Yargıtay 10. Hukuk Dairesi E.2025/9377 K.2025/12090
10. Hukuk Dairesi 2025/9377 E. , 2025/12090 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 34. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/3065 E., 2024/1144 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 36. İş Mahkemesi
SAYISI : 2016/310 E., 2019/208 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının diğer davalı işverene ait matbaa iş yerinde geçen ve bildirilen 05.05.2005-28.02.2007 tarihleri arasındaki çalışmaları için itibari hizmet süresi verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde; davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V.TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı Kurum vekili temyiz dilekçesinde; davacının itibari hizmet süresi talep ettiği çalışmalarının, 506 sayılı Kanun'un Ek 5. maddesinde düzenlenen ağır ve yıpratıcı koşullarda geçtiği hususunun ispat edilemediğini, kararın eksik araştırma ve inceleme sonucu verildiğini beyan etmektedir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, Türkiye'de sigorta başlangıç tarihinin 01.01.1999 olarak tespitine ve yaşlılık aylığı bağlanmasına karar verilmesi istemine ilişkindir.
2-Davanın yasal dayanağı olan 506 sayılı Kanun'un 17.04.2008 tarihli ve 5754 sayılı Kanun ile değişik 5510 sayılı Kanun'la yürürlükten kaldırılan Ek 5. maddesinin "II" numaralı bendi; "Basım ve gazetecilik iş yerlerinden 1475 sayılı Kanun ve değişikliklerine göre çalışan sigortalıların
a)Solunum ve cilt yoluyla vücuda geçen gaz veya diğer zehirleyici maddelerle çalışılan iş yerleri
b)Fazla gürültü ve ihtizaz yapıcı makine ve aletlerle çalışarak iş yapılan iş yerleri,
c)Doğrudan doğruya yüksek hararete maruz bulunarak çalışılan iş yerleri,
d)Fazla ve devamlı adali gayret sarf edilerek iş yapılan iş yerleri,
e)Tabii ışığın hiç olmadığı ve münhasıran suni ışık altında çalışılan iş yerleri,
f)Günlük mesainin yarıdan fazlası saat 20.00'den sonra çalışılarak yapılan iş yerleri," şartlarında geçen ve bildirilen yıllık çalışmalarına 90 gün itibari hizmet süresi verilmesi gerektiğini, kesirlerin hesaplanmasında tam yıl 360 gün olarak alınır. Fiilen çalışılmış güne eklenecek itibari hizmet günü sayısının bulunmasında (Çalışılan gün sayısı x 0,25) formülünün uygulanacağını düzenler.
Anılan maddeye göre sigortalıların itibari hizmetten yararlanabilmesi için iki koşulun birlikte gerçekleşmesi gerekmektedir. Birinci koşul sigortalının basım ve gazetecilik iş yerlerinde çalışması; ikinci koşul ise (II) numaralı bendin (a-f) alt bentlerinde yazılı fiziksel dış etkenlerin ve olumsuz çalışma koşullarının olayda gerçekleşmesidir. Söz konusu maddede, basım ve gazetecilik iş yeri birlikte ifade edilmişse de gazetecilik işi yapılmayan sadece basım işi yapılan işyerlerinde çalışan sigortalıların da maddenin alt bentlerinde sayılan koşullardan herhangi birisi oluştuğu takdirde itibari hizmetten yararlanacakları açıktır.
