Yargıtay 10. Hukuk Dairesi E.2025/4847 K.2025/8246

🏛️ 10. Hukuk Dairesi 📁 E. 2025/4847 📋 K. 2025/8246 📅 14.05.2025

10. Hukuk Dairesi         2025/4847 E.  ,  2025/8246 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
SAYISI : 2024/900 E., 2024/987 K.
Mahkemece bozmaya uyularak verilen karar, davalı ... vekili ile davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının 15.08.1997 tarihinden itibaren davalı ... nezdinde işçi olarak çalıştığını ancak muvazaalı olarak davacının değişik şirketlerde çalışmış gibi gösterildiğini, davacının halen davalı Belediyenin kadrolu işçisi olduğunu belirterek davacının en başından beri davalı Belediyenin işçisi olarak çalıştığının tespitini talep etmiştir.
II. CEVAP
1. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; davacı tarafın Belediye kayıtlarında da sabit olduğu üzere 15.07.2002 tarihinden bu yana çalıştığını, davacının daha önceki yıllara ait çalışmışlığının başka şirketlere ait olduğunu, söz konusu şirketlerin ... ile bir bağının bulunmadığını beyanla davanın reddini istemiştir.
2. Dahili davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde; davacının iddiası incelendiğinde; davacının Atakum Belediye Başkanlığında kadrolu işçi olarak 15.07.2002 tarihinde başladığı ve düzenli olarak da hizmetinin verildiği dolayısıyla iddia edildiği gibi muvazaalı bir durumun olmadığının görüldüğünü, bu durumda davacının şirket elemanı olarak gösterildiği dönemde diğer davalıya ait işyerinde kadrolu işçi olarak çalıştığı iddiasını ispatlaması gerektiğini beyanla davanın reddini istemiştir.
3. Dahili davalı şirketler tarafından davaya cevap verilmemiştir.
III. MAHKEME KARARI
Mahkemenin 24.09.2013 tarihli kararı ile dosya kapsamı ve bilirkişi raporuna göre ihaleyi alan şirketlerin hisselerinin çeşitli belediyelere ait olmasının tek başına muvazaanın kabulü için yeterli olmadığı, hizmet alım sözleşmesiyle bulvar, cadde, sokak, pazar yerleri ve benzeri alanların süpürülmesi, yıkanması, çöplerin toplanıp depo alanlarına taşınması, araç ve iş makinelerinin bakım ve onarımı, park, bahçe ve oyun alanlarının bakımı işlerinin alt işverenlere verildiği, davacının davalı Belediyenin hizmet binasında temizlik işinde çalıştığı, bu durumda davacının hizmet alım sözleşmesinde belirtilen iş kapsamında çalıştırılmadığı gerekçesiyle davanın kabulü ile davacının 15.08.1997-15.07.2002 tarihleri arasında Kuruma bildirilen hizmetlerinin davalı ... asıl işyerinde geçmiş olduğunun tespitine karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. İlk Bozma Kararı
1. Mahkemenin 24.09.2013 tarihli kararına karşı süresi içinde davalı ... vekili tarafından temyiz isteminde bulunulması üzerine Dairenin 17.03.2014 tarihli kararı ile “…Davaya konu somut uyuşmazlık, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun 86. maddesinin 8. fıkrasına dayalı hizmet tespiti istemine ilişkin olup, hizmet tespiti davalarında işveren ve Sosyal Güvenlik Kurumu arasında (pasif) mecburi dava arkadaşlığı bulunmaktadır. İşveren ile birlikte yasal hasım olan Sosyal Güvenlik Kurumunun davalı olarak katılımı sağlanarak savunması alınıp, onun göstereceği deliller de toplandıktan sonra hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O hâlde, davalı ... avukatının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve sair yönleri incelenmeksizin hüküm bozulmalıdır…” gerekçesiyle karar bozulmuştur.
