Yargıtay 10. Hukuk Dairesi E.2025/4818 K.2025/12047

🏛️ 10. Hukuk Dairesi 📁 E. 2025/4818 📋 K. 2025/12047 📅 18.09.2025

10. Hukuk Dairesi         2025/4818 E.  ,  2025/12047 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
SAYISI : 2024/277 E., 2024/386 K.
Mahkemece bozmaya uyularak verilen karar; davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
1.Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, davacının Gaziantep SGK İl Müdürlüğünde ... sicil sayılı dosya ile işlem gördüğünü, ...'in davacı aleyhine Gaziantep 1. İş Mahkemesinin 2012/315 Esas sayılı dosyası ile hizmet tespitine ilişkin dava açtığını, SGK denetmenlerince tanzim edilen 05.12.2012 tarih ve EÖ/251 sayılı raporu kabul etmediklerini, ...'in davacının yanında hizmet akdine dayalı sadece 15 günlük çalışmasının olduğunu, bu çalışmalarının da SGK'ya bildirildiğini, aynı konu ile ilgili olarak yargılama devam ederken idari işlemle hizmet tespitine karar verilmesi ve prim tahakkuk ettirilmesinin hukuka aykırı olduğunu, ilaçlama işinin mevsimlik ve sürekli olmayan bir iş olduğunu, ...'in davacının bilgisi dışında birçok kişi ve kuruluşa "... Firmasından geliyorum" diyerek, üçüncü şahısları aldatıcı beyanlarda bulunduğunu ve sahte belge düzenleyerek ilaçlama yaptığını, iş mahkemesinin görev alanına giren bir konuda davalı Kurumun ...'i 08.11.2000 - 07.07.2012 tarihleri arasında davacı ...'ya ait işyerinde sigortalı saymasının hukuka aykırı olduğunu beyan ederek, Sosyal Güvenlik Denetmenlerince usul ve yasaya aykırı olarak düzenlenen rapora dayanılarak Kurumca tesis edilen 08.11.2000 - 07.07.2012 tarihleri arasında tescil edilen ...'in sigortalılığının iptaline, Gaziantep Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğünün 09.04.2013 tarih ve 15 Karar sayılı Komisyon kararının ve hukuka aykırı 6.916,47 TL prim, işsizlik, gecikme zamlarının iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
2.Birleşen davada, davacı vekili dava dilekçesinde özetle davacının davalı işyerine 08.11.2010 tarihinde girmiş olduğunu, 15.06.2012 tarihine kadar çalışmaya devam ettiğini, davacının davalı ...'nın yanında çalışmasının sadece 15 günlük kısmının gösterilmiş olduğunu, geri kalan kısmının gösterilmediğini, bu kısmın da gösterilme sebebi TEİAŞ'ın sigortalı olmayan işçinin ilaçlama işine izin vermemesi olduğunu, davacının kış aylarında 8 saat çalışmış olduğunu, yaz ve bahar mevsimlerinde 12 saat çalışmış olduğunu, davacı oturduğu 3 katlı binanın kış aylarında günde 2 saat, 05:00-07:00 arası kömürünü yaktığını, bunun karşılığı kış aylarında ayda 10 gün kısmi süreli iş sözleşmesine istinaden yönetici tarafından sigortasının yapıldığını, 08.11.2010 tarihinde davacının ayda 1.250,00 TL maaşla davalı yanında çalışmaya başladığını, davalının davacıyı ilaçlanacak yerlere önceleri kendisinin götürdüğünü ve daha sonra ilaçlama işlemlerine davacıyı tek gönderdiğini, davacı değişik Kurum ve kuruluşların, işyerlerinin ve apartmanların ilaçlama işini yaptığını, davacının maaşının 08.11.2011 tarihinde davalı tarafından 1.500,00 TL'ye yükseltildiğini, davacıya maaşının her ay sadece 400,00 TL'sinin verildiğini, kalan kısmının ise davalının, "bende biriksin sonra sana toplu vereyim," diyerek vermediğini, davacı davalı işyerinde çalışırken maaşlarını eksik aldığını, kıdem, ihbar, fazla mesai, resmi tatil ve yıllık izin ücretlerini davalıdan alamadığını ve davacının bu hak ve alacakları ödenmeden işten çıkartıldığını beyan ederek, davacının 08.11.2010 tarihinden 15.06.2012 tarihine kadar davalı ...'nın yanında