Yargıtay 10. Hukuk Dairesi E.2024/8191 K.2025/8117
10. Hukuk Dairesi 2024/8191 E. , 2025/8117 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2024/590 E., 2024/723 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : ... 1. İş Mahkemesi
SAYISI : 2021/525 E., 2023/465 K.
Taraflar arasındaki iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davacılar vekili ve davalı ... Şirketi vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf istemlerinin kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili ve davalı ... Şirketi vekili tarafından temyiz edilmek ve de davacılar vekili tarafından duruşma talep edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin ve işin duruşmaya tabi olduğunun anlaşılması nedeniyle duruşma talebinin kabulüne karar verildikten sonra duruşma için 13.05.2025 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmiştir. Duruşma günü murafaalı temyiz eden davacılar adına Av. ... ve davacı asil ... ile davalı ... Tic. ve San. A.Ş. adına Av. ... geldiler. Diğer davalı adına gelen olmadı. Gelenlerin yüzlerine karşı duruşmaya başlanıp sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra duruşmaya son verilerek aynı günde Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacılar vekili özetle; dava dilekçesinde davacı kazalı için 10.000,00 TL maddi, 1.000.000,00 TL manevi, anne ve baba için 200.000,00’er TL manevi, kardeş için 100.000,00 TL manevi tazminatın davalılardan tahsilini talep ettikten sonra aşamalarda alınan hesap raporuna itirazlarının reddedilmesi ve sonrasında mahkemece davacılar vekiline ıslah için süre verilmesi üzerine ibraz ettiği 20.07.2020 tarihli dilekçesi ile hem dava dilekçesinde kazalı için istedikleri maddi tazminat kalemlerini açıkladığı ve geçici iş göremezlik dönemi için 2.000,00 TL, sürekli iş göremezlik dönemi için 5.000,00 TL, karşılanmayan tedavi masrafları için 3.000,00 TL istediklerini beyan ettiği, hem de fazlaya ilişkin haklarını saklı tutmak suretiyle davacı kazalının sürekli iş göremezlikten kaynaklanan maddi tazminat istemini 282.878,64 TL’ye arttırmıştır.
II. CEVAP
Davalılar özetle; davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuşlardır.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin ilk kararında davacı kazalı lehine 471,72 TL geçici işgöremezlikten kaynaklanan maddi, 282.878,74 TL sürekli işgöremezlikten kaynaklanan maddi, 300.000,00 TL manevi tazminat ödenmesine, davacı kazalının tedavi giderleri talebinin reddine, anne ve baba lehine 25.000,00’er TL, kardeş lehine 15.000,00 TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin ilk kararına karşı davacılar vekili ile davalı ... Şirketi vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin ilk kararıyla istinaf istemlerinin kabulüne, rücu ve ceza dava dosyalarının da değerlendirilmesi suretiyle kusurun oran ve aidiyetinin belirlenmesi gerektiği, bakiye ömür tablosu olarak TRH 2010 tablosunun kullanılması gerektiği, kazalının sürekli iş göremezlik oranı %60’ın altında olması nedeniyle pasif dönem hesabı yapılmasının hatalı olduğu, davacı kazalıya toplamda 6.403,49 TL geçici iş göremezlik ödemesi yapıldığı halde bilirkişi tarafından 5.502,59 TL geçici iş göremezlik ödeneğinin rücu edilecek miktarının tenzilinin hatalı olduğu, hüküm altına alınan manevi tazminatların tamamının fazla olduğu gerekçeleri ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin