Yargıtay 10. Hukuk Dairesi E.2024/10816 K.2025/8332

🏛️ 10. Hukuk Dairesi 📁 E. 2024/10816 📋 K. 2025/8332 📅 15.05.2025

10. Hukuk Dairesi         2024/10816 E.  ,  2025/8332 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 50. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2024/542 E., 2024/766 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : ...30. İş Mahkemesi
SAYISI : 2017/209 E., 2023/543 K.
Taraflar arasındaki iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince asıl ve birleşen davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Asıl davada davacılar vekili dava dilekçesinde özetle: müvekkili ...’ın ... Turizm İnşaat San. ve Dış Tic. Ltd. Şti.’nin ... Hotel isimli iş yerinde su kuyusunda çalışmakta iken 11.10.2010 tarihinde kuyudaki toprağı yukarı çekmekle görevli olan ...’in elindeki balyozu müvekkilinin kafasına düşürmesi sonucu ağır yaralandığını, olayın iş kazası olduğunu belirterek maddi ve manevi tazminat talep ettiklerini belirtmiş ve işbu davayı açmıştır.
Birleşen davada davacılar vekili dava dilekçesinde özetle: inşaat ve kuyu kazma işleri ile iştigal eden müvekkil, ...'ın isimlerini ve sorumluluklarını sonradan öğrendikleri ...' e ait olan ve ... Yapı İnşaat Reklam A.Ş. tarafından yapılan ve ... Turizm İnşaat San ve Dış Tic. Ltd. Şti. tarafından işletilen ... Hotel isimli iş yerinin ana binasının altında su kuyusu kazmak amacı ile 06.10.2010 tarihinde sigortasız olarak çalıştırılırken iş kazası geçirdiğini, malul kaldığını, davalıların kaza nedeni ile müştereken ve müteselsilen sorumlu bulunduklarını belirterek maddi ve manevi tazminat talep etmiş, dosyanın asıl dava ile birleştirilmesini istemiştir.
II. CEVAP
Asıl davada davalı ... Turizm İnş. San. ve Tic. Ltd. Şti. vekili cevap dilekçesinde özetle: otel işletmecisi olduklarını, otelin arsa sahibinin ..., müteahhit firmasının ise ... Yapı İnşaat Akaryakıt Turizm A.Ş. olduğunu, tüm işlemler ve inşaat işlerinin ... Yapı İnşaat Akaryakıt Turizm A.Ş. tarafından yapıldığını ve en son iskan izni olan yapı kullanma izni ruhsatının ... adına çıkartıldığını, dolayısı ile kaza nedeni ile sorumluluklarının bulunmadığını, davacı ile aralarında iş ilişkisi olmadığını, davanın husumet nedeni ile reddini talep ettiklerini belirterek davanın reddini talep etmiştir.
Birleşen davada davalı ... ve davalı ... Turizm İnş. San. ve Tic. Ltd. Şti. vekili cevap dilekçesinde özetle: müvekkillerine atfedilebilecek kusur olmadığını, diğer davalı ... İnş. Akaryakıt Tur. A.Ş. arasında eser sözleşmesi olan inşaat yapım sözleşmesi imzalandığını, tüm sorumluluğun bu şirkete ait olduğunu, aleyhlerine açılan davanın husumetten reddi gerektiğini savunmuştur.
