Yargıtay 10. Hukuk Dairesi E.2024/7601 K.2025/11516
10. Hukuk Dairesi 2024/7601 E. , 2025/11516 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
SAYISI : 2023/324 E., 2024/63 K.
Taraflar arasındaki 4447 sayılı Kanun'un Geçici 10. maddesinde yer alan teşvik indiriminden faydalandırılmak için verilen belgelerin Kurumca işleme alınması gerektiğinin tespiti davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda davanın konusuz kalması nedeniyle esas hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı, davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I.DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının SGK nezdinde 2 1396 0101 1037242 027 09 36 işyeri sicil numarasında kayıtlı olduğu, başvurusunun Sosyal Güvenlik Kurumunun 18.03.2015 tarih ve 2015/10 sayılı Genelgesi gerekçe gösterilerek haksız olarak reddedildiği, davalı Kurumun ilgili Genelge ile 6111 sayılı Kanun ile tanınan hakları kısıtlamakta ve ortadan kaldırmakta olduğu, kurumlar tarafından çıkarılan genelgelerin kanunlara ve emredici hükümlere aykırı hükümler barındıramayacakları, genelge karşısında kanunun emredici hükümlerinin uygulanacağı hususunun hukukun temel kaidelerinden birini oluşturduğu, ilgili Genelgenin teşvik hakkını kaldıran düzenlemesinin yok hükmünde olduğundan bu düzenlemeye dayanarak Kurum tarafından yapılan işlemlerin kanuna ve hukuka aykırı olduğu iddiasıyla davalı Kurumun 6111 sayılı Kanun ile davacıya verilen hakkı tanımayarak, bu hakkı talep ettikleri başvurularının reddi yönündeki işleminin iptaline, teşvikten yararlanma haklarının tespitine ve ilgili başvuruları doğrultusunda 6111 sayılı Kanun ile taraflarına tanınan teşvik hakkından yararlandırılmalarına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
II.CEVAP
Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafından Kuruma verilen dilekçenin 6111 sayılı Kanun'la yapılan sigorta prim desteği düzenlemelerinin uygulanmasına esas olmak üzere başvuru tarihinde 2011/45 sayılı Genelge'nin yürürlükte olduğunu, bu genelgenin "4.1.1 Destekten yararlanılabilmesi için gerekli genel şartlar" başlığı altında (g) bendinde "Aylık prim ve hizmet belgesinin Kurumumuza yasal süresi içinde gönderilmesi" bölümünde " 4447 sayılı Kanun'un geçici 10. maddesinde öngörülen sigorta primi işveren hissesi desteğinden yararlanılabilmesi için 6111 Kanun numarası seçilmek suretiyle düzenlenmiş olan aylık prim ve hizmet belgesinin yasal süre içinde kuruma verilmiş olması gerekmektedir." hükmünün bulunduğu, Kurum işleminin yerinde olduğu savunmasıyla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III.İLK DERECE MAHKEMESİ İLK KARARI
İlk Derece Mahkemesi tarafından 03.05.2017 tarihli ve 2016/233 Esas, 2017/70 Karar sayılı kararı ile davacı şirketin aynı anda yürürlükte bulunan birden fazla sigorta primi teşviki kapsamında olup olmadığı uyuşmazlık konusu olmayıp, uyuşmazlığın, davalı Kurumun genelge ile sigorta primi teşvikinden yararlanma hakkına sınırlama getirip getiremeyeceği noktasında toplandığı, idare yasa koyucu tarafından çıkartılan kanunların uygulama usul ve esaslarını belirlemek için düzenleyici işlemler yapabilirse de kanunlar tarafından belirlenen hakların sınırlanması sonucunu doğuracak şekilde düzenleyici işlemler yapamayacağı, davalı Kurumun 2015/10 sayılı Genelge ile davacı şirketin sigorta primi teşvikinden yararlanma hakkını sınırlandırmış olduğunun kabulü gerektiği, Kurum tarafından, davacı şirketin 2015/10 sayılı Genelgenin yürürlüğe girdiği tarihten sonra değişiklik talebinde bulunduğu gerekçesiyle, yasal olarak yararlanma hakkı olan sigorta primi teşvikinden yararlanmasını engelleyen işlemi yerinde olmadığından ve Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin 13.12.2016 tarihli, 2016/7534 Esas ve 2016/14941 Karar sayılı ilamında Mahkemece davanın husumet yokluğu nedeni ile reddine yönelik verilen kararın işin esasına girilmesi gerektiğinden bahisle bozulduğu, yine Yargıtay 21. Hukuk Dairesinin 07.06.2016 tarihli, 2016/2042 Esas ve 2016/9370 Karar sayılı ilamında da Mahkemece verilen davanın kabulü yönündeki kararın onandığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
