Yargıtay 10. Hukuk Dairesi E.2023/378 K.2025/12606
10. Hukuk Dairesi 2023/378 E. , 2025/12606 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Konya Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/26 E., 2022/1597 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Karaman 1. İş Mahkemesi
SAYISI : 2019/874 E., 2021/729 K.
Taraflar arasındaki Kurum işleminin iptali ile kesilen aylığın yeniden bağlanması davasında yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince, hükümde belirtilen gerekçelerle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi karar davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I.DAVA
Davacı vekili dilekçesinde özetle; 15.03.1993 yılında sigortalı olarak çalışmaya başladığını, bu tarihten sonra kesintisiz şekilde çalıştığını, 25 yıl şartı hariç diğer emeklilik şartlarını yerine getirdiğini, nitekim bu hususun davalı Kurumdan daha öncesinde almış olduğu yaşlılık aylığı ile de sabit olduğunu ancak davacının ... Devlet Hastanesi Engelli Sağlık Kurulu'nun 30.06.2010 tarihli raporu gereğince %68 oranında engelliliği bulunmakta olup; sigortalılık başlangıç tarihi itibariyle 25 yıl değil 15... ay sigortalılık süresinin ve 3680 prim ödeme gün sayısının tespiti halinde yaşlılık aylığının bağlanacağını, davacının bu engel oranı çalışması esnasında geliştiğini, davalı Kurum tarafından yapılan Teftiş ile davacının yaşlılık aylığının kesildiğini, davacının tek geçim kaynağı olan yaşlılık aylığının da kesilmesi sebebiyle davacının yoksulluğa düştüğünü ayrıca davacının %68 oranında engelli olmasının çalışma hayatının zorluğu ve çalışma boyunca vücudunun bu tempoya ayak uyduramadığını, açıkça davacının %68 oranında raporunun mevcut olduğunu, buna istinaden Kurumca davacıya yaşlılık aylığı kesilmesi hukuka ve sosyal güvenlik mevzuatına aykırı olduğunu, davacının çalışamayacağı ve bu nedenle yoksulluğa düşeceğinin ayrıca kanuni olarak da hakkı olması hasebiyle yaşlılık aylığının tekrar bağlanması istemleriyle 24.04.2018 tarihinde Karaman Sosyal Güvenlik Kurumu İl Müdürlüğüne itiraz etmişse de davalı Kurumca herhangi bir cevap verilmediğini ve davacının yaşlılık aylığının yeniden bağlanmadığını belirterek davacının Vergi İndiriminden yararlanmak suretiyle yaşlılık aylığı için gerekli sigortalılık süresinin, prim gün sayısının ve çalışma gücünün en az %68'ını kaybettiğinin Kurum kayıtları ile de sabit olduğunun, davacının davalı Kurumca hatalı işlem tesis edilerek kesilen maaş kararı işleminin iptaline, yaşlılık aylığına hak kazandığının tespitine, yaşlılık aylığının bağlanılmasına, yargılama gideri ve vekâlet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
II.CEVAP
Davalı vekili davanın reddini savunmuştur.
III.İLK DERECE MAHKEME KARARI
İlk Derece Mahkemesi tarafından; Mahkememizce ayrıca ceza mahkemesindeki maddi vakıa ile bağlı olunsa da verilen hükmün mahkememizin yargılamamızı etkilemeyecek olması nedeni ile ayrıca davacının maluliyetinin tespiti işlemi yapılmış olup davacının %68 oranında tespit edilen ilk maluliyet işleminden sonra yapılan işlemde SGK tarafından davacının %25 malul olduğuna göre işlem tesis edilmiştir. Ayrıca davacıya ait ATK 3. İhtisas Kurulundan rapor aldırılmış olup raporda davacının %28 meslekte kazanma gücü kaybı oranı olduğu belirtilmiş olup raporlar arasındaki farkın çelişkiye mahal verebilecek derecede çok yüksek olmaması nedeni ile bu rapora itibar edilerek davacının %60 oranında malul olmadığı kanaatine varılarak SGK tarafından yersiz ödemeye ilişkin yapılan işlemin hukuka uygun olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV.İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf yoluna başvurmuş ve Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının 15.03.1993 tarihi itibariyle 506 sayılı Kanun kapsamında sigortalı olarak tescilinin yapıldığı, davacıya 24.11.2010 tarihli müracaatı üzerine, 2...3 tahsis numarası ile %68 engelli raporuna istinaden, 01.12.2010 tarihinde yaşlılık aylığı bağlandığı, davacının sahte rapor ile emekli olduğunun tespit edilmesi üzerine bağlanan yaşlılık aylığının, başlangıçtan itibaren Kurumca iptal edildiği ve yersiz ödemelerin davacıya borç çıkarıldığı, davacı hakkında ilk olarak ... Devlet Hastanesince 08.07.2009 tarihinde düzenlenen sağlık kurulu raporunda davacının çalışma gücünü %25 oranında kaybettiğinin belirlendiği, daha sonra ... Eğitim ve Araştırma Hastanesince düzenlenen 24.08.2010 tarih ve ... numaralı rapor ile davacının çalışma gücünü %68 oranında kaybettiğinin belirtildiği, ... Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesince düzenlenen 10.05.2017 tarih ve ... numaralı raporda davacının engel oranının %25 olarak belirlendiği, Sosyal Güvenlik Kurumu Yüksek Sağlık Kurulundan rapor alınmadan dosyanın Adli Tıp Kurumuna gönderildiği, ATK 3. İhtisas Kurulu tarafından düzenlenen 12.03.2021 tarih ve 4472 sayılı raporda ise fonksiyon kaybı oranının %28 olarak belirlendiği, Karaman Ağır Ceza Mahkemesinin 2012/36 Esas ve 2021/147 Karar sayılı dosyasında yapılan yargılama sonucunda, davacının çalışma gücünü %68 oranında kaybettiği yönündeki aldığı raporun sahte belgelerle oluşturulduğu ve bu rapora istinaden kendisine emekli aylığı bağlandığı, böylelikle üzerine atılı "Kamu Kurum ve Kuruluşları Zararına Dolandırıcılık" suçundan neticeten 1 yıl 3 ay hapis ve 900.-TL adli para cezasıyla cezalandırılmasına karar verildiği, davacı yönünden verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, ... Eğitim ve Araştırma Hastanesince düzenlenen 24.08.2010 tarih ve ... numaralı raporun sahte belgelerle oluşturulması nedeniyle dikkate alınmaması gerektiği, ... Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesince düzenlenen 10.05.2017 tarih ve ... numaralı raporda belirtilen engel oranı ile ATK 3. İhtisas Kurulu tarafından düzenlenen 12.03.2021 tarih ve 4472 sayılı raporda belirtilen fonksiyon kaybı oranının birbirine yakın olması nedeniyle ATK Üst Kurulundan rapor alınmasına gerek olmadığı, dolayısıyla Kurum işleminin yerinde olduğu, sonuç olarak Mahkeme kararının usul ve yasaya uygun olduğu anlaşıldığından, davacı vekilinin istinaf başvurusunun, HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine verilmiştir.
V.TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili, davacının yaşlılık aylığı alma şartlarında herhangi bir değişiklik olmamasına rağmen söz konusu borca istinaden başlatılan icra takibinin kötü niyetli olarak başlatıldığı, müvekkili tarafından daha öncesinde alınan engelli sağlık kurulu raporu ile engellilik oranının en az %40 olarak tespit edildiği, müvekkilinin sağlık durumunda bir iyileşme olmadığı, durumunun daha da kötüye gittiği, engel oranının gün geçtikçe arttığı, hatalı Kurum işlemi sebebiyle emekliliğinin iptal edildiği ve sağlık ödemelerinin borç çıkartılarak icra takibi başlatıldığı, Kurum tarafından yetersiz gerekçe ile müvekkilinin yaşlılık aylığının kesildiği, özellikle sağlık kurulu raporunun sahte olduğuna dair herhangi bir soruşturma yapılmadan söz konusu yersiz ödemenin çıkartılmasının hukuka aykırı olduğu, müvekkilinin engellilik oranının %40'ın çok üzerinde olduğu, bu hususta müvekkilin tüm tıbbi evraklarının toplanmasından sonra Adli Tıp 3. İhtisas Kurulundan müvekkilin engellilik durumuna ilişkin rapor alınması ve alınacak raporda müvekkilin tüm rahatsızlıklarının talep tarihindeki mevzuat hükümlerine göre değerlendirilmesi gerektiği halde ATK raporunda müvekkilindeki hastalıkların değerlendirilmediği, müvekkilinin hak kaybına uğradığı, müvekkilin psikiyatri tedavisi gereğince kullandığı Redepra 45 mg ilaç, karaciğerde damar yumağı adı verilen rahatsızlıkları ve şeker hastalığı, gizli şeker rahatsızlığı, kemik erimesi hastalıklarının, ülseratif kolit için kullandığı Salofalk 500mg, astım rahatsızlığı için kullandığı Salres 100 mg ve Cyplos Arvohaler 50mcg/500mcg ilacı, guatr hastalığı için kullandığı Levotiron 50 mg ilaçlarının değerlendirilmediği, ATK raporunun hükme esas alınmasının hukuka aykırı olduğu, müvekkili hakkında tahsis talebine esas sağlık kurulu raporundaki usulsüzlüğün ne olduğu, söz konusu raporun sahteliği ile ilgili yasal işlem yapılıp yapılmadığı, herhangi bir adli soruşturma yapılıp yapılmadığının davacı Kurumdan sorulması ve bununla ilgili tüm bilgi ve belgelerin istenilmek suretiyle tahsis talebine esas Engelli Sağlık Kurulu raporunun sahteliğinin açık ve kesin olarak ortaya konulması gerektiği gerekçeleriyle, yerel mahkemece verilen kararının bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, Kurum işleminin iptali ile kesilen aylığın yeniden bağlanması istemine ilişkindir.