Usulüne uygun tebliğe rağmen birleşen davada davalı ...Ş.'nin davaya cevap vermediği görülmüştür.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında özetle; davaya konu iş kazasının meydana gelmesinde davalı ...Ş.'nin %85 kusurunun bulunduğu, dava dışı ...'in %5 kusurunun bulunduğu, davacı ...'ın %10 kusurunun bulunduğu davalılar ... firması ile davalı ...'in ise kusurunun bulunmadığı, davacı kazalının kaza nedeniyle %62 oranında sürekli iş göremezliğe maruz kaldığı kabulü ile
''Kök dava bakımından:
Davacı ... ve davacı ...'ın davalı ... Turizm İnşaat San. ve Tic. Ltd. Şti'e karşı aşmış olduğu maddi ve manevi tazminat talepli davanın husumet yokluğundan reddine,
Birleşen dava bakımından:
Davacı ... yönünden:
Davacı tarafından davalı ...Ş.'ye karşı açılan maddi tazminat davasının kabulü ile 5.839.056,23 TL maddi tazminatın olay tarihi olan 11.10.2010 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalı ...Ş. tarafından davacıya verilmesine,
Davacı tarafından davalı ...Ş.'ye karşı açılan manevi tazminat davasının kısmen kabulü ile 120.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihi olan 11.10.2010 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalı ...Ş. tarafından davacıya verilmesine, davacının manevi tazminat talebinin fazlaya ilişkin kısmının reddine,
Davacının sübut bulmayan yol ve tedavi masrafları ile bakıcı giderine ilişkin tazminat talebinin ayrı ayrı reddine,
Davacının davalı ...'e karşı aşmış olduğu davanın husumet yokluğundan reddine,
Davacının davalı ... Turizm İnşaat San. ve Tic. Ltd. Şti'nin karşı aşmış olduğu davanın derdestlik nedeniyle usulden reddine,
Davacı ... Yönünden:
Davacı tarafından davalı ...Ş.'ye karşı açılan manevi tazminat davasının kısmen kabulü ile 50.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihi olan 11.10.2010 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalı ...Ş. tarafından davacıya verilmesine, davacının manevi tazminat talebinin fazlaya ilişkin kısmının reddine,
Davacının davalı ...'e karşı aşmış olduğu davanın husumet yokluğundan reddine,'' şeklinde karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; asıl dava yönünden adli yardım taleplerinin olduğunu, İlk Derece Mahkemesi kararını asıl dava yönünden davalı ... Turizm İnş. San. Tic. Ltd. Şti ile ...'i husumet yokluğundan reddine, birleşen dava yönünden de ... yönünden husumet yönüyle reddine, ... Ltd. Şti yönünden ise kök dava mevcut olduğundan derdestlik nedeni ile usulden reddine yönünde verilen hüküm nedeni ile istinaf ettiklerini, davalılardan ... ve ... Ltd Şti'ye açılan davaların arsanın yapıldığı inşaatın sahibinin ... olması, kira kontratına göre kiralayanın da ... olması kiracının ise ... Turizm Ltd. San ve Tic. Ltd. Şti. olması olarak gerekçelendirildiğini, teras kat restoran işinin 30.06.2011 tarihinde başladığından, otelin kaza tarihinde henüz faaliyete geçmediğinden ve bu iki davalının sorumlu olmadığından bahsedildiğini, ancak kira sözleşmesinin 20.12.2010 tarihli olduğunu kazadan (kaza tarihi: 11.10.2010) sonraki tarihte yapıldığını, ayrıca kira sözleşmesinin taraflar arasında serbestçe sonradan dahi herhangi bir tarih yapılabilcek adi yazılı sözleşme olduğunu, dikkat çekilmesi gereken bir hususun da davalılar İsmail ve ... Şirketinin tam olarak faaliyete geçmediği, inşaatın bitmediği söylenmekte ise de inşaatı bitmeyen ve faaliyete geçmeyen bir otel için nasıl olur da 20.12.2010 tarihinde kendi aralarında kira sözleşmesi yaptıklarını, kötüniyetli davrandıklarını, söz konusu oteldeki kuyu açma işini aslında işbu davalılara da hasrederek gerçekleştirdikleri halde işbu davalıların felçli olan müvekkiline tazminat ödememek adına tabiri caizse danışıklı dövüş yaparak kendilerinin