Yargıtay 10. Hukuk Dairesi E.2025/8036 K.2025/11730
10. Hukuk Dairesi 2025/8036 E. , 2025/11730 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Adana Bölge Adliye Mahkemesi 18. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2024/3683 E., 2025/369 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : İskenderun 1. İş Mahkemesi
SAYISI : 2020/730 E., 2023/507 K.
Taraflar arasındaki iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının, davalıya ait iş yerinde çalışmaktayken 21.03.2015 tarihinde meydana gelen iş kazası sonucu yaralanarak malul kaldığını, geçici ve sürekli iş göremezlik zararına uğradığını, kazanın meydana gelmesinde davalı işverenin kusurlu olduğunu ileri sürerek ve fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydı ile geçici iş göremezlikten kaynaklı 500,00 TL ve sürekli iş göremezlikten kaynaklı 500,00 TL olmak üzere toplam 1.000,00 TL maddi tazminat ile 50.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesi ve yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesi talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin işyerinde iş sağlığı ve güvenliğine ilişkin tüm tedbirlerini aldığını, işçilere gerekli eğitim ve ekipmanların sağlandığını bu nedenle kazanın meydana gelmesinde herhangi bir kusurunun olamadığını, davacının asli ve tam kusurlu olduğunu bu nedenle davanın reddi gerektiğini aksi halde zarardan SGK tarafından bağlanan gelirin ilk peşin sermaye değerinin mahsup edilmesi gerektiğini, talep edilen manevi tazminat tutarının fahiş derecede yüksek olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesi yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında özetle; davanın kabulüne karar verilmiştir.
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; İlk Derece Mahkemesince kusur incelemesinin yeterli olarak yaptırılmadığını, kusur incelemesi için dosyanın ATK'ye gönderilmesi teleplerinin haksız gerekçelerle reddedildiğini, dosya kapsamında heyet raporunun yanı sıra dosyanın ATK'ye gönderilmesi ile birlikte yeni bir kusur raporu aldırılarak davalı Şirketin kusurlu olup olmadığının, kusurlu ise ne oranda kusurlu olduğunun tespit ettirilmesi gerekmekteyken yerel mahkemece dosyanın ATK'ye gönderilmeksizin karara çıkarılmasının hatalı olduğunu, davalı Şirketin meydana gelen kazada %80 oranında kusurlu olduğu kabul edilmişse de meydana gelen kazada hiçbir kusurunun bulunmadığını, davalı şirket sorumlu bir işverenlik olarak iş sağlığı ve güvenliğine ilişkin olarak üstüne düşen yükümlülükleri eksiksiz olarak yerine getirdiğini, risk değerlendirmesinin yapıldığını, davaya konu iş kazası davacının haddehane bölümünde rulman takması esnasında rulmanı ısıtmaksızın çakmak suretiyle işlem yapması neticesinde rulmandan sıçrayan küçük metal parçalarının gözüne isabet etmesi sonucunda gerçekleştiğini, kazazedenin yaptığı rulman takma işlemiyle ilgili olarak söz konusu işlemin yapılması esnasında metal sıçraması gibi risklerin önlenmesi maksadıyla öncelikle rulmanın ısıtılıp genişletilerek işlem yapılması gerektiği defalarca anlatılmış ve bu yönde işveren ve ilgili birimdeki formen tarafından uyarılar yapıldığını, fakat davacı tarafından kaza günü rulmanı ısıtmaksızın çakmak suretiyle işyeri talimatlarına aykırı bir şekilde işlem yapılması neticesinde işbu kazanın meydana geldiğini, hükme esas alınan kusur bilirkişisi raporunda her ne kadar davacıya kişisel koruyucu donanım verilmediğini, risk analizinin yapılmadığını ve bu yönde tedbirler alınmadığı belirtilmiş olsa da bu tespitlerin gerçeği yansıtmadığını, yine tanık beyanlarından da açıkça anlaşılacağı üzere başta koruyucu gözlük olmak üzere iş yerinde yapılan işin gereğine ilgili mevzuata ve davalı Şirket tarafından yaptırılan risk değerlendirmesine göre gerekli tüm koruyucu donanım çalışanlara eksiksiz bir şekilde dağıtıldığını, nitekim işçiler tarafından da bu koruyucu donanımın eskimesi veya hasar görmesi durumunda, belirli aralıklarla veya talepleri halinde ve uygun görüldüğüne her dönemde kendilerine bu donanım karşılıksız olarak teslim edildiğini, bilirkişi tarafından incelenen teslim tutanakları davacının dağıtım zamanı gelmemesine rağmen talep ettiği yıpranan koruyucu malzeme talep formlarının olduğunu, bu yönüyle davalı şirket tarafından davacı işçiye gözlük verilmediğine ilişkin tespitin gerçeği yansıtmadığını, kaldı ki kişisel koruyucu donanımların gözlük de dahil olmak üzere eksiksiz ve tam olarak çalışanlara verildiği tüm tanık beyanlarında açıkça ortaya konulmuş olup, İlk Derece Mahkemesince aksi yönünde yapılan değerlendirmenin hayatın olağan akışına ve hukuka aykırı olduğunun ortada olduğunu, davalı Şirket tarafından iş sağlığı ve güvenliği mevzuatının ve işin gereği olan tüm tedbirler eksiksiz olarak alınmış ve denetlenmesi sağlanmış olup kaza işçinin bu tedbirlere riayet etmemesi sebebiyle meydana geldiğini, ilk derece mahkemesince maluliyet tespitinin doğru olarak yaptırılmadığını, SGK'nın davalı Şirket aleyhine açmış olduğu İskenderun 1. İş Mahkemesinin 2019/848 E. sayılı dosyasında aldırılan ATK raporu ile bağlı kalındığını, maluliyetin tespiti amacıyla dosyanın ATK 2. İhtisas Kuruluna gönderilmesi taleplerinin yanlış tespit ve gerekçelerle reddedildiğini, sigortalının muhtemel ömrünün PMF 1931 tablosuna göre hesaplanması gerekirken TRH 2010 tablosuna göre hesaplanması hatalı olduğunu beyanla İlk Derece Mahkeme kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dosya kapsamına, mevcut delil durumuna ve yukarıda belirtilen ölçütlere göre yapılan inceleme sonucunda, İlk Derece Mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde, usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşıldığından, yerinde görülmeyen davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.
IV. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili sunduğu temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü itirazlarını yinelemek suretiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369. maddesinin birinci fıkrası ile 371. maddesi, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 13, 16, 20 ve 21. maddeleri ile 4857 sayılı İş Kanunu'nun 77. maddesi.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davalı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddiyle 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesinin birinci fıkrası uyarınca Bölge Adliye Mahkemesi kararının ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden ilgiliye yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,11.09.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.