Yargıtay 10. Hukuk Dairesi E.2024/14350 K.2025/11434

🏛️ 10. Hukuk Dairesi 📁 E. 2024/14350 📋 K. 2025/11434 📅 08.09.2025

10. Hukuk Dairesi         2024/14350 E.  ,  2025/11434 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2024/2653 E., 2024/2901 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Akhisar İş Mahkemesi
SAYISI : 2021/465 E., 2022/21 K.
Taraflar arasındaki asıl ve bir kısım birleşen alacak davalarında yersiz aylıkların tahsili, birleşen tespit ve iptal davasında kesilen ölüm aylıklarının bağlanması gerektiğinin tespiti ile aksine Kurum işlemlerinin iptali dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince asıl dava ile birleşen bir kısım alacak davalarının reddine, birleşen tespit ve iptal davasının kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince Kurum vekilinin istinaf isteminin reddine, alacak davasının davalıları vekilinin istinaf isteminin kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, asıl dava ile birleşen alacak davalarının reddine, birleşen tespit - iptal davasının kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmiş ve Dairemizin 13.05.2024 tarihli ve 2024/5275 Esas, 2024/5194 Karar sayılı kararı ile bozulmuştur.
Dairemiz bozma kararına Bölge Adliye Mahkemesince direnilmesi üzerine karar davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle 6100 sayılı Hukuk Mahkemeleri Kanunu’nun 373. maddesinin beşinci fıkrası gereğince Dairemizce yapılan incelemede;
Dairemizin 13.05.2024 tarihli ve 2024/5275 Esas, 2024/5194 Karar sayılı kararına karşı direnilmiş ise de davasının davacılarının murisi sigortalı, 890 gün 5510 sayılı Kanun'un 4/1-a maddesi kapsamında prim gün sayısı bulunmakta iken, 01.02.2009 tarihinde vefat ettiği, davacılar 09.02.2009 tarihinde askerlik borçlanma talebinde bulunmuş ve 540 gün askerlik süresine ilişkin borçlanma bedelini 30.04.2009 tarihinde ödemiş ve anılan davacılara 01.05.2009 tarihinden itibaren 5510 sayılı Kanun'un 32. maddesi uyarınca ölüm aylığı bağlandığı, ne var ki asıl davanın davacısı Kurum tarafından 20.03.2019 tarihli işlemle hak sahiplerinin ölüm aylığı tahsis koşullarını taşımadıkları gerekçesiyle ölüm aylıkları iptal edilmiş ve yersiz ödenen aylıkların tahsili talep edildiği, ölen sigortalının hak sahiplerine bağlanacak olan ölüm aylığının şartları, 5510 sayılı Kanun'un 32. maddesinde düzenlenmiş olup sigortalının yaşlılık, malullük veya vazife malullüğü aylığı alırken yahut söz konusu aylıkların bağlanmasına hak kazanmış olduğu halde henüz işlemleri tamamlanmadan veyahutta belirtilen aylıkların çalışması nedeniyle kesilmesi halindeyken ölümü halinde hak sahiplerine doğrudan ölüm aylığı bağlanmaktadır. Bu şartları taşımadan ölen tüm sigortalılar yönünden ise sigortalının 1800 gün prim günü bulunması veya 4/1-a maddesi sigortalıları yönünden her türlü borçlanma hariç 5 yıl sigortalılık ve 900 prim günü şartını haiz olmaları halinde hak sahiplerine ölüm aylığı bağlanabilmektedir. Somut olayda, 5510 sayılı Kanun'un 4/1-a maddesi kapsamında sigortalı olan murisin, yaşlılık, malullük ve vazife malullüğü aylığı şartları bulunmadığı gibi her türlü borçlanma hariç 900 prim günü ve borçlanma dahil 1800 prim günü bulunmadığı anlaşılmaktadır. Dolayısıyla 5510 sayılı Kanun'un 32. maddesi kapsamında ölüm aylığı tahsis koşullarını taşımayan birleşen davanın davacısı hak sahiplerine ölüm aylığı bağlanması mümkün bulunmamaktadır. Öte yandan aylık şartlarını taşımadıkları halde, kendilerinden kaynaklanan kasıt veya kusur bulunmaksızın tümüyle Kurumundan kaynaklanan hatalı işlem sonucu, kendilerine aylık bağlanan sigortalı ya da hak sahiplerinin aylıklarının kesilmesi halinde; yersiz aylıkların, 5510 sayılı Kanun'un 96. maddesinin 1 inci fıkrasının (b) bendi kapsamında tahsil edilmesi gerekir. Açıklanan maddi ve hukuki olgular uyarınca ölüm aylığının yeniden bağlanması istemlerinin reddi ile yersiz aylıkların 5510 sayılı Kanun'un 96/1-b maddesi kapsamında tahsili yönünde karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde direnme kararı verilmesi yerinde görülmediğinden ve Dairemiz kararının usul ve kanuna uygun olduğu anlaşıldığından dosyanın temyiz incelemesi için Yargıtay Hukuk Genel Kuruluna gönderilmesine karar verilmesi gerekmiştir.
KARAR
Açıklanan sebeple; Dosyanın YARGITAY HUKUK GENEL KURULUNA GÖNDERİLMESİNE, 08.09.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.