tanıdığı ve iş yaptıkları içi boşaltılmış borca batık ... Yapı Şirketine tek başına sorumluluğu yıkmaya çalıştıklarını, ayrıca teras restoran zaten bir yapıya aylar veyahut yıllar sonra dahi eklenebilecek keyfi ek bir düzenleme olup teras restoran yapım tarihinin kazadan sonra olması otelin inşaatının bitmediği veyahut otelin fiilen faaliyete geçmediği anlamına gelmeyeceğini, kaldı ki iş kazası tarihinde zaten müteahhit firma tarafından inşaatın SGK işyeri kapanışının yapıldığını, yapının iş sahibine teslim edildiğini ve iş sahibinin de burada bir otel işletmesi kurduğunu, teras restoran kat için yeni inşaat yapım sözleşmesi yapılıyorsa bina yapımına analitik olarak aşağıdan yukarıya doğru gidileceğinden bina teras katı yani üst katında bir restoran yapılacaksa binanın alt zemininin zaten bittiğini, bu nedenle söz konusu inşaatın tamamlanmadığını ve zarardan davalıların müştereken ve müteselsilen sorumlu olduğunu, 15.12.2022 ve 12.04.2023 tarihli heyet raporlarında kuyunun yer altı suyunun tahliyesi amaçlı açıldığının belirlendiğini bu nedenle kuyu açma işinin de inşaat işi yapan ... yapı sorumluluğunda olduğunu bu nedenle diğer davalılar arasında işçi işveren ilişkisinin bulunmadığı belirttiklerini, bu tespitin hatalı olduğunu, dava dosyasında yer alan 20.08.2022 tarihli bilirkişi heyet raporunda suyun otelin su ihtiyacını karşılamak için kuyu açıldığını bu nedenle de ... Ltd. Şti. %85 oranında kusurlu olduğunu belirttiğini, İlk Derece Mahkemesinin bu raporu dikkate almadığını, davacının yevmiye ile çalıştığını, emek ve çalışmalarını hem otel işletmecisi ... Ltd. Şti. (... eşi ve çocuklarına ait bir şirkettir ) hem de ... 'e hasrederek çalıştırıldığını, iş bu dava açıldığında ... Yapı A.Ş 'nin varlığından bile haberdar olmadığını, ilk davanın da salt ... Ltd Şti'ye açıldığını, otel işletmecisi olan ... ve ... Ltd. Şti.'nin fiilen müşteri alımı yaptıklarına ilişkin müşteri fişi ve kartviziti de dava dosyasına sunduklarını, ancak İlk Derece Mahkemesinin bu hususu dikkate almadığını ve otelin resmi açılışının kaza tarihinden sonra olduğundan bahsettiğini, ticari işletme fiili olarak işe başladığında zaten ticari işletme sayıldığını, resmi açılış gerekmediğini, ayrıca dinlenen tanık anlatımları, SGK tutanakları dahi dikkate alınmada salt dosyadaki son heyet raporuna göre karar verilmesinin de doğru olmadığını öne sürerek istinafa başvurmuştur.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kısmen kabulüne dair İlk Derece Mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde, usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşıldığından, yerinde görülmeyen davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacılar vekili sunmuş olduğu temyiz dilekçesi ile istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü itirazlarını yinelemek suretiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369. maddesinin birinci fıkrası ile 371. maddesi, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 13, 16, 20 ve 21. maddeleri ile 4857 sayılı İş Kanunu'nun 77. maddesi
3. Değerlendirme
Dosya kapsamındaki kayıt ve belgelerden; davacı vekilince asıl dava dilekçesinde davacı kazalı ...'ın davalı ... firmasına ait otel işletmesinde çalıştığı sırada iş kazası geçirerek yaralandığının iddia edilerek maddi ve manevi tazminat talebinde bulunduğu, birleşen dava dilekçesinde ise aynı iş kazasından kaynaklı davacı işçi ...'ın davalı ... Şirketinden bakiye maddi tazminatına, yargılama aşamasında kusurlu bulunduğu anlaşılan davalı ... ve ... Yapı Şirketinden maddi ve manevi tazminata karar verilmesini talep ettiği, davaya konu iş kazasının davacı kazalı ...'