1. 12.11.1976 doğumlu davacının, 15.03.1993 tarihinden başlayan sigorta başlangıcı ve 24.11.2010 tarihine kadar devam eden 41 10... sayılı Kanun (5510 sayılı Kanun'un 4/1-a maddesi) kapsamında prim gün sayısı bulunmaktadır. Davacı hakkında ... Devlet Hastanesi Engelliler Sağlık Kurulu tarafından 30.06.2010 tarihli raporda; % 68 oranında engelli olduğu belirlenmiş, bunun üzerine Merkez Sağlık Kurulu tarafından ikinci derece engelli olarak kabul edilerek, 506 sayılı Kanun’un kapsamında 01.12.2010 tarihinden itibaren kendisine engelli aylığı bağlanmıştır. Ancak Kurum müfettişliğince yapılan inceleme neticesinde aylığa esas devlet hastanesi raporunun sahte olduğunun tespiti üzerine aylığının kesilerek borç tahakkuk ettirildiği, hakkında açılan ceza yargılamasında "Kamu Kurum ve Kuruluşları Zararına Dolandırıcılık" suçundan neticeten 1 yıl 3 ay hapis ve 900.-TL adli para cezasıyla cezalandırılmasına karar verildiği, davacı yönünden verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, Mahkemece yargılama aşamasında alınan ATK 3. İhtisas Kurulu tarafından düzenlenen rapora istinaden davanın reddine karar verildiği anlaşılmaktadır.
2.Davanın yasal dayanağını belirleyen 5510 sayılı Kanunun Geçici 10. maddesinde 2. fıkrasında "Bu Kanunun yürürlük tarihinden önce sigortalı olup bu Kanunun yürürlük tarihinden önce veya sonra engelliliği nedeniyle vergi indiriminden yararlanmaya hak kazanmış durumda olan sigortalılar hakkında, 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanununun mülga 60 ıncı maddesinin (C) bendinin (b) alt bendi ve Geçici 87 nci maddesine göre işlem yapı..." lacağı; 3. fıkrasında ise "Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce sakatlığı nedeniyle vergi indiriminden yararlananlardan yaşlılık aylığı bağlananların aylıklarının kesilmesi ve tekrar bağlanmasında bu Kanunun yürürlük tarihinden önceki hükümler geçerli..." olacağı düzenlenmiştir.
3.506 sayılı Kanun'un 60. maddesinin (C) bendinde "50 Yaşını dolduran ve erken yaşlanmış olduğu tesbit edilen sigortalı da, yukarıki (A) veya (B) fıkralarında belirtilen şartlarla yaşlılık aylığından yararlanır." hükmü vazedilmiş olup sakatlık dereceleri ve prim gün sayılarına ilişkin bir hüküm bulunmamaktadır. 03.11.1969 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanan 1186 sayılı Kanunla bent "a) 50 yaşını dolduran,
b) Erken yaşlanmış olduğu tespit edilen veya malüllük, yaşlılık ve ölüm sigortalarına tabi çalışmalarının en az 1 800 gününü maden işyerlerinin yeraltı işlerinde geçirmiş bulunan,
Sigortalı da yukarıki (A) veya (B) fıkralarında belirtilen diğer şartlarla yaşlılık aylığından yararlanır." şeklinde değiştirilmiş; 06.08.2003 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanan 4958 sayılı Kanun'un 34. maddesi ile (C) bendinin a ve b alt bendi
"a) Sigortalı olarak ilk defa çalışmaya başladığı tarihten önce bu Kanunun 53 üncü maddesine göre malûl sayılmayı gerektirecek derecede hastalık veya arızası bulunan ve bu nedenle malûllük aylığından yararlanamayan sigortalılar, yaşları ne olursa olsun en az 15 yıldan beri sigortalı bulunmak ve en az 3600 gün malûllük, yaşlılık ve ölüm sigortaları primi ödemiş olmak şartıyla yaşlılık aylığından yararlanırlar.