kaldırma kararından sonra İlk Derece Mahkemesince ceza ve rücu dava dosyaları celp edilmiş, rücu dosyasında alınan kusur raporunun eldeki dosyada alınan raporlarla aynı yönde olduğu görülmüş, Mahkemece yeni bir kusur raporu alınmadan, yeni bir hesap raporu alınmış, 22.06.2022 tarihli bu hesap raporunda Bölge Adliye Mahkemesi kaldırma kararı doğrultusunda “pasif dönem hesabı yapılmadan” davacının maddi tazminat alacağı 700.144,30 TL olarak tespit edilmiş, davacılar vekili ve davalı ... şirketi vekili rapora süresinde itiraz etmiştir. Sonrasında alınan 03.01.2023 tarihli raporda da pasif dönem hesabı yapılmamış bilinen dönem yönünden ihtimalli raporda 2023 verilerine göre davanın maddi zararı toplam 1.072.103,37 TL(603,01 TL geçici, 1.071.500,36 TL sürekli iş göremezlik) olarak maddi hesaplanmış, Bölge Adliye Mahkemesi kaldırma kararından önceki 2020 verilerine göre ise 235.280,74 TL (603,01 TL geçici iş göremezlik + 234.677,73 TL sürekli iş göremezlik) maddi zarar hesaplanmıştır. Davacılar vekili ve davalı ... şirketi vekili rapora süresinde itiraz etmiş, İlk Derece Mahkemesince en son 22.09.2023 tarihli bir hesap raporu daha alınmış, bu raporda asgari ücret değişiklikleri hesaba yansıtılıp, pasif dönem hesabı yapılmadan davacı kazalının maddi zararı 1.455.729,63TL (603,01TL geçici iş göremezlik + 1.455.126,62 TL sürekli iş göremezlik) olarak hesaplanmıştır. Davacılar vekili 04.10.2023 tarihli bir ıslah dilekçesi ibraz edip dilekçesinde bu son hesap raporuna süresinde itiraz etmiş, sürekli iş göremezlikten kaynaklanan maddi tazminat istemlerini 1.455.126,62 TL’ye arttırmıştır. İlk Derece Mahkemesinin 11.12.2023 tarihli kararıyla davacı kazalı lehine 603,01 TL geçici işgöremezlikten kaynaklı maddi, 1.455.126,62 TL sürekli iş göremezlikten kaynaklanan maddi, 200.000,00 TL manevi tazminat ödenmesine, davacı kazalının tedavi giderlerine yönelik talebinin reddine, anne ve baba lehine 15.000,00’er TL, kardeş lehine 5.000,00 TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili ile davalı ... şirketi vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı aleyhine olacak şekilde bilinen dönemin değiştirilmesi ve TRH 2010 kullanılmasının usuli kazanılmış hak ihlali olduğu, vekalet ücretinin takdirinde hata edildiği, davalı ... Şirketi ilk kararı istinaf etmediği için manevi tazminatların onun yönünden de azaltılmasının doğru olmadığı, geçici iş göremezlik dönem zarar hesabında ... Şirketi yönünden hata olduğu, onun yönünden geçici iş göremezlik dönem zararının geçici iş göremezlik ödeneği ile karşılandığı gerekçeleri ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, sadece davalı ... Şirketiden tahsil edilmek üzere davacı kazalı lehine 603,01 TL geçici işgöremezlikten kaynaklı maddi tazminat ödenmesine, davalı ... şirketi yönünden geçici iş göremezlik dönem zararı talebinin reddine, davalı ... Şirketinin sorumluluğu 282.878,74 TL ile sınırlı olmak üzere sürekli iş göremezlikten kaynaklanan maddi tazminat isteminin kabulüne (1.455.126,62 TL), tedavi giderlerine yönelik talebin reddine, davalı ... Şirketinin sorumluluğu davacı kazalı yönünden 200.000,00 TL, anne ve baba yönünden 15.000,00’er TL, davacı kardeş yönünden 15.000,00 TL ile sınırlı olmak üzere kazalı lehine 300.000,00 TL, anne ve baba lehine 25.000,00’er TL, kardeş lehine 15.000,00 TL manevi tazminat ödenmesine verilmiştir.