ın 11.10.2010 tarihinde ... Turizm İnşaat San. ve Dış Tic. İnş. Şti.'ye ait ... Hotel işletmesinde olay günü su kuyusunda kazı yaptığı ve kuyuyu kazma ile kazdığı sırada beraber çalıştığı dava dışı ...'in asansör ile kuyudan kazılan toprağı yukarı çektiği, bu eylemler sırasında davacı ...'ın yukarıdan kafasına balyoz düşmesi sonucunda yaralanması şeklinde gerçekleştiği, davacı kazalının kaza tarihinde sigortasız çalıştırıldığı, dosyada mevcut SGK Rehberlik ve Teftiş Başkanlığının 20.06.2013 tarihli inceleme raporunda özetle; davacının iş yerinde bulunduğu sırada ve işveren tarafından yürütülmekte olan iş dolayısıyla olay meydana geldiğinden 5510 sayılı Kanun'un 13. maddesinin 1. fıkrasının a ve b alt bentleri gereği olayın bir iş kazası olduğu, iş kazasının meydana gelmesinde kazalı işçinin ağır kusurlu olduğunun belirtildiği, ... Turizm İnş. ve San. Tic. Ltd. Şti tarafından işletilen otel işletmesinin ihtiyacına yönelik açtırılan, alınan ifadelere göre 14 metre derinliğinde su kuyusu inşaatının 5510 sayılı Kanun kapsamında alınması gerektiğinin tespit edildiği, yine dosyada mevcut arsa sahibi ... ile ... Yapı İnşaat Reklam A.Ş. arasında bila tarihli, imzalı inşaat yapım sözleşmesinin mevcut olduğu, sözleşmenin konusunun ".. ili, .. ilçesi, .. mahallesi hudutları dahilinde kain ve tapunun 11 pafta, 11623 parsel numarasında kayıtlı bulunan gayrimenkul üzerinde yapılacak binanın müteahhit ... Yapı Şirketi tarafından plan ve projesine uygun inşa edilmesi" olduğu, sözleşmenin üçüncü maddesinde "İnşaatın başından sonuna kadar alınacak tüm inşaat malzemeleri ve birinci madde dışında kalan diğer masraflar müteahhit firmaya aittir." hükmünün bulunduğu, dördüncü maddesinde "İşçilerin maaşları, mesai ücretleri, yevmiyeleri, fazla mesaileri, SGK'ya yatırılacak primler, iş güvenliği, barınma, yiyecek giderleri müteahhit firmaya ait olacaktır." hükmünün bulunduğu, beşinci maddesinde "İş yerinde olabilecek her türlü kaza ve işçi kazalarından müteahhit firma sorumludur." hükmünün bulunduğu, dokuzuncu maddesinde "Yukarıda belirtilmiş olan sözleşme bedeli kaba inşaat olarak belirtilen değer olup, diğer yapılacak işlemlerle ilgili olarak yeniden ek sözleşme yapılacaktır." hükümlerinin bulunduğu, 21.04.2009 tarihli yapı ruhsatına göre müteahhidin ... Yapı Şirketi olduğu, tapu senedine göre arsanın yapıldığı inşaatın sahibinin ... olduğu, kira kontratına göre kiralayanın ..., kiracının ise ... Turizm İnş. San. ve Tic. Ltd. Şti., kira başlangıç tarihinin 20.12.2010 tarihi olduğu, ... Yapı firmasının inşaat iş yeri için açılan iş yeri tescil dosyası ile ilgili olarak ... SGM'nin iş yeri tescil bilgileri konulu yazısının alt kısmında el yazısı ile "02.08.2010-SSK kapanışı" notu düşüldüğü, 03.06.2011 tarihli ilişkisizlik belgesinde davalı ... Şirketi'nin inşaat işi iş yerinden kaynaklı kurum borcu bulunmadığının belirtildiği, Mahkemece kusur oran ve aidiyetinin tespitine dair 5 adet kusur raporu aldırıldığı , aldırılan 02.03.2018 tarihli kök ve aynı bilirkişilerce hazırlanan 16.05.2022 ile 23.08.2022 tarihli ek raporlarda ;" Bahse konu kuyu otelin su ihtiyacını gidermek amacıyla açılmış olup drenaj sistemindeki hatadan kaynaklı su sızıntısının toplanması amacıyla açılmamıştır. Olay tarihinde davalı ... firmasının inşaat faaliyeti yürüttüğüne yönelik bir bilgi bulunmamaktadır. Yukarıda açıklanan gerekçelerle davaya konu olayda, olay tarihinde işveren davalı ... Turizm İnşaat San. ve Dış Tic. Ltd. Şti % 85 oranında kusurludur. Ancak Sayın Mahkemece kazalının işvereninin davalı ... Akaryakıt Turizm A.