Yargıtay 10. Hukuk Dairesi E.2024/9604 K.2025/8389
10. Hukuk Dairesi 2024/9604 E. , 2025/8389 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
EK KARAR TARİHİ : 09.01.2023
SAYISI : 2022/309 E., 2022/354 K.
Taraflar arasındaki prim teşvik hükümlerinden yararlandırılması gerektiğinin tespiti ile primlerin iadesi davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı, davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda; temyiz dilekçesinin kabulüyle duruşmanın düzenlendiği 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369. maddesinde sayılı ve sınırlı olarak gösterilen hâllerden hiçbirine uymadığından, temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılmasına ilişkin isteğin reddine karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I.DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının ihalelerle iş aldığı, 5510 sayılı Kanunun 81/1-ı maddesi kapsamında % 5 Hazine yardımından yararlandığı, 6111 sayılı Kanun ile teşvikin kaldırıldığı, ancak Geçici 8 inci madde de değişikliklerin kanun yayınlanana kadar ilan edilmiş ihaleler için uygulanmayacağının belirtildiği, bu kapsamda davacının ... Belediye Destek Hizmetleri Başkanlığı, ... Belediyesi Veteriner İşleri Müdürlüğü, ... PTT Baş Müdürlüğü, TRT Genel Müdürlüğü, ... İl Özel İdaresinden aldığı işler sebebiyle tescil edilen iş yerleri bakımından 01.03.2011 den itibaren teşviklerden yararlandırılmadığı, Kuruma yapılan başvurunun cevaplandırılmadığı iddiasıyla Hazine yardımından yararlandırılmaması sebebiyle 100 TL Hazine yardımı karşılığı alacağın hakkın dolduğu tarihten itibaren avans faizle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
II.CEVAP
Davalı Kurum cevap dilekçesinde özetle; yetki, süre husumet itirazında bulunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III.İLK DERECE MAHKEMESİ İLK KARARI
İlk Derece Mahkemesi tarafından 17.04.2019 tarihli ve 2018/315 Esas, 2019/161 Karar sayılı kararla; 6111 sayılı Kanun’un Geçici 8. maddesindeki hükmün 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu’ndaki değişikliklere ilişkin olduğu, Hazine yardımının ise 5510 sayılı Kanun’da düzenlendiği ve bu yardımın benzer şekilde devam ettirileceğine dair hiçbir ifade bulunmadığı, bu nedenle davacı şirketin 01.03.2011 tarihinden sonra %5 Hazine teşvikinden yararlanmasının mümkün olmadığı, ayrıca davacı vekili beyan dilekçesinde 01.01.2011 tarihinden itibaren talepte bulunmuş ise de Ocak ve Şubat aylarında teşvikten yararlandığı, öte yandan 7103 sayılı Kanun ile 5510 sayılı Kanun’a eklenen Ek 17. maddede herhangi bir teşvik bakımından hak sahibi olup Kurumca bu haktan yararlandırılmayan işverenlerden bahsedildiği, davacı şirketin 01.03.2011 tarihinden sonraki dönemde %5 Hazine yardımından yararlanma hakkı olmadığından eldeki davada 7103 sayılı Kanun hükümlerinin uygulanmasına imkân bulunmadığı, Ek 17. maddenin 4. fıkrası uyarınca davanın konusuz kalması nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına karar verildiği takdirde davacının kanunda yer almadığı hâlde yargılama gideri ve vekâlet ücretinden yararlanması sonucunun doğacağı gerekçesiyle davanın esastan reddine karar verilmiştir.
IV.İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin 17.04.2019 tarihli ve 2018/315 Esas, 2019/161 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf yoluna başvurulmuş ve Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesinin 19.11.2020 tarihli ve 2019/1660 Esas, 2020/1664 Karar sayılı kararı ile; Anayasa Mahkemesince 7103 sayılı Kanun’un 70 inci maddesi ile eklenen 5510 sayılı Kanun'un Ek 17. maddesinin 4. fıkrasının iptaline karar verilmekle davanın konusuz kalması sebebiyle karar verilmesine yer olmadığına karar verilemeyeceği gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V.BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
1. Bölge Adliye Mahkemesinin 19.11.2020 tarihli ve 2019/1660 Esas, 2020/1664 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuş ve Dairemizce 15.06.2021 tarihli ve 2021/26 Esas, 2021/8320 Karar sayılı ilamla aşağıdaki gerekçeyle Bölge Adliye Mahkemesi kararı kaldırılarak İlk Derece Mahkemesi kararı bozulmuştur:
"...Eldeki davanın, sosyal güvenlik mevzuatında prim teşviki, destek ve indirim uygulamalarından kaynaklanan uyuşmazlığa ilişkin olduğu anlaşılmaktadır.
