Yargıtay 10. Hukuk Dairesi E.2025/1606 K.2025/11556
10. Hukuk Dairesi 2025/1606 E. , 2025/11556 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 47. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2024/2310 E., 2024/2290 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 26. İş Mahkemesi
SAYISI : 2021/479 E., 2024/608 K.
Taraflar arasındaki iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemi davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince asıl davanın kısmen kabulüne birleşen davanın reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararına taraf vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince taraf vekillerinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının davalı şirket nezdinde kalıp ustası olarak aylık 3.500,00 TL ücretle çalışmakta iken 25.12.2015 tarihinde meydana gelen iş kazası neticesinde ağır şekilde yaralandığını, iş kazasının müvekkilinin beton üzerine şap atılması için kotlama yapılırken ipi tuttuğu esnada orada çalışma yapan arkadaşının çaktığı çivi parçasının sol gözüne isabet etmesi şeklinde meydana geldiğini, iş kazasının oluşumunda işyerinde iş güvenliği tedbirlerini almayan davalı işverenin tam kusurlu olduğunu, olayda müvekkilinin kusurunun bulunmadığını, iş kazası sonucunda müvekkilinin geçici ve kalıcı iş göremezliğe maruz kaldığını, birçok tedavi masrafı yapmak zorunda kaldığını ancak yaptığı masrafların belgelerini uhdesinde tutmadığını belirterek fazlaya ilişkin haklan saklı kalmak üzere 3.000,00 TL maddi tazminat ile 10.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir.
Davacı vekili İstanbul Anadolu 3.İş Mahkemesinde davalı aleyhine açtığı 2017/539 E. sayılı birleştirilen davada da müvekkilinin iş kazası nedeniyle sürekli bakım ihtiyacı içine düştüğünü, halen dahi ihtiyaçlarını tek başına karşılayamadığını belirterek fazlaya ilişkin haklan saklı kalmak üzere 5.000,00 TL bakıcı gideri tazminatının kaza tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın belirsiz alacak davası olarak açılamayacağını, müvekkil şirketin işyerinde gerekli iş güvenliği önlemlerini aldığını, iş kazasının davacının dikkatsizliği ve ağır kusuru sebebiyle meydana geldiğini, olayda müvekkil şirkete kusur atfedilemeyeceğini, davacının belgelendirilemeyen tedavi giderlerine ilişkin taleplerinin kabulünün mümkün olmadığını, davacının sürekli bakım ihtiyacı içinde olduğuna dair dosyaya herhangi bir evrak ibraz edilmediğini, bu konudaki iddianın yazılı delille kanıtlanması gerektiğini, müvekkil şirket yetkililerinin kaza neticesinde davacı ile yakından ilgilendiklerini, maddi ve manevi olarak yanında olduklarını, davacının işyerinde beton ve betonarme kalıpçısı olarak çalışmakta olup aldığı maaşın asgari ücret olduğunu, 3.500,00 TL maaş almasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu belirterek, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesi yukarıda tarih ve numarası belirtilen kararında özetle; "..1-Davacının asıl dava yönünden
a-Maddi tazminat talebinin kısmen kabulü ile
208.093,01 TL maddi tazminatın, kaza tarihi olan 25.12.2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine,
b-Davacının manevi tazminat talebinin kabulü ile
10.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 25.12.2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
2-Davacının birleşen dava (İstanbul Anadolu 3.İş Mahkemesi 2017/539 Esas) yönünden davasının Reddine,.." karar verilmiştir.
