Yargıtay 10. Hukuk Dairesi E.2025/3364 K.2025/8064
10. Hukuk Dairesi 2025/3364 E. , 2025/8064 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi
SAYISI : 2021/244 E., 2023/288 K.
İlk Derece Mahkemesi kararı davalı vekili ve fer'i müdahil Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin 04.10.1994 tarihinden 2008 yılına kadarki geçen sürede davalının çalışanı olduğu halde sigorta girişinin yapılmadığını, bu nedenle sigortaya esas hizmet tespiti davası açmak zorunda kaldıklarını belirterek hizmetlerinin tespiti talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı İç İşleri Bakanlığı vekili; öncelikle davanın husumet yokluğundan, davacının anılan tarihte lojmanlarda görev yapmadığından beyanla, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Fer'i müdahil Kurum vekili; davacının huzurdaki dava ile ileri sürdüğü iddiaları müvekkil kurum kayıtlarına eş değerde belgelerle kanıtlaması gerektiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 30.04.2019 tarihli kararı ile açılan davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddine karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
İlk Derece Mahkemesinin 30.04.2019 tarihli kararının süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dairece, "somut olayda; ihtilaflı dönemde davacı adına davalı iş yerinden bildirilen hizmet bulunmadığı, 24.10.2008 ile 21.07.2009 tarihleri arasında dava dışı ... sicil numaralı ... Ltd. Şti. İş yerinden çalışmalarının bildirildiği ve dava dışı iş yerinde geçen bu çalışmaların filli olduğunun bozma ilamı üzerine yapılan araştırma sonucu anlaşıldığı, ancak emniyet lojman yönetimi tarafından tutulan işletme hesabı defterinde, davacıya, dava dışı iş yerinden bildirim yapılan süreleri de kapsayacak şekilde 17.10.2006 tarihinden 15.06.2009 tarihine kadar yaz ayları dışında düzenli şekilde ücret ödemesi yapıldığının görüldüğü, davacının 25.12.2008 tarihli celsede, dava dışı iş yerindeki çalışmalarının fiili olduğunu, belirtilen tarihlerde emniyet lojmanlarındaki çalışması ile birlikte maddi sıkıntıları nedeniyle aynı anda dava dışı iş yerinde de ek iş olarak çalıştığını beyan ettiği anlaşılmaktadır.
Uyuşmazlık, davacının aynı ay içinde birden fazla yerde çalışıp çalışmayacağı ve dava dışı iş yerindeki çalışması nedeniyle hak düşürücü sürenin gerçekleşip gerçekleşmediği konusundadır.
5510 sayılı Kanun'un 82/4. maddesi; “Sigortalıların bu Kanun'un 53. maddesine göre belirlenen aynı sigortalılık haline tâbi olacak şekilde birden fazla işte çalışması nedeniyle Kuruma ödenen primler toplamı, bu sigortalılık hali için belirlenen prime esas kazanç üst sınırı üzerinden hesaplanacak miktarı aşarsa, aşan kısmın tamamı, sigortalının talebi üzerine en geç talep tarihini takip eden ay içinde hissesi oranında sigortalıya defaten geri ödenir. Geri verilen primler için ayrıca gecikme cezası ve gecikme zammı ile faiz ödenmez.” şeklindedir.
Buna göre, 5510 sayılı Kanun'un 4/1-a maddesi (506 sayılı Kanun) kapsamında sigortalı olan kişi, aynı ay içinde birden fazla yerde çalışabilir.
Davacının, dava dışı iş yerinden adına hizmet bildirilen dönemde davalı iş yerinde de çalıştığının lojman yönetimince davacıya yapılan maaş ödemesinin gider olarak gösterildiği işletme hesabı defterinden ve diğer belgelerden anlaşılması, davalı iş yerindeki çalışmasının kesintisiz devam etmesi ve aynı anda birden fazla iş yerinde çalışmasına engel bulunmaması nedeniyle işin esasına girilerek karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması hatalı bulunmuştur.