4447 Sayılı Yasanın geçici 10. Maddesinde yer alan teşvik indiriminden faydalanma hakkının tespiti istemine ilişkin olarak açılmış olan davada, davanın kabulüne dair karar verilmiş ise de, yargılama ve temyiz aşamasında 01.04.2018 tarihi itibari ile 5510 sayılı Yasanın ek 17. maddesi yürürlüğe girmiş, olup, bu maddenin ilk fıkrasında aynen:
'Bu Kanun veya diğer kanunlarla sağlanan prim teşviki, destek ve indirimlerinden yararlanılabileceği halde yararlanılmadığı ay/dönemlerde gerekli tüm koşulların sağlanmış olması ve yararlanılmayan ayı/dönemi takip eden altı ay içerisinde Kuruma müracaat edilmesi şartlarıyla, başvuru tarihinden geriye yönelik en fazla altı aya ilişkin olmak üzere, yararlanılmamış olan prim teşviki, destek ve indirimlerinden yararlanılabilir veya yararlanılmış olan prim teşviki, destek ve indirimleri başka bir prim teşviki, destek ve indirimi ile değiştirilebilir.' Hükmü ve ikinci fıkrasında ise;
'Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önceki dönemlere ilişkin olmak üzere tüm şartları sağladığı halde bu Kanun veya diğer kanunlarla sağlanan prim teşviki, destek ve indirimlerinden yararlanmamış işverenler ile bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce yararlanılan prim teşviki, destek ve indirimlerin değiştirilmesine yönelik talepte bulunan işverenler tarafından en son bu maddenin yürürlük tarihini takip eden aybaşından itibaren bir ay içinde Kuruma başvurulması halinde, yararlanılmamış olan prim teşviki, destek ve indirimlerinden yararlanılabilir veya yararlanılmış olan prim teşviki, destek ve indirimleri başka bir prim teşvik, destek ve indirimi ile değiştirilebilir.' şeklinde belirtilmiş hükümleri mevcut olup, bu yeni madde hükümleri ile tüm teşvik unsurlarından faydalandırılma veya fazla ödemelerin iadesi veya değiştirme istemleri hakkındaki uyuşmazlıklarda ek 17. maddede yer alan hükümlerin irdelenmesi gerektiği açıktır.
Değinilen Ek 17. maddenin üçüncü fıkrasında ise; 'Bu maddenin ikinci fıkrası kapsamında talepte bulunan işverenlere iade edilecek tutar, maddenin yürürlük tarihinden önce talepte bulunanlar için maddenin yürürlük tarihini takip eden aybaşından, yürürlük tarihinden sonra talepte bulunanlar için ise, talep tarihini takip eden aybaşından itibaren kanuni faiz esas alınmak suretiyle hesaplanarak bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihi takip eden takvim yılı başından başlayarak üç yıl içinde ödenir. Ödeme, öncelikle bu Kanunun 88 inci maddesinin on dört ve on altıncı fıkralarına göre muaccel hale gelmiş prim ve her türlü borçlardan, sonrasında ise ilgili kanunlar uyarınca yapılandırma veya taksitlendirme de dâhil olmak üzere müeccel haldeki prim ve her türlü borçlarından mahsup yoluyla gerçekleştirilir. Ancak, üç yılsonunda ilgili kanunları gereği yapılandırılma veya taksitlendirilme sebebiyle vadesi gelmemiş taksit ödemelerinden peşinen mahsup edilir. Kuruma borcu bulunmayan işverenlere altı ayda bir eşit taksitlerle iade yapılır.' hükümleri mevcuttur.
