Yargıtay 10. Hukuk Dairesi E.2025/5026 K.2025/11466

🏛️ 10. Hukuk Dairesi 📁 E. 2025/5026 📋 K. 2025/11466 📅 08.09.2025

10. Hukuk Dairesi         2025/5026 E.  ,  2025/11466 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2024/2967 E., 2025/115 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Manavgat 1. İş Mahkemesi
SAYISI : 2024/174 E., 2024/531 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı fer'i müdahil Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I.DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının Antalya ili ... ilçesinde faaliyet gösteren Ticaret sicili unvanı "... Tesisler İşletmeleri A.Ş." olan "... Hotel" adlı işletmede 1994 yılından 21.02.2009 tarihine kadar işçi sıfatıyla çalıştığını, müvekkilinin belirtilen tarihten itibaren 01.03.2008 tarihine kadar olan sigorta primlerinin yatırılmaması dolayısıyla emekliliğe hak kazanamayarak mağdur duruma düştüğünü, davacının fiilen işe başlama tarihi olan 1994 yılından 01.03.2008 tarihine kadar olan sigorta primlerinin yatırılmadığı, davacının çalıştığı sürelerin tespit edilerek belirlenen süreye ait sigorta primlerinin davalı işveren tarafından yatırılması ve SGK tarafından tescili gerekmekte olduğunu iddia ederek davacının 1994- 01.03.2008 tarihleri arasındaki hizmetlerinin tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
II.CEVAP
1.Davalı şirket vekili cevap dilekçesinde özetle; öncelikle davacının haksız olarak talep ettiği hizmet tespiti için hak düşürücü süre, zamanaşımı, yetki, husumet, derdestlik ve dava şartı yokluğu ilk itirazlarında bulunduklarını, hizmet tespiti davalarının 5 yıllık hak düşürücü süreye tabi olmakla davacının iddia ettiği 1994-21.02.2009 tarihleri arasındaki dönem için hak düşürücü süre dolmuş olup davanın hak düşürücü sürenin geçirilmiş olması sebebiyle usulden reddi gerekmekte olduğunu, davacının müvekkil şirket tarafından işletilmekte olan otel niteliğindeki işyerinde turizm sezonuna bağlı olarak ve mevsimlik şekilde çalışma yaptığını, çalışma olgusu hiçbir kuşkuya yer açmayacak şekilde somut ve inandırıcı delillerle ispatlanması gerektiğini iddia ederek davalı müvekkile karşı açılan haksız, mesnetsiz ve kötü niyetli davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
2. Fer'i müdahil Kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının taleplerinin hak düşürücü süreye tabi olduğunu, hak düşürücü süre içerisinde açılmayan davanın süre yönünden reddini, gerçek ve eylemli sigortalılıktan söz edebilmek için çalışmanın varlığının, Yargıtayın kabul ettiği ilkelere uygun biçimde belirlenmesi gerektiğini beyanla haksız ve yasal dayanaktan yoksun davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III.İLK DERECE MAHKEME KARARI
İlk Derece Mahkemesi tarafından yukarıda tarih ve sayısı belirtilen karar ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
IV.İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde fer'i müdahil Kurum vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Fer'i müdahil vekili temyiz dilekçesinde özetle; hak düşürücü süreye tabi olmasına rağmen Mahkemece bu hususta kararda hiçbir atıf yapılmadan ve durumun hukuki tespiti yapılmadığı, bu tür davalarda dinlenilecek olan tanıkların davacıyla aynı işyerinde ve aynı dönemlerde bordrolu olarak çalışan kimselerden seçilmesi gerektiği, bordro kayıtlarının getirtilmediği, çalışma olgusunun varlığının hiçbir şüphe ve duraksamaya yer bırakmayacak biçimde varlığı ve kesintisiz çalışma kıstaslarının davacı açısından karşılanmadığı, Kurum kayıtlarının aksi eşdeğer nitelikte belgelerle ispat edilemediğini ileri sürerek iddiasıyla temyiz isteminde bulunmuştur.
C. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, hizmet tespitine ilişkindir.
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Davanın yasal dayanağı 506 sayılı Kanun'un 79/10. ve 5510 sayılı Kanun'un 86/9. maddeleri olup bu tür sigortalı hizmetlerin tespitine ilişkin davaların, kamu düzeniyle ilgili olduğu ve bu nedenle de özel bir duyarlılıkla ve özenle yürütülmesinin zorunlu ve gerekli bulunduğu açıktır. Bu çerçevede, hak kayıplarının ve gerçeğe aykırı sigortalılık süresi edinme durumlarının önlenmesi, temel insan haklarından olan sosyal güvenlik hakkının korunabilmesi için bu tür davalarda tarafların gösterdiği kanıtlarla yetinilmeyip, gerek görüldüğünde re'sen araştırma yapılarak kanıt toplanabileceği de göz önünde bulundurulmalıdır.
506 sayılı Kanun'un 79/10. maddesi hükmüne göre Kuruma bildirilmeyen hizmetlerin sigortalı hizmet olarak değerlendirilmesine ilişkin davanın, tespiti istenen hizmetin geçtiği yılın sonundan başlayarak 5 yıl içinde açılması gerekir. Bu yönde, anılan madde hükmünde yer alan hak düşürücü süre; yönetmelikle tespit edilen belgeleri işveren tarafından verilmeyen veya çalışmaları Kurumca tespit edilemeyen sigortalılar için geçerlidir. Bir başka anlatımla; sigortalıya ilişkin olarak işe giriş bildirgesi, dönem bordrosu gibi yönetmelikte belirtilen belgelerin Kuruma verilmesi ya da çalışmaların Kurumca tespit edilmesi halinde; Kurumca öğrenilen ve sonrasında kesintisiz biçimde devam eden çalışmalar bakımından hak düşürücü sürenin geçtiğinden söz edilemez. Ne var ki sigortalının Kuruma bildiriminin işe giriş tarihinden sonra yapılması, bir başka ifade ile sigortalının hizmet süresinin başlangıçtaki bir bölümünün Kuruma bildirilmeyerek sonrasının bildirilmesi ve Kuruma bildirimin yapıldığı tarihten önceki çalışmaların, bildirgelerin verildiği tarihi de kapsar biçimde kesintisiz devam etmiş olması halinde, Kuruma bildirilmeyen çalışma süresi yönünden hak düşürücü sürenin hesaplanmasında; bildirim dışı tutulan sürenin sonu değil, kesintisiz olarak geçen çalışmaların sona erdiği yılın sonu başlangıç alınmalıdır.
Öte yandan, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2003/21-43 Esas, 2003/97 Karar ve 26.02.2003 tarihli kararında ayrıntıları açıklandığı üzere; kural olarak işe giriş bildirgeleri ve ücret ödeme bordroları sigortalının imzasını içermelidir. Sigortalı, anılan belgeleri hile, hata veya manevi baskı altında imzaladığını ileri sürmemiş veya imzanın kendisine ait olmadığını ya da kesintisiz çalıştığını söylememiş ise, birden fazla işe giriş bildirgesinin varlığı ve işyerinden yapılan kısmi bildirimler, sigortalının o işyerinde kesintili çalıştığına karine oluşturur. Bu karinenin, aksinin ancak eş değer de delillerle kanıtlanması gerekmekte olup tanık sözlerine değer verilemez. Bu halde ise hak düşürücü sürenin kesinti tarihleri dikkate alınarak her bir dönem bakımından ayrı ayrı değerlendirilmesi gerekecektir.