B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen İkinci Karar
Mahkemenin 30.05.2014 tarihli kararı ile bozma kararına uyularak yapılan yargılama sonucunda önceki gerekçe tekrar edilmek suretiyle davanın kabulü ile davacının 15.08.1997-15.07.2002 tarihleri arasında Kuruma bildirilen hizmetlerinin davalı ... asıl işyerinde geçmiş olduğunun tespitine karar verilmiştir.
C. 2 nci Bozma Kararı
Mahkemenin 30.05.2014 tarihli kararına karşı süresi içinde davalılar vekilleri tarafından temyiz isteminde bulunulması üzerine Dairenin 22.09.2014 tarihli kararı ile “…Somut olayda; 15.08.1997-14.12.1997 tarihleri arasında dava dışı .... İnş. Tic. Ltd. Şti, 15.12.1997-14.07.2002 tarihleri arasında dava dışı .... İmar İnş Tic. Ltd. Şti tarafından bildirimleri bulunan davacı, davalı ... bünyesinde çalıştığı halde dava dışı taşeron şirketlerden bildirim yapıldığını, aslında bu sürelerde fiili olarak Belediye bünyesinde çalıştığının tespitini istemiştir. Hizmet cetvelinin incelenmesinden, 15.08.1997-14.12.1997 tarihleri arasında dava dışı .... İnş. Tic. Ltd. Şti, 15.12.1997-14.07.2002 tarihleri arasında dava dışı .... İmar İnş Tic. Ltd. Şti ve 15.07.2002-2011 Temmuz arasında davalı ...’den bildirimleri bulunmaktadır. Mahkemece, ihale sözleşmeleri ile bulvar, cadde, sokak, pazar yerleri ve benzeri alanların süpürülmesi, yıkanması, çöplerin toplanıp depo alanlarına taşınması, araç ve iş makineleri bakım onarımı ve park, bahçe oyun alanlarının bakımı ve her türlü malzemenin kullanılması işçiliğin alt işverenlere verildiği, davacının ise davalı ... hizmet binasında büro işlerinde çalıştığı, ihale edilen asıl işverenden alınan iş kapsamında çalıştırılmadığı gerekçesiyle davacının baştan itibaren asıl işveren davalı ... işçisi olduğunun tespitine dair hüküm tesis edilmiştir.
Mahkemenin kabulü eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirmeye dayalıdır. Mahkemece yapılacak iş, davacıya talebi açıklattırılmak suretiyle, dava konusu bildirim yapılan dönemlerde davacının hangi görev ve sıfatla çalıştığına ilişkin ayrıntılı beyanına başvurulmalı, taşeron şirketlerde fiili bir çalışması olup olmadığı tam olarak tespit edilmeli, yine bu dönemlere ilişkin olarak gerek Kurum nezdinde gerekse dava dışı taşeron işverenler bünyesinde davacının çalışmalarına ilişkin tüm belge ve evraklar temin edilip irdelenmeli, davalı ... ile taşeron şirketler arasında yapılmış olan sözleşmelerin okunaklı ve onaylı suretleri dosya içine alınmalı ve incelenmeli, sözleşmede belirlenen işlerin neler olduğu ve davacının fiili olarak bu sözleşmede belirtilen işleri yapıp yapmadığı net olarak açıklığa kavuşturulmalı, ihale edilen işlerin gerçekte taşeron şirket bünyesinde yapılıp yapılmadığı tüm yönleriyle belirlenmeli ayrıca davacının bu dönemlerde, emir ve talimatları kimden aldığı, ücretini ne şekilde ve kimden aldığı hususları tespit edilmeli, davaya konu dönemdeki bordrolarda kayıtlı, davacı ile birlikte çalışmaları olan kişiler ile gerektiğinde aynı yörede komşu veya benzeri işleri yapan başka işverenler ve bu işverenlerin çalıştırdığı bordrolara geçmiş kişiler saptanarak re’sen bilgi ve görgülerine başvurulmalı; davalı işyerinde tespiti istenen dönemde Kurum müfettişlerince inceleme yapılıp yapılmadığı sorulmalı, inceleme yapılmışsa, belgeler getirtilmeli; yargılama sürecinde dinlenen tanık anlatımlarının değerlendirilmesinde, iş yerinin kapsamı, kapasitesi ve niteliği ile davacının çalışmalarında kesinti olup olmadığı, çalışma süreleri nazara alınmalı; çelişki olursa, usulünce giderilmeli, dava konusu dönemde aracı (taşeron) olan işverenlerin de hak alanını ilgilendirdiğinden tespit edilen aracı (taşeron) işverenlere, HMK. 124 üncü maddesi dikkate alınmak suretiyle husumet yöneltmesi için mehil verilmeli; gösterecekleri bütün deliller toplandıktan sonra, yapılacak değerlendirme sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmiş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir…” gerekçesiyle karar bozulmuştur.
D. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Üçüncü Karar
Mahkemenin 20.02.2020 tarihli kararı ile bozma kararına uyularak yapılan yargılama sonucunda hizmet cetveline göre davacının 15.08.1997-14.12.1997 tarihleri arasında ... İmar İnş. Ltd. Şti.; 15.12.1997-14.07.2002 tarihleri arasında ise ..... İmar İnş. Ltd. Şti. nezdinde çalıştığı, 13.07.2005 tarihinde Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 5393 sayılı Belediye Kanunu'nun 67. maddesindeki düzenleme ile belediyelerin asıl işlerinin işletmenin veya işin gereği ile teknolojik sebeplerle uzmanlık gerektiren iş olup olmadığına bakılmaksızın üçüncü kişilere gördürülmesinin mümkün kılındığı, ancak bu yasal düzenleme öncesi olan dava konusu dönemde Belediyenin asıl işlerini ihaleyle devretmesinin mümkün olmadığı, hizmet alım sözleşmelerinin 2005 yılı öncesinde düzenlendiği, tanık beyanlarından anlaşıldığı üzere davacının davalı Belediyeye ait işyerinde alt işverenler nezdinde sokak lambası kurulumu ve tamiri, aydınlatma bakımı ve tamiri işinde çalıştığı, 15.07.2002 tarihinden sonra da aynı işi yapmaya devam ettiği, emir ve talimatları Belediye yetkililerinden aldığı, ücretin davalı ... tarafından ödendiği, bu itibarla uyuşmazlık konusu dönemde davalı Belediyenin teknolojik sebeplerle uzmanlık gerektirmeyen ve asıl işi olan işini başka şirketlere ihale ile veremeyeceği, davacının uyuşmazlık konusu dönemdeki tüm hizmetlerinin davalı Belediyenin hizmet alanında ve emri altında devam ettiği, asıl işveren-alt işveren ilişkisinin muvazaalı olduğu, davacının ücret ve yıllık izin süresinin belirlenebilmesi için kıdeme esas hizmet süresinin tespiti talebiyle eldeki davayı açmakta hukuki yararının bulunduğu gerekçesiyle davanın kabulü ile davacının 15.08.1997-14.12.1997 tarihleri arasında .... İmar İnş. Ltd. Şti; 15.12.1997-14.07.2002 tarihleri arasında ise .... İmar İnş. Ltd. Şti. nezdinde geçen hizmetlerinin davalı ... işyerinde Belediye işçisi olarak geçtiğinin tespiti ile bu hizmetlerinin davacı adına davalı ... tarafından Kuruma ihtilafsız çalışma (kıdem) sürelerine eklenmesine karar verilmiştir.