IV.İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin 03.05.2017 tarihli ve 2016/233 Esas, 2017/70 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesinin 28.02.2018 tarihli ve 2017/2278 Esas, 2018/490 Karar sayılı kararı ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V.BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
1. Bölge Adliye Mahkemesinin 28.02.2018 tarihli ve 2017/2278 Esas, 2018/490 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuş ve Dairemizce 10.07.2018 tarihli ve 2018/4214 Esas, 2018/6526 Karar sayılı ilamla aşağıdaki gerekçeyle Bölge Adliye Mahkemesi kararı kaldırılarak İlk Derece Mahkemesi kararı bozulmuştur:
"...27.03.2018 tarihli ve 7103 sayılı Vergi Kanunları ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun'un 70. maddesi ile 5510 sayılı Kanuna eklenen Ek 17. madde ile: 'Bu Kanun veya diğer kanunlarla sağlanan prim teşviki, destek ve indirimlerinden yararlanılabileceği halde yararlanılmadığı ay/dönemlerde gerekli tüm koşulların sağlanmış olması ve yararlanılmayan ayı/dönemi takip eden altı ay içerisinde Kuruma müracaat edilmesi şartlarıyla, başvuru tarihinden geriye yönelik en fazla altı aya ilişkin olmak üzere, yararlanılmamış olan prim teşviki, destek ve indirimlerinden yararlanılabilir veya yararlanılmış olan prim teşviki, destek ve indirimleri başka bir prim teşviki, destek ve indirimi ile değiştirilebilir.
Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önceki dönemlere ilişkin olmak üzere tüm şartları sağladığı halde bu Kanun veya diğer kanunlarla sağlanan prim teşviki, destek ve indirimlerinden yararlanmamış işverenler ile bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce yararlanılan prim teşviki, destek ve indirimlerin değiştirilmesine yönelik talepte bulunan işverenler tarafından en son bu maddenin yürürlük tarihini takip eden aybaşından itibaren bir ay içinde Kuruma başvurulması halinde, yararlanılmamış olan prim teşviki, destek ve indirimlerinden yararlanılabilir veya yararlanılmış olan prim teşviki, destek ve indirimleri başka bir prim teşvik, destek ve indirimi ile değiştirilebilir.
Bu maddenin ikinci fıkrası kapsamında talepte bulunan işverenlere iade edilecek tutar, maddenin yürürlük tarihinden önce talepte bulunanlar için maddenin yürürlük tarihini takip eden aybaşından, yürürlük tarihinden sonra talepte bulunanlar için ise, talep tarihini takip eden aybaşından itibaren kanuni faiz esas alınmak suretiyle hesaplanarak bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihi takip eden takvim yılı başından başlayarak üç yıl içinde ödenir. Ödeme, öncelikle bu Kanunun 88 inci maddesinin on dört ve on altıncı fıkralarına göre muaccel hale gelmiş prim ve her türlü borçlardan, sonrasında ise ilgili kanunlar uyarınca yapılandırma veya taksitlendirme de dâhil olmak üzere müeccel haldeki prim ve her türlü borçlarından mahsup yoluyla gerçekleştirilir. Ancak, üç yıl sonunda ilgili kanunları gereği yapılandırılma veya taksitlendirilme sebebiyle vadesi gelmemiş taksit ödemelerinden peşinen mahsup edilir. Kuruma borcu bulunmayan işverenlere altı ayda bir eşit taksitlerle iade yapılır.
