Yargıtay 10. Hukuk Dairesi E.2025/10218 K.2025/11731

🏛️ 10. Hukuk Dairesi 📁 E. 2025/10218 📋 K. 2025/11731 📅 11.09.2025

10. Hukuk Dairesi         2025/10218 E.  ,  2025/11731 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2023/543 E., 2023/3692 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 44. İş Mahkemesi
SAYISI : 2022/495 E., 2022/741 K.
Taraflar arasındaki iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davacılar vekili ile davalılar ... ile ... San. Tic. Ltd. Şti. ortak vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince taraf vekillerinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili ile davalılar ... ile ... San. Tic. Ltd. Şti. ortak vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacılar vekili, müvekkilerinin murisi ...'ın 27.08.2016 tarihinde uzun yol otobüs sürücüsü olarak yolcu taşıması esnasında diğer araçların karıştığı trafik kazasında vefat ettiğini belirterek davacılar için 8.000,00 TL maddi tazminat ile, 3.000,00 TL cenaze ve defin gideri, davacı ... için 170.000,00 TL, davacı ... için 130.000,00 TL, davacı ... için 130.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek faizleri ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı ... ve ... Şti. vekili, müvekillerinden ...'in meydana gelen kazada bir kusurunun bulunmadığını belirterek davanın reddini istemiştir.
Davalı ... vekili, müvekkilinin aracının hararet yapmak suretiyle arıza yaptığını, sağ şeritten yoluna devam ettiğini, müvekkilinin kusurunun bulunmadığını belirterek davanın reddini istemiştir.
Davalı Müflis ...Şti. vekili, müvekkili şirketin kusurunun bulunmadığını belirterek davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında özetle; trafik iş kazasında davalı ...'ın %60, davalı ...Şti.'ye ait çekici ve yarı römorklu aracın sürücüsü ...'in (davalı şirketin Karayolları Trafik Kanunu'nun 85. maddesi gereğince sorumlu bulunduğu) %40, davalı ....'ye ait otobüs sürücüsü ... ...'ın kusursuz olduğu, davalılardan otobüs şirketi ...Şti. bakımından ıslah talebinde bulunmadığından maddi tazminat talepleri için sorumluluk 8.000,00 TL ile sınırlı tutulduğu, davacı taraf cenaze ve defin giderleri ile ilgili talebini belgelendirmediği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, ... için 390.691,38 TL, ... için 106.605,41 TL, ... için 58.966,35 TL maddi tazminatın (Müflis ..Ş.'nin sorumluluğu 8.000,00 TL sınırlı olmak kaydı ile), ... için 110.000,00 TL, ... için 100.000,00 TL, ... için 100.000,00 TL manevi tazminatın müteselsilen tahsiline, cenazı-defin giderlerinin reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili ile davalılar ... ile ... San. Tic. Ltd. Şti. ortak vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacılar vekili, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2016/21-1528 E, 2019/1169 K. sayılı, 12.11.2019 K. tarihli kararı ve yerleşik Yargıtay kararları doğrultusunda; bozmadan sonra dahi asgari ücret artışlarının tazminat hesabına yansıtılması gerektiğini, usuli müktesep hak oluşturmadığını, yeni asgari ücrete göre belirlenecek miktara asgari ücret üstündeki ücret miktarı oranının yansıtılmasını ve dahi bu asgari ücretin üstünde mahkemece kabul edilen oranın da üstünde kazanç olduğunu gerek sendika yazıları ile ve gerekse uzun yol otobüs sürücülerinin daha kalifiye eleman olmaları itibarı ile kabul edilen orandan ve miktardan daha fazla gerçek, reel gelirlerinin olduğunu, yemek ve giysi ile de giydirilmiş ücretlerinin fazla olduğunu, takdir olunan miktarlarla adaletin sağlanamayacağını, zararın yeniden güncellenmesi gerektiğini, cenaze/defin giderlerinin belgelenmesi zaruri olmadığını, dini ve sosyal vecibeler, kurallar gereği yemek verilmesi, gelen yakınların ağırlanması, mevlüt okutulması, bir kısım defin giderleri yapılmakta ve bunlar devlet tarafından karşılanmadığını, manevi tazminatın az takdir edildiğini, davalılar lehine hükmedilen vekalet ücreti miktarları davacılar aleyhine ve hukuka aykırı şekilde yanlış hesaplandığını belirterek kararanı kaldırılmasını talep etmiştir.