V. TEMYİZ
A.Temyiz Sebepleri
Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle, dosya kapsamında gerek maddi tazminat hesabına ve bilirkişi raporuna, gerekse hem ilk istinaf başvurusunda hem de temyize konu istinaf başvurusunda maddi tazminat yönünden açıkça itiraz edilmiş olmasına rağmen bu itirazlar hiç yokmuş gibi değerlendirilerek müvekkili aleyhine hatalı şekilde usuli kazanılmış hak yorumlaması yapılmasının hukuka aykırı olduğunu, TRH 2010 yaşam tablosunun bakiye ömrün belirlenmesinde esas alınmasının gerektiğini, pasif dönem hesabı yapılmamasının da hatalı olduğunu, hüküm tarihine en yakın ücretlerin esas alınmasının yalnızca mahkemenin ilk kararına ilişkin olup bu kararın yeniden rapor alınmasını gerektirmeyen bir sebeple bozulması hâlinde yeni hüküm için tekrar hesap yapılmasına gerek bulunmadığını, ancak bozma tazminat hesabı nedeniyle yeni rapor alınmasını gerektiriyorsa bu durumda alınacak raporda güncel ücretlerin esas alınması gerektiğini, bununla birlikte varsa önceki hesaplamalarda oluşmuş usuli kazanılmış hakların da gözetilmesi gerektiğini, beyan ve dilekçelerde istinaf kaldırma kararının hatalı yönlerinin açıkça izah edilmiş olmasına ve söz konusu kaldırma kararının bir bozma kararı olmamasına rağmen davalılar lehine usuli kazanılmış hak oluştuğu yönünde değerlendirme yapılmasının mümkün olmadığını, Bölge Adliye Mahkemesince kaldırma kararının maddi hata niteliğinde olduğu açıkça belirtilmiş olmasına rağmen bu kararın usuli kazanılmış hak doğurduğunun kabul edilmesinin ve kaldırma kararı öncesindeki rapora göre hüküm kurulmasının hatalı olduğunu, yapılması gerekenin TRH 2010 tablosunun uygulanması ve pasif dönem için de zarar hesabı yaptırılarak zararın belirlenmesi olduğunu, buna karşın eksik ve hatalı bilirkişi raporlarına dayanılarak yine hatalı usuli kazanılmış hak değerlendirmesiyle hüküm kurulmasının doğru olmadığını, aşamalardaki hiçbir itirazlarının dikkate alınmadan karar verildiğini, müvekkiline kusur verilmesinin de hatalı olduğunu, manevi tazminatın az olduğunu, ayrıca Bölge Adliye Mahkemesince hükmedilen yargılama gideri ve vekâlet ücretinin de hatalı belirlendiğini, kararda manevi tazminatın reddedilen kısmı için gerekçe gösterilmediğini, anne, baba ve kardeş olan diğer davacılar yönünden takdir edilen manevi tazminat tutarını aşar şekilde davalılar lehine vekâlet ücretine ve yargılama giderine hükmedildiğini, hatta davalılardan ... Ltd. Şti.’nin dosyada vekili dahi bulunmamasına rağmen bu şirket lehine maddi ve manevi tazminat yönünden vekâlet ücreti takdir edilmesinin usule, yasaya ve yerleşik Yargıtay içtihatlarına açıkça aykırı olduğunu, geçici iş göremezlik zararı yönünden verilen kararın da yine hatalı usuli kazanılmış hak yorumlamasına dayandığını, temyize konu istinaf kararında davalı ... A.Ş. lehine oluştuğu kabul edilen usuli kazanılmış hak gerekçesiyle geçici iş göremezlik tazminatının reddine karar verildiğinin belirtildiğini, oysa dosya kapsamının yeterince incelenmediğini, kararın dosya kapsamına, usule, yasaya ve yerleşik Yargıtay içtihatlarına aykırı olarak hatalı değerlendirme ve gerekçelendirme ile verildiğini, karar içeriğinin çelişkili ve tereddüt doğurucu olduğunu, hüküm ve taleplerin belirlenmesinde yeterli gerekçe sunulmadığını, olayın, delillerin ve tanık anlatımlarının objektif şekilde değerlendirilmediğini ve yeterli araştırma yapılmaksızın karar verildiğini belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
