Yargıtay 10. Hukuk Dairesi E.2025/1613 K.2025/11083
10. Hukuk Dairesi 2025/1613 E. , 2025/11083 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2024/1629 E., 2024/2569 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : ... 1. İş Mahkemesi
SAYISI : 2023/428 E., 2024/221 K.
Taraflar arasındaki iş kazasından kaynaklı maddi tazminat istemi davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararına karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkilin miras bırakanının davalı TKİ Kurumunda hizmet alım yoluyla yer altı kömür üretimi işini alan dava dışı ... Kömür İşletmeleri A.Ş.'de yeraltı işçisi olarak çalışmakta iken 13.05.2014 tarihinde gerçekleşen vahim kaza neticesinde vefat ettiğini, davanın kesinleşmesi ile kusur oranlarının belli olduğunu, davalı kurumunda kazada kusurlu olduğunu, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla müvekkil anne için şimdilik 1.000,00-TL müvekkil baba için şimdilik 1.000,00-TL maddi tazminatın davalıdan tahsilini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın zamanaşımına uğradığından zamanaşımı itirazlarının bulunduğunu, davacı tarafın belirsiz alacak davası açmakta hukuki yararının bulunmadığını, derdestlik ve kesin hüküm itirazlarının bulunduğunu, iş sağlığı ve güvenliğini sağlamanın yüklenici firmaların iş sağlığı ve güvenliği yönünden denetim yapma yetki ve sorumluluğu çalışma ve sosyal güvenlik bakanlığında olduğunu, müvekkil ile müteveffanın çalıştığı şirket arasında asıl işveren-alt işveren ilişkisi mevcut olmadığını, rödovanslı sahada müvekkil kurumun sorumluluğunun kabul edilemeyeceğini, davanın ... Kömür İşletmeleri Anonim Şirketine ihbar edilmesini, davanın öncelikle husumet yönünden, olmaz ise esastan reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesi yukarıda tarih ve numarası belirtilen kararında özetle; "..davanın kabulü ile;
1-Hesaplanan 489.009,37-TL maddi tazminatın 13.05.2014 kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacı ...'ye verilmesine,
2-Hesaplanan 207.489,75-TL maddi tazminatın 13.05.2014 kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacı ...'ye verilmesine,.." karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekilinin istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında; "..Hakkında istinaf başvurusunda bulunulan İlk Derece Mahkemesi kararı usul ve esas yönünden hukuka uygun bulunduğundan davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nun 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine,
.." karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz başvuru dilekçesinde özetle;zamanaşımı itirazları hakkında bir karar verilmediğini, Maden Kanunu ile İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu ve ilgili ikincil düzenlemelere göre, iş sağlığı ve güvenliğinin sağlanması amacıyla iş yerinde bulundurulması istenilen elemanlar ile işin, iş sağlığı ve güvenliği yönünden yürütümü ve kontrolü açısından müvekkili kurumun sorumluluğunun bulunmadığını, iş sağlığı ve güvenliği yönünden sorumluluğun tamamen işin yüklenicisi ve kazaya uğrayan işçilerin işvereni olan ... Kömür İşletmeleri A.Ş. ne ait olduğunu, anılan ocağın iş sağlığı ve güvenliği yönünden denetiminin de sadece Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı Teftiş Kuruluna ait olduğunu, kazanın oluşu, teknik ve hukuki açıdan halen tam olarak aydınlatılamamış olmasına rağmen, kaza ile ilgili olarak müvekkili kuruma kusur atfeden çelişkili rapora göre, üstelik müştereken ve müteselsilen hüküm kurulmasının müvekkili kurumu haksız zarara uğratacağını,
müvekkil kurumun Maden Kanunu kapsamında ruhsat sahibi yükümlülüklerini taşıdığını, analiz yapılırken bu durumun dikkate alınmadığını, asıl işveren kapsamında değerlendirildiğini, oysa ihale konusu iş bütünüyle verildiğinden, sahada müvekkili kurum çalışanı bulunmadığını, müvekkili kurumun firma çalışanları ile ilgili hiçbir tasarruf yetkisinin bulunmadığını, sadece her hak ediş döneminde çalışanların maaşlarını alma durumları kontrol edildiğini, bunun haricinde çalışan sayısı ve niteliği, kullanılan ekipmanların asıl işveren olan yüklenici yükümlülüğünde olduğunu,
3213 sayılı Maden Kanunu, 4857 sayılı İş Kanunu, 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu, 4735 Sayılı Kamu İhale Sözleşmeleri Kanunu tarafından müvekkili kuruma yüklenilen tüm sorumlulukların müvekkili kurum tarafından eksiksiz yerine getirildiğini, açıklanan nedenlerle müvekkili kuruma kusur atfeden çelişkili ve yetersiz bilirkişi raporu ile husumet itirazlarına ilişkin bir değerlendirme ve tespit içermeksizin son derece fahiş bir tazminat ödenmesine yönelik karar verildiğini belirterek kararı temyiz etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, iş kazası sonucu maddi tazminatın davalı taraftan tahsili istemine ilişkindir.
1- Davalı vekilinin davacı ... için hükmedilen maddi tazminat miktarlarına yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362. maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366. maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nu 110. maddesi kapsamında dava yığılması (objektif dava birleşmesi) kapsamında her bir talebin ayrı bir dava olduğu ve ayrı ayrı hüküm ve sonuç doğuracağı açıktır.
Bölge Adliye Mahkemesinin karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan kesinlik sınırının 378.290,00 TL olup hükmedilen tazminata yönelik temyizi kesinlik sınırı altında kaldığı anlaşılmakla temyiz itirazlarının miktardan reddine karar vermek gerekmiştir.
2- Davalı vekilinin davacı ... için hükmedilen maddi tazminata yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen kararın, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere ve özellikle, dosya kapsamında toplanan bilgi ve belgelere, delil ve ispat durumuna göre, kusur belirlemesine dair kabulün dosya kapsamı ile dairemizce benimsenen ilkelere uygun olmasına, temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenlerin istinaf sebepleri olarak da dermeyan edildiği ve Bölge Adliye Mahkemesi kararında gerekçesi açıklanarak itirazların karşılanmış olmasına göre, ileri sürülen temyiz sebeplerinin kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiş olması karşısında temyiz edenlerin sıfatlarına, temyiz kapsam ve nedenlerine göre hükmün onanmasına karar vermek gerekmiştir.
VI. KARAR
1. Davalı vekilinin davacı ... yönünden hükmedilen manevi tazminata yönelik temyiz itirazlarının miktardan REDDİNE,
2. Davalı vekilinin davacı ... yönünden hükmedilen maddi tazminata yönelik tüm temyiz itirazlarının temyiz kapsam ve nedenleri gözetilerek reddiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden ilgiliye yükletilmesine,
3. Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
01.07.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.