Kuruma bildirilen günler haricinde sigortalı olarak çalıştığının tespiti ile sigorta hizmetlerinden faydalandırılmasına, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 1.000,00 TL maaş ücret alacağı, 1.000,00 TL kıdem tazminatı, 1.000,00 TL ihbar tazminatı, 1.000,00 TL fazla mesai ücreti, 200,00 TL resmi tatil ücreti, 100,00 TL yıllık izin ücretinin davalı ...'dan tahsiline, tüm alacaklara dava tarihi itibariyle mevduata uygulanan en yüksek faiz yürütülmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı SGK vekili cevap dilekçesinde özetle, Gaziantep Sigorta İl Müdürlüğünün .... sicil sayılı dosyasında işlem gören davacı ...’ya ait işyeri ile ilgili yapılan bazı ihbarların araştırılması sonucu, Kurum müfettişlerinden .... tarafından tanzim edilen 05.12.2012 tarih, ... sayılı raporun sonuç ve kanı kısmında, davacının çalıştırdığı bazı sigortalıların kazançlarını Kuruma eksik bildirdiği, eksik bildirilen kazançlara ilişkin ek prim belgelerinin işverenden istenilmesi, verilmezse resen tanzim edileceği, ...’in 08.11.2010 tarihi itibariyle asgari ücretle çalıştığı kabul edilerek sigortalı işe girişinin sağlanması,....’ın ve ...’ın 02.04.2012 tarihi itibariyle asgari ücretle çalıştığı kabul edilerek sigortalı işe girişinin resen tanzim edilmesi sonuç ve kanaatine varıldığının belirtildiğini, SSK Gaziantep Sigorta İl Müdürlüğünce de bu rapor doğrultusunda işlem yapılarak davacı işverene yukarıda belirtilen hususları yerine getirmesi için tebligat çıkartıldığını ve 05.03.2013 tarihinde davacı tarafa tebliğ edildiğini, davacı taraf bu tebliğe rağmen hiçbir işlem yapmayınca, davalı Kurumun da 29.01.2013 tarihinde davacı işverence verilmesi gereken bildirge ve bordroları resen tanzim ederek, sigorta ve işsizlik primi tahakkuk ettirildiğini, davacı taraf resen yapılan bu işleme 05.04.20 13... varide sayılı dilekçesi ile itiraz ettiğini ve bu itirazın 09.04.2013 tarih, 15 karar numaralı İtiraz Komisyon kararı ile reddedilerek bu ret kararının da davacı tarafa tebliğ edildiğini, fiilen veya işyeri kayıtlarından tespit edilecek her türlü bilgiden ya da kamu kuruluşları tarafından düzenlenen belge veya alınan bilgilerden çalıştığı tespit edilen sigortalılara ait olup, bu kanun uyarınca Kuruma verilmesi gereken belgelerin yapılan tebligata rağmen bir ay içinde verilmemesi veya noksan verilmesi halinde, bu belgelerin Kurumca re’sen düzenlendiğini ve muhteviyatı sigorta primlerinin Kurumca tespit edilerek işverene tebliğ edildiğini, 5510 sayılı Kanun'un 59. maddesinde Kurum memurlarınca düzenlenen tutanaklar aksi sabit oluncaya kadar geçerlidir denildiğini, fiilen veya işyeri kayıtlarından tespit edilecek her türlü bilgiden ya da kamu kuruluşları tarafından düzenlenen belge veya alınan bilgilerden çalıştığı tespit edilen sigortalılara ibaresini içerdiğinden, dava konusu işleme dayanak müfettiş raporu, yerel denetim sonucu fiili tespit, işyeri defter ve kayıtlarının tetkiki ve yazışmalar neticesinde tanzim edildiğinden usul ve yasaya aykırılık teşkil etmediğini beyan ederek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
