yabancılık unsuru taşıyan sözleşmelerin Türk kamu düzenine aykırı hükümlerinin uygulanmasının mümkün olmadığını, yargılamanın Türk hukuku gözetilerek yapılması gerektiğini, İŞKUR sözleşmelerinin matbu hükümler içerdiğini, tarafların ücret ve süre dışında bir müdahalede bulunamadıkları sözleşmeler olduğunu, çalışmasına ilişkin ücret alacaklarının eksiksiz ödendiğini, davacının yıpranma tazminatı ve yatak ücreti taleplerinin yersiz olduğunu, manevi tazminatın da yersiz olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının 02.11.2016-28.12.2017 tarihleri arasında 1 yıl 1 ay 26 gün süre ile çalıştığı, aylık ücretinin net 2.227.50 USD olduğu, davacının alacaklarının Rusya iş mevzuatına göre hesaplandığı, davacının kıdem ve ihbar tazminatı, fazla çalışma, hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil ücretine hak kazandığı, davacının saat ücretinin %50 zamlı değil %80 zamlı olarak ödenmesi gerekirken davalı işverence %50 zam uygulandığından davacının fark ücret alacağına hak kazandığı, kullanılmayan yıllık ücretli izin ücretine hak kazandığı, davacının çalıştığı bölge itibarıyla ücretine ek yıpranma verildiği ayrıca bunun tazminat olarak verilmesinin mükerrer ödemeye yol açacağından yıpranma tazminatı talebinin reddi gerektiği, davacı ile aynı koşullarda çalışan işçilere yatak ücreti ödenip ödenmediği, ödenmişse miktarı ispatlanamadığından bu talebin de reddi gerektiği, davacının ispatlanamayan manevi tazminat talebinin reddine karar verildiği, hüküm kurulan alacakların zamanaşımına uğramadığı belirtilerek davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekillerince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının Rusya Yamal mevkinde ... şantiyesinde çalıştığı, ücret tespitinin dosya kapsamına uygun olduğu, davalılara husumet yöneltilmesinde bir hatanın bulunmadığı, davacının iş sözleşmesinin kıdem ve ihbar tazminatını hak etmeyecek şekilde feshedildiğinin ispatlanamadığı, yıllık ücretli izne ilişkin verilen hükmün yerinde olduğu, Rusya Federasyonu İş Kanunu'nun 91. maddesinde haftalık çalışma süresinin 40 saat olarak düzenlendiği, davacının fazla çalışma ücretinin bordro bulunan dönem yönünden bordrolara göre bordro bulunmayan dönem yönünden ise tanık beyanlarına göre hesaplandığı, Rusya Federasyonu İş Kanunu'nun 112. maddesinde çalışılmayan tatil günlerinin sıralandığı, aynı Kanun'un 152. ve 153. maddelerinde bayram tatili alacaklarının %100 zamlı hesaplanması gerektiğinin, ayrıca tatillerde çalışanın talebi üzerine de kendisine başka bir gün izin verileceğinin belirtildiği, davacının ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacağı hesabı ile hafta tatili ücreti hesabının dosya kapsamına uygun olduğu, davacının sözleşmeye uygun olarak ücretlerinin ödenmediği, bakiye ücret alacağının bulunduğu, iş sözleşmesindeki “işçi maaşına ek ücret olarak çalışma bölgesi yıpranma payı olarak 1.80 çarpan uygulanacaktır” düzenlemesinin ücret miktarının belirlenmesine yönelik olup ayrıca bir tazminat hakkı olarak değerlendirilemeyeceği, Rusya Federasyonu İş Kanunu’nun 392. maddesi gereğince, davanın 1 yıllık zamanaşımı süresinde açıldığının anlaşıldığı, zamanaşımına ilişkin davalılarca yapılan itirazın yerinde olmadığı, istinaf nedenlerinin yerinde olmadığı gerekçesiyle taraf vekillerinin istinaf başvurularının ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
1. Davalı ... Şirketi vekili temyiz dilekçesinde;