Görülmekte olan davalarda ayrıca bir başvuru şartı aranmaksızın, dava öncesi yapılan idari başvuru tarihinden itibaren işleyecek kanuni faiziyle birlikte hesaplanacak tutar üçüncü fıkra hükümlerine göre mahsup veya iade edilir. Mahkemelerce, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce açılmış davalarda davanın konusuz kalması sebebiyle karar verilmesine yer olmadığına karar verilir. Yargılama giderleri idare üzerinde bırakılır ve vekâlet ücretinin dörtte birine hükmedilir. Ayrıca, ilk derece mahkemelerince verilen kararlar hakkında Sosyal Güvenlik Kurumu'nca kanun yollarına başvurulmaz ve bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce yapılan kanun yolu başvurularından vazgeçilmiş sayılır.
Bu maddenin uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar Maliye Bakanlığı, Hazine Müsteşarlığı ve Türkiye İş Kurumu'nun görüşleri alınarak Kurumca belirlenir.'
Mahkemece, yukarıda açıklanan ve karar tarihinden sonra yürürlüğe giren Ek m. 17 hükmüne göre, maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce açılmış davaların konusuz kalacağı ancak bu konuda karar verme yetkisinin İlk Derece Mahkemesine ait olduğu, Sosyal Güvenlik Kurumunun temyiz talebinin de bu kapsamda değerlendirilmesi gerektiğinden anılan yasa maddesi kapsamına göre bir karar verilmesi gerekir..."
2. İlk Derece Mahkemesi tarafından bozma ilamına uyularak verilen 22.10.2018 tarihli ve 2018/194 Esas, 2018/353 Karar sayılı kararı ile davacı şirket tarafından 2011/03 - 2016/03 ayları arası dönemleri için 6111 sayılı Kanun ile 4447 sayılı İşsizlik Sigortası Kanunu'na eklenen Geçici 10. maddesindeki sigorta primi teşvikinden yararlanmaya yönelik 03.06.2016 tarihli ve .... sayılı işlem ile başvuruda bulunulduğu, davalı Kurumun 11.07.2016 tarihli 9425810 sayılı işlemle başvurularının 2015/10 sayılı genelgenin yayım tarihinden önce olmadığından işleme alınmadığının bildirildiği ve işbu kararın iptali ile davacının başvurularının işleme alınması gerektiğinin tespiti talepli huzurdaki davanın açılmış olduğu, Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin ilamında yer verilen 7103 sayılı Kanun ile 5510 sayılı Kanun'a eklenen Ek 17 inci madde hükmü gereğince davanın konusuz kaldığı gerekçesiyle 7103 sayılı Kanun'un 70. maddesi ile 5510 sayılı Kanun'a eklenen Ek 17. madde hükmü uyarınca davanın konusuz kalması nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
3.İlk Derece Mahkemesinin 22.10.2018 tarihli ve 2018/194 Esas, 2018/353 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuş ve Dairemizce 13.04.2021 tarihli ve 2019/743 Esas, 2021/5209 Karar sayılı ilamla aşağıdaki gerekçeyle İlk Derece Mahkemesi kararı bozulmuştur:
"...4447 sayılı Yasanın geçici 10. maddesi hükümlerinden faydalandırılma istemi ile 01.08.2016 tarihinde açılmış eldeki davada, mahkemece verilen ilk karar ile davanın kabulüne dair karar verilmiş, bu kararın temyizi aşamasında ise 01.04.2018 tarihi itibari ile 7103 sayılı Yasanın 70. maddesi ile 5510 sayılı Yasaya eklenen ek 17. Maddesi yürürlüğe girmiş ve dairemizce anılan ek 17. madde hükümlerinin dikkate alınması gereğine işaret edilerek kararın sair yönleri incelenmeksizin bozulmasına dair karar verilmiş olduğu anlaşılmaktadır.