Eldeki davada ise, Ek 17. maddenin yürürlüğe girmesi ile birlikte 5510 sayılı Kanun veya diğer kanunlarla sağlanan prim teşviki, destek ve indirimlerinden yararlanılabileceği halde yararlanılmadığı ay/dönemlere ilişkin olarak 5510 sayılı Kanun ile birlikte anılan ilgili kanunların teşvik veya destek hükümlerinde yer alan yararlanma şartlarının mahkemelerce irdelenmesi gerekmekle birlikte, değiştirme veya oluşabilecek fark prim tutarlarının iadesi istemleri hakkında yapılacak değerlendirmede; aynı maddenin ikinci veya üçüncü fıkrasındaki hükümlerin de uygulanıp uygulanmayacağı hususunda bir değerlendirme yapılması ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekir.
Diğer taraftan Ek 17. maddenin dördüncü fıkrası hükmündeki 'Görülmekte olan davalarda, ayrıca bir başvuru şartı aranmaksızın, dava öncesi yapılan idari başvuru tarihinden itibaren işleyecek kanuni faiziyle birlikte hesaplanacak tutar üçüncü fıkra hükümlerine göre mahsup veya iade edilir. Mahkemelerce, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce açılmış davalarda davanın konusuz kalması sebebiyle karar verilmesine yer olmadığına karar verilir. Yargılama giderleri idare üzerinde bırakılır ve vekâlet ücretinin dörtte birine hükmedilir. Ayrıca, İlk Derece Mahkemelerince verilen kararlar hakkında Sosyal Güvenlik Kurumu'nca kanun yollarına başvurulmaz ve bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce yapılan kanun yolu başvurularından vazgeçilmiş sayılır.' ibaresinin iptali için Anayasa Mahkemesi'ne başvuruda bulunulmuş ve Anayasa Mahkemesince 19.02.2020 gün ve 2018/139 E. 2020/12 K. sayılı karar ile bu hükmün iptaline karar verilmiş olup, karar 05.05.2020 tarih ve 31118 sayılı Resmi gazetede yayımlanmıştır.
Anayasa'nın 153. maddesi uyarınca, Anayasa Mahkemesinin iptal kararları gerekçesi yazılmadan açıklanamamakta ve ancak Resmi Gazete'de yayımlandıktan sonra yürürlüğe girmektedir. Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararlarının yasama, yürütme ve yargı organları, idari makamlar, gerçek ve tüzel kişileri bağlayacağı açıktır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 33. maddesi hükümlerine göre, Türk hukukunu resen uygulamakla yükümlü olan mahkemelerin ve giderek Yargıtay’ın iptal kararı ile yok hükmünde olan ve böylece yürürlükten kalkan bir yasa maddesine dayanarak inceleme yapma ve karar verme yetkilerinin bulunmadığının kabulü doğal olup, bu yönde bir uygulama yapılmasına imkânı yoktur. Belirtilmelidir ki, Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararları, bozma kararları ile oluşan usulü kazanılmış hakların istisnasını teşkil ederler. Buna göre; usuli kazanılmış hak gereğince uygulanması gereken bir kanun maddesi Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edildiği takdirde artık usuli kazanılmış hakka göre değil, Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararıyla ortaya çıkan yeni hukuki duruma göre karar verilir. Şu halde, Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararı karşısında, yeni oluşan durumun kesin hüküm halini almamış derdest tüm davalar yönünden uygulanmasının zorunluluğu ortadadır.
Eldeki davada ise Mahkemece, yazılı şekilde karar verilmiş ise de Ek 17. maddenin gelmesi ile oluşan bu yeni durumun dikkate alınması ile davaya konu uyuşmazlığa ilişkin yasal tüm dayanaklar ve teşvik hükümlerinden faydalandırılma, fazla ödenen tutarların iadesi/mahsubu istemleri bakımından ek 17. maddenin ilk üç fıkrası da dâhil olmak üzere yasal tüm dayanaklar irdelenmeli, teşvik veya destekten faydalandırılma şartlarının varlığı ile birlikte incelenmeli ve sonucuna göre bir karar verilmelidir.
Bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin, Mahkemece yazılı şekilde hüküm tesisi, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir..."