Davalılar ... ve ...Şti. vekili, karara esas alınan 18/06/2019 tarihli bilirkişi raporunda, TRH 2010 tablosu yerine PMF 1931 tarihli tablonun kullanıldığını, davacıların destekten yoksun kalma ve cenaze giderleri istemli maddi tazminat ile manevi tazminat hakkında Ankara 10. Asliye Ticaret Mah. 2018/547 E. sayılı dosyasının 27/01/2021 tarihinde karara çıktığını, dosyadaki raporlar ile Ankara 10. Asliye Ticaret Mahkemesi 2018/547 E. sayılı dosyasındaki raporlar arasında çelişki/çelişkiler bulunduğunu esas alınan bilirkişi raporunun hatalı olduğunu, davacıların bir olay hakkında iki ayrı dava açtığını, sigorta şirketlerinin yapacağı ödemeler, TBK mad. 55 anlamında ifa amacı taşıyan ödemeler olduğunu, ödemelerin mahsubu gerektiğini, mahevi tazminatın bir bütün olduğunu, manevi tazminatın ayrı ayrı istenmesi veya zamanla artacağından bahisle ileride farklı bir dava ile talep edilmesi mümkün olmadığını, hükmedilen manevi tazminat miktarının zenginleştirme oluşturmayacak bir şekilde belirlenmesi gerektiğini belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile HMK’nın 355. maddesi uyarınca istinaf sebepleriyle sınırlı olarak ve resen kamu düzeni yönünden yapılan inceleme sonucu; ilk derece mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, taraf vekillerinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili ile davalılar ... ile ... San. Tic. Ltd. Şti. ortak vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili sunmuş olduğu temyiz dilekçesi ile istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü itirazlarını yinelemek suretiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalılar ... ile ... San. Tic. Ltd. Şti. ortak vekili vekili sunmuş olduğu temyiz dilekçesi ile istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü itirazlarını yinelemek suretiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369'uncu maddesinin birinci fıkrası ile 371. maddesi, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 13, 16, 20 ve 21. maddeleri ile 4857 sayılı İş Kanunu'nun 77. maddesi
3. Değerlendirme
A)Taraf vekillerinin davacılar yararına hükmedilen manevi tazminat alacağına ilişkin temyiz istemi yönünden;
Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362. maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366. maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nu 110. maddesi kapsamında dava yığılması (objektif dava birleşmesi) kapsamında her bir talebin ayrı bir dava olduğu ve ayrı ayrı hüküm ve sonuç doğuracağı açıktır.
Dosya içeriğine göre davacılar vekilince dava dilekçesinde davacı ... için 170.000,00 TL, davacı ... için 130.000,00 TL, davacı ... için 130.000,00 TL manevi tazminat talep olunduğu, İlk Derece Mahkemesince davacılar ... için 110.000,00 TL, ... için 100.000,00 TL, ... için 100.000,00 TL manevi tazminata hükmolunduğu, Bölge Adliye Mahkemesi'nin yukarıda anılan kararı ile taraf vekillerinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verildiği gözetildiğinde reddine veya kabulüne karar verilen tazminat miktarının Bölge Adliye Mahkemesi karar tarihi itibari ile kesinlik sınırı olan 238.730,00 TL’nin altında kaldığı anlaşıldığından taraf vekillerinin temyiz itirazlarının miktardan reddine karar verilmiştir.
