Yargıtay 10. Hukuk Dairesi E.2025/219 K.2025/9466

🏛️ 10. Hukuk Dairesi 📁 E. 2025/219 📋 K. 2025/9466 📅 03.06.2025

10. Hukuk Dairesi         2025/219 E.  ,  2025/9466 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
SAYISI : 2022/230 E., 2024/314 K.
Mahkemece bozmaya uyularak verilen karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü;
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının davalı ...’a ait işyerinde 02.12.2011 ile 02.10.2012 tarihleri arasındaki hizmetinin 08.05.2017 tarihli denetmen raporuna dayanılarak iptali ile yaşlılık aylığının kesilmesine dair Kurum işlemlerinin iptaline karar verilmesini istemiştir.
II. CEVAP
1.Davalı ..., davacının, kendisine ait işyerinde çalışmadığını, davacıyı tanımadığını, davanın reddini savunmuştur.
2.Davalı Kurum vekili, davanın reddini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 03.11.2020 tarihli kararı ile davacının hizmetinin fiili çalışmaya dayanmayıp kayden gösterildiği, fiili çalışmaya dayanmayan hizmetlerin iptal edilmesi nedeniyle davacının aylık bağlanması şartlarını kaybettiği belirtilerek davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin 03.11.2020 tarihli kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 24.02.2022 tarihli kararıyla davalının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
Bölge Adliye Mahkemesinin 24.02.2022 tarihli kararının süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairemizce; "Somut olayda, davalı ...’a ait işyerinde 02.07.2009 tarihinde vergi dairesince yapılan yoklamada, Biga adresindeki işyerinde fason tekstil imalatı yapıldığının tespit edildiği, 05.05.2012 tarihli yoklamada ise Bursa adresinde şube işyeri olarak penye kumaştan tekstil ürünleri dikimine başlandığının belirtiliği, Biga’daki adreste bulunan işyerinin elektrik aboneliğinin 29.03.2012 tarihinde sona erdirildiği, buna göre davalının Biga’da bir dönem, fiilen, tekstil ürünleri imalatı mahiyetinde faal bir işyeri olduğu anlaşılmaktadır. Davacının 07.02.2017 tarihinde Kurum müfettişine verdiği ifadesinde, işyerinin yerine,yapılan işe ve birlikte çalıştığı kişilere ilişkin ayrıntılı beyanı bulunmaktadır. Davalı işverenin, davacının fiilen çalışmadığına dair müfettişe verdiği beyanı,ceza yargılamasındaki ve Mahkemede verdiği aynı yöndeki ifadelerine rağmen, işten ayrılış bildirgesi altındaki imzanın davalıya ait olduğu ve yine işyerinde fiilen çalıştığını iddia eden başka sigortalılar bulunduğu anlaşılmaktadır.
Mahkemece; ihtilaf konusu dönemde fiilen çalıştığı tespit edilen .. ...’ın ifadesine başvurulmalı, komşu işyerleri sahipleri ile çalışanları Sosyal Güvenlik Kurumu, vergi dairesi, emniyet, belediye aracılığıyla tespit edilerek bu kişilerin bilgi ve görgülerine başvurulmalı,tanık beyanları arasında çelişki bulunması halinde giderilmeli, Biga Asliye Ceza Mahkemesi 2018/70 Esas sayılı ceza dosyasının tüm kayıtları içeren bir örneği Mahkemesinden istenerek ,ceza dosyasında dinlenen kişilerin de beyanı alınmalı, fiili çalışma olgusu usulüne uygun araştırılmalı, davacıya koşulların oluşması halinde kısmi aylık talebi bulunup bulunmadığı sorularak, aylığın iptali gerekip gerekmediği bu yönden de irdelenmelidir.
O hâlde, davacı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi kararının kaldırılarak İlk Derece Mahkemesince verilen hüküm bozulmalıdır. ” gerekçesiyle karar bozulmuştur.
B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile
"Buna göre davacının, 5510 sayılı Kanun'un 4/a maddesi kapsamındaki 3325 gün, 4/b maddesi kapsamındaki 1140 gün ve analık borçlanması 640 gün olmak üzere toplam 5105 gün üzerinden mülga 506 sayılı Kanun’un geçici 81/b-c maddesi uyarınca aylık bağlandığı dikkate alındığında, davacının ...'ın sahibi olduğu 1029650.017 sicil no.lu işyerinde "02.12.2011- 02.10.2012" tarihleri arasında gösterilen sigortalılığı fiili çalışma kapsamında değerlendirilmediğinden belirtilen sürelerde kısmi aylık şartlarını taşımadığı anlaşılmıştır.