Ş olduğuna karar verilmesi halinde, kusurun da bu davalıya yöneltilmesi gerekecektir. Davalı ...'in kusuru bulunmamaktadır. Kazalı işçi ... % 15 oranında kusurludur" yönünde tespitlerde bulunulduğu , aldırılan 15.12.2022 tarihli 2.kök kusur raporu ile 12.04.2023 tarihli 3.kök kusur raporlarında ;" ... mezkur kuyunun temel içerisinde oluşan yer altı suyunun tahliyesi amaçlı açılmaya çalışıldığı, söz konusu yöntemin temel drenajlarının tamamlandığı inşaatlarda ideal olmasa da yapılagelen bir yöntem olduğu, bu yönteme temel drenajının düzgün çalışması durumunda ihtiyaç duyulmayacağı, öte yandan zemin hareketleri neticesi temel drenajından bu şekilde yer altı sularının kaçmasına neden olabilecek durumlar olabildiği, yer altı suyu birikiminin ve kaza olayının otelin inşaatının tamamlanma- kabul- işletme aşamasında gerçekleştiği, diğer bir deyişle inşaatın tamamlanmasından çok sonra gerçekleşmediği, bu bağlamda yukarıda açıklanan yer altı suyu tahliyesi işleminin inşaatı yapan firmanın uhdesinde olduğu, söz konusu inşaatın tümüyle ... Yapı'nın sevk ve idaresi altında yapıldığı, alt işverenlik-asıl işverenlik müessesesinin olmadığı, davalı ...Ş.'nin açıklanan ihmallerinin olayda %90 etken olduğuna, bu oranın içinde kalmak üzere ...'in dikkatsizliğinin ve tedbirsizliğinin olayda %5 oranında etken olduğuna, ancak Sayın Mahkemenizce kazalının ve ...'in işvereninin farklı takdir edilmesi durumunda zikredilen kusurların takdir edilen işverenliğe yöneltilmesi gerektiğine, davalı ... Turizm İnş.San. ve Tic. Ltd. Şti.'nin olayda ihmalinin olmadığına, Davalı ...'in olayda ihmalinin olmadığına, kazalı ...'ın açıklanan ihmallerinin ve tedbirsizliğinin olayda %10 etken olduğu..." yönünde tespitlerde bulunulduğu, Mahkemece 2.kök ve 3.kök kusur raporuna itibar edilmek suretiyle otelin kaza tarihinde tam olarak faaliyete geçmediği sonuç ve kanaatine varılarak söz konusu kuyunun yer altı suyunun tahliyesi amaçlı açıldığının belirlenmiş olması dikkate alındığında yer altı suyu tahliyesi işleminin de inşaat işini yapan ... Yapı Şirketi uhdesinde olduğu, kuyu açma işinin de ... Yapı Şirketi'nin sevk ve idaresinde yapıldığı, davalılar arasında asıl işveren alt işveren ilişkisinin de bulunmadığı gerekçesiyle davalılar ... Turizm İnşaat San. ve Dış Tic. İnş. Şti. ile ... yönünden davanın reddine karar verildiği anlaşılmaktadır.
İnsan yaşamının kutsallığı çevresinde işverenin, işyerinde işçilerin sağlığını ve iş güvenliğini sağlamak için gerekli olanı yapmak ve bu husustaki şartları sağlamak ve araçları noksansız bulundurmakla yükümlü olduğu 4857 sayılı İş Kanunu'nun 77. maddesinin açık buyruğu iken, 4857 sayılı Kanun'un 77. ve devamı bir kısım maddeleri 30.06.2012 tarih ve 28339 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu'nun 37. maddesiyle, 01.01.2013 tarihinde yürürlüğe girmek üzere yürürlükten kaldırılmış olup, 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu, işverenin sağlık ve güvenlik önlemlerini alma yükümünü daha ayrıntılı bir biçimde düzenlemiştir.
Buna göre, 6331 sayılı Kanun’un "İşverenin Genel Yükümlülüğü" kenar başlıklı 4. maddesinde:
"İşveren, çalışanların işle ilgili sağlık ve güvenliğini sağlamakla yükümlü olup bu çerçevede;
a)Mesleki risklerin önlenmesi, eğitim ve bilgi verilmesi dahil her türlü tedbirin alınması, organizasyonun yapılması, gerekli araç ve gereçlerin sağlanması, sağlık ve güvenlik tedbirlerinin değişen şartlara uygun hale getirilmesi ve mevcut durumun iyileştirilmesi için çalışmalar yapar.
b)İş yerinde alınan iş sağlığı ve güvenliği tedbirlerine uyulup uyulmadığını izler, denetler ve uygunsuzlukların giderilmesini sağlar.
c)Risk değerlendirmesi yapar ve yaptırır.
ç)Çalışana görev verirken, çalışanın sağlık ve güvenlik yönünden işe uygunluğunu gözönüne alır.
d)Yeterli bilgi ve talimat verilenler dışında ki çalışanların hayati ve özel tehlike bulunan yerlere girmemesi için gerekli tedbirleri alır." hükmü düzenlenmiştir.
