Yargıtay 10. Hukuk Dairesi E.2025/696 K.2025/9195
10. Hukuk Dairesi 2025/696 E. , 2025/9195 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/876 E., 2024/2941 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : İzmir 16. İş Mahkemesi
SAYISI : 2019/598 E., 2021/504 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne ve duruşmanın düzenlendiği 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369. maddesinde sayılı ve sınırlı olarak gösterilen hâllerden hiçbirine uymadığından, temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılmasına ilişkin isteğin reddine karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının, davalıya ait iş yerinde 2007 yılının Şubat ayında çalışmaya başladığını ve 13.04.2015 tarihine kadar aralıksız çalıştığını, ancak sigorta bildiriminin geç yapıldığını belirterek Şubat 2007 - 18.02.2013 tarihleri arasındaki hizmetinin tespitine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; hak düşürücü süre itirazında bulunduklarını, davacının 18.02.2013 tarihinde çalışmaya başladığını, davacının en son 13.04.2015 tarihinde müvekkili şirkette çalıştığını, davacı iddialarının soyut ve delile dayanmayan iddialar olduğunu beyanla davanın reddi gereğini savunmuştur.
Fer'i müdahil Kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; hak düşürücü süre itirazında bulunduklarını, davacının 18.02.2013 tarihli hizmet bildirimine istinaden 5510 sayılı Kanun'un 4/a kapsamında sigortalılık kaydının bulunduğunu, bu tür davaların kamu düzenini ilgilendirdiğini ve özel bir duyarlılık ile yürütülmesi gerektiğini beyanla davanın reddi gereğini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile tüm dosya kapsamı tanık beyanları ve dinlenilen bordro tanıklarının beyanları bir bütün olarak değerlendirildiğinde 2006-2012 yılları arasında .. Vakfında yönetim kurulu başkanlığı görevini yürüttüğünü söyleyen tanık ...; tam hatırlamamakla birlikte davacının 2000'li yıllarda çalışmaya başladığını, 2012 yılında Vakıftan ayrıldığında davacının çalışmakta olduğunu beyan etmiştir. Tanıklardan ..., .. .., ... ve ...'da davacının çalışma iddiasını doğrulamışlar bordro tanığı olarak dinlenilen ... ve ... isimli kişiler de davacının iddialarını destekler mahiyette beyanda bulunmuşlardır. Bu tanıkların beyanları ile davacının davalı işyerinde iddia ettiği şekilde 2007 yılı Şubat ayında çalışmaya başladığı iddiasının kabulünün gerekeceği, davacı çalışmaya başladığı tarihi gün olarak net bir şekilde belirtmediğinden 15.02.2007 tarihinde çalışmaya başladığının kabul edilebileceği, zira Yargıtay (Kapatılan) 21. Hukuk Dairesinin 2010/2288 E.-2011/2571 K. sayılı, 22.03.2011 tarihli ilamında belirtildiği şekilde; tespit edilecek fiili çalışmaların yazılı belgelere üstün tutulması gerektiği, yine tanık beyanlarından davacının çalışmasının kesintisiz ve tam süreli olduğu anlaşılmakla, davacının çalışmasının Kuruma bildirilmeye başlandığı 18.02.2013 tarihine kadar kesintisiz sürdüğü gerekçesine dayalı olarak davanın kabulü ile .. TC Kimlik, .. sigorta sicil numaralı ...’in, Kurumda .. .. sicil sayılı dosyada işlem gören ... Tic. A.Ş. unvanlı iş yerinde 15.02.2007-17.02.2013 tarihleri arasında hizmet akdine istinaden, kesintisiz, tam süreli ve asgari ücretle toplam 2161 gün çalıştığı, bu çalışmasının tümünün Sosyal Güvenlik Kurumuna bildirilmediğinin tespitine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili ile fer'i müdahil Kurum vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının, 2007 yılı Şubat ayından 13.04.2015 tarihine kadar aralıksız olarak çalıştığı, fakat bildirimlerinin 18.02.2013 tarihinde başladığı iddiası ile 2007 yılı Şubat ayından 18.02.2013 tarihine kadar olan çalışmalarının tespiti talebi hakkında İlk Derece Mahkemesince kabul kararı verilerek 05.02.2007-17.02.2013 tarihleri arasında hizmet akdine istinaden, kesintisiz, tam süreli ve asgari ücretle toplam 2161 gün çalıştığı yönünde tespit hükmü kurulmuş ise de davacının hizmet döküm cetveline göre 18.02.2013 - 23.04.2013 tarihleri arasında ... sicil sayılı, davalı şirkete ait iş yerinden, 24.04.2013 - 01.07.2013 tarihleri arasında ... sicil sayılı, davalı şirkete ait iş yerinden, 29.11.2013 - 13.04.2015 tarihleri arasında ... sicil sayılı, davalı şirkete ait iş yerinden bildirilmek suretiyle gözetilmeksizin karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı bulunmuş, bu itibarla, davalı ile fer'i müdahil Kurum vekillerinin bu yönleri amaçlayan istinaf nedenleri yerinde görülmüş;
A) Davalı vekili ve fer'i müdahil Kurum vekilinin istinaf talebinin kabulü ile İzmir 16. İş Mahkemesince verilen 28.12.2021 tarih, 2019/598 Esas ve 2021/504 Karar sayılı kararının Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b.2 maddesi uyarınca esas hakkında yeniden karar verilmek üzere kaldırılmasına,
B) Davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde; hak düşürücü sürenin geçmediğini, kararın usul ve yasaya aykırı olup bozulması gerektiğini belirtmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, davacının 2007 yılı Şubat ayından 18.03.2013 tarihleri arasındaki hizmetlerinin tespiti istemine ilişkindir.
Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz harcının ilgiliye yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
29.05.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.