a. Davada müvekkiline husumet yöneltilmeyeceğini,
b. Hak düşürücü 3 aylık sürenin dolduğunu,
c. Sadece yurda giriş çıkış kayıtlarına göre hizmet süresinin tespit edilemeyeceğini,
d. Bilirkişinin bordroda yer alan ücret seviyesinin %80 zamlı hesaplanarak ücret tespiti ile fark alacakların hesaplanmasının hatalı olduğunu,
e. Davacı belirli süreli iş sözleşmesi ile çalıştığından kıdem tazminatına hak kazanamadığını, ihbar tazminatının ödendiğini,
f. Davacının fazla çalışma yapması hâlinde saat ücretinin 1,8 katının kendisine ödeneceğine dair sözleşmede bir hüküm yer almadığını,
g. Davacının hafta tatillerinde çalışmadığını, bu durumun bordrolardan açıkça belli olduğunu,
h. Davacının Rusya'da yer alan ulusal bayram ve genel tatil günlerinde çalışmadığını,
ı. Tanıklar ile davacı arasında menfaat birliği olduğunu, bu nedenle tanık beyanlarına itibar edilmemesi gerektiğini,
j. Tanık beyanına göre yapılan hesaplamadan %30 oranından az olmamak üzere indirim yapılması gerektiğini,
k. Davacının yıllık ücretli izin alacağına hak kazanamadığını,
l. Tüm taleplerin zamanaşımına uğradığını ileri sürmüştür.
2. Davalı ... Şirketi vekili temyiz dilekçesinde;
a. Dosyaya Vahta hükümlerinin kazandırılması gerekirken Mahkemece böyle bir tespit yapılmaksızın hüküm kurulmasının hatalı olduğunu,
b. Alacakların zamanaşımına uğradığını,
c. Davacının ücretinin hatalı tespit edildiğini ve yanlış şekilde brütleştirildiğini ayrıca giydirilmiş ücretin hatalı belirlendiğini,
d. Dosyaya sunulan bordroların dikkate alınmadığını,
e. Yıllık ücretli izin hesabının hatalı yapıldığını,
f. Kıdem ve ihbar tazminatı hesaplanmasının hatalı olduğunu, ayrıca davacıya ihbar tazminatı ödemesi yapıldığını,
g. Faiz türünün hatalı belirlendiğini,
h. İndirim uygulanmamasının hatalı olduğunu ileri sürmüştür.
3. Davacı vekili temyiz dilekçesinde;
a. Manevi tazminat talebinin tümden reddi hâlinde maktu vekâlet ücreti verilmesi gerekirken nispi verildiğini,
b. Bazı işçilere ödenmesi gereken yatak ücretinin müvekkiline ödenmediğini,
c. Gerekçe gösterilmeden manevi tazminat talebinin reddinin hatalı olduğunu ileri sürmüştür.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, iş sözleşmesine uygulanacak hukuk, davanın süresinde açılıp açılmadığı, ücret miktarı, davaya konu alacakların ispat ve hesaplanması ile faiz ve vekâlet ücretine ilişkindir.
1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre taraf vekillerinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. Taraflar arasında davacının ücreti konusunda uyuşmazlık bulunmaktadır.
Davacı işçiyle 02.11.2016 tarihinde İŞKUR sözleşmesi imzalanmış olup bu sözleşme devam ederken davacı işçiyle iddia ettiği şekilde ikinci bir iş sözleşmesinin imzalandığı ispat edilememiş, dosyaya farklı bir işçiye ait iş sözleşmesinin ibraz edildiği görülmüştür.
İŞKUR sözleşmesinde davacının saat ücreti 5,50 USD olarak belirlenmiştir. Davacı dava dilekçesinde, İŞKUR sözleşmesindeki 5,50 USD saat ücretin %50 artışlı olarak ödendiğini ancak ikinci sözleşmedeki %80 katsayının uygulanması gerektiğini ileri sürerek bundan kaynaklanan ücret farklarını talep etmiş; hükme esas alınan bilirkişi raporunda da davacıya ait ikinci iş sözleşmesinin dosyaya ibraz edilemediği belirtilmiş ancak emsal dava dosyalarındaki sözleşmelerde yer aldığı şekliyle davacının Yamal bölgesinde çalıştığı dönemlerde 5,50 USD saat ücretine %80 katsayı uygulanarak hesaplama yapılmıştır.
