Yargıtay 10. Hukuk Dairesi E.2025/10512 K.2025/11683
10. Hukuk Dairesi 2025/10512 E. , 2025/11683 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2023/2114 E., 2025/1004 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Aliağa 1. İş Mahkemesi
SAYISI : 2020/357 E., 2023/479 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacılar vekili dava dilekçesi ile müvekkillerinin eşi ve babası ...'nin davalı işveren ...'ne ait iş yerinde sigortalı işçi olarak çalışırken 01.06.2020 tarihinde davalının kusuru nedeniyle, mesai saatleri içerisinde kalp krizi geçirip bu şekilde iş kazası geçirerek hayatını kaybettiğini, yaşanan iş kazasının oluşmasına iş yerinde fiilen çalışma ve sürekli hizmet veren bir işgüvenliği uzmanı ve iş yeri hekiminin bulunmaması, iş yerinde son derece disiplinsiz ve kontrolsüz bir çalışma düzeninin olması, işverenin, işçilerin güvenliğini hiçe sayarak işin bitmesini ön planda tutması, yasal mevzuatın zorunlu kıldığı hiçbir iş güvenliği tedbirinin iş yerinde mevcut olmaması durumlarının sebep olduğunu, somut olayda davalının müvekkillerinin babası ve eşinin daha önceden geçirdiği sağlık sorunları neticesinde alması gereken hiçbir önemi almadığı, müvekkilinin yaşanan ulusal pandemi nedeniyle çalıştırılmaması gerektiği halde zorla çalıştırıldığını, müteveffanın geçirdiği kalp rahatsızlıklarının tamamının iş yerinde gerçekleştiğini, yasadığı süre boyunca işte değilken kalp rahatsızlığı geçirmediğini, ... çalıştığı süre boyunca fabrikanın paketleme bölümünde paketleme kule operatörü olarak çalışdığını, müteveffanın çalıştığı yer fabrikada son işlemin gerçekleştiği yer olduğunu ve bu nedenle de oldukça yoğun olduğunu, telefonla müvekkilin çalıştığı bölüm sürekli aranarak bilgiler alınır veya talimatlar verildiğini, kısacası çalışma temposu çok yoğun ve fabrikada üretilen ürünler nihai olarak burada paketlendiğinden hata kabul etmeyecek bir bölümde çalışan ... yoğun bir stres altında çalışmasını sürdürdüğünü, müteveffanın işi gereği arada sırada çalıştığı yerden aşağıya inip çember bağlama makinelerinde yaklaşık yirmi dakika süren bir işlem gerçekleştirdiğini, çember bağlama makinelerinin bulunduğu yer olağan hava sıcaklığının oldukça üzerinde olup daha önce kalp rahatsızlığı geçirmiş bir bireyin kısa bir süre dahi olsa çalışması için son derece sakıncalı bir yer olduğunu, kalp rahatsızlığı olan kişilerin bu gibi yerlerde çok kısa bir süre dahi bulunması rahatsızlığın tekrarlanmasına ve daha kötü duruma gelmesine neden olma gibi sonuçlar ortaya koyduğunu, davalı şirketin müteveffanın çalıştığı bölümü değiştirme yolunda en ufak bir adım dahi atmadığını, gerek müteveffanın çalıştığı bölümün oldukça stresli bir bölüm gerekse de çember bağlama makinelerinin bulunduğu yere indiğinde maruz kaldığı yüksek sıcaklık kalp rahatsızlığını tetiklediğinden ve daha kötü hale getirdiğinden ... sözlü olarak başka bölümlerde çalıştığını talep etmişse de söz konusu talebi sürekli kulak ardı edilmiş ve kabul görmediğini, bu durum sonucunda da davaya konu üzücü olay meydan geldiğini, müteveffanın elinde 2017 yılında kötü huylu kitle tespit edilmiş ve bu kitlenin temizlenmesi için 10.07.2017, 18.09.2017 ve 03.11.2017 tarihlerinde toplamda üç defa elinden ameliyat olduğunu, müvekkilinin yaşadığı hastalık nedeniyle 09.07.2017 ile 15.12.2017 tarihi arasında raporlu olduğu gerekçesiyle davalı şirkette çalışmadığını, her ne kadar kanserli hücreler müteveffanın vücudundan olabildiğince başarılı bir şekilde temizlense de ... en nihayetinde kanser hastalığı ile mücadele ettiğini, bu nedenle tüm dünyada yaşanan COVİD-19 salgını nedeniyle ulusal pandemi ilan edildiğinde de çalışmamak ve izne ayrılmak istediğini üstlerine devamlı iletmesine rağmen müteveffanın bu talebi davalı şirket tarafından kabul