Yargıtay 10. Hukuk Dairesi E.2024/7018 K.2025/11921
10. Hukuk Dairesi 2024/7018 E. , 2025/11921 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
SAYISI : 2023/316 E., 2024/51 K.
Taraflar arasındaki prim teşvik hükümlerinden yararlandırılma talebine ilişkin belgelerin işleme alınması gerektiğinin tespiti davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda davanın konusuz kalması nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı, davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I.DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 13.02.2011 tarihinde Resmi Gazete'de yayınlanıp 01.03.2011 tarihinden itibaren yürürlüğe giren 6111 sayılı Kanun'un 74. maddesi ile 4447 sayılı İşsizlik Sigortası Kanunu'na Geçici 10. madde eklendiği, dava dilekçesinde belirtilen dönemlere ait 5510 sayılı Kanun'un türünde sürekli verilmiş bildirgeler için iptal, aynı dönemler için 6111 sayılı Kanun türü seçilerek düzenlenmiş ek aylık prim hizmet belgelerinin işleme alınmasını talep ettiği, yani davacı şirketin geriye dönük prim teşvikinden yararlanmak için talepte bulunduğu, davalı Kurumun 18.03.2015 tarih ve 2015/10 sayılı genelgeye göre sigorta prim teşviklerinden geriye yönelik yararlanma talepleri olmadığından dolayı işleme alınmadığının bildirildiği, davacı şirketin sadece 5510 sayılı Kanun'un 81/1 (I) bendinde yer alan teşvikten faydalanacağını, aynı dönem bakımından sigorta işleri yönetmeliği 103/4.f. hükmü uyarınca hatalı şekilde seçmiş olduğu 5510 sayılı Kanun'un 81/1 bendindeki teşvik uygulamasında yararlanma hakkının bulunduğu, bu nedenle Kurumun ret işleminin iptali ile davacının başvurusunun hukuka uygun olduğunun kabulü gerektiğinin tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
II.CEVAP
Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafından Kuruma verilen dilekçenin 6111 sayılı Kanun'la yapılan sigorta prim desteği düzenlemelerinin uygulanmasına esas olmak üzere başvuru tarihinde 2011/45 sayılı genelgenin yürürlükte olduğu, bu genelgenin "4.1.1 destekten yararlanılabilmesi için gerekli genel şartlar" başlığı altında (g) bendinde "Aylık prim ve hizmet belgesinin Kurumumuza yasal süresi içinde gönderilmesi" bölümünde "4447 sayılı Kanun'un Geçici 10. maddesinde öngörülen sigorta primi işveren hissesi desteğinden yararlanılabilmesi için 6111 Kanun numarası seçilmek suretiyle düzenlenmiş olan aylık prim ve hizmet belgesinin yasal süre içinde Kuruma verilmiş olması gerekmektedir." hükmünün bulunduğu savunmasıyla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III.İLK DERECE MAHKEMESİ İLK KARARI
İlk Derece Mahkemesi tarafından 30.06.2021 tarihli ve 2021/69 Esas, 2021/152 Karar sayılı kararı ile 5510 sayılı Kanun'daki teşvik primi işverenin ödeyeceği primin %5'i Hazinece karşılanırken 4447 sayılı Kanun'un Geçici 10. maddesinde işverenin ödeyeceği primin tamamı işsizlik sigortası fonundan karşılandığı, dolayısıyla 4447 sayılı Kanun'un Geçici 10. maddesinde düzenlenen prim teşviki işveren lehine düzenlenmiş bulunduğu, davacı şirketin daha önce 5510 sayılı Kanun'daki prim teşvikinden yararlandıktan sora daha lehine olan 4447 sayılı Kanun'un Geçici 10. maddesinde düzenlenen prim teşvikinden yararlandırılmak için dilekçe ile Kuruma başvurduğu, davalı Kurumun cevabi yazı ile genel müdürlük tarafından 18.03.2015 tarihinde 2015/10 sayılı genelgenin yayınlandığını, bu genelgeye göre herhangi bir sigorta primi teşvikinden yararlandıktan sonra geriye yönelik başka bir sigorta primi teşvikinden yararlanma talepleri hakkında yapılacak işlemler başlıklı bölümünde "sigortalının aynı ayda birden fazla sigorta primi teşviki kapsamına girmesi konusunda işverenlerin bu sigortalıyı cari aya ilişkin aylık prim ve hizmet belgesinin düzenlendiği tarihte tercih ettikleri herhangi bir sigorta primi teşviki kapsamında