Davalı ... Şirketi vekili temyiz dilekçesinde özetle, kusurun hatalı tespit edildiğini, aktüerya raporunda matematiksel hataların bulunduğunu, ayrıca geçici iş göremezlik süresi ve hesabı, sürekli maluliyet dönemine ilişkin işlemiş dönem hesabı, bakiye ömür süresi ve bilinmeyen dönem hesap yöntemi gibi kalemlerde fazladan hesaplama yapıldığını ve bu nedenle raporun denetime açık olmadığını, davacının geliri olarak alınan asgari ücretin olması gerekenden fazla hesaplandığını, maluliyet oranının kesin olarak %47 olmasına rağmen lehine pasif dönem tazminat hesabı yapıldığını, bu durumda hükme esas alınan bilirkişi raporuna gerekçeleriyle birlikte itiraz edildiğini, 6100 sayılı HMK’nın 281. maddesi uyarınca bu itirazların mutlaka değerlendirilmesi gerektiğini, bu doğrultuda yerel mahkemece itirazları da dikkate alacak şekilde ayrıntılı, taraf ve Yargıtay denetimine elverişli, konusunda uzman üç kişilik Aktüerya Hesabı Bilirkişi Kurulundan rapor alınarak davacının uğradığı maluliyet zararının belirlenmesi gerektiğini, buna göre karar verilmesi gerekirken, aksi yönde hüküm kurularak denetime elverişli olmayan bilirkişi raporunun esas alınmasının hukuka aykırı olduğunu, davacı tarafın ikinci ıslahına kıymet verilmesinin hatalı olduğunu, manevi tazminatın fazla olduğunu, istinaf mahkemesi kararının müvekkil şirket aleyhine hükmedilen yargılama giderleri ile lehine takdir edilen vekâlet ücretinin eksik olması sebebiyle usul ve yasaya aykırı olduğunu ve bu nedenle bozulması gerektiğini, ayrıca istinaf mahkemesince davacılardan ... lehine müvekkil şirket yönünden hükmedilen manevi tazminatın 5.000,00 TL olmasına rağmen maddi hata sonucu 15.000,00 TL olarak belirtildiğini ve bunun da temyiz sebebi yapıldığını belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
C.Değerlendirme ve Gerekçe
a.Temyiz eden taraf vekillerinin davacılar anne, baba ve kardeşin manevi tazminat istemleri hakkında kurulan hükümlere yönelik temyiz itirazları ile davalı vekilinin davacı kazalının manevi tazminat istemi hakkında kurulan hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde,
Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362. maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366. maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nu 110. maddesi kapsamında dava yığılması (objektif dava birleşmesi) kapsamında her bir talebin ayrı bir dava olduğu ve ayrı ayrı hüküm ve sonuç doğuracağı açıktır.
Dosya içeriğine göre davacılar vekilinin davacı kazalı lehine talep ettiği maddi tazminat yanında kazalı için 1.000.000,00 TL, anne ve baba için 200.000,00'er TL, kardeş için 100.000,00 TL manevi tazminat talebinde bulunduğu, Bölge Adliye Mahkemesi'nin temyiz incelemesine konu 25.04.2024 tarihli kararı ile manevi tazminat talepleri hakkında davalı ... şirketinin sorumluluğu davacı kazalı yönünden 200.000,00 TL, anne ve baba yönünden 15.000,00’er TL, davacı kardeş yönünden 15.000,00 TL ile sınırlı olmak üzere kazalı lehine 300.000,00 TL, anne ve baba lehine 25.000,00’er TL, kardeş lehine 15.000,00 TL manevi tazminat ödenmesine karar verildiği gözetildiğinde, temyiz eden taraf vekillerinin davacılar anne, baba ve kardeşin manevi tazminat istemleri hakkında kurulan hükümlere yönelik temyiz itirazları ile davalı vekilinin davacı kazalının manevi tazminat istemi hakkında kurulan hükme yönelik temyiz itirazlarının miktardan reddine karar verilmiştir. (Bölge Adliye Mahkemesi karar tarihi itibariyle kesinlik sınırı 378.290,00 TL'dir.)
b.Temyiz eden taraf vekillerinin diğer hükümlere yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde
Uyuşmazlık iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir.
Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre, taraf vekillerinin aşağıdaki bent kapsamı dışındaki sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
Dosya kapsamından, mahkemece Bölge Adliye Mahkemesi kaldırma kararından önce alınan ve mahkemenin ilk kararına esas teşkil eden 08.06.2020 tarihli hesap raporunda PMF tablosu, asgari ücret, %47,00 sürekli iş göremezlik oranı ve %25 davacı kazalı müterafik kusuruna göre hesaplama yapıldığı, raporda pasif dönemin de hesaplandığı, Kurum ödemelerinin tenzil edildiği ve sonuç olarak bu kök hesap raporunda davacı kazalı yönünden 471,72 TL geçici işgöremezlikten kaynaklanan maddi, 282.878,74 TL sürekli işgöremezlikten kaynaklanan maddi zarar hesaplandığı, davacılar vekilinin ve davalı ... şirketi vekilinin rapora süresinde itiraz ettikleri, takip eden 07.07.2020 tarihli celsede davacılar vekilinin itirazlarımızı tekrar ederiz yeniden rapor alınsın şeklinde beyanda bulunduğu, Mahkemece itirazın reddine karar verilmesi üzerine davacılar vekilinin ıslah için süre talep ettiği, Mahkemece ıslah için süre verildiği, bunun üzerine davacılar vekilinin 20.07.2020 tarihli dilekçesi ile hem dava dilekçesinde kazalı için istedikleri maddinin hangi kalemlere ilişkin olduğunu açıkladığı, hem de fazlaya ilişkin haklarını saklı tutmak suretiyle davacı kazalının sürekli iş göremezlikten kaynaklanan maddi tazminat istemini 282.878,64 TL’ye arttırdığı, yukarıda da açıklandığı gibi Mahkemece verilen ilk kararda bu hesap raporuna itibar edildiği, davacılar vekilinin ilk karara karşı istinafa yoluna başvururken hesap raporuna itirazlarını sürdürdüğü anlaşılmaktadır.
Usuli kazanılmış hak, davaların uzamasını önlemek, hukuki alanda istikrarı sağlamak ve kararlara karşı genel güvenin sarsılmasını önlemek amacıyla Yargıtay uygulamaları ile geliştirilmiş, öğretide kabul görmüş ve usul hukukunun vazgeçilmez ana ilkelerinden biri hâline gelmiştir. Usulü müktesep hak, anlam itibariyle, bir davada, Mahkemenin ya da tarafların yapmış olduğu bir usul işlemi ile taraflardan biri lehine doğmuş ve uyulması zorunlu olan hakkı ifade etmektedir.
Mahkemenin, Yargıtay’ın bozma kararına uyması ile bozma kararı lehine olan taraf yararına bir usulü kazanılmış hak doğabileceği gibi, bazı konuların bozma kararı kapsamı dışında kalması yolu ile de usulü kazanılmış hak gerçekleşebilir. Yargıtay tarafından bozulan bir hükmün bozma kararının kapsamı dışında kalmış olan kısımları kesinleşir. Bozma kararına uymuş olan Mahkeme, kesinleşen bu kısımlar hakkında yeniden inceleme yaparak karar veremez. Bir başka anlatımla, kesinleşmiş bu kısımlar, lehine olan taraf yararına usulü kazanılmış hak oluşturur (04.02.1959 gün ve 13/5 sayılı YİBK).
Kazanılmış haklar, “Hukuk Devleti” kavramının temelini oluşturan en önemli unsurlardandır. Kazanılmış hakları ortadan kaldırıcı nitelikte sonuçlara yol açan yorumlar, Anayasa'nın 2. maddesinde açıklanan “Türkiye Cumhuriyeti sosyal bir hukuk devletidir” hükmüne aykırılık oluşturacağı gibi, toplumsal kararlılığı ve hukuksal güvenceyi ortadan kaldırır, belirsizlik ortamına neden olur ve kabul edilemez.
Yargıtay içtihatları ile kabul edilen “usuli kazanılmış hak” olgusunun, birçok hukuk kuralında olduğu gibi yine Yargıtay içtihatları ile geliştirilmiş istisnaları bulunmaktadır. Örneğin, mahkemenin bozmaya uymasından sonra yeni bir İçtihadı Birleştirme Kararı (09.05.1960 gün ve 21/9 sayılı YİBK) ya da geçmişe etkili yeni bir kanun çıkması hâlinde, Yargıtay bozma ilamına uyulmuş olmakla oluşan usulü kazanılmış hak hukukça değer taşımayacaktır.
Usuli kazanılmış hakkın hukuki sonuç doğurabilmesi için; bir davada ya taraflar ya Mahkeme ya da Yargıtay tarafından açık biçimde yapılmış olan ve istisnalar arasında sayılmayan bir usul işlemi ile taraflardan biri lehine doğmuş, uyulması zorunlu olan bir hakkın varlığından söz edilebilmesi gerekir (HGK'nın 12.07.2006 T., 2006/4-519 E., 2006/527 K.; 03.12.2008 T., 2008/10-730 E., 2008/732 K.). Zira usulü kazanılmış hak ilkesi kamu düzeniyle ilgilidir (09.05.1960 T., 21/9; 04.02.1959 gün 13/5 sayılı İçtihadı Birleştirme kararı).
