Yargıtay 10. Hukuk Dairesi E.2025/3421 K.2025/8314

🏛️ 10. Hukuk Dairesi 📁 E. 2025/3421 📋 K. 2025/8314 📅 15.05.2025

10. Hukuk Dairesi         2025/3421 E.  ,  2025/8314 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
SAYISI : 2024/77 E., 2024/48 K.
Mahkemece bozmaya uyularak verilen karar; fer'i müdahil Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin 10.09.2008 - 02.07.2012 tarihleri arasında davalı ...'a ait iş yerinde çalıştığını, bu çalışma esnasında davalı işveren tarafından sürekli olarak sigorta yapılacağının, primlerinin ödeneceğinin belirtilmesine rağmen müvekkilinin davalı tarafından sürekli oyalandığını, bu durumda müvekkilinin emeklilik işlerinin de gecikmesine neden olacağını ileri sürerek, 10.09.2008 ile 02.07.2012 tarihleri arası davalının yanında çalıştığının tespiti ile bu sürelerin tamamının sigortalı hizmetten sayılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Fer'i müdahil Kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı ile ilgili resmi Kurum kayıtları incelendiğinde davacının ilk işe giriş bildirgesinin 25.11.2013 tarihinde olduğunu, ayrıca 10.09.2008 ile 02.07.2012 tarihleri arasında herhangi bir hizmetinin bulunmadığının tespit edilmiş olduğunu savunarak davanın reddini talep etmiştir.
2.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; açılan davanın tespit davası olup, davacının belirttiği yıllarda çalıştığına dair somut bir delil dosyaya sunulmadığını, açılan davanın zamanaşımı ve hak düşürücü süre yönünden reddi gerektiğini, davacının belirttiği yıllarda müvekkilinin yanında çalışmadığını savunarak davanın reddini talep etmiştir.
III. MAHKEME KARARI
İlk Derece Mahkemesince, "…Dosya içeriğinden ve toplanan tüm delillerden; davacının, davalıya ait işyerinde, 10.09.2008-02.07.2012 tarihleri arasında satış temsilcisi olarak çalıştığını ileri sürerek, eldeki davayı açtığı, davaya konu işyerinin 04.08.2008 tarihi itibariyle kırtasiye ve terzilik faaliyetine başladığı, 25.09.2013 tarihi itibariyle 5510 sayılı Kanun kapsamına alındığı, dava konusu döneme ilişkin davacının çalışmalarına dair yazılı belge bulunmadığı gibi davacı haricinde başka çalışan olmadığı için dönem bordro tanığının da olmadığı anlaşılmaktadır.
Mahkememizce, taraflarca gösterilen tanıklar dinlenmiş, Mahkememizce dinlenen davacı ve kamu tanıklarının ortak beyanlarında; davacının, davalıya ait kırtasiye ve tuhafiye malzemelerinin satışının yapıldığı işyerinde 4 yıl civarında çalışmasının bulunduğu şeklinde beyanlarının bulundukları görülmüştür.
Hal böyle olunca; davacı tarafça ileri sürülen iddialar sabit olduğundan, davacının, davalı işverene ait ..-.. sicil sayılı işyerinde 10.09.2008-02.07.2012 tarihleri arasında toplam 1373 gün prime esas asgari kazanç üzerinden çalıştığının tespitine dair Mahkememizce alınan 08.07.2020 tarihli bilirkişi raporu hükme esas alınarak aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir…." gerekçeleriyle davanın kabulü ile davacının, davalı işverene ait .... sicil sayılı işyerinde 10.09.2008-02.07.2012 tarihleri arasında toplam 1373 gün prime esas asgari kazanç üzerinden çalıştığının tespitine, karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili ile fer'i müdahil Kurum vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesince 01.03.2022 tarihinde davalı ve fer'i müdahil vekillerinin istinaf başvurularının HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
Bölge Adliye Mahkemesinin 01.03.2022 tarihli kararının süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairemizce 25.05.2022 tarih ve 2022/5435 E. 2022/7826 K. sayılı karar ile "Eldeki dosyada, çalışmanın tam zamanlı mı kısmi zamanlı mı olarak gerçekleştiği hususunda irdeleme yapılmaksızın, çalışmanın tereddütsüz şekilde ortaya konulmaksızın eksik araştırma sonucu, yazılı şekilde karar verilmesi hatalı bulunmuştur.
