Yargıtay 10. Hukuk Dairesi E.2024/14340 K.2025/9533

🏛️ 10. Hukuk Dairesi 📁 E. 2024/14340 📋 K. 2025/9533 📅 04.06.2025

10. Hukuk Dairesi         2024/14340 E.  ,  2025/9533 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
SAYISI : 2016/500 E., 2021/1346 K.
Taraflar arasında Mahkemesinde görülen hizmet tespiti davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Hükmün davacı vekili ile davalı Kurum vekili; ek kararın ise davalılar ... ve ... tarafından temyiz edilmesi üzerine, karar ve ek karara ilişkin temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda,davacı vekili ile davalı Kurum vekilinin ve davalılar ... ve ...'ün temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının davalıların müşterek malik oldukları minibüslerde 10.10.1986- 28.04.2012 tarihlerinde şoför olarak çalıştığını, bu dönemde kullandığı araçların 10.10.196- 04.06.1987 tarihlerinde ..., 05.06.1987- 07.05.1989 tarihlerinde ..., 08.05.1989- 03.04.1997 tarihlerinde ... ve 04.04.1997- 28.04.2012 tarihlerinde ...'e ait olduğunu, davacının .. ve .. plaka sayılı araçlarda çalışmadığı halde, bu araçlarda sigortalı gösterildiğini, davalıların sigortalı bildirimini yapmaması nedeniyle davacının 05.06.2003- 30.11.2010 tarihlerinde başkalarının yanında sigortalı bildirimi olduğunu, ancak bu sürede fiilen davalılara ait araçlarda çalıştığını iddia ile 10.10.1986- 28.04.2012 dönemi (05.06.2003- 30.11.2010 hariç ) sigortalı hizmetlerinin tespitine karar verilmesini talep etmiştir.
Davacı 10.11.2016 tarihli dilekçesinde 2003'den itibaren sağlık amacıyla diğer işyerlerinden ayda 30 gün üzerinden bildiriminin olmasının, davalılar yanında tam süreli çalışmasının mümkün olmayacağı anlamına gelmeyeceğini beyan etmiştir.
Davacı 27.02.2017 tarihli dilekçesinde aslında işverenin .. ... olup, onun birden fazla aracını çocukları adına tescil ettirdiğini ileri sürmüştür.
II. CEVAP
Davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. MAHKEME KARARI
Mahkemece; davanın kısmen kabulüne, davacının 10.10.1986- 04.06.2003 döneminde davalı işverenler nezdinde hizmet cetvelinde gözüken Kasım 1995, Ocak- Şubat 1996, Ocak-Şubat 1997 süreleri dışlanarak kurum taban ücreti ile çalıştığının tespitine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
2.Daire kararında; davalı işverenlere ait işyerinde 10.10.1986-28.04.2012 tarihleri arasında kesintisiz şekilde hizmet akdine tabi olarak geçen ve davalı Kuruma bildirilmeyen çalışma sürelerinin tespitine ilişkin davanın yasal dayanağı 506 sayılı Kanun'un 79/10. ve 5510 sayılı Kanun'un 86/9. maddeleri olup Anayasal haklar arasında yer alan sosyal güvenliğin yaşama geçirilmesindeki etkisi gözetildiğinde, sigortalı konumunda geçen çalışma sürelerinin saptanmasına ilişkin bu tür davalar kamu düzeni ile ilgili olduğundan özel bir duyarlılıkla ve özenle yürütülmeleri zorunludur. Bu bağlamda, hak kayıplarının ve gerçeğe aykırı sigortalılık süresi edinme durumlarının önlenmesi, temel insan haklarından olan sosyal güvenlik hakkının korunabilmesi için, tarafların gösterdiği kanıtlarla yetinilmeyip gerek görüldüğünde kendiliğinden araştırma yapılarak delil toplanabileceği açıktır. Yargılama sırasında resmi belge veya yazılı delil esas ise de; somut bilgilere dayanması ve inandırıcı olmaları koşuluyla tanık beyanları ile de ispatı mümkündür. Somut olayda, davacı tarafından davalılar yanında çalışıldığı belirtilmesine rağmen elde edilen araç kayıtlarından ve vergi kayıtlarından, davalılar arasında kabulüne karar verilen 10.10.1986-04.06.2003 tarihleri arasındaki dönemin tamamında adi ortaklık ilişkisi bulunmadığı, farklı dönemlerde farklı şahıslarla birlikte vergi kayıtlarının bulunduğu, açılmamış sayılmasına karar verilen Kadıköy 3. İş Mahkemesinin 2012/352 E. 2012/836 K. sayılı dosyasında elde edilen delillere göre de, İstanbul Büyükşehir Belediyesinden ve emniyet birimlerinden elde edilen bir kısım kayıtlara göre, şoför olarak çalışıldığı belirtilen farklı araçların farklı dönemlerde farklı şahıslar tarafından işletildiği anlaşılmış olup, Mahkemece davalılar arasındaki ilişkinin aynı aile mensubu olmalarına dayanılarak adi ortaklık ilişkisi olarak kabul edilerek ve çalışmanın hangi dönemde hangi davalı yanında geçtiği hususu açıklığa kavuşturulmadan davacının 10.10.1986-04.06.2003 tarihleri arasında her üç davalı yanında çalıştığının tespitine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma sebebidir.
