Yargıtay 10. Hukuk Dairesi E.2024/16157 K.2025/11976
10. Hukuk Dairesi 2024/16157 E. , 2025/11976 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Adana Bölge Adliye Mahkemesi 18. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2024/1455 E., 2024/289 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Adana 6. İş Mahkemesi
SAYISI : 2015/980 E., 2023/261 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda; temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlenildikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
1.Davacı vekili dava dilekçesinde, (asıl dava yönünden istem), davacının davalı işyerinde çalışmaktayken 17.10.2011 tarihinde meydana gelen iş kazası sonucunda davacının hayatı tehlikeye girecek ve vücudunda ağır (6) derece kırıklar oluşacak şekilde yaralandığını, Adana CBS 2012/5458 Soruşturma ve 2012/3751 Karar sayılı dosyası ile müvekkilinin kazadan hemen sonra tedavi gördüğü DR. Aşkım Tüfekçi Devlet Hastanesi ile Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi Balcalı Hastanesinden tedavi gördüğünü, Sosyal Güvenlik Kurumu Adana Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğü iş müfettişleri tarafından hazırlanan meslek hastalığı ve inceleme raporu ile meydana gelen kazanın iş kazası olduğu ve davalı işverenin meydana gelen kazada asli kusurlu olduğunun tespit edildiğini, yargılama sırasında konusunda uzman bilirkişiler eşliğinde yapılacak keşif ve bilirkişi incelemesi sonucunda davacının kazaya etken bir kusurunun bulunmadığının anlaşılacağını, 06.03.1969 doğumlu davacının kaza tarihinde 42 yaşında olduğunu, kaza tarihinde davalı işyerinde kalıp işçiliği yaparak geçimini sağlamakta iken meydana gelen kaza nedeni ile çalışamaz duruma ve bakıma muhtaç hale gelmiş olması nedeni ile artık çalışamamakta olduğunu, davacının çalışarak gelir elde etme imkanı kalmadığından ve davacının ömür boyu bakıma muhtaç olarak yaşayacağından davacının brüt asgari ücret kadar bir ödeme yaparak bakıcı çalıştıracağı da kabul edilerek maddi zararlarının tazmini gerekmekte olduğunu, her ne kadar Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından davacıya her ay sürekli iş göremezlik geliri ödemekte ise de ödenen tutarın davacının zararlarını karşılamamakta olduğunu, yargılama sırasında aktüerya hususunda uzman bilirkişi tarafından yapılacak inceleme sonucunda iddialarının doğru olduğu ve davacının çalışma gücünü tamamen kaybetmesi ve bakıma muhtaç kalması nedeni ile uğradığı zararların miktarının net olarak anlaşılacağını belirterek, Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 107. maddesi uyarınca taleplerini artırmak hakları saklı kalmak kaydı ile şimdilik 1.000 TL çalışma gücünün kaybı tazminatı ile 1.000 TL bakıma muhtaçlık tazminatının ve 400.000 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren değişen oranlarda işleyecek ticari avans faizi ile birlikte davalı şirketten tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
2.Birleşen dava yönünden istem; Adana 3. İş Mahkemesinin 2020/495 Esas 2020/308 Karar sayılı dosyanın dava dilekçesinde; davacının davalının yetkili müdürü olduğu ... San. ve Tic. Ltd. Şti. nezdinde çalışmakta iken 18.11.2011 tarihinde meydana gelen iş kazası sonucunda çalışma gücününü tamamen kaybedecek ve bakıma muhtaç kalacak şekilde yaralandığını, Adana 6. İş Mahkemesinin 2015/980 E. sayılı dosyası ile şirket aleyhine açılan tazminat davasında yapılan bilirkişi incelemeleri sonucunda kazanın meydana gelmesinde davalı-işverenin % 75, davacı-müvekkilin ise % 25 kusurlu olduğunun belirtildiğini, davacı-müvekkilinin bakıma muhtaç duruma geldiğini ve çalışma gücünün % 100 oranında kaybettiğini ve 2019 yılı verilerine göre yapılan hesap sonucunda çalışma gücünün kaybından doğan zararlarının 346.293,44 TL bakıma muhtaç kalmasından kaynaklanan zararlarının 605.932,28 TL olduğunun tespit edilip yargılamanın devam etmekte olduğunu, ... San. ve Tic. Ltd. Şti. tarafından açılan Adana 1. İş Mahkemesinin 2019/29 E. Sayılı dosyası ile açılan maluliyet oranının tespiti davasında davacı-müvekkilinin % 100 oranında çalışma gücünde kayıp olduğunu ve bakıma muhtaç kaldığının tespit edildiğini, iş kazasının meydana geldiği 18.11.2011 tarihi itibari ile ... San. Tic. Ltd. Şti. Şti.nin sorumlu müdürü davalı-...'den davacı-müvekkilin Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından karşılanmamış zararlarının tazminini talep etmek zorunluluğu doğduğunu, 346.000,00 TL iş göremezlik zararı, 605.000,00 TL bakıma muhtaçlık tazminatı, 400.000,00 TL manevi tazminatın tahsilini talep etmiştir.