E. 3 üncü Bozma Kararı
Mahkemenin 20.02.2020 tarihli kararına karşı süresi içinde davalı ... ve Kurum vekilleri tarafından temyiz isteminde bulunulması üzerine Dairenin 26.04.2021 tarihli kararı ile “...Dava, hizmet cetvelinde başka işverenlerde görünen çalışmaların davalı ... nezdinde geçtiğinin tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece, bozma kararına uyularak ilamında belirtildiği şekilde davanın kabulüne karar verilmiştir.
Hükmün, davalılar Kurum ve .... Bld. Bşk. vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteklerinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi Gürhan Koç tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Dava, davacının, davalı ... Bld. Bşk. taşeronları olan şirketlerde geçmiş gibi görünen çalışmalarının fiilen davalı ... nezdinde geçtiğinin tespiti istemine ilişkindir.
Dava hakkı hukuki yarar ile sınırlıdır. Davacının dava açma hakkına sahip olması, dava açabilmesi için yeterli değildir. Davacının mahkemeden hukuki korunma istemesinde korunmaya değer bir yararı olmalıdır. Hukuki yarar bir dava şartı olup, mahkeme dava şartlarını re’sen incelemekle görevlidir.
Dava açılmasında korunmaya değer bir hukuki yarar yok ise, davanın bu yönden esasa girilmeden reddi gerekir.
Bu ilkeden hareketle, dava şartı olarak hukuki yararın varlığının, mahkemece, taraflarca dava dosyasına sunulmuş deliller, olay veya olgular çerçevesinde, kural olarak davanın açıldığı tarihe göre, kendiliğinden ve yargılamanın her aşamasında gözetilmesi gerekir. Bu sayede, iç hukukumuzun bir parçası olan Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi (İnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerin Korunmasına İlişkin Sözleşme)'nin 6. maddesi ve 1982 Anayasası’nın 36. maddesinde düzenlenen “hak arama özgürlüğü” nün dürüstlük kuralına uygun kullanılması sağlanabilecek; bu durum, haksız davalar açmak suretiyle dava hakkının kötüye kullanılmasına karşı bir güvence oluşturacaktır.
Her dava, açıldığı tarihteki fiili ve hukuki sebeplere ilişkin koşullara göre hükme bağlanır.
Somut olayda; davacının çalışmalarının kuruma eksiksiz bildirildiği anlaşılmakla, davacının işbu davayı açmakta hukuki yararı bulunmadığından hukuki yarar yokluğundan davanın usulden reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsizdir.
O halde, davalılar Kurum ve ... Bld. Bşk. vekillerinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır...” gerekçesiyle karar bozulmuştur.
F. Mahkemece Bozmaya Uyulmayarak Verilen Direnme Kararı
Mahkemenin 10.01.2023 tarihli kararı ile önceki gerekçeye ilaveten davacının ücret ve yıllık izin süresinin belirlenebilmesi için kıdeme esas hizmet süresinin tespiti talebiyle eldeki davayı açmakta hukuki yararının bulunduğu, nitekim davanın kabulüne karar verilen Samsun 1. İş Mahkemesinin 2016/286 Esas, 2019/37 Karar ile 2019/971 Esas, 2012/820 Karar ve Samsun 2. İş Mahkemesinin 2014/820 Esas, 2019/582 Karar ile 2014/844 Esas, 2019/583 Karar sayılı kararların da onanarak kesinleştiği, öte yandan davacının çalıştığı süreler Kuruma eksiksiz bildirildiğinden eldeki davanın davacı adına bildirim yapan şirketler ile davalı ... arasındaki ilişkinin muvazaalı olup olmadığına ilişkin olduğu, bu nedenle davanın niteliği gereği taraf ehliyeti bulunmadığı anlaşılan Sosyal Güvenlik Kurumu yönünden açılan davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddi gerektiği gerekçesiyle davanın kabulü ile davacının 15.08.1997-14.12.1997 tarihleri arasında ..... İmar İnş. Ltd. Şti; 15.12.1997-14.07.2002 tarihleri arasında ise .... İmar İnş. Ltd. Şti. nezdinde geçen hizmetlerinin davalı Belediyeye ait işyerinde Belediye işçisi olarak geçtiğinin tespiti ile bu hizmetlerin davalı ... tarafından bildirilen ihtilafsız kıdem süresine eklenmesine, Sosyal Güvenlik Kurumu yönünden açılan davanın husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiştir.