b) Sakatlığı nedeniyle vergi indiriminden yararlanmaya hak kazanmış durumda olan sigortalılardan; ilgili mevzuatı uyarınca, I. derece sakatlığı olanlar yaşları ne olursa olsun en az onbeş yıldan beri sigortalı bulunmak ve en az 3600 gün malûllük, yaşlılık ve ölüm sigortaları primi ödemiş olmak, II. derece sakatlığı olanlar yaşları ne olursa olsun en az onsekiz yıldan beri sigortalı olmak ve en az 4000 gün malûllük, yaşlılık ve ölüm sigortaları primi ödemiş olmak, III. derece sakatlığı olanlar yaşları ne olursa olsun en az yirmi yıldan beri sigortalı olmak ve en az 4400 gün malûllük, yaşlılık ve ölüm sigortaları primi ödemiş olmaları şartıyla yaşlılık aylığından yararlanırlar. Sakatlığı nedeniyle vergi indiriminden yararlanması dolayısıyla yaşlılık aylığına hak kazanarak yaşlılık aylığı alanlar Kurumca kontrol muayenesine tabi tutulabilir." şeklinde değiştirilmiştir. Bu bağlamda 4958 sayılı Kanun'un 54. maddesi ile 506 sayılı Kanunu'na Geçici 87. madde eklenmiştir. Anılan madde hükmü şöyledir:
" 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanununun 60 ıncı maddesinin (C) bendinin (b) alt bendinde yapılan değişikliğin uygulanmasında; bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihte;
a) 12 yıl ve daha fazla sigortalılık süresi bulunanlar hakkında sakatlık derecesi ne olursa olsun bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce yürürlükte bulunan hükümler uygulanır.
b) 9 yıldan fazla 12 yıldan az sigortalılık süresi bulunup II. derece sakatlığı olanlar 15... ay sigortalılık süresi ve 3680 gün,
9 yıldan fazla 12 yıldan az sigortalılık süresi bulunup III. derece sakatlığı olanlar 16 yıl sigortalılık süresi ve 3760 gün,
c) 6 yıldan fazla 9 yıldan az sigortalılık süresi bulunup II. derece sakatlığı olanlar 16... ay sigortalılık süresi ve 3760 gün,
6 yıldan fazla 9 yıldan az sigortalılık süresi bulunup III. derece sakatlığı olanlar 17 yıl sigortalılık süresi ve 3920 gün,
d) 3 yıldan fazla 6 yıldan az sigortalılık süresi bulunup II. derece sakatlığı olanlar 17 yıl sigortalılık süresi ve 3840 gün,
3 yıldan fazla 6 yıldan az sigortalılık süresi bulunup III. derece sakatlığı olanlar 18 yıl sigortalılık süresi ve 4080 gün,
e) 3 yıldan az sigortalılık süresi bulunup II. derece sakatlığı olanlar 17... ay sigortalılık süresi ve 3920 gün,
3 yıldan az sigortalılık süresi bulunup III. derece sakatlığı olanlar 19 yıl sigortalılık süresi ve 4240 gün,
Malûllük, yaşlılık ve ölüm sigortaları primi ödemiş olmak şartıyla yaşlılık aylığından yararlanırlar."
4.Yukarıda tarihsel sürecine değinilen yasal düzenlemeler ile sakatlığı nedeniyle vergi indiriminden yararlananlara hangi koşullara göre yaşlılık aylığı bağlanacağı düzenlenmiş: Geçici 87. madde ile anılan koşullardan yaş sınırlarının yükseltilmesi nedeniyle kademelendirme hükümleri getirilmiştir. Söz konusu maddelerde prim gün ve sigortalılığa ilişkin şartlar farklılık gösterse bile bu kapsamda yaşlılık aylığı bağlanması için temel şart "...sakatlık nedeniyle vergi indiriminden yararlanmaya hak kazanmış olmak..." şeklinde öngörülmüştür. Anılan 60. maddenin (C) bendinde belirtilen sakatlık nedeniyle vergi indiriminden kimlerin yararlanabileceği ve yararlanmanın diğer koşulları 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu'nda düzenlenmiştir.