Mahkemece, öncelikle; re'sen araştırma ilkesi gereğince, davacının çalıştığını iddia ettiği işyeri adresinde davacının çalışmasını bilebilecek, işyerine o tarihte komşu olan diğer işyerlerinin sahipleri ve iş yeri çalışanları, emniyet, zabıta, vergi dairesi, SGK marifetiyle tespit edilerek bilgi ve görgülerine başvurulmalı, davalıya ait işyeri kırtasiye işyeri okul karşısında olmasına göre dava konusu dönemde okulda çalışanlar da belirlenmeli, özellikle başlangıç tarihi hususunda neden bu tarihin esas alındığı, nasıl hatırlandığı tanıklara sorulmalı, somut olaylara dayanarak desteklenmeli, çalışmanın geçtiği iddia edilen işyerine komşu işverenlerin, işverenlik durumlarıyla ilgili olarak ilgili mercilerden (vergi dairesi, ticaret sicil kayıtları, çalışma ruhsatı için Belediye ve Kurum nezdinde bulunan bilgi ve belgelerle, meslek kuruluş kaydı ve abonelik durumları ile ilgili tüm bilgi ve belgeler) araştırılarak beyanları bu kapsamda değerlendirilmeli; davacının beyanı alınarak kısmi çalışma olup olmadığı, yoğun dönemlerde çağrı üzerine mi işe gittiği, işyerinde kimlerle birlikte nasıl çalıştığı ne iş yaptığı ayrıntılı olarak sorulmalı ve talebi açıklattırılıp somutlaştırılmalı, çalışmanın sürekli olup olmadığı tereddütsüz şekilde ortaya konulmalı, buna göre davacının kısmi zamanlı çalışma durumunun günlük çalışma saatine göre (4857 sayılı İş Kanunu'nun 63. maddesi gereğince 7.5 saat çalışmanın 1 günlük çalışma hesabı ile) haftalık ve aylık çalışma süresinin kaç gün olduğu açıkça belirlenmeli, işyerinin kapsam, kapasite ve niteliğine göre eylemli çalışmanın var olup olmadığı, sürekli veya kesintili olup olmadığı, hiçbir kuşku ve duraksamaya yer bırakmayacak biçimde çözümlenip; deliller hep birlikte değerlendirilip takdir edilerek, çalışma olgusu böylece hiç bir kuşku ve duraksamaya yer bırakmayacak biçimde belirlenmeli ve sonucuna göre hüküm kurulmalıdır." gerekçesiyle söz konusu kararın bozulmasına karar verilmiştir.
B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, davanın kabulüne, davacının davalı ...'a ait ... sicil numaralı işyerinde 10.09.2008-02.07.2012 tarihleri arasında toplam 1373 gün prime esas asgari kazanç üzerinden çalıştığının tespitine karar verilmiştir.
Kararın gerekçesinde, "Davacının davalıya ait işyerinde 10.09.2008-02.07.2012 tarihleri arasında satış temsilcisi olarak çalıştığını iddia ettiği, davalı işyerinin kırtasiye ve terzilik alanında faaliyet gösterdiği ve 25.09.2013 tarihinde 5510 sayılı Kanun kapsamına alındığı, ... Vergi Dairesi Müdürlüğü müzekkere cevabına göre davalının 04.08.2008 tarihinde tuhafiye-kırtasiye-terzilik faaliyetinden dolayı mükellefiyet kaydının olduğu, tarafların gösterdikleri tanıklar ile Mahkememizce re'sen seçilen kamu tanıklarının beyanlarının dosyaya kazandırıldığı, tanıklar ..., ... ve ...'in davacının davalı yanında çalışmasını doğruladıkları anlaşılmakla davacının iddiasını ispat ettiği kanaatine varılarak davanın kabulüne karar verildiği" belirtilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Fer'i müdahil Kurum vekili temyiz dilekçesinde özetle; İlk Derece Mahkemesince tahkikat aşamasında; davacının, tespitini talep ettiği dönemde, komşu iş yeri sahipleri ve bordrolu çalışanlarının kamu tanığı sıfatıyla dinlendiğini, dinlenen tanıklardan bir kısmının davacıyı tanımadıklarını yahut hatırlamadıklarını beyan ettiğini, bir kısmının ise davacının talep ettiği dönemde çalıştığına ilişkin net ifadelerde bulunamadığını, dosyada toplanan deliller kapsamında davacının; davalı iş yerinde, talep ettiği dönemde çalıştığına dair iddiası sübut bulmamasına rağmen Mahkemece davanın kabulüne dair verilen kararın usul ve kanuna aykırı olduğunu ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, hizmet tespitine ilişkindir.
Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen Mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VII. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Fer'i müdahil Kurum vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
15.05.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.