ilgili konun numarasını seçmek suretiyle yasal süresi içerisinde Kuruma bildirmelerinin mümkün bulunmadığını, sigorta primi teşvikinin değiştirmesi yönündeki talebinin mümkün olmadığını" belirterek davacı Şirketin talebini reddettiği, her şeyden önce genelgelerin Kanuna aykırı olmaması gerektiği, bir işverenin prim teşvikinden yararlandıktan sonra başka bir prim teşvikinden yararlanamayacağına ilişkin yasal bir engel bulunmadığı, dolayısıyla yasada bulunmayan bu hususun genelge ile düzenlenmesi mümkün olmadığı, davalı Kurumun 2015/10 sayılı genelgesi 5510 sayılı Kanun'a ve 4447 sayılı Kanun'a aykırı bulunduğu, her ne kadar davacı Şirketin 5510 sayılı Kanun'un 81/1 maddesinde düzenlenen %5'lik prim teşvikinden yararlanmış ise de aynı dönemde ve aynı tarihte yürürlükte bulunan ve daha lehine olan 4447 sayılı Kanun'un Geçici 10. maddesinden yararlanma hakkı bulunduğu, işverenin bu durumu sonradan öğrenip geçmişe yönelik talepte bulunmasında yasal bir engel bulunmadığı, 5510 sayılı Kanun'dan yararlandığı prim teşviki iptal ettirerek 4447 sayılı Kanun'da düzenlenen ve daha lehine olan teşvikten yararlanması yasaya uygun bulunduğu gerekçesiyle açılan davanın kabulü ile davacının 27.06.2016 tarihli başvurusunun reddine ilişkin kurum işleminin iptali ile (04.07.2016 tarih ve 376571 numaralı) davacının dilekçesinin işleme alınması gerektiğinin tespitine, prim teşvikinden yararlanmak için Avcılar SGM'ye verilen dilekçe 2013/2 -3- 5- 6- 7- 8- 9- 10 -11 -12, 2014/1 - 2 -3 -4 -5 -6 -7 -8- 9- 10- 11 -12, 2015/7 -8 -9 -10 -11 -12, 2016/1 -2 -3 -4 yılı ve aylarına ilişkin prim teşvikinden faydalanmak için kuruma verilen dilekçe) dair karar verilmiştir.
IV.İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin 30.06.2021 tarihli ve 2021/69 Esas, 2021/152 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 34. Hukuk Dairesinin 21.12.2012 tarihli ve 2021/2612 Esas, 2022/3151 Karar sayılı kararı ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
1. Bölge Adliye Mahkemesinin 21.12.2012 tarihli ve 2021/2612 Esas, 2022/3151 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuş ve Dairemizce 11.07.2023 tarihli ve 2023/7727 Esas, 2023/7772 Karar sayılı ilamla aşağıdaki gerekçeyle Bölge Adliye Mahkemesi kararı ortadan kaldırılarak İlk Derece Mahkemesi kararı bozulmuştur:
"...1.Dava açıldıktan sonra meydana gelen bir olay nedeniyle dava konusunun ortadan kalkması; eş söyleyişle tarafların, davanın esası hakkında karar verilmesinde hukuki yararının kalmaması halinde, bu olayın hükümde göz önüne alınması ve Mahkemenin, davanın konusuz kalması nedeniyle esas hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerekir. Dava tüm tarafları bakımından konusuz kalmadıkça inceleme yapılması ve uyuşmazlığın sonuçlandırılması gerekir.
2.Eldeki davada, mahkemece uyulan bozma ilamı sonrasında davacı şirketin davalı Kurumdan ek 17 nci maddenin ikinci fıkrası kapsamında başvurusunun varlığı sorulmuş ve davalı Kurumun cevabi yazısında davacı şirketin ek 17 nci maddesinin ikinci fıkrası kapsamında 26.05.2018 tarihinde başvuruda bulunduğu ve davacının davaya konu ettiği tüm dönemler bakımından 4447 sayılı Kanun'un geçici 10 uncu maddesinden faydalandırılmaya dair kuruma verdiği belgelerin işleme alındığı hususu ile birlikte davacının 18.04.2019 tarihli mahsuplaşma talebine göre mahsup işlemlerinin de gerçekleştirilmiş olduğunun belirtilmesi karşısında, davacı şirketin açtığı bu dava ile 4447 sayılı Kanun'un geçici 10 uncu maddesi hükümlerinden faydalandırılmaya yönelik olarak kuruma verilen belgelerin işleme alınmasını talep ettiğine göre, dava konusu istem bakımından davanın konusuz kalıp kalmadığı hususunun değerlendirilmesi ile sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar tesisi usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir..."