Ne var ki, mahkemece dikkate alınan bozma ilamı ve 5510 sayılı Yasanın ek 17. Maddesinin 4. Fıkrası hükmündeki 'Görülmekte olan davalarda, ayrıca bir başvuru şartı aranmaksızın, dava öncesi yapılan idari başvuru tarihinden itibaren işleyecek kanuni faiziyle birlikte hesaplanacak tutar üçüncü fıkra hükümlerine göre mahsup veya iade edilir. Mahkemelerce, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce açılmış davalarda davanın konusuz kalması sebebiyle karar verilmesine yer olmadığına karar verilir. Yargılama giderleri idare üzerinde bırakılır ve vekâlet ücretinin dörtte birine hükmedilir. Ayrıca, ilk derece mahkemelerince verilen kararlar hakkında Sosyal Güvenlik Kurumu'nca kanun yollarına başvurulmaz ve bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce yapılan kanun yolu başvurularından vazgeçilmiş sayılır.' İbaresinin iptali için Anayasa Mahkemesi'ne başvuruda bulunulmuş ve Anayasa Mahkemesince 19.02.2020 gün ve 2018/139 E. - 2020/12 K. sayılı karar ile bu hükmün iptaline karar verilmiş ve karar 05.05.2020 tarih ve 31118 sayılı Resmi gazetede yayımlanmıştır.
Anayasa'nın 153.maddesi uyarınca, Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararları gerekçesi yazılmadan açıklanamamakta ve ancak Resmi Gazete'de yayımlandıktan sonra yürürlüğe girmektedir. Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararlarının yasama, yürütme ve yargı organları, idari makamlar, gerçek ve tüzel kişileri bağlayacağı açıktır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 33. maddesi hükümlerine göre, Türk hukukunu re'sen uygulamakla yükümlü olan mahkemelerin ve giderek Yargıtay’ın iptal kararı ile yok hükmünde olan ve böylece yürürlükten kalkan bir yasa maddesine dayanarak inceleme yapma ve karar verme yetkilerinin bulunmadığının kabulü doğal olup, bu yönde bir uygulama yapılmasına imkânı yoktur. Belirtilmelidir ki, Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararları, bozma kararları ile oluşan usulü kazanılmış hakların istisnasını teşkil ederler. Buna göre; usuli kazanılmış hak gereğince uygulanması gereken bir kanun maddesi Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edildiği taktirde artık usuli kazanılmış hakka göre değil, Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararıyla ortaya çıkan yeni hukuki duruma göre karar verilir. Şu halde, Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararı karşısında, yeni oluşan durumun kesin hüküm halini almamış derdest tüm davalar yönünden uygulanmasının zorunluluğu ortadadır.
Eldeki davada ise, mahkemece yazılı şekilde karar verilmiş ise de, 5510 sayılı Yasanın ek 17. maddesinin 4. fıkrasının iptali ile oluşan bu yeni durumun dikkate alınması ve davaya konu uyuşmazlığa ilişkin yasal dayanaklar ve teşvik hükümlerinden faydalandırılması veya fazla ödenen tutarların iadesi/mahsubu istemleri bakımından yasal tüm şartların varlığı incelenmeli ve sonucuna göre işin esası hakkında bir karar verilmelidir..."
4.İlk Derece Mahkemesi tarafından bozma ilamına uyularak verilen 18.07.2022 tarihli ve 2021/94 Esas, 2022/155 Karar sayılı kararla davacı şirketin aynı anda yürürlükte bulunan birden fazla sigorta primi teşviki kapsamında olup olmadığı uyuşmazlık konusu olmayıp, uyuşmazlığın, davalı kurumun genelge ile sigorta primi teşvikinden yararlanma hakkına sınırlama getirip getiremeyeceği noktasından toplandığı, idare, yasa koyucu tarafından çıkartılan kanunların uygulama usul ve asaslarını belirlemek için düzenleyici işlemler yapabilirse de kanunlar tarafından belirlenen hakların sınırlanması sonucu doğuracak şekilde düzenleyici işlemler yapamayacağı, Kurumun 2015/10 sayılı genelge ile davacı şirketin sigorta primi teşvikinden yararlanma hakkını sınırlandırılmış olduğunun kabulü gerektiği, Kurum tarafından, davacı şirketin 2015/10 sayılı genelgenin yürürlüğe girdiği tarihten sonra değişiklik talebinde bulunduğu gerekçesiyle, yasal olarak yararlanma hakkı olan sigorta primi teşvikinde yararlanmasını engelleyen işlemi yerinde olmadığından, yine 5510 sayılı Kanun'un ek 17. maddesinin 4. fıkrasının iptali ile oluşan bu yeni durumun dikkate alınması ve davaya konu uyuşmazlığa ilişkin yasal dayanaklar ve teşvik hükümlerinden faydalandırılması kapsamında yukarıda belirtilen Yargıtay bozma ilamına mahkememizce uyulmuş olup, belirtilen nedenlerle yerinde olmayan Kurum işleminin iptali gerektiği gerekçesiyle davanın kabulü ile davalı Kurumun 27.16991695/-1037242 sayılı 11.07.2016/9425810 tarihli red işleminin iptaline, davacının 6111 Sayılı Kanun kapsamında 18-29 yaş arası gençlerin çalıştırılması bakımından devlet tarafından desteklenen sigorta prim teşvikinden yararlanmaya yönelik 03.06.2016 tarihli 799355 sayılı başvurusunun işleme alınması gerektiğinin tespitine karar verilmiştir.