Öte yandan gerek mülga BK’nın 47 ve gerekse yürürlükteki 6098 sayılı TBK’nın 56. maddesinde hakimin bir kimsenin bedensel bütünlüğünün zedelenmesi durumunda, olayın özelliklerini göz önünde tutarak, zarar görene uygun bir miktar paranın manevi zarar adı ile ödenmesine karar verebileceği öngörülmüştür. Ölenin yakınlarına da manevi tazminat olarak uygun bir miktar paranın ödenmesine karar verebileceği öngörülmüştür. Hakimin manevi zarar adı ile zarar görene ve ölenin yakınlarına verilmesine karar vereceği para tutarı adalete uygun olmalıdır. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek, tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi, mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde, bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 26.06.1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı’nın gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hakim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir.
Manevi tazminatın tutarını belirleme görevi hakimin takdirine bırakılmış ise de hükmedilen tutarın uğranılan manevi zararla orantılı, duyulan üzüntüyü hafifletici olması gerekir. Hakimin bu takdir hakkını kullanırken, ülkenin ekonomik koşulları, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, paranın satın alma gücü, tarafların kusur durumu, olayın ağırlığı ve olay tarihi gibi özellikleri göz önünde tutması, bunun yanında olayın işverenin işçi sağlığı ve güvenliği önlemlerini yeterince alınmamasından kaynaklandığı da gözetilerek gelişen hukuktaki yaklaşıma da uygun olarak tatmin duygusu yanında caydırıcılık uyandıran oranda manevi tazminat takdir edilmesi gerektiği açıkça ortadadır (HGK 23.6.2004, 13/291-370).
Somut olayda, 08.06.2020 tarihli kök hesap raporunun davalı lehine usuli kazanılmış hak oluşturmadığı açık olduğuna göre yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olduğu gibi, rücuan tazminat davalarından farklı olarak sigortalı tarafından açılan iş kazası veya meslek hastalığından kaynaklanan maddi tazminat davalarında iş göremezlik oranının %0 olduğu durumlar dışında her zaman pasif dönem hesabı yapılması gerektiğinin göz ardı edilmesi isabetsiz olmuştur. Bunlar yanında açıklanan ilkeler gözetildiğinde, davacı kazalı yararına hükmedilen 300.000,00 TL manevi tazminat çok azdır.
Mahkemece yapılacak iş; davacı kazalı aleyhine usuli kazanılmış hak oluşturan bir hesap raporu bulunmadığını, güncel asgari ücret değişikliklerinin hesaba yansıtılabileceğini, pasif dönem hesabı yapılması gerektiğini dikkate alan, davacı tarafın aşamalarda alınan kök hesap raporuna PMF tablosu yönünden bir itiraz ileri sürmemiş olması karşısında bakiye ömrü PMF tablosuna göre belirleyen yeni bir hesap raporu almak, davacı kazalı lehine hüküm altına alınacak manevi tazminat tutarını açıklanan ilkeler doğrultusunda belirlemek ve sonucuna göre bir karar vermekten ibarettir.
Kabul ve uygulamaya göre de vekili bulunmayan davalı ... Şirketi lehine ret vekalet ücretine hükmedilmesi yerinde görülmediği gibi Bölge Adliye Mahkemesi karar başlığında davalı ... Şirketinin kendisi yerine ... Şubesinin davalı olarak gösterilmesi hatalıdır.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle,
1.Temyiz eden taraf vekillerinin davacılar anne, baba ve kardeşin manevi tazminat istemleri hakkında kurulan hükümlere yönelik temyiz itirazları ile davalı vekilinin davacı kazalının manevi tazminat istemi hakkında kurulan hükme yönelik temyiz itirazlarının ayrı ayrı MİKTARDAN REDDİNE,
2.Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde temyiz eden taraflara iadesine,
Davacılar avukatı yararına takdir edilen 28.000,00 TL duruşma avukatlık parasının davalılara yükletilmesine, davalı ... ... Tic. ve San. A.Ş. avukatı yararına takdir edilen 28.000,00 TL duruşma avukatlık parasının davacılara yükletilmesine,
Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
13.05.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.