Yargıtay 10. Hukuk Dairesi E.2024/12025 K.2025/8083
10. Hukuk Dairesi 2024/12025 E. , 2025/8083 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
SAYISI : 2024/46 E., 2024/231 K.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar davacılar ... ve ... ... ... vekili ile davalılardan Kurum, ...ve ... ... Madde. San. ... Ltd. Şti. vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I.DAVA
1.Asıl davada davacı ... vekili dava dilekçesinde özetle; davacının muris eşi ...’ın 17.10.2012 tarihinde kaçak kömür ocağında elektrik çarpması sonucu ölümü olayının iş kazası olduğunun tespiti ile davacıya gelir bağlanmasına karar verilmesini istemiştir.
2.Birleşen davada vefat eden ...’ın çocukları olan davacılar ... ve ... ... ... vekili dava dilekçesinde özetle; davacıların murisi ...'ın ölümünün iş kazası sonucu olduğunun tespiti istemi ile ..., ..., ..., ... ... Madencilik Ltd. Şti. ile ... aleyhine iş bu davayı açmıştır.
II.CEVAP
Davalılar vekilleri cevap dilekçelerinde özetle; davanın reddini istemişlerdir.
III.İLK DERECE MAHKEME KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 24.09.2020 tarih ve 2019/358 - 2020/188 E.K. sayılı kararıyla; davacının davasının kabulü ile davacı murisi ...'ın 17.12.2012 tarihli ölümünün iş kazası sonucu olduğunun tespitine ve davacıya tahsis talep tarihini takip eden ay başından (01.01.2013) itibaren 5510 sayılı kanun 20/1. maddesi gereğince aynı kanun 34 ve 35 maddeleri de dikkate alınarak ölüm geliri bağlanmasına gerektiğinin tespitine, aksine Kurum işleminin iptaline karar verilmiştir.
IV.BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. 1 inci Bozma Kararı
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 12.01.2021 tarih ve 2020/3165 - 2021/11 E.K. sayılı kararı ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, Bölge Adliye Mahkemesi kararına karşı davalı Kurum vekili tarafından temyiz isteminde bulunulması üzerine, Daire kararı ile; "... Davacı ..., davalılar ... ve SGK aleyhine açtığı davada; eşi ...'ın 17.10.2012 tarihinde ...'a ait iş yerinde çalışırken vefat etmesi ile sonuçlanan olayın iş kazası olduğunun tespitine, davacının iş kazası sonucu ölüm geliri bağlanması talebinin reddine dair Kurum işleminin iptali ile 17.10.2012 tarihinden itibaren ölüm geliri bağlanmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Zonguldak 1. İş Mahkemesinin 2020/26 Esas-2020/187 Karar sayılı dosyası ile ise vefat eden ...’ın çocukları olan davacı ... ... kendi adına asaleten ve ... ... ... adına vesayeten murisleri ...'ın 17.12.2012 tarihli ölümünün iş kazası sonucu olduğunun tespiti istemi ile ..., ..., ..., ... ... Madencilik Ltd. Şti ile ... aleyhine dava açmıştır.
İlk Derece Mahkemesince, her iki dosyanın birleştirilmesine karar verilmiş ve her iki dosyanın yargılaması Zonguldak 1.İş Mahkemesinin 2017/433 Esas sayılı dosyası üzerinden sürdürülerek 2017/433 Esas 2019/11 karar sayılı 22.01.2019 sayılı kararı ile asıl ve birleşen dava birlikte değerlendirilerek, “asıl davanın ve birleşen davanın kabulü ile asıl dava davacısı ... ve birleşen dosya davacıları ... ... ve ... ... ...'ın murisi ...'ın 17.12.2012 tarihli ölümünün iş kazası sonucu olduğunun tespitine, 2017/433 Esas sayılı dava yönünden davacı ...'a muris ... ...'ın ölüm tarihini takip eden aybaşından (01.11.2012)itibaren 5510 sayılı kanun 20/1. maddesi gereğince aynı kanunun 34 ve 35. maddeleri de dikkate alınarak ölüm geliri bağlanması gerektiğinin tespitine, aksine Kurum işleminin iptaline karar verilmiştir.
Kararın davalılar ..., ..., ... ... Ltd. Şti., TTK, davalı SGK vekillerince istinaf edilmesi üzerine Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi’nin 04.12.2019 tarih 2019/1348 Esas, 2019/1783 karar sayılı ilamı ile “ her ne kadar İlk Derece Mahkemesince davaların birleştirilmesi karar verilerek her iki dava hakkında birlikte hüküm kurulmuş ise de davalar arasında kısmen bağlantı bulunmakla beraber davacıların ve önemli ölçüde davaların farklı olduğu her iki davadaki talep sonucunun da tamamen aynı olmadığı anlaşılmakla birleştirme kararı verilmesi doğru olmamıştır. Birleşen davanın tefriki ile yargılamanın ayrı ayrı yapılması gerekir” gerekçesi ile ve diğer usuli eksikliklerin giderilmesi gerektiği de belirtilerek İlk Derece Mahkemesinin kararı kaldırılarak dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince dosyaların tefrikine karar verilerek iş bu dosyanın 2019/358 Esas sırasına kaydı yapılarak yargılamaya devam edilip davanın kabulüne hükmedilmiştir.
Tefrikine karar verilerek ayrı ayrı sonuçlandırılan dosyaların her ikisinde de davacılar murisi ...'ın 17.10.2012 tarihinde geçirdiği kaza sonucu vefat etmesine neden olan olayın iş kazası olduğunun tespiti istemi bulunmakta olup her iki dosyada da işveren olduğu iddiası ile ...’ a karşı dava açılmış, 2020/ 26 Esas sayılı dosyada ...’la birlikte işveren oldukları iddiasıyla ayrıca ..., ..., ..., ... ... Madencilik Ltd. Şti. davalı olarak gösterilmiştir.