Matbaa iş yeri itibari hizmet süresi açısından değerlendirildiğinde; günümüzde matbaa endüstrisinde kullanılan kimyasal maddelerin sayısında büyük bir artış bulunmaktadır. Çalışanlar da özellikle inhalasyon (solunum) ve deri yoluyla toksik özelliği yüksek birçok maddeyi vücutlarına almaktadırlar. Bu maddeler arasında kurşun, civa gibi ağır metaller dâhi bulunmaktadır. Hızla gelişen teknolojinin bir sonucu olarak matbaalar, tekstilden ambalaja, elektronik aletlerden duvar kâğıtlarına birçok alanda vazgeçilmez bir öğe olarak yerini almıştır. Matbaanın bu kadar geniş bir alanda kullanılmasına rağmen 506 sayılı Kanun’un Ek 5. maddesinde düzenlenen basım işyerinin mevkute çıkarmaya yönelik faaliyet gösteren işyeri kabul edilmesi hak ve eşitliğe uygun kabul edilemez. (Hukuk Genel Kurulunun 19.10.2022 tarih 2020/(21)10-576 Esas 2022/1338 Karar sayılı kararından)
Ayrıca yine aynı Hukuk Genel Kurulu kararında da belirtildiği üzere, 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu'nun Ek 5. maddesinin gerekçesinde "...sosyal güvenlik sistemlerinde itibari hizmet süresi ve fiili hizmet zammı gibi uygulamalara, vücudu yıpratıcı, dolayısıyla çalışma gücünü ve hayat süresini azaltıcı işyerlerinde çeşitli tehlikelere açık olarak çalışanlar için yer verilmektedir. Buhar, is, duman, kurum, toz, koku, asit, zehirli gaz, gürültü, sarsıntı ve radyoaktif ışın gibi ağır ve yıpratıcı çalışma şartlarına rağmen, bu şartlara açık birçok kuruluşun kurulması, çalıştırılması ve faaliyetini sürdürmesi ekonomik, kültürel, sosyal ve sağlık yönlerinden topluma katkıları sebebiyle zorunlu bulunmaktadır. Söz konusu ağır ve yıpratıcı işlerde fiziki, ruhi ve fizyolojik bakımlardan insan sağlığını olumsuz yönde etkileyen şartlar altında çalışanların tümünün, 2098 sayılı Kanun'un ek 1. maddesinde unvan sayılmak suretiyle sınırlı olarak verilen itibari hizmet süresi hakkından yararlandırılmaları, gerek Anayasamızın eşitlik ilkeleri ve gerekse sosyal güvenliğin temel prensiplerine uygun düşeceği için zorunlu görülmektedir..." denilmekle itibari hizmet kapsamının sadece mevkute çıkaran iş yerleri için geçerli olması hukuken doğru olamaz. Hukuk Genel Kurulunun 14.03.2018 tarihli ve 2015/21-3882 E., 2018/462 K., ile 19.12.2021 tarihli ve 2019/(21)10-184 E., 2021/1634 K. sayılı kararları da aynı doğrultudadır.
3.Değerlendirme
İnceleme konusu davada davacı, davalı işverene ait iş yerinde, matbaa basım işçisi olarak çalıştığını, bu iş yerinden bildirilen çalışmalarına itibari hizmet süresi verilmesini talep etmiş, Mahkemece halihazırda işin geçtiği iş yerinin artık bulunmamış olması nedeniyle dosya içine alınan bilgi, belge ve tanık beyanına göre davanın kabulüne karar verilmiştir. Karar eksik araştırma ve incelemeye dayalıdır.
İlk Derece Mahkemesince, öncelikle, davacının, çalıştığı birim ile yaptığı iş işverenden davacının işyeri şahsi dosyası da celbedilerek tereddüte mahal vermeyecek şekilde tespit edilmeli; davalı işveren ile arasında aynı konuda dava bulunmayan bordro tanıkları belirlenerek, iş yerinde itibari hizmet süresinden yararlanmayı gerektirir koşullarda bildirimi yapılan sigortalılar bulunup bulunmadığı araştırılarak, varlığı halinde, çalışma ortamı yönünden beyanlarına başvurulması gereği üzerinde durularak, iş yerinin yıkılması sebebiyle, iş yerinde fiilen keşif yapılamaması sebebiyle eldeki dava dosyası ile emsal nitelikte dava olup olmadığı araştırılarak, öncelikle, iş yerinin basımevi niteliğinde olup olmadığı belirlenip, bu ön koşulun varlığı belirlendikten sonra, çalışmanın basımevi iş yerinin hangi bölümlerinde geçtiği, yapılan işin niteliği, özellikleri ve buna bağlı olarak hangi olumsuz dış etkenlere maruz kalındığı, çalışmanın itibari hizmet süresinden yararlanmayı gerektirir iş yerinde geçip geçmediği, gürültü ve ihtizaz yapıcı makine ve aletlerdeki çalışma düzeniyle, çalışmanın gerçekleştiği saatler, gürültü düzeyi ve kullanılan maddelerin, insan sağlığı için tehlike sınırı gözetilerek, bilirkişi kurulundan davacının talebe konu dönem yönünden çalıştığı birim, yaptığı iş somutlaştırılmak ve davacı yönünden bireyselleştirilmek suretiyle düzenlenecek ek rapor alınarak sonucuna göre karar verilmelidir.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın eksik inceleme ve araştırma ile yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
VI.KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davalı Kurum vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile
Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,18.09.2025 gününde oybirliğiyle karar verildi.