Mahkeme huzurunda dinlenen tanıkların beyanları incelendiğinde, ..., ... ve ...’ün davacıyı ve ...'ı tanımadıkları, ...’in böyle bir işyerinde çalışmadığı, ...'ün eşi vasıtasıyla bu işyerine sigortalı girişinin yapıldığı bu işyerinde çalışmasının olmadığı, yine ...'ın ...'a ait işyerinde çalıştığı ancak davacıyı tanımadığını beyan ettikleri görülmüştür. Davalının elektrik abonelik kaydının 29.03.2012 tarihinde sonlandırılıp 11.05.2012 tarihinde Bursa’da işyeri açtığının vergi dairesi yoklama fişleriyle sabit olması, davacının denetmen raporundaki beyanında; çalışmaya başladığında .. isimli çalışanın işyerinde çalıştığını ve çalıştığı süre boyunca .. isimli çalışanın orada olduğunu belirtmiştir. Ancak ... ifadesinde, "Ben ...'a ait işyerinde çalıştım ancak .. .. adında birini hiç tanımıyorum." demiştir. Bu anlamda davacının beyanları ile bordro tanığı ...'ın beyanlarının örtüşmediği anlaşılmaktadır. Davacı vekili dilekçesinde, müvekkilinin işyerine sürekli gitmeden ağırlıklı olarak evden çalıştığını, beyan etmiştir. Ancak işin niteliği gereği bu şekilde çalışma mümkün olmamakla birlikte davacının davalı Kurum denetmenine vermiş olduğu "İşyerinde çalıştığım dönem boyunca .. .... ve .. Bey ile birlikte çalıştım," yönündeki fiilen çalışmaya bağlı olduğunu belirttiği beyanı ile örtüşmemektedir. Davacı ile dahili davalı ... isimli işveren arasında 5510 sayılı Kanun kapsamında hizmet ilişkisi kurulmadığı ve davacının bu işyerinde fiili çalışmasının bulunmadığı yönünde tespit yapan denetmen raporunun mevzuata ve maddi gerçekliğe uygun bulunduğu sonucuna varılmış; neticede davaya konu sigortalığın fiili çalışmaya dayanmaması halinde hizmetlerin iptal edilmesinin yasa ve yerleşik içtihatlar gereği zorunluluk olduğu, davacının hizmetinin de fiili çalışmaya dayanmayıp kayden gösterildiği, fiili çalışmaya dayanmayan hizmetlerin iptal edilmesi nedeniyle davacının aylık bağlanması şartlarını kaybettiği anlaşılmakla davanın reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur." gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde; müvekkilinin davalı işverenin işçisi olarak çalıştığını, davalı işverenin de bu çalışması karışılığında müvekkilinin primlerini ödediğini, şimdi ise müvekkilinin çalışmadığını söylediğini, davalının kötü niyetli olarak müvekkilinin işyerinde çalışmadığını iddia ettiğini, davalı Kurumun ise müvekkilinin çalışmadığına dair tespit ettiği somut hiç bir delil bulunmadığını; davalı işveren ve Kurumun sorumluluklarını yerine getirmediklerini, tacirin basiretli bir iş adamı gibi davranma sorumluluğu, Kurumun ise işyerlerinde gerekli denetimleri doğru zamanda ve şekilde yapma zorunluluğu bulunduğunu, hâl böyleyken bütün sorumluluğun yaşlılık aylığını hak etmiş işçi bir vatandaşa yüklenerek faturanın ona kesilmesinin haksız ve hukuka aykırı olduğunu ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, davacının 02.12.2011- 02.10.2012 tarihleri arasında davalı işyerinden yapılan bildirimlerinin fiili çalışmaya dayanıp dayanmadığına ve yaşlılık aylığının iptaline yönelik davalı Kurum işleminin yerinde olup olmadığına ilişkindir.
Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen Mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VII. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz harcının ilgiliden alınmasına,
Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,03.06.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.