Aynı Kanun’un 5. maddesinde de risklerden korunma ilkeleri düzenlenmiştir. Buna göre maddede, "İşverenin yükümlülüklerinin yerine getirilmesinde aşağıdaki ilkeler göz önünde bulundurulur:
a)Risklerden kaçınmak,
b)Kaçınılması mümkün olmayan riskleri analiz etmek,
c)Risklerle kaynağında mücadele etmek,
ç)İşin kişilere uygun hale getirilmesi için iş yerlerinin tasarımı ile iş ekipmanı, çalışma şekli ve üretim metotlarının seçiminde özen göstermek, özellikle tekdüze çalışma ve üretim temposunun sağlık ve güvenliğe olumsuz etkilerini önlemek, önlenemiyor ise en aza indirmek,
d)Teknik gelişmelere uyum sağlamak,
e)Tehlikeli olanı, tehlikesiz veya daha az tehlikeli olanla değiştirmek,
f)Teknoloji, iş organizasyonu çalışma şartları, sosyal ilişkiler ve çalışma ortamı ile ilgili faktörlerin etkilerini kapsayan tutarlı ve genel bir önleme politikası geliştirmek,
g)Toplu korunma tedbirlerine, kişisel korunma tedbirlerine öncelik vermek,
ğ)Çalışanlara uygun talimatlar vermek." hükmü yer almaktadır.
Görüldüğü üzere, işverenin çalışanlarla ilgili sağlık ve güvenliği sağlama yükümünün genel çerçevesi, 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nun 4. maddesinde çizilmiştir. Bu çerçevede işverenin, “çalışanların işle ilgili sağlık ve güvenliğini sağlamakla yükümlü” olduğu belirtildikten sonra, yapacağı ve uymakla yükümlü bulunacağı birtakım esaslara yer verilmiştir. Bunun gibi 5. maddede, işverenin anılan yükümlülükle gerçekleştireceği korunma sırasında uyacağı ilkeler belirlenmiştir. 10. maddede ise, işyerinde sağlık ve güvenlik sağlanırken, işverenin yapacağı risk değerlendirmesi çalışmasında dikkate almakla yükümlü bulunduğu hususlar belirlenmiştir (Hukuk Genel Kurulu’nun 09.10.2013 tarih 2013/21-102 Esas 2013/1456 sayılı kararı).
6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nun 4. ve 5. maddeleri ile bunu uygun olarak çıkarılan iş güvenliği yönetmelikleri hükümleri, işverenin sorumluluğunu objektifleştiren kriterler olarak değerlendirilmelidir. Bu sebeple mevzuatta yer alan teknik iş güvenliği kurallarına uyulmaması işverenin kusurlu davranışı olarak kabul edilmelidir. Ancak, işveren sadece anılan yazılı kurallara değil, yazılı olmayan ve teknolojinin gerekli kıldığı önlemlere aykırı davrandığında da kusurlu görülerek oluşan zararı karşılamalıdır.
Objektifleştirilen kusur, kusur sorumluluğunu kusursuz sorumluluğa yaklaştırsa da, onu kusursuz sorumluluk haline dönüştürmez. Çünkü, bu halde dahi işverenin sorumluluğu için kusurun varlığı şarttır. Kusurun objektifleştirilmesi kriterinin yanısıra, Türk Borçlar Kanunu’nun 417/2. maddesinin, Anayasa hükümleri ve 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nun 4. maddesi kapsamında yorumlanması da işverenin sorumluluğunu oldukça genişletecektir.
Yukarıda belirtilen açıklamalar doğrultusunda; işvereni zararlandırıcı olay nedeniyle sorumluluk halinden kurtaracak olan durum iş sağlığı ve güvenliği alanındaki ihmalleri ile oluşan zarar arasındaki uygun nedensellik bağının kesildiğini ispat etmekten ibarettir. Hukuk Genel Kurulu’nun 20.03.2013 tarih 2012/21-1121 E. 2013/386 sayılı kararında da belirtildiği üzere uygun nedensellik bağı üç durumda kesilebilir. Bunlar mücbir sebep, zarar görenin kusuru ve üçüncü kişinin kusurudur. Bu hallerden birinin varlığı halinde işverenin sorumluluğuna gidilmesi mümkün değildir.
İş kazası hukuki sebebine dayalı tazminat davalarında olayın gerçekleşme şeklinin tarafların gösterdiği deliller dikkate alınarak her türlü şüpheden uzak bir şekilde ortaya konulması ve giderek kusur oranlarının bu olaya uygun şekilde belirlenmesi gerektiği açıktır.