2.İlk Derece Mahkemesi tarafından bozma ilamına uyularak yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; taraflarca yasal süre içerisinde bildirilen ve uyuşmazlığın esasına etkili olduğu değerlendirilen tüm delillerin celp edildiği, bozma ilamı gözetilerek yapılan incelemede, davacı Şirket vekilinin 27.06.2016 tarih ve 9115876 sayılı dilekçesi ile Kurumun 1021090.34 sicil numarasında kayıtlı iş yerinde çalışan sigortalılar ile ilgili olarak Kuruma verilen aylık prim ve hizmet belgelerinde (APHB) adı geçen sigortalıların 6111 sayılı teşvikten yararlanması gerektiği halde bildirimlerinin sehven 5510 sayılı Kanun kapsamında yapıldığını belirterek, bu nedenlerle dilekçede yazılı aylar bakımından 5510 sayılı Kanun kapsamında yapılan bildirimlerin iptali ile 6111 sayılı Kanun ile eklenen 4447 sayılı Kanun'un Geçici 10. maddesinde düzenlenen prim teşviğinden yararlanmaya yönelik aylık prim ve hizmet belgelerinin işleme konulmasını talep ettiği, Kurumun (Avcılar SGM) 04.07.2016 gün ve E.3765571 sayılı kararı ile yararlanmasının mümkün olmadığının (red) bildirdiği, uyulan önceki bozma ilamı sonrasında davacı Şirketin davalı Kurumdan ek 17. maddenin ikinci fıkrası kapsamında başvurusunun sorulduğu, davalı Kurumun cevabi yazısında davacı Şirketin ek 17. maddesinin ikinci fıkrası kapsamında 26.05.2018 tarihinde başvuruda bulunduğu ve davacının davaya konu ettiği tüm dönemler bakımından 4447 sayılı Kanun'un geçici 10. maddesinden faydalandırılmaya dair Kuruma verdiği belgelerin işleme alındığının bildirildiği, davacının 18.04.2019 tarihli mahsuplaşma talebine göre mahsup işlemlerinin de gerçekleştirilmiş olduğunun belirtilmesi karşısında, davacı Şirketin açtığı bu dava ile 4447 sayılı Kanun'un geçici 10. maddesi hükümlerinden faydalandırılmaya yönelik olarak Kuruma verilen belgelerin işleme alınmasını talep ettiğine göre, dava konusu istem bakımından davanın konusuz kaldığının kabulünün gerektiği anlaşıldığından konusuz kalan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına dair karar vermek gerektiği, yargılama gideri ve vekalet ücreti yönünden yapılan değerlendirmede, davacının 5510 Kanun numarası seçerek prim teşviğinden yararlandığı ve süresi içerisinde aylık prim ve hizmet belgesini verdiği noktasında taraflar arasında bir uyuşmazlık bulunmaması, Geçici madde 10'da prim teşviğinden yararlanmak isteyen işverenlerin "çalıştırdıkları sigortalılarla ilgili olarak; 5510 sayılı Kanun uyarınca aylık prim ve hizmet belgelerini yasal süresi içerisinde Sosyal Güvenlik Kurumuna vermesi" koşulu bulunmakta olup teşvik yanlış seçilmiş olsa dahi aylık prim ve hizmet belgelerini yasal süresi içerisinde Kuruma gönderen işverenlerin, prim teşvik maddesini yanlış seçtikleri gerekçesiyle 4447 sayılı Kanun'un Geçici madde 10/5 fıkrası kapsamında bildirgeyi vermiş sayılmayacakları iddiasının hukuki dayanaktan yoksun olması ve davanın "teşvikten yararlanmaya yönelik dilekçenin işleme alınmamasına dair Kurum işleminin iptali" istemine ilişkin olması ve kararın da bu kapsamda verilmesi nedeniyle 6111 sayılı Kanun ile 4447 sayılı Kanun'a eklenen Geçici 10. maddesindeki işçi ve işveren yönünden sigorta prim teşvikinden yararlanma koşullarının infaz aşamasında Kurum tarafından dikkate alınabilecek olması (bkz. Yargıtay 21.Hukuk Dairesinin 08.02.2018 gün ve 2018/552 E. 2018/933 K. sayılı emsal kararı) birlikte gözetilerek davanın açılmasına davalı Kurumun sebebiyet verdiği değerlendirilerek davacı lehine yargılama gideri ve vekalet ücreti takdir edildiği gerekçesiyle davanın konusuz kalması nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
VI.TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı Kurum vekili temyiz dilekçesinde özetle; işlemlerin genelge kapsamında yapıldığı, yerinde olduğu, vekalet ücreti kararının yerinde olmadığı iddiasıyla temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, prim teşvik hükümlerinden yararlandırılmasına ilişkin belgelerin işleme alınması gerektiğinin tespitine ilişkindir.
1.Temyiz olunan nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen kararın, bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VII. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davalı Kurum vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,16.09.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.