Yargıtay 10. Hukuk Dairesi E.2025/5036 K.2025/8315
10. Hukuk Dairesi 2025/5036 E. , 2025/8315 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
SAYISI : 2024/222 E., 2024/307 K.
Mahkemece bozmaya uyularak verilen karar davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü;
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 02.03.2009-14.01.2016 tarihleri arasında 2926 sayılı Kanun kapsamında Tarım Bağ-Kur sigortalılığının tespiti ya da bu talebi kabul görmezse isteğe bağlı sigortalılık talebinin kabulüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın dava şartı noksanlığı sebebiyle usulden reddi gerektiğini, muafiyet belgesine istinaden 02.03.2009 tarihinde davacının sigortalılığının usul ve kanuna uygun olarak sonlandırıldığını, isteğe bağlı sigortalı olabilmek için isteğe bağlı sigorta talep dilekçesiyle Kuruma başvuruda bulunulması gerektiğini beyanla davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 12.10.2021 tarihli Kararı ile davacının davasının kabulüne, davacının 02.03.2009-14.01.2016 tarihleri arasında 2926 sayılı Kanun kapsamında Tarım Bağ-Kur sigortalısı olduğunun tespitine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin 12.10.2021 tarihli Kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 23.02.2024 tarihli Kararıyla davalının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
Bölge Adliye Mahkemesinin 23.02.2024 tarihli Kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili tarafından temyiz isteminde bulunulması üzerine Dairece; "Davacının 5510 sayılı Kanun kapsamında 01.10.2008 tarihinde 4/1-b kapsamında tescilinin yapıldığı, 07.03.2009 tarihinde muafiyet dilekçesi verdiği ve sigortadan muaf olduğu, her ne kadar 2011 yılında prim borçlarının yapılandırılması için Kuruma müracaat ettiği ve ödemelerin yapmış ise de, devamında ödemelerin davacıya iade edildiği, dava konusu dönem içinde davacının zorunlu sigortalılık koşullarını taşımadığı, isteğe bağlı sigortalı talebinin bulunmadığı, isteğe bağlı sigortalılık şartlarının da bulunmadığı, Kurum işlemlerinin yerinde olduğu anlaşılmakla ret kararı verilmesi gerekirken kabul kararı verilmesi hatalı olmuş ve verilen karar bozmayı gerektirmiştir. " gerekçesiyle karar bozulmuştur.
B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile
"Davacının 5510 sayılı Kanun kapsamında 01.10.2008 tarihinde 4/1-b kapsamında tescilinin yapıldığı, 07.03.2009 tarihinde muafiyet dilekçesi verdiği ve sigortadan muaf olduğu, her ne kadar 2011 yılında prim borçlarının yapılandırılması için Kuruma müracaat ettiği ve ödemeleri yapmış ise de devamında ödemelerin davacıya iade edildiği, dava konusu dönem içinde davacının zorunlu sigortalılık koşullarını taşımadığı, isteğe bağlı sigortalı talebinin bulunmadığı, isteğe bağlı sigortalılık şartlarının da bulunmadığı, Kurum işlemlerinin yerinde olduğu anlaşılmakla, davanın reddi gerektiği" gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde;
1-Bozma kararı öncesinde Mahkemece alınan bilirkişi raporunda “Davacının .. ili .. ilçesi .. Mahallesinde fındık bahçesi niteliğinde 7 adet taşınmazının bulunduğu, bu taşınmazlardan elde ettiği ortalama net gelirlerinin 5510 sayılı Kanun'un geçici 16. maddesinde belirtilen oranlara göre 16 yaşından büyükler için belirlenen prime esas günlük kazanç alt sınırının üstünde olduğu“ yani davacı hakkında tesis edilen işlemin ve Yargıtay bozma kararının aksine muafiyet sınırının üzerinde zirai gelirinin bulunması nedeniyle zorunlu Tarım Bağ-Kur sigortalılık şartlarını taşıdığının görüldüğünü,
2-2926 sayılı Kanun'un 5. maddesinin 2. fıkrasındaki, “Sigortalı olmak hak ve yükümlülüğünden vazgeçilemez” olduğunun ifade edilmesi karşısında müvekkilinin muaf olmamasına rağmen muafiyet talebinde bulunmuş olmasının ya da davalı Kurumun müvekkilinin talebi dışında müvekkilinden tahsil etmiş olduğu primleri kendiliğinden müvekkilinin hesabına iade etmiş olmasının da müvekkilinin sigortalılık hakkının sonlandığı anlamına gelmeyeceğini,
3-Bu açıklamalar ışığında Kurum tarafından müvekkilinin 02.03.2009 tarihi ile 14.01.2016 tarihleri arasındaki zorunlu tarım Bağ-Kur sigortalılığının iptaline ilişkin işleminin açıkça usul ve kanuna aykırı olduğunu,
4-Davalı Kurumun müvekkilinin 2010/11. ay ve öncesinde Kuruma olan borçları için yapılandırma yaptığını ve bu yapılandırma kapsamında müvekkilinin Kurumca belirlenen toplam 4.418,87 TL prim borcunu ödediğini, bu kapsamda davalı Kurumun alacağını tahsil ettiğini ve bu şekilde müvekkilinden tahsil ettiği primleri uzun süre nemalandırmak suretiyle kullandığını, Kurumun uzunca bir zaman geçtikten sonra müvekkilinin sigortalılığını iptal etmiş olmasının Türk Medeni Kanunu'nun 2. maddesinde belirtilen iyi niyet kuralına açıkça aykırı olduğunu,
5-Her ne kadar bozma ilamında “davacının isteğe bağlı sigortalılık talebinin bulunmadığı, isteğe bağlı sigortalılık şartlarının da bulunmadığı “belirtilmiş ise de dava dilekçesinin içeriğinde ve talep kısmında “isteğe bağlı sigortalılık talebi olduğunun belirgin olması karşısında Yüksek Mahkemenin bu yöndeki kabulünün yanlış olduğunu, davalı Kurumun müvekkilinden tahsil ettiği primleri uzunca bir süre kullanarak nemalandırdıktan sonra prim tahsil edilen döneme ilişkin müvekkilinin sigortalılığını iptal etmesi açıkça TMK 2. maddesine aykırı olduğundan bu dönemde iyi niyetle hareket eden müvekkilinin iyi niyetinin korunması en azından dava konusu dönemde isteğe bağlı sigortalı sayılması gerektiğini ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, davacının 02.03.2009 - 14.01.2016 tarihleri arasında 2926 sayılı Kanun kapsamında Tarım Bağ-Kur sigortalısı olup olmadığı, bu talebi kabul görmediği takdirde isteğe bağlı sigortalı olup olamayacağına ilişkindir.
Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
15.05.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.