B) Taraf vekillerinin davacılar yararına hükmedilen maddi tazminat alacağına ilişkin temyiz istemi yönünden;
Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre, taraf vekillerinin aşağıdaki bent kapsamı dışındaki sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
Dosya kapsamından; davacılar vekilince dava dilekçesinde davacılar yararına maddi ve manevi tazminat talebi ile 3.000,00 TL cenaze ve defin gideri talebinde bulunulduğu, yine davacılar murisinin davalı Ulusoy firmasında otobüs şoförü olarak aylık 3.500 TL net ücret ve buna ek sefer başına prim ödemesi yemek,giysi ve ayakkabı yardımının ile çalıştığının beyan edildiği, Mahkemece emsal ücretin tespitine dair Ankara Ticaret Odası , Ankara Özel Halk Otobüsleri Esnaf Odası Ankara Servis Araçları İşletenleri Esnaf Odası, Öztaşıma İş Sendikası ile Bugsaş firmasından araştırma yapıldığı ancak belirtilen kurumlardan ücret tespitine dair olumlu cevap alınamadığı, TÜİK emsal ücret araştırmasına dair verinin dosya kapsamına alınmasını takiben dosyanın bilirkişiye tevdi olunduğu, hükme esas alınan 18.06.2019 tarihli bilirkişi raporunda TÜİK verisi esas alınmak suretiyle davacılar murisinin ücretinin asgari ücretin 1.4559 katı olduğu tespiti ile davacıların maddi zararlarının tespitinin yapıldığı, davacılar vekilince süresi içerisinde ücret tespitine itiraz edildiği, istinaf ve temyiz dilekçelerinde itirazın yinelendiği, Mahkemece 18.06.2019 tarihli hesap raporunun hükme esas alınması suretiyle davacılar ... için 390.691,38 TL, ... için 106.605,41 TL, ... için 58.966,35 TL maddi tazminatın hüküm altına alındığı, cenaze ve defin gideri talebinin ise yazılı belge sunulmadığı gerekçesiyle reddine karar verildiği, taraf vekillerinin kararı istinaf etmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince yeniden hesap raporunun alındığı alınan hesap raporunun 06.06.2023 tarihli olduğu, hesap raporunda İlk Derece Mahkemesince hükme esas alınan hesap raporundaki veriler aynen korunarak 2 seçenekli hesaplama yapıldığı, 1.seçenekte bilinen dönemin 18.06.2019 tarihli rapor gibi esas alınması halinde mahkemece hükmolunan tutarların yer aldığı , 2.seçenekte ise rapor tarihi dikkate alınarak bilinen dönemin 31.12.2023 tarihi olarak esas alınması suretiyle zararın bu kez daha fazla belirlendiği, Bölge Adliye Mahkemesince taraf vekillerinin istinaf başvurularının esastan reddine dair kararının gerekçesinde davacılar vekilinin istinaf itirazlarının ilk kaldırma kararında incelendiği yerinde görülmediği bu sebeple de davalı lehine usuli kazanılmış hak oluşacağı gerekçesiyle aldırılan 06.06.2023 tarihli hesap raporundaki 1.seçeneğe göre karar verilmiş olmasının yerinde olduğunun belirtildiği ayrıca temyize gelen davalılar ortak vekilince yargılama aşamasında aynı trafik iş kazası olayına ilişkin davacılar tarafından kazaya karışan araçların zorunlu ve ihtiyari sigorta poliçelerine dayalı olarak sigorta şirketleri ile Güvence Hesabına karşı Ankara Asliye Ticaret Mahkemesinde maddi ve manevi tazminat talepli davanın açıldığı, iş bu davalar ile mükerrer talebin söz konusu olduğu beyan edilmiş, Mahkemece anılan itirazlar değerlendirilmeksizin karar verildiği anlaşılmıştır.
Usuli kazanılmış hak davaların uzamasını önlemek, hukuki alanda istikrarı sağlamak ve kararlara karşı genel güvenin sarsılmasını önlemek amacıyla Yargıtay uygulamaları ile geliştirilmiş, öğretide kabul görmüş ve usul hukukunun vazgeçilmez ana ilkelerinden biri haline gelmiştir. Usulü müktesep hak, anlam itibariyle, bir davada, mahkemenin ya da tarafların yapmış olduğu bir usul işlemi ile taraflardan biri lehine doğmuş ve uyulması zorunlu olan hakkı ifade etmektedir.