Davalı işveren, davacının Yamal bölgesinde çalıştığı dönem bordrolarında davacının saat ücreti üzerine %50 katsayı uygulayarak davacının ücretini ödemiş olup bu ödeme işyeri uygulaması hâline gelmiştir.
Bu itibarla, davacı ile iddia edildiği gibi ikinci bir iş sözleşmesi imzalandığının ispat edilemediği gözetilmeksizin davacının Yamal bölgesinde çalıştığı dönemlerde ücretine %80 katsayı uygulanarak ücret tespiti ile alacakların hesaplanması hatalı olmuştur.
3. Davacının hüküm altına alınan ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacakları tanık beyanları doğrultusunda hesaplanmıştır. Ancak dosya içerisinde tüm çalışma dönemine ait imzalı puantaj kayıtlarının olduğu görülmüştür. Mahkemece bilirkişi raporunda hesaplandığı şekliyle ulusal bayram ve genel tatil ücreti hüküm altına alınmış ise de imzalı puantaj olan dönemler açısından tanık beyanlarına göre sonuca gidilmesi isabetli olmamıştır. Davacının çalışmasının kayıt altına alındığı dönemler için mahkemece bu kayıtlara itibar edilerek hesaplama yapılmalıdır. Zira ulusal bayram ve genel tatil çalışmalarının ispatında, yazılı delilin bulunduğu durumda tanık delili ile sonuca gidilemez. Ulusal bayram ve genel tatil ücreti talebi yönünden yapılacak iş; bilirkişiden ek rapor aldırılıp imzalı puantaj kayıtları üzerinde inceleme yaptırılarak, kayıtlara göre; davacının ulusal bayram ve genel tatil günlerinde çalışmasının bulunup bulunmadığının tespiti ile varsa bu günlere ait ücret alacaklarının indirim yapılmadan hesaplanmasıdır. Ayrıca fazla çalışma, hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil ücret alacakları hesaplanırken yurda giriş çıkış kayıtları dikkate alınarak yurtta bulunan dönemler hesaplamadan dışlanmalıdır. Eksik inceleme ile sonuca gidilmesi hatalı olup ayrıca bozmayı gerektirmiştir.
4. Maddi hukukun bir müessesesi olan zamanaşımı, hukuki işlem ve ilişkinin esasına uygulanan hukuka tâbidir (..., Milletlerarası Özel Hukuk, ..., 2022, s.315; ..., Türk Milletlerarası Özel Hukuku, ..., 2021, s.127). Buna göre Rusya Federasyonu İş Kanunu'nun bu konudaki hükümlerinin uyuşmazlıkta uygulanması, 5718 sayılı Kanun'un 2. ve 8. maddelerinin bir gereğidir.
Rusya Federasyonu İş Kanunu'nun bireysel iş uyuşmazlığının çözümü için mahkemeye başvurma sürelerinin düzenlendiği 392. maddesinde sözü edilen süreler, zamanaşımı süresi niteliğindedir. Söz konusu Kanun'un 392. maddesinin son fıkrasında, maddede belirtilen sürelerin geçerli bir nedenle kaçırılması durumunda mahkeme tarafından tekrar başlatılabileceği düzenlenmiştir. Kanun'un mahkemeler tarafından uygulanmasına ilişkin olarak Rusya Federasyonu Yüksek Mahkemesinin verdiği 29.05.2018 tarihli ve 15 sayılı kararda; Kanun'un 392. maddesinde belirtilen sürelerin işçi tarafından kaçırılması ve geçerli nedenlerin beyan edilmesi durumunda mahkemece sürelerin yeniden verilebileceği, geçerli nedenlerin ise işçinin hastalığı, mücbir sebepler nedeniyle mahkemeye gidememesi, ağır hasta aile bireylerinin bakım ihtiyacı gibi bireysel iş uyuşmazlığının çözümü için mahkemeye başvurma süresini objektif olarak engelleyen koşullar olabileceği açıklanmıştır. Bu objektif koşulların işçi bakımından mevcut olup olmadığı her somut olay açısından ayrı ayrı değerlendirilmelidir.
