Yargıtay 10. Hukuk Dairesi E.2025/6890 K.2025/11281
10. Hukuk Dairesi 2025/6890 E. , 2025/11281 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
SAYISI : 2024/319 E., 2025/78 K.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar; davacı tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı dava dilekçesinde; davacının 01.03.2004 tarihi itibariyle Tarım Bağ-Kur tescilinin yapıldığını ve 3 yıl 8 ay 6 gün prim ödediğini, 28.10.2015 tarihinde Kuruma şifahen başvurarak Tarım Bağ-Kur sigortalılığının yeniden başlatılmasını talep ettiğini ve Tarım Bağ-Kur kapsamında 721 günlük hizmet ihyası yapması gerektiğinin bildirildiğini, buna istinaden 28.10.2015 tarihli ve tarafına aynı gün tebliğ edilen borçlanma yazısına göre 7.743,43 TL hizmet ihya borcunu 25.11.2015 tarihinde ödediğini, 22.01.2019 tarihinde tahsis talebinde bulunduğunu, ancak Kurum tarafından davacının 721 günlük ihyasının 28.10.2015 tarihli hizmet ihya başvurusunun her hangi bir tescile dayanmadığı, terk etmiş sigortalı olduğu için yeni bir tescil gerektiği belirtilerek iptal edildiğini belirterek Kurumca iptal edilmiş olan 28.10.2015 tarihli hizmet ihyası işleminin iptali ile ödediği hizmetin tespitini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde özetle davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 27.01.2022 tarihli kararı ile davanın kabulüne, davacının 26.12.2011-16.07.2014 tarihleri arasında 5510 sayılı Kanun'un 4/1-a sigortalı çalışmaları dışında kalan günlerde 5510 sayılı Kanun 4/1-b Tarım Bağ-Kur sigortalısı olduğunun ve 721 günlük süreyi geçerli olarak ihya ettiğinin tespitine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin 27.01.2022 tarihli kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 01.06.2023 tarihli kararı ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A.Bozma Kararı
Bölge Adliye Mahkemesinin 01.06.2023 tarihli kararının süresi içinde davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairemizin 06.05.2024 tarih, 2024/590 E. ve 2024/4901 K. sayılı ilamı ile, "Somut olayda, davacının 24.02.2004 tarihinde Kuruma intikal eden giriş bildirgesine istinaden 2926 sayılı Kanun'a göre 01.03.2004 tarihinde tescil edildiği, 19.03.2004 tarihinden başlayarak son ödeme 26.10.2007 tarihinde olmak üzere primlerini ödediği, 21.03.2008 tarihli dilekçesiyle 08.11.2007 tarihinde sigortalı işe girdiğini bildirmesi üzerine 07.11.2007 itibariyle 2926 sayılı Kanun kapsamındaki sigortalılığının sona erdirildiği, 07.12.2011 tarihli sigortalılık belgesinde davacının 01.03.2004 ile 07.11.2007 arasında 3 yıl 8 ay 6 gün sigortalılık süresi olduğu ve prim borcu olmadığının görüldüğü, davacının 28.10.2015 tarihinde ihya talebi ile Kuruma başvurduğu, 26.12.2011 ile 16.07.2014 tarihleri arasında 4/a çalışmaları dışında kalan 721 gün Tarım Bağ-Kur sigortalı hizmetlerini ihya edilerek 7.743,43 TL ihya tutarını 25.11.2015 tarihinde ödediği, davacının 23.01.2019 tarihli tahsis talebi sonrası yapılan incelemeden sonra SGK tarafından, "08.11.2007 tarihinde sigortalı olarak çalışmaya başlamasından dolayı 2926 sayılı Kanun kapsamındaki sigortalılığının sonlandırıldığı, bundan sonra Kuruma herhangi bir belge intikal etmediğinden sigortalılığının tekrar başlatılamadığı, 721 günlük ihyanın bu nedenle iptal edildiğinin" davacıya bildirildiği anlaşılmaktadır.
Davacının Kuruma 3.1.2012 tarihinde sözlü olarak başvurusu olduğuna dair itirazı üzerine Sosyal Güvenlik Denetmeninin 11.04.2019 tarihli raporunun sonuç ve kanaat bölümünde davacının “03.01.2012 tarihli sözlü başvurusunun sigortalılık işlemlerine dayanak olarak kabul edilemeyeceğinden sigortalılık tescilinin Kanunda öngörüldüğü şekilde gerçekleştirilemeyeceği” bildirilmiştir. Yine dosya kapsamından davacının 03.01.2012 tarihinde 1479 sayılı Kanun kapsamında isteğe bağlı tescilinin yapıldığı ve aynı gün terk verildiği görülmektedir.
