Yargıtay 9. Hukuk Dairesi E.2024/12821 K.2025/1087

🏛️ 9. Hukuk Dairesi 📁 E. 2024/12821 📋 K. 2025/1087 📅 04.02.2025

9. Hukuk Dairesi         2024/12821 E.  ,  2025/1087 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 29. Hukuk Dairesi
İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 51. İş Mahkemesi
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verilmiştir.
Davalı vekilince temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılmasının istenilmesi üzerine, işin duruşmaya tâbi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 04.02.2025 Salı günü tayin edilerek taraflara tebligat gönderilmiştir.
Duruşma günü davalı vekili Avukat... ile davacı vekili Avukat ... geldiler.
Duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra duruşmaya son verildi.
Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı işverenin Suudi Arabistan'daki işyerinde, 15.07.2017-15.07.2019 tarihleri arasında silindir operatörü olarak 1.700,00 USD ücret ile çalıştığını, iş sözleşmesinin davalı işveren tarafından haksız ve bildirimsiz olarak feshedildiğini, kıdem ve ihbar tazminatının ödenmediğini, davacının ulusal bayram ve genel tatil günleri dâhil haftanın 7 günü 06.00-23.00/00.00 saatleri arasında çalıştığını, fazla çalışma, hafta tatili ve ulusal bayram ve genel tatil günü ücretlerinin ödenmediğini, davalı işverenin davacıya iş sözleşmesinin devamı sırasında işçilik alacaklarının ödeneceği vaadiyle zorla bir çok evrak imzalattığını ileri sürerek kıdem ve ihbar tazminatları ile fazla çalışma, hafta tatili ve ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; zamanaşımı def'inde bulunduklarını, davacının 03.07.2017-15.07.2020 tarihleri arasında Suudi Arabistan'da bulunan projede silindir operatörü olarak çalıştığını, davacının iş sözleşmesinin istifa dilekçesi ile davacı tarafından sona erdirildiğini, davacının tüm yasal haklarının ödendiğini, davacıya kıdem tazminatı ödendiğini, davacının saat ücretinin, sözleşmesinde 4,65 USD olarak belirlendiğini, 2018 yılı Nisan ayında yapılan zamdan sonra ise saat ücretinin 5,27 USD olduğunu, gündüz vardiyası saatlerinin 07.30-16.30 arasında, gece vardiyasının ise 21.00-05.30 arasında olduğunu, davacı fazla çalışma yaptığında bordrolarda tahakkuk ettirilerek ödendiğini, davacının ulusal bayram ve genel tatil ve hafta tatili günlerinde çalışmadığını, çalışması hâlinde ücretlerinin ödendiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davacının 15.07.2017-15.07.2019 tarihleri arası toplam 2 yıl 1 gün, silindir operatörü olarak %5 sigorta primi eklenerek net 1.248,16 USD ücretle ile çalıştığı, davacıya yapılan ödemelerin tenzili ile bakiye kıdem tazminatı tespit edilerek hüküm altına alındığı, ibraz edilen ücret bordrolarının bazı aylarında fazla çalışma ücreti ek tahakkukları olduğu, ücret bordrolarında davacının imzasının bulunduğu, bu nedenle davacı iddiasının fazla çalışma ücreti bakımından ek tahakkuk bulunan aylar dışlanmak suretiyle ek tahakkuk bulunmayan aylar için tanık beyanları dikkate alınarak değerlendirilmesi, diğer alacaklar bakımından ise davacı iddiasının tanık beyanları dikkate alınarak değerlendirilmesi gerektiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; yabancılık unsuru taşıyan bir iş sözleşmesinin varlığı karşısında, Türk hukukuna göre açılmış bir davada davalı tarafça en geç cevap dilekçesi ile yabancı hukukun uygulanması gerektiği yönünde itirazda bulunulmaması yahut en geç ön inceleme duruşmasında tarafların hukuk seçimi konusunda anlaşmamış olmaları durumunda uyuşmazlığa uygulanacak olan hukukun Türk hukuku olarak zımnen seçilmiş olduğunun kabulü gerektiği, buna göre somut uyuşmazlığa Türk hukukunun uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, fesih sonrası davacıya davalı işverence bir miktar kıdem tazminatı ödendiği, iş sözleşmesinin haksız ve bildirimsiz feshinden dolayı davacının kıdem ve ihbar tazminatı talep hakkının doğduğu, davacı işçinin aylık net 1.700,00 USD ücret ile çalıştığına ilişkin iddiasını ispatladığı, bordroların gerçek ücret miktarı üzerinden düzenlenmediği, bordro hilesi bulunduğu, davacının gerçek ücret miktarı üzerinden yapılan bilirkişi hesaplaması doğrultusunda dava konusu alacaklara hükmedilmesi gerektiği gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde;
1. Yabancı hukukun resen uygulanması gerektiğini,
2. Davacının ücretinin ücret bordrolarında belirtilen ücret olduğunu,
3. Davacının başka işçinin dava dosyasında tanık olarak beyanında fazla çalışma, hafta tatili ve ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının ödendiğini ikrar ettiğini,
4. Kıdem tazminatı ödemesinin Suudi Arabistan hukuku dikkate alınarak yapıldığını, davacının istifa ederek işten ayrıldığını,
5. Tanıkların fazla çalışmanın ödendiğini beyan ettiklerini,
6. Hafta tatili ve ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının ödendiğini ileri sürmüştür.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, iş sözleşmesine uygulanacak hukuk, ücret miktarı ile davacının dava konusu kıdem tazminatı, ihbar tazminatı ile fazla çalışma, hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarına hak kazanıp kazanmadığı ile alacakların hesaplanması noktalarında toplanmaktadır.
Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Davacı yararına takdir edilen 28.000,00 TL duruşma vekâlet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
04.02.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.