Davacı, tazminat ve işçilik alacaklarına ilişkin davasını kısmi dava olarak açmış ve davalılarca süresinde davaya karşı zamanaşımı def'inde bulunulmuştur. Dava konusu kıdem ve ihbar tazminatları ile yıllık ücretli izin alacağı bakımından bir yıllık zamanaşımı süresi, iş sözleşmesinin sona erdiği tarihten itibaren başlar. İş sözleşmesi 28.12.2017 tarihinde sona ermiş olup dava 08.05.2018 tarihinde açıldığına göre, kıdem ve ihbar tazminatı ile yıllık izin ücreti yönünden dava tarihi itibarıyla zamanaşımı süresi dolmamış ise de ıslah tarihi olan 19.08.2021 tarihi itibarıyla bir yıllık zamanaşımı süresi geçmiştir. Şu hâlde davalıların yasal süresi içinde ileri sürdüğü ıslaha karşı zamanaşımı def'ine değer verilerek ıslah dilekçesinde talep edilen kıdem ve ihbar tazminatı ile yıllık ücretli izin alacağı miktarının reddine karar verilmelidir.
İş sözleşmesinin sona ermesine bağlı olmayan ücret, ulusal bayram ve genel tatil, fazla çalışma ve hafta tatili ücreti alacakları bakımından ise zamanaşımı süresi her bir aya ait alacağın muaccel olduğu tarihten itibaren bir yıldır. Davacı vekili, 19.08.2021 tarihli dilekçesi ile sözü edilen alacak kalemlerini ıslah etmiş olup davalılar vekillerinin ise hem cevap dilekçesinde hem de ıslaha karşı beyan dilekçesinde yasal süresi içerisinde zamanaşımı def'inde bulunduğu anlaşılmıştır. Buna göre, dava ve ıslaha karşı zamanaşımı def'inin 1 yıllık süre (arabuluculukta duran süreler de dikkate alınarak) esas alınarak değerlendirilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi hatalıdır.
5. Diğer yandan, yabancı para borcuna hangi faizin uygulanacağı 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanunu'nun (3095 sayılı Kanun) 4/a maddesinde düzenlenmiş olup ilgili düzenlemede “Sözleşmede daha yüksek akdi veya gecikme faizi kararlaştırılmadığı hallerde, yabancı para borcunun faizinde Devlet Bankalarının o yabancı para ile açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranı uygulanır.” kuralına yer verilmiştir. Somut olayda döviz cinsinden hüküm altına alınan alacaklara Devlet bankalarının USD ile açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranı uygulanması gerekirken bu husus gözetilmeksizin karar verilmesi 3095 sayılı Kanun'un 4/a maddesine aykırılık teşkil etmektedir.
6. Karar tarihinde yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin (AAÜT) 3/2 hükmü gereğince müteselsil sorumluluk da dâhil olmak üzere, birden fazla davalı aleyhine açılan davanın reddinde, ret sebebi ortak olan davalılar vekili lehine tek, ret sebebi ayrı olan davalılar vekili lehine ise her ret sebebi için ayrı ayrı avukatlık ücretine hükmolunur. Aynı AAÜT'nin 10/3 hükmünde manevi tazminat davalarının tamamının reddi durumunda avukatlık ücretinin, Tarife'nin ikinci kısmının ikinci bölümüne göre belirleneceği; 10/4 hükmünde ise manevi tazminat davasının, maddi tazminat veya parayla değerlendirilmesi mümkün diğer taleplerle birlikte açılması durumunda, manevi tazminat açısından avukatlık ücretinin ayrı bir kalem olarak belirleneceği açıklanmıştır.
Davacı davalıların alacak ve tazminatlardan birlikte sorumlu olduğu iddiasıyla somut davayı açmış olup reddedilen manevi tazminat talebi bakımından AAÜT 'nin 3/2, 10/3 ve 10/4 hükümleri gereğince davalılar yararına diğer reddedilen alacak kalemlerinden ayrı olarak maktu vekâlet ücretine hükmedilmesi gerekir. Mahkemece, davalılar yararına hükmedilen vekâlet ücretinin belirlenmesinde anılan Tarife hükmü nazara alınmayarak tüm reddedilen miktar yönünden tek nispi vekâlet ücretine hükmedilmesi de hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgililere iadesine,
Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
04.02.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.