edilmediğini, müvekkilerinin yaşanan bu elim hadiseden sonra maddi ve manevi olarak büyük zarara uğradığını, müvekkilin geçimini öldüğü tarihe kadar müteveffanın sağladığını, yaşanan üzücü olay neticesinde müvekkillerin psikolojisi ve ekonomik geleceği de mahvolduğunu, müvekkillerden ... ve ...'nın çocuk yaşta olup geçimlerinin sağlanması için babalarının çalışarak kazandığı ücrete muhtaç durumda olduğunu, aynı şekilde diğer müvekkili ...'nin ise çocuklarla ilgilendiğinden çalışmadığını ve eşinin ücreti ile geçindiğini iddia ederek yapılacak hesaplamalar sonrası artırılmak koşuluyla şimdilik her bir müvekkili için ayrı ayrı 500 TL maddi zarar talep ettiklerini, müteveffanın sendika üyesi olduğunu, müteveffanın vefatından dolayı toplu sözleşmede yapılması öngörülen sağlık sigortası çerçevesinde müvekkillerine bugüne kadar ... Sigorta tarafından 125.000 TL ödendiğini, iş kazası nedeniyle müvekkilinin uğradığı manevi zararlardan dolayı fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik ... adına 100.000 TL, ... adına 75.000 TL ve ... adına 75.000 TL manevi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesi ile müteveffanın, müvekkiline ait iş yerinde 01.06.2020 günü 16.00 - 24.00 saatleri arasındaki vardiyada çalışmakta iken saat 18.50 sularında yemeğini yemesini müteakip ara dinlenmesi sırasında göğüs bölgesinde ağrı hissetmesi nedeniyle başvurduğu revirde, iş yerinin sağlık personelinin ilk müdahaleyi yaparak dil altı ilacını verdikten ve iş yeri ambulansıyla önce Aliağa Devlet Hastanesine sevk edilip oradan da sevk edildiği Çiğli Araştırma Hastanesi'ne nakli sırasında yolda geçirdiği kalp krizi sonucu vefat ettiğini, dava dilekçesinde iş yerinde iş yeri hekiminin ve iş yeri sağlık personelinin kayden yer aldığı ancak fiilen bulunmadığı ileri sürülmüş ise de iş yerinde fiilen iş yeri hekimi ve sağlık personelinin çalıştığını, ilk müdahalenin de ilgililer tarafından yapıldığını, sendika üyesi olan müteveffanın COVİD 19 pandemisi sürecinde evvelce geçirdiği rahatsızlıklarını gerekçe göstererek ya da nedensiz olarak iş yerinde çalışmak istemediğini belirten bir başvuruda bulunmadığını, dava dilekçesinde ileri sürülen ...'nin 2017 yılında elinden geçirdiği operasyonların 01.06.2020 tarihindeki kalp kriziyle ilişkisi bulunmadığını, işverenin, müteveffanın kalp rahatsızlığını bilebilmesinin mümkün olmadığını, bu nedenle çalışanlardan işe girerken sağlık raporu almalarının istendiğini, işverenin işçilerin sağlık raporları dışında bir bilgiye sahip olması ve periyodik muayeneler dışında bu yönde özel bir araştırma yapmasının hem İş Kanunu ve hem de KVKK hükümleri uyarınca mümkün olmadığını, müteveffanın iş yerinde vefat etmediği gibi, işten kaynaklı bir nedenle de vefat etmediğini, davaya ilişkin olayda hiç bir şekilde işverenin kusuru bulunmamakla birlikte müvekkili şirketin çabaları sonucu davacılara müteveffanın vefatı sebebiyle sigorta şirketi ... Sigorta AŞ tarafından 125.000 TL tazminat ödendiğini, yine kusuru kabul anlamına gelmemek üzere, müteveffanın ailesine destek olmak amacıyla davacılara 10.07.2020 tarihinde 50.585 TL ve 5.900 TL olmak üzere toplam 56.485 TL ödendiğini, Mahkemece yapılacak yargılama neticesi tazminat ödeme yükümlülüğü bulunduğuna karar verilmesi halinde iş bu ödemelerin tazminattan mahsubu gerektiğini savunarak davanın reddini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile özetle başvurunun esastan reddine dair karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacılar vekili özetle, kararın bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup dosyada yer alan tüm bilgi ve belgelerin incelenmesinde verilen hükmün yerinde olduğu anlaşılmakla temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 11.09.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.