Bu nedenle, Mahkemece, davacının çalışmalarının hangi davalı yanında hangi tarih aralığında geçtiği, çalışıldığı iddia edilen “tüm” araçların eksik olan kayıtları da temin edilerek belediye ve emniyetten elde edilen/edilecek bilgilere göre davalılar yanında resmi kayıtlara dayanan gerçek bir adi ortaklık ilişkisi bulunup bulunmadığı hususu da tespit edilmek suretiyle ve aşağıdaki bentlerde belirtilen hususlarda da yapılan araştırma ve değerlendirmelerin sonucuna göre, her bir davalının sorumlu olduğu dönem belirlenmek suretiyle bir karar verilmelidir.
Eldeki davada, davacının 10.10.1986-04.06.1987 tarihleri arasında dava dışı ...’e ait .... plakalı araçta şoför olarak çalıştığını iddia etmesi ve ancak bu kişinin davalı olarak gösterilmemiş olması karşısında, bu dönemde çalışmanın geçtiği belirtilen aracın malikinin kim olduğu hususu trafik tescil bilgilerinden ve belediyedeki çalışma ruhsatı bilgilerinden de araştırılmak suretiyle, tespit edilen araç malikinin HMK’nın 124. maddesi gereğince davaya dahil edilmesi için davacıya süre verilerek, dahil edilmesi halinde bu davalının göstereceği deliller toplandıktan sonra elde edilecek sonuca göre bir karar verilmelidir.
Öte yandan, davacı 10.10.1986-28.04.2012 tarihleri arasında kesintisiz şekilde hizmet akdine tabi olarak çalıştığını, ancak 05.06.2003-30.11.2010 tarihleri arasında dava dışı işyerlerinden yapılan bildirimlerin sağlık güvencesinden yararlanabilmesi için yapıldığını, ancak gerçekte davalılar yanında çalıştığını iddia ettiği, bu işverenleri dava dilekçesi ile davalı olarak göstermediği, davacının hizmet cetvelinin incelenmesinde de, dava konusu döneme rastlayan 01.07.1998-30.04.2001 tarihleri arasında ve 05.06.2003-30.11.2010 tarihleri arasında dava dışı işyerlerinden muhtelif dönemlerde tam süreli bildirimler yapıldığı anlaşılmış olup, Mahkemece davacıya talebi açıklattırılarak, hizmet tespiti istenilen tarih aralığı belirlenmeli, davacının dava dışı işyerlerinden bildirim yapılan ve yukarıda belirtilen sürelerin de davalılar yanında geçtiği iddiasını devam ettirmesi halinde, bildirimlerinin yapıldığı işyerlerinin hangi işverenler adına kayıtlı oldukları tespit edilerek bu işverenlere husumetin yöneltilmesi için davacıya süre verilmeli ve HMK’nın 124. maddesi gereğince işverenler davaya dahil edilerek, göstereceği deliller de toplanmak suretiyle, elde edilecek sonuca göre, kesintisiz çalışma iddiası hakkında bir karar verilmelidir.