3.Davacı vekili, 14.06.2019 tarihli bedel artırım dilekçesi ile çalışma gücü tazminat tutarı talebini 346.293,44 TL olarak artırırak bu tutarın 100.000 TL'sini temlik alan ...'a, bakiyesinin ise davacı ...'ya yasal faizi ile ödenmesini, ayrıca bakım gideri tutarının da 605.932,28 TL olarak artırarak bu tutarın 100.000 TL'sini temlik alan ...'a, bakiyesinin ise davacı ...'ya ticari avans faizleri ile ödenmesini, 20.07.2023 tarihli ıslah dilekçesi ile çalışma gücü tazminat tutarı talebini 1.985.774,75 TL, bakım gideri tutarını da 2.290.826,48 TL olarak artırmıştır.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle asıl dava yönünden savunma; davalı .... San. Tic. Ltd. Şti. vekilinin Mahkemeye verdiği cevap dilekçesinde; açılan davayı kabul etmediklerini, davacının davalı işyerinde 19.10.2011 tarihinde kalıpçı olarak işe alındığını, davacının çalışmaya başladıktan 1 ay sonra 18.11.2011 tarihinde dava konusu kazanın gerçekleştiğini, ... Bulvarında yapılmakta olan inşaatta kalıp çakarken ayağının boşluğa gelerek inşaatın 1. katından düşerek kaza geçirdiğini, sonrasında hemen hastaneye kaldırılarak müdahale edildiğini ve gerekli tüm tedavilerin geciktirilmeden yapıldığını, iş güvenliği mevzuatına göre davalı işverenin gerekli önlemleri aldığını, davacıya çalışmaya başladıktan sonra iş güvenliği eğitimi ve koruyucu malzemelerin kendisine verildiğini, kazanın olmasında bir kusur varsa gerekli dikkat ve özeni göstermeyerek bulunduğu yerde ayağının boşluğa gelerek düşmesine yani kazanın oluşumuna sebebiyet veren kişinin davacı olduğunu, kaza sonrasında Adana Cumhuriyet Başsavcılığı 2012/5458 soruşturma numaralı dosyasında 2012/3751 Karar sayılı karar ile takipsizlik kararı verildiğini, davacının kaza sonrası alınan ifadesinde "işi yaparken ayağım boşluğa gelerek toprak zemine düştüm, yüksekten düşme olayı ile ilgili kimsenin suçu yoktur. Tamamen kendi hatamla düştüm, kimseden şikayetçi değilim" dediğini, kazayı yapan işçinin kendi kusurlu eylemi sonucunda meydana gelen kaza neticesinde işverenin açıkça kusur sorumluluğundan bahsedilmesinin söz konusu olmaması, davalı işverenin yasada belirtilen kapsamda "davacının ayağının boşluğa gelmesi olayında" alabileceği başkaca bir önlem olamayacağından" davalı işverenin sorumlu sayılamayacağına karar verilmesini beyan ederek haksız açılan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Birleşen dava yönünden davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının ... San. Tic. Ltd. Şti. adlı iş yerinde 19.10.2011 tarihinde kalıpçı olarak işe alındığını, davacının çalışmaya başladıktan 1 ay sonra 18.11.2011 tarihinde dava konusu kazanın gerçekleştiğini, ... Bulvarında yapılmakta olan inşaatta kalıp çakarken ayağının boşluğa gelerek inşaatın 1. katından düşerek kaza geçirdiğini, sonrasında hemen hastaneye kaldırılarak müdahale edildiğini ve gerekli tüm tedavilerin geciktirilmeden yapıldığını, iş güvenliği mevzuatına göre davalı işverenin gerekli önlemleri aldığını, davacıya çalışmaya başladıktan sonra iş güvenliği eğitimi ve korucu malzemelerin kendisine verildiğini, kazanın olmasında bir kusur varsa gerekli dikkat ve özeni göstermeyerek bulunduğu yerde ayağının boşluğa gelerek düşmesine yani kazanın oluşumuna sebebiyet veren kişinin davacı olduğunu, kaza sonrasında Adana Cumhuriyet Başsavcılığının 2012/5458 Soruşturma numaralı dosyasında 2012/3751 Karar sayılı karar ile takipsizlik kararı verildiğini, davacının kaza sonrası alınan ifadesinde "işi