5.193 sayılı Kanun'un "Engellilik indirimi" başlıklı 31. maddesi uyarınca "çalışma gücünün asgarî % 80'ini kaybetmiş bulunan hizmet erbabı birinci derece engelli, asgarî % 60'ını kaybetmiş bulunan hizmet erbabı ikinci derece engelli, asgarî % 40'ını kaybetmiş bulunan hizmet erbabı ise üçüncü derece engelli sayılır ve aşağıda engelli dereceleri itibariyle belirlenen aylık tutarlar, hizmet erbabının ücretinden indirilir." Aynı maddede, bu engellilik derecelerinin tespiti ile uygulamaya ilişkin usul ve esasların, Maliye Bakanlığı, Sağlık Bakanlığı ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı tarafından birlikte hazırlanacak bir yönetmelikle düzenleneceği açıkça hüküm altına alınmıştır.
6.28.04.1981 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan Sakatlık İndiriminden Yararlanacak Hizmet Erbabının Sakatlık Derecelerinin Tespit Şekli ile Uygulaması Hakkında Yönetmelik’in 1. maddesinde; 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu’nun değişik 31. maddesi kapsamında sakatlık indiriminden yararlanacak hizmet erbabının sakatlık derecelerinin tespiti ile indirimin uygulanmasına ilişkin usul ve esasların düzenlenmesinin amaçlandığı belirtilmiştir. Yönetmeliğin 6. maddesi, vergi indiriminden yararlanmayı sağlayacak sağlık kurulu raporunun hangi sağlık kuruluşları tarafından düzenleneceğini belirlemiştir. Yönetmeliğin 7., 8. ve 10. maddelerinde ise düzenlenen raporlar üzerine yapılacak işlemler detaylı şekilde açıklanmıştır. Bu çerçevede, Maliye Bakanlığı bünyesinde Merkez Sağlık Kurulu oluşturulmuş olup, Kurulun bir tür yasal bilirkişi olarak görev yapması öngörülmüştür. Yetkili sağlık kuruluşlarınca düzenlenen raporlardaki laboratuvar bulguları, klinik muayene sonuçları, sakatlık bulguları ve teşhisler Merkez Sağlık Kurulu tarafından incelenmekte; rapor formunda kendine ayrılan bölümde, Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik ekindeki cetvellerde yer alan sakatlık arızaları esas alınarak çalışma gücü kaybı oranı belirlenmektedir. Dolayısıyla bir kişinin sakatlık indirimi kapsamında vergi indiriminden yararlanıp yararlanamayacağına karar verme yetkisi doğrudan Merkez Sağlık Kurulu eliyle Maliye Bakanlığına aittir. Her ne kadar 18.03.1998 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik ile bazı değişiklikler yapılmışsa da bu değişiklikler yalnızca sakatlık grupları ve arıza çeşitlerinin yeniden düzenlenmesine ilişkin olmuş; 24.09.1998 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan Sakatlık İndiriminden Yararlanacak Hizmet Erbabının Sakatlık Derecelerinin Tespit Şekli ile Uygulaması Hakkında Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına İlişkin Yönetmelik ve 16.07.2006 tarihli Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik ile de birtakım düzenlemeler getirilmişse de Merkez Sağlık Kurulu’nun görev ve yetkileri korunmuştur. Ayrıca, 14.01.20 12... .03.2013 tarihli Resmî Gazetelerde yayımlanan Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelikler ile 20.02.2019 tarihli Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik kapsamında da 28.04.1981 tarihli yönetmelikte Merkez Sağlık Kuruluna ilişkin herhangi bir değişiklik yapılmamış, bu düzenleme aynen yürürlükte kalmıştır.
7.Eldeki davada; engellilik oranının tespiti amacıyla alınan raporda Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Kurulu tarafından davacının engellilik oranının % 28 olarak belirlenmesi üzerine Mahkemece davanın reddine karar verilmiştir. Ne var ki; söz konusu rapor yukarıdaki açıklamalar kapsamında Merkez Sağlık Kuruluna gönderilerek davacının vergi indiriminden yararlanıp yararlanmayacağı ve derecesine ilişkin görüş alınmamıştır.