Yapılan yargılama sonucunda davacının çalışmalarında kesinti oluştuğunun anlaşılması durumunda, yukarıda hak düşürücü süre ile ilgili açıklanan ilkeler de gözetilerek hak düşürücü süre konusunda da bir değerlendirme yapılmalıdır. Keza, talebi açıklatıldığında davacının dava dışı işyerlerinden bildirilen çalışmalarının sahte olmadığını, gerçekten bu işyerlerinde çalıştığını iddia etmesi halinde, dava dışı işyerlerinden yapılan bildirimler geçerli kabul edileceğinden ve davalılar yanında geçen çalışmalar kesintiye uğramış olacağından, Mahkemece, kesinti öncesi döneme ilişkin çalışmalar bakımından da hak düşürücü sürenin dolup dolmadığının da değerlendirilmesi gerektiğinden bahisle karar bozulmuştur.
B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile vergi kaydı bulunan davacı tanıkları ile davalı tanıklarının beyanlarında, davacının tespitini talep ettiği dönemlerde davalılar yanında çalıştığını beyan ettikleri anlaşılmış olup tespiti talep edilen 10.10.1986- 05.06.2003 döneminde 1995- 30.04.2001 tarihlerinde belirli dönemde bildirimi olduğundan, davacının iddia ettiği sürede fiili çalışmasına karine oluşturduğu, davacının 10.10.1986- 04.06.2003 döneminde (hizmet cetvelinde geçen Kasım 1995, Ocak - Şubat 1996, Ocak - Şubat 1997) süreler dışlanarak bildirilmeyen sürelerin tespitine karar verilerek hak düşürücü süreye uğrayan ve bildirim yapılan dönemler yönünden davanın reddine dair; davanın kısmen kabulüne, davacının 10.10.1986- 04.06.2003 döneminde davalı işverenler nezdinde hizmet cetvelinde gözüken Kasım 1995, Ocak- Şubat 1996, Ocak-Şubat 1997 süreleri dışlanarak Kurum taban ücreti ile çalıştığının tespitine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ile davalı Kurum vekili ve davalılar ... ve ... temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde; davanın tümden kabulüne karar verilmesi gerektiğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
Davalı Kurum vekili temyiz dilekçesinde; davanın reddine karar verilmesi gerektiğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
Davalılar ... ve ... temyiz dilekçesinde; ek kararın ve kararın bozularak davanın reddine karar verilmesini istemişlerdir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davacının davalı işverenlere ait işyerinde 10.10.1986- 28.04.2012 tarihleri arasında kesintisiz şekilde hizmet akdine tabi olarak geçen ve davalı Kuruma bildirilmeyen çalışma sürelerinin tespitini istemiştir.
2. İlgili Hukuk
1-1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 432. Maddeye göre Mahkemece verilen kararlara karşı tebliğ tarihinden itibaren on beş gün içinde temyiz yoluna başvurulabilir. Temyiz dilekçesinin süresinden sonra verilmesi hâlinde anılan Kanun’un 432/4. maddesine göre temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir.
2-Davanın yasal dayanağını oluşturan 506 sayılı Kanun'un 79/10. ve 5510 sayılı Kanun'un 86/9. maddeleri bu tip hizmet tespiti davaları için özel bir ispat yöntemi öngörmemiş ise de, davanın niteliği kamu düzenini ilgilendirdiği ve bu nedenle özel bir duyarlılık ve özenle yürütülmesi gerektiği Yargıtayın ve giderek Dairemizin yerleşmiş içtihadı gereğidir.
Bu tür davalarda öncelikle davacının çalışmasına ilişkin belgelerin işveren tarafından verilip verilmediği yöntemince araştırılmalıdır. Bu koşul oluşmuşsa işyerinin gerçekten var olup olmadığı kanun kapsamında veya kapsama alınacak nitelikte bulunup bulunmadığı eksiksiz bir şekilde belirlenmeli daha sonra çalışma olgusunun varlığı özel bir duyarlılıkla araştırılmalıdır. Çalışma olgusu her türlü delille ispat edilebilirse de çalışmanın konusu niteliği başlangıç ve bitiş tarihleri hususlarında tanık sözleri değerlendirilmeli, dinlenen tanıkların davacı ile aynı dönemlerde işyerinde çalışmış ve işverenin resmi kayıtlara geçmiş bordro tanıkları ya da komşu işverenlerin aynı nitelikte işi yapan ve bordrolarına resmi kayıtlarına geçmiş çalışanlardan seçilmesine özen gösterilmelidir. Bu tanıkların ifadeleri ile çalışma olgusu hiçbir kuşku ve duraksamaya yer vermeyecek şekilde belirlenmelidir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 16.9.1999 gün 1999/21-510-527, 30.6.1999 gün 1999/21-549-555- 3.11.2004 gün 2004/21- 480-579 sayılı kararları da bu doğrultudadır.