yaparken ayağım boşluğa gelerek toprak zemine düştüm, yüksekten düşme olayı ile ilgili kimsenin suçu yoktur. Tamamen kendi hatamla düştüm, kimseden şikayetçi değilim" dediğini, kazayı yapan işçinin kendi kusurlu eylemi sonucunda meydana gelen kaza neticesinde işverenin açıkça kusur sorumluluğundan bahsedilmesinin söz konusu olmaması, davalı işverenin yasada belirtilen kapsamda "davacının ayağının boşluğa gelmesi olayında" alabileceği başkaca bir önlem olamayacağından" işverenin sorumlu sayılamayacağını, davacının maluliyetine ilişkin olarak Adana 1. İş Mahkemesinin 2019/29 E. sayılı dosyası ile açmış oldukları davanın devam ettiğini, davanın sonucunun bekletici mesele yapılmasını, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "...Toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre; davacının, davalı işveren nezdinde çalıştığı sırada 18.11.2011 tarihinde yüksekten düşerek yaralandığı ve %100 oranında malul kaldığı; aldırılan kusura ilişkin heyet raporlarında işveren şirketin %75, davacı işçinin %25 oranında kusurlu olduğu; davacının meydana gelen iş kazası nedeni ile uğradığı zarardan, davalı işverenin, kusuru oranında sorumlu olduğu tespit edilmiş olup davacının 2.332.068,19 TL sürekli iş göremezlik zararının bulunduğu, 2.896.752,76 TL bakıma muhtaçlık zararı olduğu anlaşılmış; davacının bakımının aile birlikteliği içerisinde eşi veya aile üyelerinden biri tarafından yerine getirilebileceği ve bu durumun yasadan kaynaklanan yükümlülüğe dayalı olması nedeni ile hesaplanan bakıcı giderinden takdiren %30 oranında indirim yapılmıştır.
Toplam 4.359.799,32 TL maddi tazminat isteminin kabulüne karar verilmiş, dosyada mevcut temlik sözleşmesi uyarınca ve belirsiz alacak davası olarak açılan davalarda değer artırım dışında bir kez ıslah yapılabileceği de anlaşılmakla 20.07.2023 tarihli ıslah dilekçesi dikkate alınarak hüküm kurulmuştur...Manevi tazminat talebi yönünden yapılan değerlendirmede ülkenin ekonomik koşulları, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, paranın satın alma gücü, tarafların kusur durumu, bunların yanında olayın işverenin sağlığı ve güvenliği önlemlerini yeterince alınmamasından kaynaklandığı da gözetilerek gelişen hukuktaki yaklaşıma da uygun olarak davacının manevi tatmin duygusu yanında belirlenen miktarın caydırıcılık uyandırma oranı (HGK 23.06.2004, 13/291-370) gözönüne alınarak davacı lehine meydana gelen iş kazasında 350.000,00 TL manevi tazminat belirlenmiştir..." gerekçesiyle
1.Asıl davanın kısmen kabulü, kısmen reddi ile
2.332.068,19 TL sürekli işgöremezlik alacağı ile %30 hakkaniyet indirimi yapılmak suretiyle 2.027.731,13 TL bakıma muhtaçlık alacağı olmak üzere toplam 4.359.799,32 TL maddi tazminattan;
2.232.068,19 TL sürekli işgöremezlik alacağı ile 1.927.731,13 TL bakıma muhtaçlık alacağı olmak üzere toplam 4.159.799,32 TL maddi tazminatın kaza tarihi olan 17.10.2011 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacı ...'ya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, (Mahkememizce kurulan 188.000,00 TL ön ödeme bakımından tahsilde tekerrür oluşturmamak kaydı ile ön ödeme yapılmış ise hükmedilen maddi tazminattan mahsubuna),
100.000,00 TL sürekli işgöremezlik alacağı ile 100.000,00 TL bakıma muhtaçlık alacağı olmak üzere toplam 200.000,00 TL temlik alacağının temlik tarihi olan 18.01.2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacı ...'a verilmesine,