Öte yandan 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun Hakimin Davayı Aydınlatma Ödevi başlıklı 31. maddesinde "Hâkim, uyuşmazlığın aydınlatılmasının zorunlu kıldığı durumlarda, maddi veya hukuki açıdan belirsiz yahut çelişkili gördüğü hususlar hakkında, taraflara açıklama yaptırabilir; soru sorabilir; delil gösterilmesini isteyebilir." düzenleme yapılmıştır.
Somut olayda dosya kapsamındaki bilgi ve belgelere göre Mahkemece otelin tam olarak faaliyete geçmediği gerekçesiyle yapılan su kuyusunun otelin inşa aşamasına ilişkin olduğu kabulü ile otel yapımını üstlenen ... Yapı firmasının işveren olduğu tespiti ile sonuca gidilmiş ise de verilen hüküm eksik inceleme ve araştırmaya dayalıdır. Şöyle ki olaydan hemen sonra kolluk tarafından ifadeleri alınan tanıklar ... ve ... ifadesinde özetle; "Ben olayın olduğu gün ...da ... bulunan otelde eşimle beraber kalmaktaydık." beyanları ile dikkate alındığında Mahkemece otelin henüz faaliyette bulunmadığı değerlendirmesinin anılan tanık beyanları ile çeliştiği yine Mahkemece aldırılan kusur raporlarında da açıklandığı üzere kazanın gerçekleştiği su kuyusunun yapılma amacının tam olarak açıklığa kavuşturulamadığı bu hususta raporlar arasında bulunan çelişkinin giderilmediği, yine Kurum denetmenince hazırlanan raporda davacı kazalının işvereninin ... firması olarak kabul edilmesine rağmen Mahkemece bu tespit yönünden de çelişkinin giderilmediği bu suretle de davaya konu kazaya ilişkin maddi vakıanın kesin olarak tespit edilmediği anlaşılmış ve maddi vakıa açıklığa kavuşturulmadan hüküm tesisi hatalı olmuştur. Yine işverenlik sıfatının tespiti ile davalıların sorumluluk sebepleri ile kusur oran ve aidiyetlerinin takdiri hususunda Mahkemece HMK'nın "Hakimin davayı aydınlatma ödevi" başlıklı 31. maddesi ile "Tarafların Dinlenilmesi" başlıklı 144. maddesi kapsamında, davacı kazalı ... ile kaza sırasında aynı iş yerinde sigortasız çalıştırılan ... ve ...'nin beyanlarının alınması suretiyle ve varsa bu hususta taraflarca gösterilen delillerin de toplanması suretiyle taraflar arasında bağımlılık unsuru ve giderek iş ilişkilerinin açığa çıkarılabilmesi için bahse konu su kuyusunun hangi amaçla açıldığı, bu bağlamda dava dışı ... Yapı'nın yürütmekte olduğu işler kapsamında veya otelin özel ihtiyacı için yapılan işler kapsamında olup olmadığı, kazalı ve diğer çalışanların kim/kimler tarafından işe alındığı, emir ve talimatların kim/kimler tarafından verildiği, ücret ödemelerinin kim/kimler tarafından ve nasıl yapıldığı hususlarının belirlenmesi gerekmekte iken Mahkemece açıklandığı üzere eksik inceleme ve araştırmaya dayalı hüküm tesisi hatalı olmuştur.
O halde Mahkemece yapılacak iş, Kurumca düzenlenen denetmen raporu örneği ile ceza dosyası, rücu dosyası içeriği ile tüm dosya kapsamının birlikte değerlendirilmesi ile yukarıda açıklandığı üzere delillerin toplanması ve beyanların alınması suretiyle somut verilere dayalı maddi vakıayı tam olarak tespit eder nitelikte kusur raporunun düzenlenmesi için dosyanın A sınıfı iş güvenliği uzmanlarının bulunduğu heyete tevdi ederek, olayın gerçekleşmesinde tarafların sorumluluk sebeplerini ve kusur oranlarını belirlemek üzere rücu ve dosyasında aldırılan kusura ilişkin bilirkişi raporlarını da inceler ve çelişkileri giderir mahiyette rapor aldırmak ve oluşacak sonuca göre kusur oranlarının tespitinden sonra sonucuna göre karar vermekten ibarettir.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin, eksik inceleme ve araştırma ile yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davacılar vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve bu aşamada bozma sebebine göre temyiz itirazlarının sair yönleri incelenmeksizin İlk Derece Mahkemesi kararı bozulmalıdır .
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle,
Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Temyiz eden davacıların sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
15.05.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.