2.Birleşen dosyada davada, davalı SGK vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının hizmet tespiti ile birlikte işçilik haklarını da talep ettiğini, işçilik haklarına ilişkin davalarla, hizmet tespitine ilişkin davaların yasal dayanaklarının farklı olduğunu, bu davaların araştırma ve sonuçlandırma yönteminin de farklı olduğunu, temyiz incelemesi de farklı dairelerde yapıldığından, hizmet tespiti istemiyle, işçilik haklarına ilişkin istemlerin tefrik edilerek görülmesi, hem yargılama sürecinde hem de temyiz aşamasında yapılan işlemlerin daha kolay ve sıhhatli olmasını sağlayacağını, bilindiği üzere hizmet tespit davalarının yasal dayanağının 506 sayılı Kanun'un mülga 79/ 10... sayılı Kanun'un 86/9. maddesi olduğunu, konuya ilişkin Yargıtay 10. ve 21. Hukuk Dairelerinin emsal kararlarında da açıkça belirtildiği üzere, (10.Hukuk Dairesinin 28.02.2006 tarih, 2005/11870 Esas, 2006/2054 Karar sayılı ilamı) bu tür sigortalı hizmetlerin saptanmasına ilişkin davaların, kamu düzeniyle ilgili olduğu ve bu nedenle özel bir duyarlılıkla ve özenle yürütülmesinin zorunlu ve gerekli bulunduğu gözetilerek davalı işverenin tek taraflı kabul beyanının hukuki sonuç doğurmayacağını, davanın niteliği itibariyle kamu düzenine ilişkin olduğunu, davacının çalıştığını iddia ettiği hizmete ilişkin belgelerin işveren tarafından Kuruma verilip verilmediğinin, yada çalıştığının Kurumca tespit edilip edilmediğinin, hizmetin geçtiği iddia edilen yıllarda işyerinin gerçekte var olup olmadığının, 506 sayılı Kanun kapsamında veya kapsama alınacak nitelikte bulunup bulunmadığı hususlarının Kurumdan sorulmasını, davacının çalıştığını iddia ettiği yıllara ait işyeri kayıtları ve ücret tediye bordolarının celp edilerek, davacının bu iş yerinde çalıştığını gösterir kayıt ve belgenin bulunup bulunmadığının araştırılmasını, böylece çalışma iddiasının öncelikle belge ve kayıtlarla tespit edilmesini dilediklerini, iddianın sadece tanık beyanlarına dayandırılması durumunda, çalışmanın konusunun süreklimi, kesintilimi, mevsimlik mi olduğunun, başlangıç ve bitiş tarihlerinin ve alınan ücret konularında tanıkların sözlerinin değerlendirilirken, bunların inandırıcılığı üzerinde durulmasını, verdikleri bilgilere nasıl vakıf olduklarının, bu bilgilerin hafızalarında yıllarca eksiksiz nasıl taşınabildiğinin düşünülmesini, ve tanıkların buna göre sorguya çekilmesini, hizmet tespitine yönelik davaların kamu düzenine ilişkin olup, özel bir duyarlılık ve özenle yürütülmesi gerekeceğini, davacının çalıştığına dair ücret tediye bordroları ve diğer belgelerin getirtilmesini, işyerinin müdür, amir, şef gibi görevlileri ve o işyerine komşu ve yakın işyerlerinde bu yeri tanıyan ve bilenlerin dahi dinlenerek tanık beyanlarının sağlıklılığının denetlenmesi gerektiği, çalışma olgusunun böylece hiçbir kuşkuya yer bırakmayacak şekilde sağlıklı bir biçimde denetlenmesi gerektiğini, işyerinin kapsam, kapasite ve niteliği ile bu beyanların kontrol edilmesini, gerekiyorsa keşif yapılmak suretiyle, işyerinin müdür, şef, ustabaşı, posta başı ve diğer çalışanları ile, işyerine komşu işyerlerinde, bu yeri bilen ve tanıyanların dahi resen dinlenerek tanık beyanlarının sağlıklı olup almadığının denetlenmesini ve çalışma olgusunun hiçbir kuşku ve duraksamaya yer bırakmayacak bir biçimde belirlenmesini talep etiklerini, bu davaların, mülga 506 sayılı Kanun'un 79/ 10... sayılı Kanun'un 86/9. maddesi gereğince 5 yıllık hak düşürücü süreye tabi olduğunu, bu nedenle yukarıdaki araştırma sonucunda saptanan hizmetin geçtiği yılın sonundan itibaren dava tarihine kadar 5 yıl geçmiş ise, davanın hak düşürücü süre yönünden de reddini dilediklerini, işe giriş bildirgesi verilmiş olsa bile işe giriş bildirgesinden önceki sürelerle ilgili hak düşürücü sürenin işleyeceğinin göz önünde bulundurulması gerektiğini, (21.Hukuk Dairesinin 09.11.2004 tarih, 2004/6010 Esas, 2004/9621 Karar sayılı ilamı) 506 sayılı Kanun'un 2. maddesine göre bir hizmetin sigortalı hizmet olarak