350.000,00 TL manevi tazminatın taleple bağlı olarak 18.11.2011 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacı ...'ya verilmesine, fazlaya dair talebin reddine,
2.Birleşen davanın reddine..." karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile bakıcı giderinden hakkaniyet indiriminin yapılmasının 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 55. maddesinin ilk fıkrasının üçüncü cümlesi hükmüne açıkça aykırı olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkeme kararı kaldırılarak,
Davanın kısmen kabulü ile
1-Asıl davanın kısmen kabulü, kısmen reddi ile
2.332.068,19 TL sürekli işgöremezlik alacağı ile 2.896,758,76 TL bakıma muhtaçlık alacağı olmak üzere toplam 5.228.826,95 TL maddi tazminattan;
2.232.068,19 TL sürekli işgöremezlik alacağı ile 2.796,758,76 TL bakıma muhtaçlık alacağı olmak üzere toplam 5.028.826,95TL maddi tazminatın kaza tarihi olan 17.10.2011 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacı ...'ya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, (188.000,00 TL ön ödeme bakımından tahsilde tekerrür oluşturmamak kaydı ile ön ödeme yapılmış ise hükmedilen maddi tazminattan mahsubuna),
100.000,00 TL sürekli işgöremezlik alacağı ile 100.000,00 TL bakıma muhtaçlık alacağı olmak üzere toplam 200.000,00 TL temlik alacağının temlik tarihi olan 18.01.2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak temlik alan davacı ...'a verilmesine,
350.000,00 TL manevi tazminatın taleple bağlı olarak 18.11.2011 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacı ...'ya verilmesine, fazlaya dair talebin reddine, karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
Davacılar vekili temyiz dilekçesinde, asıl dava yönünden, manevi tazminat taleplerinin kısmen reddinin hatalı olduğunu, 26.06.2023 tarihli bilirkişi raporuna itiraz edilmediğinden davalı lehine usuli kazanılmış hakkın doğduğuna ilişkin mahkeme kararına yaptıkları istinaf taleplerinin reddinin hukuka aykırı olduğunu, birleşen dosya bakımından da davanın reddinin hatalı olduğunu ve aleyhlerine vekalet ücretine hükmedilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek kararı temyiz etmiştir.
B. Değerlendirme ve Sonuç
Uyuşmazlık, iş kazasına dayalı maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
A)Davacılar vekilinin davacı ... lehine hükmedilen manevi tazminat tutarına ilişkin temyiz istemi yönünden,
Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362. maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366. maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir.
Dosya içeriğine göre reddolunan manevi tazminat tutarının Bölge Adliye Mahkemesi karar tarihi itibari ile kesinlik sınırı olan 378.290 TL’nin altında kaldığı anlaşıldığından davacılar vekilinin temyiz itirazının miktardan reddine karar verilmiştir.
B) Davacılar vekilinin davacı ... lehine hükmedilen maddi tazminat tutarına ilişkin temyiz istemi yönünden;
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1.Davacılar vekilinin davacı ... lehine hükmedilen manevi tazminata yönelik temyiz dilekçesinin miktardan REDDİNE,
2.Davacılar vekilinin davacı ... yararına hükmedilen maddi tazminat alacağı yönünden yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddiyle 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesinin birinci fıkrası uyarınca Bölge Adliye Mahkemesi kararının ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz harcının ilgililerden alınmasına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,17.09.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.