Somut olayda, yapılan işlerin niteliği, çalışma şeklinin nasıl olduğu, hangi işleri hangi zaman diliminde yaptığı araştırılarak, çalışmanın niteliği ve süresi, kısmi yada tam gün olup olmadığını belirlemek için re’sen araştırma kapsamında sadece taraf tanıkları ile yetinilmeyip civar kapıcılar ve varsa market çalışanları, daire sakinleri dinlenerek uyuşmazlık konusu husus hiç bir kuşku ve tereddüte yer vermeyecek şekilde tespit olunmalı, davalı apartman yönetiminin kaç blok ve kaç daireden oluştuğu tespit edilmeli, davacının çöp toplama, apartman sakinleri için alışveriş yapma, ekmek vesaire ihtiyaçlarının alımı gibi işlerini karşılama, apartmanda temizlik yapma gibi hizmetleri yerine getirip getirmediği ve yaptığı işlerin gün içinde aldığı zaman dilimi belirlenmeli, kısmi süreli çalışma olduğunun anlaşılması halinde; gerektiğinde uzman bilirkişi görüşü de alınmak suretiyle part time çalışma süresinin tespiti ile günlük çalışma saatine göre (4857 sayılı İş Kanunu'nun 63. maddesi gereğince 7.5 saat çalışmanın 1 günlük çalışma hesabı ile) haftalık ve aylık çalışma süresinin kaç gün olduğu açıkça belirlenmek suretiyle karar verilmelidir.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular göz ardı edilerek eksik araştırma ve inceleme sonucu yazılı şekilde karar tesisi usul ve kanuna aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davacı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır." gerekçesiyle bozulmasına karar verilmiştir.
B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen İkinci Karar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile
"Açılan davanın kabulüne;
1-Davacı ...'nin davalı ... Bakanlığına bağlı Gevaş İlçe Emniyet Amirliği lojmanında sigortalılığa esas 04.10.1994-01.01.2008 tarihleri arasında 2681 gün süreyle asgari ücretle çalıştığının tespitine,'' dair karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Fer'i müdahil Kurum vekili temyiz dilekçesinde özetle; Kurum işleminin terinde olduğunu, eksik araştırma ile karar verildiğini, davanın reddi ile kararın bozulması gerektiğini beyan etmiştir.
Davalı İç İşleri Bakanlığı vekili temyiz dilekçesinde özetle; eksik araştırma ile karar verildiğini, davanın reddi ile kararın bozulması gerektiğini beyan etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık hizmet tespitine ilişkindir.
Davanın yasal dayanağı 506 sayılı Kanun'un 79. maddesidir. Anayasal haklar arasında yer alan sosyal güvenliğin yaşama geçirilmesindeki etkisi gözetildiğinde, sigortalı konumunda geçen çalışma sürelerinin saptanmasına ilişkin davalar, kamu düzenine ilişkin olduğundan, özel bir duyarlılık ve özenle yürütülmesi zorunludur. Bu bağlamda, hak kayıplarının ve gerçeğe aykırı sigortalılık süresi edinme durumlarının önlenmesi, temel insan haklarından olan sosyal güvenlik hakkının korunabilmesi için, bu tür davalarda tarafların gösterdiği kanıtlarla yetinilmeyip, gerek görüldüğünde re’sen araştırma yapılarak kanıt toplanabileceği de göz önünde bulundurulmalıdır.
2- Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 297. maddesinin 2. fıkrasında, “hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, mümkünse sıra numarası altında açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir”, hükmü öngörülmüştür.
3- Buna göre eldeki dosyada; davacının talep dönemi içerisinde; kış mevsiminde 6 ay ve ayda 30 gün olacak şekilde çalıştığı, yaz mevsiminde 6 ay, ayda 5 gün olacak şekilde çalıştığı belirtilmekle yılda toplam 210 gün olarak hizmetlerinin tespitine karar verilmesi gerekir iken maddi hata ile yılda 240 gün olarak hesap yapılması suret ile 04.10.1994-01.01.2008 tarihleri arasında 2681 gün süreyle hizmetlerinin tespitine karar verilmesi hatalıdır. Ayrıca hükümde Mahkemenin kabulüne konu dönemler ayrı ayrı belirtilmeden, her bir dönemde kaç gün çalıştığı belirtilmeksizin infaza elverişli olmayan yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz bulunmuştur. Hükümlerin çelişkiden uzak ve infaza elverişli olması kamu düzeniyle ilgili olup, bu durumda Mahkemece Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 297. maddesi hükmüne aykırı olarak kurulan hüküm usul ve kanuna aykırı olup bozma nedenidir.
VII. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
13.05.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.