G. Yargıtay Hukuk Genel Kurul Kararı
Mahkemenin 10.01.2023 tarihli direnme kararına karşı süresi içinde davacı vekili ve davalı ... vekili temyiz isteminde bulunulması üzerine Dairemiz 11.09.2023 tarihli 2023/5168 Esas, 2023/7029 Karar sayılı kararı ile direnme Dairemizce yerinde görülmediğinden ve bu durumda kararın inceleme yeri Yargıtay Hukuk Genel Kurulu olduğundan dava dosyasının Yargıtay Hukuk Genel Kuruluna sunulmak üzere Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilmesine karar verilmiştir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 24.01.2024 tarihli kararı ile "...Somut olayda ilk bozmaya uyularak Sosyal Güvenlik Kurumunun davaya katılımı sağlandıktan sonra devam eden yargılama süreci sonucunda Mahkemece 20.02.2020 tarihli karar ile davanın kabulüne karar verildiği, Özel Dairece davacının çalışmaları Kuruma eksiksiz bildirildiğinden eldeki davayı açmakta hukuki yararı bulunmadığı, bu nedenle hukuki yarar yokluğundan davanın usulden reddine karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle kararın bozulması üzerine Mahkemece verilen direnme kararında bozma öncesindeki gerekçe ve hükümden farklı olarak davacının çalıştığı süreler Kuruma eksiksiz bildirildiğinden eldeki davanın davacı adına bildirim yapan şirketler ile davalı ... arasındaki ilişkinin muvazaalı olup olmadığına ilişkin olduğu, bu nedenle davanın niteliği gereği Sosyal Güvenlik Kurumunun taraf ehliyetinun bulunmadığı, Sosyal Güvenlik Kurumu yönünden açılan davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddi gerektiği gerekçesine yer verildikten sonra Sosyal Güvenlik Kurumu yönünden davanın husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verildiği anlaşılmıştır.
Buna göre Mahkemece direnme olarak adlandırılan kararın usul hukuku anlamında gerçek bir direnme kararı olmadığı, önceki kararda yer almamasına rağmen Sosyal Güvenlik Kurumu yönünden taraf ehliyetinin bulunup bulunmadığı değerlendirilmek suretiyle verilen ve dolayısıyla Özel Daire denetiminden geçmemiş yeni gerekçeye dayalı yeni hüküm niteliğinde olduğu her türlü duraksamadan uzaktır." gerekçeleriyle yeni hükme yönelik temyiz itirazları Özel Dairece incelenmesi gerektiği belirtilerek dosyanın Daireye gönderilmesine karar verilmiştir.
H. 4 üncü Bozma Kararı
Hukuk Genel Kurulunca hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesi maksadıyla dosyanın Dairemize gönderilmesi üzerine Dairenin 21.03.2024 tarihli kararında; "....Somut olayda davacı vekilinin, müvekkilinin 15.08.1997-15.07.2002 tarihleri arasında ... İmar İnş. San. Tic. Ltd. Şti. ve Vezirköprü İmar İnş. Ltd. Şti. iş yerlerinde çalıştığını ancak bu çalışmalarının esasen davalı ... işyerinde Belediye işçisi olarak geçtiğini ileri sürerek bu çalışmaların davalı ... işyerinde Belediye işçisi olarak geçtiğinin tespitine ve Belediyede geçen diğer hizmet sürelerine eklenmesine karar verilmesi talebiyle eldeki davayı açtığı anlaşılmaktadır.
