Yargıtay 10. Hukuk Dairesi E.2025/7866 K.2025/13084

🏛️ 10. Hukuk Dairesi 📁 E. 2025/7866 📋 K. 2025/13084 📅 07.10.2025

10. Hukuk Dairesi         2025/7866 E.  ,  2025/13084 K.
"İçtihat Metni"
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2025/88 E., 2025/826 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Antalya 1. İş Mahkemesi
SAYISI : 2021/693 E., 2024/288 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı fer'i müdahil Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle: müvekkili ...'nın davalı işveren ...’a ait ... Döner isimli olarak işlettiği iş yerinde işçi olarak çalışanı olduğunu, müvekkilinin 10.02.2020 tarihinde işe başladığını, ancak çalıştığı süreler boyunca SGK primlerinin yatırılmadığını, ayrıca aylık ücretleri de dahil olmak üzere hak ettiği ücretlerin de ödenmediğini, müvekkilin işverenden SGK primlerinin yatırılmasını ve hak ettiği ücretlerinin ödenmesini defalarca istemesine rağmen davalı işverenin müvekkilini sürekli oyaladığını, SGK girişini bildirmediğini, SGK primlerini yatırmadığını ve ücretlerini de ödemediğini, müvekkilinin çalışma sürelerini bilen ve onunla birlikte bilfiil çalışan tanıkların mevcut olduğunu, davalı işverenin müvekkilinin belirtmiş oldukları tarihler arasında bilfiil SGK bildirimini yapmadan ve primlerini yatırmadan çalıştırması nedeniyle işbu davanın açılması zorunluluğunun doğduğunu belirterek, müvekkilinin 10.02.2020 yılı ile 12.06.2020 tarihleri arası davalı işveren nezdinde tam gün ve bilfiil çalıştığının tespitine, çalışma süreleri boyunca ödenmeyen SGK primlerinin ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle: davacı tarafından, müvekkiline karşı açılan hizmet tespitine ilişkin davanın haksız olduğunu, müvekkilinin yurt dışında yaşamasına rağmen kendisine yönelik yapılan tebligatların hatalı olduğunu, davacının açmış olduğu işçilik alacaklarına ilişkin davada tebligatın bizzat kendisine yapılmasının mümkün olmadığını, bu anlamda yapılan tebligat da usulsüz olup bu kapsamdaki yasal haklarını da saklı tuttuklarını, davacı ...'nın, müvekkil ...'a ait iş yerinde belli süre ile çalıştığı hususunun doğru olduğunu, ancak müvekkil davalı ...'a iş yerinden haksız şekilde çıkarıldığı iddiasının gerçeği yansıtmadığını, davalı müvekkilin akrabası olması nedeniyle iş yerinde devamsızlık yapmaya başladığını ancak bu devamsızlığın tahammül edilmez boyuta ve işlerin aksaması derecesine varınca işine haklı nedenle Kasım 2020 tarihinde son verildiğini, davacının iş yerinde sigortalı olarak çalıştırılmadığı hususunun gerçek dışı olduğunu, müvekkil davalı tarafından daha önce kendisi adına çıkarılan ve ekte sundukları genel vekaletname uyarınca kendisine iş yerine ilişkin her türlü işlemi yapabilmek ve özellikle "aylık prim ve hizmet bedellerinin Sosyal Sigortalar Kurumuna internet ortamında sunulması için nam ve hesabıma bu kuruma başvuruda bulunması, e-bildirge sözleşmesini imzalaması, kullanıcı kodu ve kullanıcı şifresi zarfını Kurumdan imza karşılığı teslim alması..." vs hususlarda kapsamlı bir vekaletname verildiğini, davacı da bu vekaletname kapsamında, iş yerinde çalışan herkesin işe giriş ve çalışma işlemlerini ilgili Kuruma bizzat bildirdiğini, davacının ilgili iş yerinde çalışma bordroları ile fazla mesaiye ilişkin işlemleri yapma yetkisi de olduğunu, her işçi açısından gerekli bildirimleri maaş ve diğer özlük haklarına ilişkin ödemeleri bizzat yaptığını, bu kapsamda davalı işverenin yetki ve talimatı olmasına ve diğer işçilere ilişkin bildirim ve ödemeleri yapmasına rağmen kendi adına olan işlem ve ödemeleri yapmamasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, davacının kendi kusurundan kaynaklandığını, zira ...'nın diğer bütün işçilerin maaşlarını ve diğer bütün özlük haklarını bizzat kendi yetkisi dahilinde ödemesine rağmen kendi alacağına ilişkin gerekli işlemleri yapmamasının tamamen gerçek dışı ve kabul edilemez bir durum olduğunu, davacının açmış olduğu işbu davanın haksız ve kötü niyetli olarak açılmış bir dava olduğunu, TMK.'da yer alan dürüstlük kuralına aykırı olduğunu, zira müvekkilinin yurt dışında yaşamakta olduğunu, belirtilen vekaletnameyi davacıya vererek gerekli işlemleri yapmak üzere kendisini yetkilendirdiğini belirterek müvekkili aleyhine iyiniyet ve dürüstlük kuralına aykırı olarak açılan haksız davanın reddini talep etmiştir.
Fer'i müdahil Kurum vekili cevap dilekçesinde özetle: davacının istemlerinin tanık beyanları ve yazılı resmi deliller ile ispatlanması gerektiğini belirterek davanın reddini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kısmen kabulü ile davacının davalıya ait ... sicil sayılı iş yerinde 17.02.2020-12.06.2020 tarihleri arasında çalıştığının tespitine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı Kurum vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile tarafların istinaf isteminin esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Fer'i müdahil Kurum vekili, kayıtlara göre davacı ...'nın işe giriş tarihi 12.06.2020 tarihi olduğunu, yerel mahkemece verilen karar isabetsiz olduğunu, eksik araştırma ve incelemeye dayalı karar verildiğini belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, hizmet tespiti istemine ilişkindir.
Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup fer'i müdahil kurum vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 07.10.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.