3.Eldeki davada, davacının talebinin davalı nezdinde 1994 - 01.03.2008 tarihleri arasında geçen çalışmalarının tespitine ilişkin olduğu, davacının çalışmaları mevsimlik nitelikte olmakla birlikte 01.03.2008-30.10.2008 ve10.01.2009-21.02.2009 tarihleri arasında 64907 sicil numaralı davalı... Tesisleri İşletmeleri A.Ş. işyerinden sigorta bildirimleri bulunduğu, davanın 17.10.2019 tarihinde açıldığı, bu haliyle davanın hak düşürücü süreye uğradığı anlaşılmakla Mahkeme tarafından hak düşürücü süre nedeniyle davanın reddine kararı verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsizdir.
Bu maddi ve hukuki olgular göz ardı edilerek eksik araştırma ve inceleme sonucu yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm kurulması, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle,
1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
Üye ...'ın muhalefetine karşı, Başkan ... ve Üyeler ..., ... ve ...'ün oyları ve oy çokluğuyla,08.09.2025 tarihinde karar verildi.
KARŞI OY GEREKÇESİ
1. Çoğunluk ile aradaki temel uyuşmazlık hizmet tespit davasında 01.10.1994-30.10.2008 tarihleri arasında blok çalışması olduğunu iddia eden, ancak 01.03.2008 tarihinden sonra hizmeti kuruma bildirilen davacı sigortalının bildirim tarihi 01.03.2008 öncesi hizmetinin hak düşürücü süreye uğrayıp uğramadığı noktasında toplanmaktadır.
2. Somut uyuşmazlıkta davacının hizmeti 01.03.2008 tarihinde davalı işveren üzerinden kurum kayıtlarına intikal etmiştir. Mahkemece blok çalışmada kayıt öncesi hak düşürücü süreye uğradığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş, kararın istinaf edilmesi üzerine ise Bölge Adliye Mahkemesince istinaf istemlerinin esastan reddine karar verilmiştir.
3. Kararın davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine çoğunluk tarafından blok çalışmada kayıt öncesi 24.08.2000 öncesinin hak düşürücü süreye uğradığı, gerekçesi ile kararın bozulmasına karar verilmiştir.
4. Çalışmanın blok çalışma niteliğinde olması yani kesintisiz devam etmesi halinde hak düşürücü süreden bahsedilemeyeceği gibi, mevsimlik çalışmanın bulunması ve bu çalışmanın yıllar itibariyle kesintisiz sürdüğünün kabulü halinde de çalışılmayan dönemde hizmet akdi askıda olduğundan hükme esas alınan 5 yıllık hak düşürücü sürenin başlangıcı olarak, mevsimlik çalışmanın sona erdiği yılın sonu esas alınması gerekir(Y. HGK. 01.07.2019 tarih ve 2016/21-1238 E, 2019/834 K). Belirtmek gerekir ki “hak düşürücü süre, bildirimsiz kalan çalışmalar yönünden öngörülmüştür. Belgelerden birisinin dahi Kuruma verilmiş olması veya Kurumca, fiilen ya da kayden sigortalı çalışma olgusunun tespiti hâlinde hak düşürücü süreden söz edilemeyecektir. Sigortalının kayda dayanan çalışması bildirilmiş veya kurumca saptanan çalışması var ise bu bildirilen veya saptanan hizmeti ile blok çalışmanın da zamanaşımına uğramadığı kabul edilmelidir.
5. Dairemizin 2021/10293 E, 2022/1056 Karar sayılı karşı oy gerekçelerinde ayrıntılı olarak açıklandığı gibi blok çalışmalarda kuruma bildirilen süre var ise sonraki çalışma için hak düşürücü süreye uğramaz kabulü önceki çalışma içinde kabul edilmeli ve hak düşürücü süre uygulanmamalıdır. Davacının 01.10.1994 tarihi ile sonrası kayda giren 01.03.2008 tarihini takip eden çalışmaları blok çalışmaya dayanmaktadır. Bu blok çalışma içinde kuruma intikal eden süreler olduğuna göre hak düşürücü süre önceleri içinde geçerli olmayacaktır. Blok çalışmanın bölünmezliği söz konusudur. Bu nedenle çoğunluğun hak düşürücü süre yönündeki bozma gerekçesine katılınmamıştır.