değerlendirilebilmesi için “zaman ve bağımlılık” unsurlarının gerçekleşmiş olması gerektiğinden, davacının iddia ettiği çalışmasının zaman ve bağımlılık yönünden gerçekleşip gerçekleşmediğinin kontrol edilmesi gerektiğini, çalışma olgusu bu şekilde belirlendikten sonra ücret konusu üzerinde durulması gerektiğini, 506 sayılı Kanun'un 3/B ve D maddelerinde olduğu gibi ücretin sigortalı sayılmanın koşulu olduğu durumlarda ücret alma olgusunun var olup olmadığının özellikle saptanması gerektiğini, HUMK’un 288. maddesinde belirtilen sınırları aşan ücret alma iddialarında yazılı delil aranması gerektiği, yoksa reddedilmesi gerektiğini, Kurum kayıtlarına göre, davacının ... adına kayıtlı ... sicil sayılı işyerinde 01.04.2012 tarihinde işe başladığını ve 15.04.2012 tarihinde işten ayrıldığını, bu çalışmaların düzenli olarak Kuruma bildirildiğini, Kuruma bildirilen günlerin tespitinde hukuki yarar bulunmadığını, Kurum kayıtlarının resmi belge olması nedeniyle davacının resmi kayıtlarda görülmeyen hizmetinin varlığını kanıtlamasının ancak aynı güçte deliller ile mümkün olduğunu, bu iddianın tanık beyanları ile ispatının mümkün olmadığını, 506 sayılı Kanun'un 79. maddesinin 4447 sayılı Kanun ile değişik 2. fıkrası uyarınca, dönem bordoları ekinde verilen eksik bildirime ilişkin belgelerin ... Kurumundan getirilerek buna göre hüküm kurulması gerektiğini, 5502 sayılı Sosyal Güvenlik Kurumu Kanun'un yazışma, evrak, bilgi, arşivleme esasları başlıklı 40. maddesi hükmü gereğince, Kurum kayıtlarının aksinin davacı tarafından eş değerde yazılı belgelerle ispatı gerekeceğini bu itibarla davacının davalı işverene ait işyerinde Kuruma bildirilen günler dışında çalıştığını gösterir bir tespit ve belge bulunmadığını beyan ederek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
3.Davalı ... cevap dilekçesinde özetle, davacı işverenin kendisini 19 yıl çalıştırdığını, iş kazası geçirdiğini, SSK denetmenlerince 7 ay soruşturma yapıldığını, nereleri imzaladıysa, ilaçlama formlarında kimlerin imzası varsa tek tek müfettişler tarafından araştırılıp teyitli imza doğruluğu yapıldığı ve kesinleştiği, SSK hizmetlerinin yapıldığını, davacı işyeri komşularından Ziraat Mühendisi ...'ün beyanında kendisinin davacının yanında 1 yıl çalıştığı, diğer işyeri komşusu ...'un ise 1,5 yıl davacının yanında çalıştığını beyan ettiğini, davacıya verilen cezaların kendisi ile alakası bulunmadığını, davacının yanında çalışan üçüncü bir şahsı SSK'lı yapmadığı için ayrıca süresi içerisinde SSK müfettişlerine gerekli iş yeri belgelerini vermediği için ceza aldığını, davacının kendisini umredeyken SSK girişini yaptırdığını, davacının kendisini 15 gün SSK'lı çalıştırdığı için yanında 15 gün çalıştı dediğini, davacının verdiği ilaçlama formlarını davacının kendisinin doldurduğunu beyan ederek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
4.Birleşen dosyadaki davada, davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle, davacının davalı yanında hizmet akdine dayalı sadece 15 günlük çalışmasının olduğunu, 15 günlük çalışmanın SGK'ya bildirildiğini, davalının davacıdan iş verimi alamaması, iyi niyet kurallarıyla bağdaşmayan davranışlarda bulunması nedeniyle hizmet akdini feshettiğini, davacının 15 gün haricinde davalıya bağımlı çalışmasının olmadığını, iş olduğunda sadece bir kaç kez davacıyı ilaçlamaya gönderdiğini, aynı günde yevmiyesini verdiğini, ilaçlama işinin mevsimlik ve sürekli olmayan bir iş olduğunu, davacının davalının bilgisi dışında birçok kişi ve kuruluşa "... Firmasından Geliyorum" diyerek üçüncü şahısları aldatıcı beyanda bulunduğunu, sahte belge düzenleyerek ilaçlama yaptığını, davacının 08.11.20 10... .06.2012 tarihleri arasında başka şahısların yanında çalıştığını beyan ederek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. MAHKEME KARARI