2.İlk Derece Mahkemesi tarafından 13.12.2021 tarihli ve 2021/224 Esas, 2021/308 Karar sayılı kararı ile; bozma ilamındaki gerekçelerin hiçbirinin eldeki dosya ile ilgili olmadığı, nitekim bozma ilamında ilgili hukuk kuralları ve inceleme başlığı altındaki değerlendirmelerde davanın 4447 sayılı Kanun’un Geçici 10. maddesinden kaynaklandığı belirtilmiş ise de davanın, dava dilekçesinde de açıkça yazılı olduğu üzere 5510 sayılı Kanun’un 81/1-ı maddesinde yer alan ve 6111 sayılı Kanun ile değişikliğine uğrayan düzenleme kapsamında teşvikten yararlandırılıp yararlandırılmayacağı, bu tespite bağlı olarak da fazladan ödediği miktar varsa bunların faizi ile tahsil edilip edilmeyeceğine ilişkin olduğu, ayrıca mahkemece davanın kabulüne değil, reddine karar verildiği gibi 7103 sayılı Kanun ile ilgili değerlendirme yapıldığı, davacı şirketin 01.03.2011 tarihinden sonraki dönemde %5 Hazine teşvikinden faydalanması mümkün olmadığı, 7103 sayılı Kanun’un ise açıkça teşviklerden yararlanması mümkün iken bu konuda talepte bulunmayanlar için yeni bir başvuru hakkı getirdiği ya da daha önce başvuruda bulunup talepleri karşılanmayanlar için yeniden başvuru hakkı tanınması ile ilgili düzenlemeler içerdiği, 3. fıkrada bu kapsamda yapılacak iadelerin geri ödemesinin ne şekilde yapılacağının belirtildiği, mahkeme tarafından bu şekilde yapılan değerlendirme ile davanın reddine karar verildiği, sonuç itibariyle davacının 01.03.2011 tarihinden sonrası için teşvikten yararlanma imkânı olmadığından 7103 sayılı Kanun ile ilgili değerlendirme yapılmasını öngören bozma ilamının yerinde olmadığı gerekçesiyle direnme kararı verilmiştir.
3.İlk Derece Mahkemesinin direnme kararı davacı vekili tarafından süresinde temyiz edilmekle Yargıtay Hukuk Genel Kurulunca 22.09.2022 tarihli ve 2022/10-461 Esas, 2022/1138 sayılı ilamla İlk Derece Mahkemesi kararı "...kısa karar ile gerekçeli karar arasındaki çelişki giderilerek usulüne uygun direnme kararı verilmesi..." gerekçesiyle bozulmuştur.
4.İlk Derece Mahkemesi tarafından yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararla davacının davasını ikinci kez takipsiz bırakması sebebi ile HMK'nın 320/4 maddesi gereğince açılmamış sayılmasına karar verilmiştir.
VI.TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; dosyanın, 21.12.2022 tarihli duruşmasına katılabilmek için, adresinin İzmir'de olması sebebiyle e-duruşma talebi gönderildiği, talep mahkeme tarafından kabul edildiği, 21.12.2022 tarihinde duruşma saatinde e-duruşmaya katılmak için bilgisayar başında hazır bulunmakta olduğu, ancak herhangi e-duruşmaya katıl butonu çıkmadığı, duruşma saatinden bir iki dakika sonra Uyap sayfasına baktığında duruşmanın alındığını gördüğü, bunu sayfa üzerinde, duruşmanın alındığı gösteren ibareden anlaması üzerine mahkeme kalemini aramaya başladığı, Uyap sayfasında e-duruşma başladığında müzik çalmakta ve e-celse üzerinden bildirim gelmekte olduğu, bunların hiç birisi olmadığı için şaşırdığı ve mahkeme kalemini aramaya devam ettiği, Mahkemeye telefonla ulaşmak zor olduğundan kaleme bağlandığı esnada duruşma saatinin üzerinden en fazla 8 dakika geçmiş olduğu, celse programından bildirim dahi gelmediğini bilgisayar başında beklediğini müzik çalmadığını sistemsel bir hata olduğunu mahkeme kalemine ilettiği halde mahkeme kalemi durumu kabul etmeyerek hakime iletmeyeceklerini dile getirdikleri, üstelik davanın niteliği gereği iki kez takipsiz bırakılabileceği, eksik araştırma ile karar verildiği iddiasıyla temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, prim teşvik hükümlerinden yararlandırılması gerektiğinin tespiti ile primlerin iadesine ilişkindir.
1.Temyiz olunan nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, dosyada yer alan tüm bilgi ve belgelerin incelenmesinde verilen hükmün yerinde olduğu anlaşılmakla davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VII. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz harcının ilgilisinden alınmasına,
Dosyanın ve kararın bir örneğinin İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
20.05.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.