Şu hâlde yukarıda yapılan açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde davacının 15.08.1997-15.07.2002 tarihleri arasında dava dışı ... İmar İnş. San. Tic. Ltd. Şti. ve ... İmar İnş. Ltd. Şti. tarafından Kuruma bildirilen çalışmaların davalı ... işyerinde Belediye işçisi olarak geçtiğinin tespiti ve bu sürelerin Belediyede geçen diğer hizmet sürelerine eklenmesine ilişkin dava açmakta hukuken korunmaya değer güncel bir yararının bulunduğu anlaşılmakla Mahkemece bu yönde verilen kararı doğrudur. Ayrıca anılan tarihlerde davalı ... ile ..... İmar İnş. San. Tic. Ltd. Şti. ve ... İmar İnş. Ltd. Şti. arasındaki ilişkinin, asıl işin gerek 1475 sayılı Kanun, gerekse 4857 sayılı İş Kanunu'na göre şirketlere verilmesi karşısında muvazaalı olduğu ve davacının baştan itibaren davalı Belediyenin işçisi olarak kabulü de yerindedir.
4) Ne var ki; davaya dahil edilmesine rağmen davacının işvereni olan .... İmar İnş. Ltd. Şti.'nin karar başlığında gösterilmemesi usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
5) Diğer taraftan davaya sonradan dahil edilen davalı Kurumun muvazaanın tespiti karşısında Kurum kayıtlarını gerçek işveren Belediye Başkanlığı yönünden düzeltmesi gerekeceği bu nedenle taraf sıfatı bulunduğundan davalı Kurum yönünden ret kararı verilmesi de hatalı olmuştur..." gerekçeleriyle söz konusu karar bozulmuştur.
I. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen 5. Karar
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulü ile davacının 15.08.1997 - 14.12.1997 tarihleri arasında 1014816 sicil nolu ... İmar İnşaat Tic. Ltd. Şti nezdinde geçen hizmetlerin; 15.12.1997- 14.07.2002 tarihleri arasında ... sicil nolu ... İmar İnşaat Sanayi Tic. Ltd. Şti. Ait iş yeri nezdinde geçen hizmetlerin davalı ... Belediyesine ait iş yerinde belediye işçisi olarak geçtiğinin tespiti ile, bu hizmetlerinin davalı ... Belediyesi tarafından bildirilen ihtilafsız kıdem süresine eklenmesi gerektiğinin tespitine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
1. Davalı ... vekili; davacının çalıştığı işverenleri bilerek, anılan işverenlerde çalıştığı süreleri kabul ederek bu davayı açtığını, herhangi bir şekilde eksik gün bildirimi gibi bir talebi olmadığını, tespit davasında davacının, hukuki yararının varlığının ortaya konulması gerektiğini, tespit davası ile elde edilecek hukuki koruma başka bir yolla veya başka bir davayla sağlanabiliyorsa bu konuda tespit davası açmakta hukuki yarar bulunmadığını, tespit davasının ancak somut bir hukuki ilişki hakkında açılabileceğini, açıklanan nedenlerle davacı tarafın tespit davası açma konusunda hukuki yararı olmadığını beyan etmektedir.
2. Davalı Kurum vekili temyiz dilekçesinde; davacının iddiası incelendiğinde; davacının ... Belediye Başkanlığında kadrolu işçi olarak 15.07.2002 tarihinde başladığı ve düzenli olarak da hizmetinin verildiği dolayısıyla iddia edildiği gibi muvazaalı bir durumun olmadığını, davacının iddiasını ispatlayamadığını, Kurumun fer'i müdahil olarak kabul edilmesi gerektiğini beyan etmektedir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, 15.08.1997-15.07.2002 tarihleri arasında taşeron iş yerlerinde geçen hizmetlerin davalı asıl işveren ... bünyesinde geçtiğinin tespiti istemine ilişkindir.
Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'un geçici 3. maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 428. maddesi ile 439. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davalı ... ve davalı Kurum vekillerinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,
14.05.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.