Mahkemenin 24.03.2016 tarihli kararı ile "asıl davanın reddine, birleşen dosyada davanın kısmen kabulü ile kısmen reddine,” karar verilmiştir
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Son Bozma Kararı
Mahkeme kararının süresi içinde davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairece, "...Eldeki dosyanın incelenmesinde; asıl davaki talep, davacıya ait işyeri ile ilgili davalı Kurum tarafından hazırlanan denetmen raporu sonucunda, davalı ...’in davacının işyerinde 08.11.2010-07.07.2012 tarihleri arasında tam süre ile çalıştığının tespiti ile 6916,47 TL prim borcuna dair Kurum işleminin iptaline karar verilmesi olup, birleşen davadaki talep ise birleşen dava davacısı ...'in 08.11.2010-15.06.2012 tarihleri arasında davalı ... yanında çalıştığının tespiti istemine ilişkindir. Mahkemece, Yargıtay bozma kararında bozmaya konu edilmeyen hususların kesinleştiğinden bahisle, birleşen dava hakkında yeniden karar verilmesine yer olmadığına dair hüküm kurulmuş ise de, bozma kararı ile Mahkemece verilen önceki tüm hüküm ortadan kalkmış olduğundan, asıl ve birleşen dava hakkındaki talepler yönünden yeniden hüküm tesis edilmelidir. Bu bakımdan Mahkemece, asıl dava yönünden Kurum denetmen raporunun aksi ispatlanamadığından talebin reddine, birleşen dava yönünden ise davalı Kurumun tespiti üzerine sigortalı ...'in bildirimlerinin hizmet döküm cetveline işlenip işlenmediği, böylelikle birleşen davanın konusuz kalıp kalmadığı hususu araştırılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
..." gerekçesiyle kararın bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu olayda, SGK tarafından verilen cevabi yazıda, ...'in hizmet cetvellerinde, davalıya ait ... sicil no.lu iş yerinde 08.11.2010-11.03.20 12... .04.2012-07.07.2012 tarihleri arasında çalışmalarının Kuruma bildirildiği, Kurum tarafından tanzim edilen bu tür belge ve tutanaklar aksi sabit oluncaya kadar geçerli olan belgelerden olup aksinin aynı mahiyetteki belgelerle ispatlanması gerektiği, asıl davada denetmen raporunun aksinin ispat edilemediği, birleşen davada ...'in bildirimlerinin hizmet döküm cetveline işlendiği anlaşıldığından, birleşen davanın konusu kalmadığı, davacı tarafın davayı açmakta haklı bulunduğu, bu nedenle davalı aleyhine yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiği kanaatine varılmış, tüm dosya kapsamı, toplanan deliller, bilirkişi raporları ve Yargıtay bozma ilamları birlikte değerlendirildiğinde, asıl davanın ispatlanamadığından reddine, birleşen davanın konusu kalmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına dair karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı Kurum vekili temyiz dilekçesinde; kararın eksik araştırma ve incelemeye dayandığını beyan etmektedir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, asıl davada Kurum işleminin iptali, birleşen davada ise hizmet tespiti istemine ilişkindir.
Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. Maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür.
Temyizen incelenen Mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VII. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davalı Kurum vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,18.09.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.