Mahkemenin, Yargıtayın bozma kararına uyması ile bozma kararı lehine olan taraf yararına bir usulü kazanılmış hak doğabileceği gibi, bazı konuların bozma kararı kapsamı dışında kalması yolu ile de usulü kazanılmış hak gerçekleşebilir. Yargıtay tarafından bozulan bir hükmün bozma kararının kapsamı dışında kalmış olan kısımları kesinleşir. Bozma kararına uymuş olan mahkeme kesinleşen bu kısımlar hakkında yeniden inceleme yaparak karar veremez. Bir başka anlatımla, kesinleşmiş bu kısımlar, lehine olan taraf yararına usulü kazanılmış hak oluşturur (04.02.1959 gün ve 13/5 sayılı YİBK).
Kazanılmış haklar “Hukuk Devleti” kavramının temelini oluşturan en önemli unsurlardandır. Kazanılmış hakları ortadan kaldırıcı nitelikte sonuçlara yol açan yorumlar Anayasa'nın 2. maddesinde açıklanan “Türkiye Cumhuriyeti sosyal bir hukuk devletidir” hükmüne aykırılık oluşturacağı gibi toplumsal kararlılığı, hukuksal güvenceyi ortadan kaldırır, belirsizlik ortamına neden olur ve kabul edilemez.
Yargıtay içtihatları ile kabul edilen “usulü kazanılmış hak” olgusunun, bir çok hukuk kuralında olduğu gibi yine Yargıtay içtihatları ile geliştirilmiş istisnaları bulunmaktadır. Örneğin Mahkemenin bozmaya uymasından sonra yeni bir içtihadı birleştirme kararı (09.05.1960 gün ve 21/9 sayılı YİBK) ya da geçmişe etkili yeni bir kanun çıkması karşısında, Yargıtay bozma ilamına uyulmuş olmakla oluşan usulü kazanılmış hak hukukça değer taşımayacaktır.
Usulü kazanılmış hakkın hukuki sonuç doğurabilmesi için; bir davada ya taraflar ya mahkeme ya da Yargıtay tarafından açık biçimde yapılmış olan ve istisnalar arasında sayılmayan bir usul işlemi ile taraflardan biri lehine doğmuş uyulması zorunlu olan bir hakkın varlığından söz edilebilmesi gerekir. (HGK.nun 12.07.2006 T., 2006/4-519 E, 2006/527 K, 03.12.2008 T., 2008/10-730 E., 2008/732 K.) Zira usulü kazanılmış hak ilkesi kamu düzeniyle ilgilidir. (09.05.1960 T., 21/9; 04.02.1959 gün 13/5 sayılı İçtihadı Birleştirme kararı)
Öte yandan, iş kazasına maruz kalan sigortalının veya ölümü halinde desteği altında bulunanların maddi zararılarının hesabında gerçek ücretin esas alınması koşuldur. Gerçek ücretin ise işçinin imzasının bulunduğu ücret tediye bordrolarından saptanacağı, işçinin imzasının bulunmadığı iş yeri ve sigorta kayıtlarının nazara alınamayacağı, işçinin imzasının bulunduğu ücret tediye bordrolarının bulunmaması durumunda işçinin yaşı, kıdemi, mesleki durumu dikkate alınarak, emsal işi yapan işçilerin aldığı ücret göz önünde tutularak belirlenmesi gerektiği, Dairemizin giderek Yargıtayın yerleşmiş görüşlerindendir.
Ayrıca 6098 sayılı Borçlar Kanunu m.45/1 kapsamında ele alınması gereken defin masrafları, ölümle doğrudan doğruya ilgili olan ve ölenin dini ile sosyal ve ekonomik durumuna uygun bulunan giderlerdir. Cenaze ve defin (gömme) giderlerinin gelenekler çerçevesinde yapılacak bir değerlendirme ile takdiren hesaplanıp ödenmesi gerekmektedir.