8.Öte yandan; 7538 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un dava ve karardan sonra -15.01.2025 tarihi itibariyle- yürürlüğe giren 15. maddesi ile davanın yasal dayanaklarından olan 5510 sayılı Kanun'un Geçici 10. maddesinin 2. fıkrası yürürlükten kaldırılmış, üçüncü fıkrası “Engelliliği nedeniyle vergi indiriminden yararlanarak yaşlılık aylığı bağlananların aylıklarının ödenmesine devam edilir. Bunlar hakkında 28 inci maddenin beşinci fıkrası ile 94 üncü madde hükümleri uygulanır.” şeklinde değiştirilmiştir. Söz konusu değişiklik ile atıf yapılan 5510 sayılı Kanun'un 28. maddesinin 5. fıkrasında Kurumca yetkilendirilen sağlık hizmet sunucularının sağlık kurullarınca usulüne uygun düzenledikleri rapor ve dayanağı tıbbi belgelerin incelenmesi sonucunda Kurum Sağlık Kurulunca çalışma gücü kayıp oranının % 50 - 59 arasında olduğu anlaşılan sigortalılar için en az 16 yıl sigortalılık ve 4320 prim gününü sağlamaları; % 40 - 49 arasında olduğu anlaşılan sigortalılar için ise en az 18 yıl sigortalılık ve 4680 prim gününü sağlamaları hallerinde ayrıca yaş koşuluna bakılmaksızın kolaylaştırılmış şekilde yaşlılık aylığına hak kazanacakları ve Kanun'un 94. maddesi hükümlerine göre kontrol muayenesine tabi tutulacakları düzenlenmiştir. Söz konusu 94. madde uyarınca "Kurum yürütülen soruşturma kapsamıyla sınırlı olmak üzere; a) Sağlık hizmeti alan genel sağlık sigortalısından veya bunların bakmakla yükümlü olduğu kişilerden, sağlık hizmetinin gerçekten alınıp alınmadığını, b) Sigortalının, isteğe bağlı sigortalının veya bunların hak sahiplerinin malullük, iş göremezlik raporlarında belirtilen rahatsızlıklarının mevcut olup olmadığını, tespit amacıyla kontrol muayenesi ve tetkik yaptırılmasını talep edebilir."
9.Her olay vuku bulduğu tarihteki mevzuata tabi olup kanunların geriye yürümesi veya yürümemesi konusunda mevzuatımızda genel bir hüküm yoktur. Ancak, toplum barışının temel dayanağı olan hukuka ve özellikle kanunlara karşı güveni sağlamak ve hatta, kanun koyucunun keyfi hareketlerine engel olmak için, öğretide kanunların geriye yürümemesi esası kabul edilmiştir. Buna göre gerek Özel Hukuk ve gerekse Kamu Hukuku alanında, kural olarak her Kanun, ancak yürürlüğe girdiği tarihten sonraki zamanda meydana gelen olaylara ve ilişkilere uygulanır; o tarihten önceki zamana rastlayan olaylara ve ilişkilere uygulanmaz. Hukuk güvenliği bunu gerektirir. Kanunların geriye yürümemesi (geçmişe etkili olmaması) kuralının istisnalarından birini, beklenen (ileride kazanılacağı umulan) haklar oluşturmaktadır. Kamu düzeni ve genel ahlaka ilişkin kurallar yönünden de kanunların geriye yürümesi söz konusudur. Yargılama hukukunu düzenleyen kanunlar da ilke olarak geçmişe etkilidir (Prof. Dr. Necip Bilge, Hukuk Başlangıcı, 14. Bası, Turhan Kitabevi, Ankara, 2000, sh: 193-194; Prof. Dr. A. ... Gözübüyük, Hukuka Giriş ve Hukukun Temel Kavramları, 18.Bası, Turhan Kitabevi, Ankara 2003, sh: 73).” (HGK 13.10.2004 tarihli ve 2004/10-528 Esas, 2004/533 Karar sayılı kararı.) Dolayısıyla anılan 7538 sayılı Kanunla yapılan değişikliğin eldeki uyuşmazlığın çözümünde geriye doğru yürütülemeyeceği gözetilerek yasal değişiklik ve yönetmelik tarihleri ile ceza dosyasında saptama ve belirlemeler gözetilerek sonucuna göre karar verilmelidir.
10.Mahkemece, açıklanan maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurularının esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin yatırılan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,29.09.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.