3. Değerlendirme
1-Mahkemece verilen 14.12.2021 tarih, 2016/500 Esas, 2021/1346 sayılı gerekçeli kararın ilişkin davalı ... yönünden yazılan 09.09.2024 tarihli muhtıra gerekleri verilen kesin süre içerisinde yerine getirilmediğinden bu davalı yönünden HUMK'un 434. maddesi uyarınca temyiz başvurusunun yapılmamış sayılmasına dair 25.09.2024 tarihli ek kararla,Mahkemenin 25.09.2024 tarih, 2016/500 Esas, 2021/1346 sayılı ek kararın 1. nolu maddesi uyarınca temyiz başvurusunun ... yönünden kabulüne karar verilmesi üzerine temyiz yoluna başvuru için gerekli tebliğ giderlerinin eksikliği nedeniyle bir haftalık kesin süre içerisinde tamamlanması hususunda gönderilen 25.09.2024 tarihli muhtıranın ... vekili Av....'a 27.09.2024 tarihinde tebliğ edilmesine rağmen verilen kesin süre içerisinde muhtıra gereklerinin yerine getirilmediğinden bu davalı yönünden HUMK.un 434. maddesi uyarınca temyiz başvurusunun yapılmamış sayılmasına dair 17.10.2024 tarihli ek kararın; Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 434/son maddesindeki yönteme uygun olduğu anlaşıldığından, davalılar ..., ... vekilinin yerinde bulunmayan bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun olan 25.09.2024 ve 17.10.2024 tarihli “temyiz isteğinin reddine” ilişkin ek kararların onanması gerekmektedir.
2-Mahkemece, bozma ilamına uyulmuş ise de bozma gerekleri tam olarak yerine getirilmemiştir.
Somut olayda, davacı tarafından davalılar yanında çalışıldığı belirtilmesine rağmen elde edilen araç kayıtlarından ve vergi kayıtlarından, davalılar arasında kabulüne karar verilen 10.10.1986-04.06.2003 tarihleri arasındaki dönemin tamamında adi ortaklık ilişkisi bulunmadığı, farklı dönemlerde farklı şahıslarla birlikte vergi kayıtlarının bulunduğu, açılmamış sayılmasına karar verilen Kadıköy 3. İş Mahkemesinin 2012/352 Esas 2012/836 Karar sayılı dosyasında elde edilen delillere göre de, İstanbul Büyükşehir Belediyesinden ve emniyet birimlerinden elde edilen bir kısım kayıtlara göre, şoför olarak çalışıldığı belirtilen farklı araçların farklı dönemlerde farklı şahıslar tarafından işletildiği anlaşılmış olup Mahkemece davalılar arasındaki ilişkinin aynı aile mensubu olmalarına dayanılarak adi ortaklık ilişkisi olarak kabul edilerek ve çalışmanın hangi dönemde hangi davalı yanında geçtiği hususu açıklığa kavuşturulmadan davacının 10.10.1986-04.06.2003 tarihleri arasında tüm davalılar yanında çalıştığının tespitine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma sebebidir.
Bu nedenle, Mahkemece, davacının bozma ilamı sonrası verdiği 10.11.2016 tarihli ve 27.02.2017 tarihli dilekçelerin eklerinde davalılara ait olduğunu ileri sürdüğü araçların plakalarını ve bu araçlarla ilgili davacı hakkında kesilmiş trafik cezalarına ilişkin sunmuş olduğu evraklar da gözetilerek; davacının çalışmalarının hangi davalı yanında hangi tarih aralığında geçtiği, çalışıldığı iddia edilen “tüm” araçların eksik olan kayıtları da temin edilerek belediye ve emniyetten elde edilen/edilecek bilgilere göre davalılar yanında resmi kayıtlara dayanan gerçek bir adi ortaklık ilişkisi bulunup bulunmadığı hususu da tespit edilmek suretiyle araştırma ve değerlendirmelerin sonucuna göre, her bir davalının sorumlu olduğu dönem belirlenmek suretiyle bir karar verilmesi gerekir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Mahkemece verilen 25.09.2024 ve 17.10.2024 tarihli ek kararların ONANMASINA,
Temyiz olunan Mahkeme kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine,
Dosyanın kararı veren Mahkemesine gönderilmesine,
04.06.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.