Cenaze giderleri için mutlaka belge sunulması gerekli değildir. Belge sunulmasa bile, geleneklere ve dinsel kurallara göre yapılan masrafların ilgili il müftülüklerinden sorulmak suretiyle hakimce takdiren belirlenip hüküm altına alınması gerekir.
Somut olayda, davacıların ücret iddiası yönünden yapılan işin niteliğine uygun meslek odalarından emsal ücret araştırması yapılmaksızın TÜİK emsal ücret verisinin esas alınması suretiyle zarar hesabı yapan rapora itibarla hüküm tesisi hatalı olmuştur. Devamla davacılar vekilinin cenaze ve defin giderine ilişkin talebinin yazılı belge sunulmadığı gerekçesiyle reddi de hatalıdır. Yine Bölge Adliye Mahkemesi kararının gerekçesinde davacılar vekilinin hükme esas alınan hesap raporuna süresi içerisinde itiraz ile istinaf başvurularının bulunduğu göz ardı edilmek suretiyle bilinen dönemin davalılar lehine usuli kazanılmış hak oluşturacağı gerekçesiyle 18.06.2019 tarihli rapordaki gibi esas alınması gerektiği ve ileriye çekilemeyeceğine dair gerekçesi yerinde değildir. Ancak Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmekle esas hakkında hüküm kurulmadığı anlaşılmakla hu hususa yalnızca işaret edilmiştir. Son olarak davalılar vekilince yargılama aşamasında ileri sürülen işbu dosya davacıları tarafından sigorta şirketlerine karşı açılan Ankara 10.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2023/292 Esas, 2024/812 Karar ( kaldırma ilamı öncesi 2018/547 Esas, 2021/33 Karar ) sayılı dosyasının dikkate alınmasına dair itirazının verilen hükümle mükerrerlik teşkil edecek bir sonuç doğması ihtimaline binaen değerlendirilmemesi ile 06 DB7632 plakalı çekici ve buna bağlı ... plakalı yarı römorka ilişkin kasko poliçesi ve varsa hasar dosyası ilgili sigorta şirketinden getirtilerek, Ankara 10. Asliye Ticaret Mahkemesi nezdinde görülen 2023/292 Esas no.lu dosyanın dosyaya kazandırılması sonucu mükerrerlik iddiasının incelenmesi devamla oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken bu eksiklik giderilmeden karar verilmiş olması da hatalıdır.
Mahkemece yapılacak iş; cenaze ve defin gideri talebi yönünden yöntemince araştırma yapmak suretiyle uygun bir miktara hükmetmek, davacıların maddi tazminat talebi yönünden ise davacılar murisinin yaşı, işi, iş yerindeki kıdemi, mesleki kıdemi belirtilmek suretiyle meslek odalarından, TÜİK, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Yüksek Fen İşleri Kurulu'ndan sigortalının alabileceği ücretleri araştırmak ve bu suretle kazalının ücretini yukarıda açıklanan hususları da gözeterek tereddüte yer bırakmayacak şekilde belirlemek ve yeniden hesap raporunun alınması ile davacıların maddi zararlarının Ankara 10. Asliye Ticaret Mahkemesi nezdinde görülen 2023/292 Esas no.lu dosyanın dosyaya kazandırılması ile mükerrerlik iddiasının incelenmesini takiben oluşacak sonuca göre taraflar lehine oluşan usuli kazanılmış hakları da gözeterek bir karar vermekten ibarettir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle,
Taraf vekillerinin davacılar yararına hükmedilen manevi tazminat alacağına ilişkin temyiz dilekçesinin miktardan REDDİNE,
Taraf vekillerinin davacılar yararına hükmolunan maddi tazminat alacağına ilişkin temyiz istemi yönünden;
Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz eden ilgililere iadesine,11.09.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.