5.İlk Derece Mahkemesinin 18.07.2022 tarihli ve 2021/94 Esas, 2022/155 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuş ve Dairemizce 13.06.2023 tarihli ve 2023/6532 Esas, 2023/6819 Karar sayılı ilamla aşağıdaki gerekçeyle İlk Derece Mahkemesi kararı bozulmuştur:
"...1.Dava açıldıktan sonra meydana gelen bir olay nedeniyle dava konusunun ortadan kalkması; eş söyleyişle tarafların, davanın esası hakkında karar verilmesinde hukuki yararının kalmaması halinde, bu olayın hükümde göz önüne alınması ve Mahkemenin, davanın konusuz kalması nedeniyle esas hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerekir. Dava tüm tarafları bakımından konusuz kalmadıkça inceleme yapılması ve uyuşmazlığın sonuçlandırılması gerekir.
2.Eldeki davada, mahkemece uyulan bozma ilamı sonrasında davacı şirketin davalı Kurumdan ek 17 nci maddenin ikinci fıkrası kapsamında başvurusunun varlığı sorulmuş ve davalı Kurumun cevabi yazısında davacı şirketin ek 17 nci maddesinin ikinci fıkrası kapsamında 23.05.2018 tarihinde başvuruda bulunduğu ve davacının davaya konu ettiği tüm dönemler bakımından 4447 sayılı Kanun'un geçici 10 uncu maddesinden faydalandırılmaya dair kuruma verdiği belgelerin işleme alındığı hususu ile birlikte davacının 12.10.2018 tarihli mahsuplaşma talebine göre mahsup işlemlerinin de gerçekleştirilmiş olduğunun belirtilmesi karşısında, davacı şirketin açtığı bu dava ile 4447 sayılı Kanun'un geçici 10 uncu maddesi hükümlerinden faydalandırılmaya yönelik olarak kuruma verilen belgelerin işleme alınmasını talep ettiğine göre, dava konusu istem bakımından davanın konusuz kalıp kalmadığı hususunun değerlendirilmesi ile sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar tesisi usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir..."
6.İlk Derece Mahkemesi bozma ilamına uyularak verilen yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Gaziantep Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğünün cevabi yazısında işyerinin 23.05.2018 tarihli prim teşviki talebinin kabul edildiğini, gerekli incelemeler yapılarak 22.07.2019 ve 13.01.2020 tarihinde onaylandığı, bu işlemler sonucunda şirkete teşvik iadelerinin 2019 yılı 7. ayında 164.717,95 TL 2019 yılı 12. ayında 142.167,00 TL, 2021 yılı ocak ayında 1.841,62 TL olarak şirketin prim borçlarına mahsup edildiği bu şekilde davacının talebinin Kurum tarafından kabul edildiğinin bildirildiği anlaşıldığından davanın konusuz kaldığı gerekçesiyle dava konusuz kaldığından esas hakkında karar verilmesine yer olmadığına, karar verilmiştir.
VI.TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı Kurum vekili temyiz dilekçesinde özetle; Kuruma husumet yöneltilemeyeceği, Kurum işlemlerinin mevzuata uygun olduğu, Kanun değişikliği sonrası konusuz kaldığı iddiasıyla temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, 4447 sayılı Kanun'un Geçici 10. maddesinde yer alan teşvik indiriminden faydalandırılmak için verilen belgelerin Kurumca işleme alınması gerektiğinin tespitine ilişkindir.
1.Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VII. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 09.09.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.