Her ne kadar Bölge Adliye Mahkemesi gerekçesinde 26.12.2011 tarihli prim ödemesi olduğu belirtilmişse de davacının 7.12.2011 tarihli ekstresinde 01.03.2004-07.11.2007 sigortalılık süresi olduğu, en son prim ödemesinin 26.10.2007 tarihinde yapıldığı ve 617,77 TL fazla ödemesi bulunduğu, davacının 06.12.2011 tarihinde fazla ödemenin tarafına iadesi istemi ile Kuruma yaptığı başvuru üzerine 26.12.2011 tarihli muhasebe işlem fişi ile davacıya iadesine karar verildiği dolayısıyla sigortalılık belgesinde görülen 617,77 TL lik tutarın fazla ödemenin iadesine ilişkin olduğu, prim ödemesi olmadığı anlaşılmaktadır.
Davacının tarımsal faaliyetine ilişkin olarak Mahkemece yapılan araştırmada, davacının 16.09.2004-13.01.2015 tarihleri arasında Ziraat Odası kaydı bulunduğu, 2005-2015 yılları arasında tarım kredisi kullanmadığı, 2011,2014 ve 2015 edinme tarihli müşterek tapulu tarlaları bulunduğu, 24.03.2011 tescil tarihli adına kayıtlı traktörü olduğu, İlçe Tarım Müdürlüğü sisteminde hayvan kaydının olmadığı, Tarım Kredi Kooperatifi kaydının olmadığı ve kredi kullanmadığı, tanık olarak dinlenen aza ve muhtarların davacının her zaman tarım ve hayvancılıkla uğraştığını beyan ettiği tespit edilmiştir.
Eldeki dosyada, 1479 sayılı Kanun isteğe bağlı sigortalılık için yapılan 03.01.2012 tarihli başvurunun Tarım Bağ Kur sigortalılığı açısından tescil başvurusu olarak kabul edilemeyeceği açık olup, Mahkemece davacının tescil başvurusu, tescil yerine geçen iradi prim ödemesi veya prim tevkifatı olup olmadığı araştırılmalı, aksi halde davanın reddine karar verilmelidir." gerekçesi ile bozulmasına karar verilmiştir.
B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile bozma ilamına uyularak yapılan yargılama neticesinde,
"Yargıtay bozma kararı doğrultusunda davacı tarafa Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğüne yapmış ise tescil başvurusu, tescil yerine geçen iradi prim ödemesi veya prim tevkifatı olup olmadığı hususunda varsa elinde dilekçe başvuru örnekleri ile buna ilişkin cevabi yazıların tamamını sunmak üzere süre verildiği, verilen süre içerisinde davacının beyan dilekçesi sunduğu, ayrıca Çanakkale SGK İl Müdürlüğüne müzekkere yazılarak davacının tescil başvurusu, tescil yerine geçen iradi prim ödemesi veya prim tevkifatı olup olmadığının, varsa buna ilişkin tüm evrakın gönderilmesi için yazılan müzekkereye cevap verildiği anlaşılmıştır. Verilen cevapta davacıya ait tescil başvurusu ve prim tevkifatı olmadığı bildirilmiştir. Davacının sunduğu evrak incelendiğinde ise prim tevkifatı ve tescil başvurusuna ilişkin belge olmaması sebebiyle davanın reddine karar vermek gerekmiştir." gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı temyiz dilekçesinde;
1.Ne 03.01.2012 ne de 28.10.2015 tarihinde sigortalılığının yeniden başlaması için yazılı başvuru yapması gerektiğinin söylenmediğini, üstelik şifahi başvurusunun kabul edildiği belirtilerek geçici 63.madde kapsamında borçlanma bedelinin kendisine tebliğ edildiğini, borçlanma bedeli Kurumca sorgusuz sualsiz kabul edildikten sonra 2019 yılında yaşlılık aylığı başvurusunda bulunduğunda, tescil için gerekli yazılı talebin olmadığı belirtilerek ihya edilen sürenin iptal edildiğini,
2. 03.01.2012 tarihli başvurusunun Tarım Bağ-Kur sigortası başvurusu olduğu halde Kurumca isteğe bağlı sigorta başvurusu gibi değerlendirildiğini, itirazına binaen aynı gün tescilin silindiğini, silme işleminden sonra başlatılacağı söylenen sigortanın başlatılmadığını; sonrasında 5510 sayılı Kanun’un geçici 63. maddesi kapsamında 28.10.2015 tarihinde yeni bir başvuru yaptığını ve Kanunda belirtilen süreler içerisinde ihya prim borcunun yatırıldığını, Yargıtay kararının geçici 63. maddesi, yani 2015 öncesi düzenlemelere göre tesis edildiğini, hatalı olduğunu,
3. Kurum ihya işlemini iptal edecek idiyse bunun makul sürede yapılması gerektiğini, yaşlılık aylığının şartları oluştuktan sonra yapılan iptal işleminin büyük mağduriyete yol açtığını, Yargıtay kararının ve bozmaya uyularak verilen kararın hakkaniyete aykırı olduğunu ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, davacının 721 günlük Tarım Bağ-Kur sigortalılığının Kurum tarafından ihya edilmesinden sonra, davacının sigortalılık için tescil başvurusu olmadığı gerekçesiyle iptaline dair Kurum işleminin iptali ve davacının bu süredeki sigortalılığının geçerli kabul edilmesi istemine ilişkindir.
Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen Mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VII. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davacının yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
03.07.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.