Yargıtay 10. Hukuk Dairesi E.2024/9961 K.2025/11691

🏛️ 10. Hukuk Dairesi 📁 E. 2024/9961 📋 K. 2025/11691 📅 11.09.2025

10. Hukuk Dairesi         2024/9961 E.  ,  2025/11691 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/610 E., 2022/1862 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Kırşehir 1. Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi
SAYISI : 2020/328 E., 2022/26 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; davacılar murisi ...'ın ... İl Emniyet Müdürlüğünde polis memuru olarak görev yapmakta iken 21.10.2018 günü saat 12.10 sıralarında devriye görevini ifa ettiği sırada geçirmiş olduğu trafik kazası sonucunda şehit olduğunu, davalı Kurumca ...'ın vazife malulü olduğuna karar verilmiş ve bu nedenle 04.12.2018 tarihli ve 6249 sayılı işlem ile ...'ın annesi ... ve babası ...'a yetim aylığı bağlandığını, davalılara Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından bağlanmış olan aylığın 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'na göre değil, vazife malullüğüne ilişkin hükümlerine bağlı olarak 2330 Sayılı Nakdi Tazminat ve Aylık Bağlanması Hakkındaki Kanun'a göre hesaplanarak bağlanması gerekeceğini, 2330 sayılı Nakdi Tazminat ve Aylık Bağlanması Hakkındaki Kanun'un 1. maddesinde açık bir şekilde Kanun'un amacının "barışta güven ve asayiş koruma olduğu"nun belirtildiğini, ...'ın vefat etmiş olduğu olayın da asayişi korumak amacıyla göreve gittikleri sırada trafik kazası geçirmesi sonucunda meydana geldiğini, bu kapsamda 2330 sayılı Nakdi Tazminat ve Aylık Bağlanması Hakkındaki Kanun'un şartları oluştuğunu, bu durumda 2330 sayılıNakdi Tazminat ve Aylık Bağlanması Hakkındaki Kanun'a göre ilgili sosyal güvenlik kurumlarınca kendi mevzuatlarına göre bağlanan aylıklar %25 artırılarak ödendiğini, bu Kanun maddesi dikkate alınmadan 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'na göre aylık bağlanması yasal olmadığını, bu durum karşısında ... emeklilik hizmetleri müdürlüğü kamu görevlileri daire başkanlığınca yanlış mevzuata göre hesaplanan hatalı ve nakdi tazminat ve vazife malullüğünün yeniden hesaplanmasını talep etmelerine rağmen herhangi bir yanlışlık olmadığı bağlanan aylığın 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası kapsamına girdiği ifade edilmiş olduğunu, bu durum karşısında ...'ın 21.10.2018 tarihinde devriye görevini ifa ettiği sırada, üzerinde silah olan şahsın aranması bilgisi üzerine olay yerine intikal ederken geçirmiş olduğu trafik kazası sonucunda şehit olduğunu, bu gerçekleşen olay sonucunda murisin mirasçıları olan anne ve babasına bağlanan yetim aylağının mevzuata göre 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu değil bu kanun hükümlerine bağlı olarak 2330 sayılı Nakdi Tazminat ve Aylık Bağlanması Hakkındaki Kanunun uygulanması gerektiğini, buna ilişkin olarak yargı kararlarına bakıldığında 2330 sayılı Nakdi Tazminat ve Aylık Bağlanması Hakkındaki Kanun'da iç güvenlik ve asayişin korunması ile görevlendirilen emniyet mensuplarınca görevleri sırasında maruz kaldıkları yaralanma, sakatlanma ve ölüm hallerinde nakdi tazminat edineceği ve aylık bağlanacağının öngörüldüğünü, olayda araç ve sürücülerin denetimi yapmak suretiyle trafik asayiş ve güvenliği sağlamaya yönelik görev yaparken yaralandığı anlaşılan davacının görevinin 2330 sayılı Nakdi Tazminat ve Aylık Bağlanması Hakkındaki Kanun'da ifade edilen anlamda iç güvenlik ve asayiş ile ilgili olduğunun kabulü gerekeceğini belirterek, davacılara 5510 sayılı Kanun'un vazife malullüğüne ilişkin hükümlerine bağlı olarak 2330 sayılı Nakdi Tazminat ve Aylık Bağlanması Hakkındaki Kanun hükümlerinin vefat tarihinden itibaren uygulanması gerektiğinin tespitini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; Kurum işlemlerinde hukuka aykırılık bulunmadığını, davanın haksız ve yersiz açıldığını, maddi ve hukuki dayanaktan yoksun olduğunu beyanla, davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile istinaf isteminin esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı Kurum vekili özetle, kararın bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık tespit istemine ilişkindir.
Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup dosyada yer alan tüm bilgi ve belgelerin incelenmesinde verilen hükmün yerinde olduğu anlaşılmakla temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 11.09.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.