Yargıtay 10. Hukuk Dairesi E.2025/5921 K.2025/11003

🏛️ 10. Hukuk Dairesi 📁 E. 2025/5921 📋 K. 2025/11003 📅 01.07.2025

10. Hukuk Dairesi         2025/5921 E.  ,  2025/11003 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : ...Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2024/2677 E., 2025/99 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : ........... 4. İş Mahkemesi
SAYISI : 2022/6 E., 2024/206 K.
Taraflar arasındaki fiili hizmet süresi zammı nazara alınarak yaşlılık aylığı tahsisi ile aylıkların yasal faiziyle birlikte tahsili davasında yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince, hükümde belirtilen gerekçelerle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı Kurum vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I.DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının 15.06.1969 doğum tarihli olmakla birlikte 15.07.1994 tarihinde, Mülga 5434 sayılı Türkiye Cumhuriyeti ........... Kanununa tabi olarak 14.07.2000 tarihine kadar 4C üzerinden sigortalılığı bulunduğu, davacı TSK nezinde komando olarak çalışmakla birlikte 1997-2000 yılları arasında paraşütçü olarak da çalıştığı, işbu şekilde davacının 4C üzerinden 7 yıl, 10 ay, 8 gün hizmet süresi bulunduğu, ayrıca davacının 4A ve 4B üzerinden sigortalılığı da bulunmakla birlikte işbu sigortalı sürelerinin birleştirilmesi gerektiği, davacının e-devlet sistemi üzerinden çalışma hayatına ilişkin kontrol sağlandığında prim gün sayısının ve sigortalılık süresinin emeklilik için yeterli olduğu ancak emeklilik yaşı olarak 55 yaşını doldurmasına 2 yıl, 5 ay, 9 gün kaldığı görüldüğü, ancak davacının 15.07.1994 - 14.07.2000 tarihleri arasında TSK üyesi olduğu, bu nedenle davacının fiili hizmet süresi zammının tespiti ile hizmet süresi zammının aylık bağlanması için gerekli olan yaş haddinden indirilmesi ve davacıya emeklilik aylığının bağlanmasına karar verilmesi gerektiği, 09.10.2021 tarihli başvuru dilekçesi ile davalı Kuruma başvuruda bulunularak davacının fiili hizmet süresi zammının tespiti ile emeklilik işlemlerinin başlatılması talep edildiği, nitekim davalı Kurum 05.11.2021 tarihli ve E-65822773-205.02.01-34592531 sayılı cevabi yazısı ile davacının, Kurum nezdinde 5201200402704 sigorta sicil numarası ile kayıtlı olduğu, 15.07.1994 - 25.10.2021 tarihleri arasında toplam 6348 prim ödeme gün sayısının bulunduğu ancak 55 yaş şartını yerine getirmediği için talebin reddine karar verildiği bildirildiği, davalı Kurum tarafından davacının 15.07.1994 - 23.05.2002 tarihleri arasında TSK mensubu olduğu ve bu nedenle fiili hizmet süresi zammının tespiti ile fiili hizmet süresi zammının, davacının aylık bağlanması için gerekli olan yaş haddinden indirilmesi gerektiği göz önüne alınmasızın başvurunun reddedildiği iddiasıyla davalı Kurumun, 05.11.2021 tarihli red işleminin iptali ile davacının fiili hizmet süresi zammının tespiti ile hizmet süresi zammının aylık bağlanması için gerekli olan yaş haddinden indirilmesi ve davacıya 09.10.2021 tarihi itibariyle yaşlılık aylığı bağlanması, aksi kanaatte olunması halinde davacının emekli olacağı tarihin tespiti ile işbu tarih itibariyle davacıya yaşlılık aylığı bağlanmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
II.CEVAP
Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının ...........sicil numarası ile 15.07.1994 - 25.10.2021 tarihleri arasında toplam 6348 prim ödeme gün sayısının ve fiili hizmet süresi zammının tespiti ile yaşlılık aylığı bağlanması amacıyla gerekli olan yaş haddinin indirilmesi ve 09.10.2021 tarihi itibariyle yaşlılık aylığı bağlanması talebinde bulunduğu, hak düşürücü süre itirazları olduğu, kabul anlamına gelmemekle beraber her ne kadar iş mahkemesi görevli olsa dahi dava açmak için gerekli hak düşürücü süre 5434 sayılı Kanuna tabi çalışmaların sona ermesinden itibaren 5 yıl olduğu, davacının 14.07.2000 tarihinde 5434 sayılı Kanuna tabi çalışmasını sona erdirmiş olup bu halde hak düşürücü süre dolduğu, itibari hizmet; ağır, yıpratıcı ve zehirleyici işlerde çalışan sigortalıların sigortalılık sürelerine farazi bir süre eklenmek suretiyle daha erken emekli olmalarına olanak veren bir süre olduğu, itibari hizmet süresi fiili bir çalışmaya dayanmadığı, itibari hizmet 506 sayılı Kanunun Ek 5 inci maddesinde düzenlendiği, buna göre itibari hizmet, anılan Kanunun Ek 5 inci maddesinde belirtilen işyerleri ve işlerde çalışan sigortalıların bu işlerde en az 3600 gün çalışmaları koşuluyla prim ödeme gün sayılarının 1/4'ünün sigortalılık sürelerine eklenmesine ve beş yılı geçmemek üzere yaş hadlerinden indirim yapılmasına imkan veren bir uygulama olduğu ancak bu üç şartın birlikte bulunması halinde yaş haddinde indirim yapıldığı, bu tür hizmet tespitine yönelik davalarının kamu düzenini ilgilendirdiği bu nedenle özel bir duyarlılık ve özenle yürütülmesi gerektiği, Yargıtayın yerleşmiş görüşü olduğu, yasal