IV.İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "..1-İlk Derece Mahkemesi kararı usul ve esas yönünden hukuka uygun bulunduğundan davacı ve davalı vekillerinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine,." karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A.Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; maddi tazminat talebinin hatalı belirlendiğini, dosyada tanzim edilen bilirkişi raporunda PMF yaşam tablosunun esas alınmasının yerinde olmayıp TRH 2010 yaşam tablosunun esas alınması gerektiğine yönelik itirazlarının dikkate alınmadığını, Yargıtay kararları gereğince TRH 2010 yaşam tablosunun esas alınması gerektiğini, *ücret tespitinin hatalı olduğunu, gerçek ücretinin tespiti akabinde tanzim edilecek karara itibar edilmesi gerektiğini, ücret bordroları dosyada olmadığı takdirde gerçek ücretin tespiti gerektiğini, ayrıca bilirkişi raporunda kaldırma kararı öncesi alınan hesap raporundaki asgari ücret üzerinden hesap yapılmasının hatalı olduğunu, bu rapora itiraz edildiğini, Mahkemece bu itirazlarının değerlendirilmemesinin yerinde olmayıp gerekçeli kararda 2019 yılından sonraki asgari ücret artışlarının Bölge Adliye Mahkemesinin kaldırma kararından sonra düzenlenen rapora yansıtılmaması, dönem belirlemesinin hatalı yapılması ve kararın bu şekilde verilmesine etki eden dayanak içtihatların belirtilmediğini, *birleşen dava hakkında verilen ret kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, birleşen dosyada bakıcı gideri talep edilmiş olup SGK'dan yapılan ödemelerle bağlantısız olduğu kaldı ki kurum tarafından davacıya yapılan ödemelerin tazminat hesabına mahsup edildiğinin açık olduğunu, bakıcı gideri tazminatında amacın kazazedenin hayatının geri kalanının bir kısım veya tamamında bir bakıcıya muhtaç olması ve bu nedenle kazazedenin bakıcıya ödeyeceği ödemelerin işverenden peşinen istenmesi olduğunu belirterek; Mahkeme kararının kaldırılarak davacının tüm taleplerinin kabulüne karar verilmesini belirterek temyiz talebinde bulunmuştur.
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; dava konusu olayın meydana gelmesinde davalı şirketin hiçbir hata ihmal kusur ve sorumluluğu bulunmadığını, dosyada hükme esas alınan kusur bilirkişi raporunun tamamen hatalı olduğunu, dava konusu iş kazasının davacı işçinin kodlama işlemi için ipi tuttuğu sırada, dava dışı ...'in çaktığı çividen sıçrayan metal parçasının davacının sol gözüne isabet etmesi sonucu gerçekleştiğini, dolayısıyla iş kazasına sebebiyet veren dava dışı ... olduğunu, *dava konusu olayda hem zarar gören davacı işçinin kusurunun hem de dava dışı 3. kişinin ağır kusurunun bulunduğunu, davacı işçinin işi yaptığı sırada gereken özeni göstermediğini, kendisine verilen iş güvenliği ekipmanlarını kullanmadığını, işbu durumun bilirkişi raporu ile sabit olduğunu, dolayısıyla davacı işçinin ihmali ve kusurlu davranışı ile dava dışı 3. kişinin ağır kusuru, davalı davalı şirketin sorumluluğunun ortadan kaldırdığını, *bu nedenlerle bilirkişi raporlarındaki davalı şirkete yöneltilen kusur oranının ve bu kusur oranı esas alınarak yapılan tazminat hesaplamalarının ve hatalı kusur bilirkişi raporu dikkate alınarak hüküm kurulmasının kabulünün mümkün olmadığını, bu yönden Mahkeme kararının bozulması gerektiğini, *davacının maluliyetine ve oranına yapmış oldukları itirazlarının Mahkeme tarafından reddedilmiş olmasının hatalı olduğunu, *Mahkemece lehlerine hükmedilen asıl ve birleşen dava vekalet ücretlerinin, yargılama giderleri vs. düşük olarak hatalı hesaplandığını belirterek Mahkeme kararının kaldırılarak davacının tüm taleplerinin reddine karar verilmesini belirterek temyiz talebinde bulunmuştur.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, meydana gelen iş kazası sonucu maddi ve manevi tazminatın davalıdan tahsili istemine ilişkindir.
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen kararın, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere ve özellikle, dosya kapsamında toplanan bilgi ve belgelere, delil ve ispat durumuna göre dairemizce benimsenen ilkelere uygun olmasına, temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenlerin istinaf sebepleri olarak da dermeyan edildiği ve Bölge Adliye Mahkemesi kararında gerekçesi açıklanarak itirazların karşılanmış olmasına göre, ileri sürülen temyiz sebeplerinin kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiş olması karşısında hükmün onanmasına karar vermek gerekmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Davacı vekili ve davalı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
2. Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
Aşağıda yazılı temyiz harçlarının ilgililerden alınmasına,09.09.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.