dayanağı 506 sayılı Kanunun 79/8 inci maddesi olan bu tip davalarda öncelikle davacının çalışmalarına ilişkin belgelerin işveren tarafından verilip verilmediği ya da çalışmalarının Kurumca tespit edilip edilmediği yöntemine uygun olarak araştırılması gerektiği, Kurum kayıtlarına bakıldığında davacının 5510 sayılı Kanunun 4/1-c kapsamında 15.07.1994 tarihinden itibaren 2160 gün sayısı, yine aynı Kanunun 4/1-b maddesi kapsamında 05.11.2008 tarihinden itibaren 1592 gün sayısı ve son olarak da aynı Kanunun 4/1-a maddesi kapsamında 10.09.2021 tarihi itibariyle 2567 gün olmak üzere toplam 6319 gün sigortalılık tescilinin mevcut olduğu tespit edildiği, ancak her ne kadar davacının yaşlılık aylığını almaya ve prim günlerinin itibarı hizmet süresinin tespitine ilişkin şartlardan başvuruda da değinildiği üzere davalı 15.06.1969 doğum tarihli olmakla beraber işbu başvuru tarihi itibariyle yaşlılık aylığı almak için gerekli 55 yaşını sağlamadığından talebi reddedildiği, davacının yasal şartları taşımayan başvurusunun reddine dair Kurum işlemi hukuka uygun olduğu savunmasıyla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III.İLK DERECE MAHKEME KARARI
İlk Derece Mahkemesi tarafından yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararla; davacının 14.07.1994 tarihinde P.Uzman Çavuş statüsüne tabi sıhhiye uzmanı olarak göreve başladığı ve 14.07.2000 tarihinde ............ Kuvvetler Komutanlığı'nın 05.05.2000 gün ve Per.............) sayılı emri ile görevden alındığı, Kurum kayıtlarına göre mülga 5434 sayılı Kanuna tabi hizmet süresinin ............olmak üzere 2700 gün, 5510 sayılı Kanun'un 50 nci maddesine istinaden 4/1-b kapsamındaki hizmetleri 1592 gün 506 sayılı Kanun'a tabi hizmetinin 2679 gün olmak üzere toplam 6970 gün olduğu, 5510 sayılı Kanun'un Geçici 1 inci maddesinin 2 nci fıkrasına göre 2829 sayılı Kanun kapsamında uygulama yapılırken son 7 yıllık süre içinde en fazla 506 sayılı Kanun kapsamında hizmetinin geçtiği, buna göre davacının 506 sayılı Kanun'un 60 ve 81 inci madde hükümlerine göre emeklilik için 25 yıl sigortalılık süresi, 5750 gün ve 55 yaş şartına tabi olduğu, buna göre 15.06.1969 doğumlu olan davacının 55 yaşını doldurduğu 16.05.2024 tarihinde emekli olabileceği, ancak fiili hizmet zammı bulunan davacının sigortalılık süresi başlangıcını geriye götürmemekle birlikte yaş haddinden indirilmesi gerektiği, dosya kapsamında başkaca fiili hizmet zammından yararlanmasını gerektir bir işte çalıştığını ispatlayamadığından tespit edilen 1 yıl 6 aylık fiili hizmet zammı sürenin yaş haddinden indirilmesi ile 15.12.2022 tarihinde emekliliğe hak kazandığı ve bu tarihi takip eden 01.01.2023 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı bağlanması gerektiği, Kuruma başvuruda bulunulduğu tarih veya dava tarihi itibarıyla tümüyle oluşmayan tahsis koşullarının yargılama aşamasında gerçekleşmesi durumunda, özellikle, Anayasa’nın 141 inci maddesindeki, davaların en az giderle ve mümkün olan süratle sonuçlandırılmasının, yargının görevi olduğunu belirten hüküm, 6100 sayılı Kanunun “Usul ekonomisi ilkesi” başlıklı 30 uncu maddesinde yer alan, hâkimin, yargılamanın kabul edilebilir süre içinde ve düzenli bir biçimde yürütülmesini ve gereksiz gider yapılmamasını sağlamakla yükümlü olduğu yönündeki düzenleme, sosyal koruma, dayanışma, sosyal denkleştirme ve zorunluluk ilkelerine dayanan sosyal sigortalar, bireyin onuru ile kişiliğinin geliştirilmesi için kaçınılmaz ekonomik, sosyal ve kültürel hakların doyurulması temeline dayanan sosyal güvenlik hukukunun ilkeleri dikkate alındığında, bütün şartların yerine getirildiği tarihi izleyen aybaşından itibaren aylığa hak kazanıldığının tespitine ilişkin hüküm kurulması, kuşkusuz, yargılama aşamasında gelir/aylık bağlama koşulları gerçekleşen sigortalı yönünden tahsis talep günü itibarıyla şartlar oluşmamakla Kurumun dava açılmasına sebep olan herhangi bir haksız işleminin de söz konusu bulunmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile davacının emeklilik tarihinin 15.12.2022 olduğunun tespiti ile 15.12.2022 tarihini izleyen ay başı olan 01.01.2023 tarihinden itibaren emeklilik aylığı bağlanmasına ve birikmiş aylıkların yasal faizi ile birlikte davacıya ödenmesine karar verilmiştir.
IV.İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V.TEMYİZ
A.Temyiz Sebepleri
Davalı Kurum vekili Kurum işlemlerinin yerinde olduğu iddiasıyla temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, fiili hizmet süresi zammı nazara alınarak yaşlılık aylığı tahsisi ile aylıkların yasal faiziyle birlikte tahsiline ilişkindir.
1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, dosyada yer alan tüm bilgi ve belgelerin incelenmesinde verilen hükmün yerinde olduğu anlaşılmakla davalı Kurum vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
01.07.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.