Her iki dava da iş kazası tespiti talebini içermekte olup,murisin mirasçıları tarafından açıldığı anlaşılmakla, olayın nasıl olduğu, 5510 sayılı Kanun'un 13. maddesinde belirlenen şartların olup olmadığı hususunun belirlenmesi, uyuşmazlığın tüm taraflar yönünden kesin surette çözülmesi gereği ve farklı, birbiriyle çelişen kararlar çıkmaması için davaların mutlaka birleştirilerek görülmesinin usuli açıdan zorunlu olduğu gözetilmeden, tefrik edilerek yargılamanın sonuçlandırılması isabetsizdir." şeklindeki gerekçeyle karar bozulmuştur.
B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen 2 nci Karar
İlk Derece Mahkemesinin 17.01.2023 tarih ve 2022/46 - 2023/26 E.K. sayılı kararı ile her iki dosyanın birleştirilmesine karar verildikten sonra, dava konusu edilen kazanın davalı ...'ın kaçak olarak işlettiği maden ocağında meydana geldiği, kaza tarihinde davacı murisi ...'ın bu iş yerinde sigortasız olarak çalışan bir şahıs olduğu ve iş yerinde maden ocağından kömür çıkartılması işine ilişkin işin yürütümü sırasında meydana geldiği tartışmasız olup, bu durumda 5510 sayılı Kanun'un 13 üncü maddesinde belirtilen bir olayın iş kazası sayılmasına dair tüm unsurların mevcut olduğu, dava dilekçesi, cevap dilekçesi, Kurum kayıtları, kusur raporu ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde, davacı murisi ...'ın 17.12.2012 tarihinde maden ocağında ölümü ile ilgili davalı SGK tarafından yapılan tahkikat sonucunda iş kazası olarak değerlendirilmemiş ise de, ölüm olayının kaçak olan maden ocağında meydana geldiği, ceza yargılaması ile de sabit olduğu üzere ölüm olayının meydana geldiği kaçak maden ocağının sanık ...'a ait olduğu ve alınan bilirkişi raporu ile de meydana gelen ölüm olayının iş kazası olduğunun belirtildiği anlaşıldığından davacı murisi ...'ın 17.12.2012 tarihli ölümünün iş kazası sonucu olduğunun tespitine karar vermek gerektiği, asıl dava da gelir bağlanma talebi yönünden davacının davalı Kuruma yapmış olduğu 07.12.2012 tarihli başvuru yazı cevabında davacıya ölüm geliri bağlanması talebi hakkında yapılacak bir işlemin olmayacağının bildirilmesi ile davalı Kurum SGK ile davacı tarafından talep hakkında uyuşmazlığın ortaya çıkmış olduğu anlaşılmakla davacının 07.12.2012 tarihli başvurusu tahsis talebi olarak kabul edilerek davacıya tahsis talep tarihini takip eden aybaşından (01.01.2013) itibaren 5510 sayılı Kanun 20/1 inci maddesi gereğince aynı Kanun 34 ve 35. maddeleri de dikkate alınarak ölüm geliri bağlanması gerektiği, birleşen davada TTK ve ... yönünden davacılar murisinin ölüm tarihinin 3213 sayılı Maden Kanunu'na eklenen 7. maddesinin yürürlük tarihinden sonra olduğu, davalı ...’nın sözleşme ile davalı ... ... isimli şirkete vermiş olduğu maden sahasında kendi işçilerini çalıştırmadığı, teknik nezaretçisinin bulunmadığı, davalı ... ile davalı ... ... arasındaki bu ilişkinin rödovans ilişkisi olduğu, taraflar arasında asıl işveren/alt işveren ilişkisinin bulunmadığı, davacı murisi ...'ın 17.12.2012 tarihinde maden ocağında ölümü ile ilgili davalı SGK tarafından yapılan tahkikat sonucunda iş kazası olarak değerlendirilmemiş ise de ölüm olayının kaçak olan maden ocağında meydana geldiği, ceza yargılaması ile de sabit olduğu üzere ölüm olayının meydana geldiği kaçak maden ocağının sanık ...'a ait olduğu, ölüm olayının meydana geldiği kaçak ocağın ... Kardeşlerin 27.12.2004 tarihinde imzaladığı rödovans sözleşmesi sahasında kaldığı, davalı ... ve ...'ın davalı ... ... isimli şirketin ortakları olduğu, davalı ...'ın ise ölüm olayının meydana geldiği tarihte münferiden şirketin temsile yetkili müdürü olduğu, davalı ...'ın şirket ortağı olmak dışında şirketi temsil yetkisinin bulunmadığı bunedenle dava konusu hakkında davalı ...'ın işveren sıfatının bulunmadığı gerekçesiyle, "asıl dava yönünden davacının davasının kabulü ile davacı murisi ...'ın 17.12.2012 tarihli ölümünün iş kazası sonucu olduğunun tespitine ve davacıya tahsis talep tarihini takip eden aybaşı olan 01.01.2013 tarihinden itibaren 5510 sayılı Kanun 20/1. maddesi gereğince aynı Kanun'un 34, 35. maddeleri dikkate alınarak ölüm geliri bağlanması gerektiğinin tespitine aksine Kurum işleminin iptaline, birleşen dava yönünden davacının davasının kısmen kabul kısmen reddi ile davanın TTK ve ... yönünden reddine, davanın davalı ... ... ve ... ... yönünden kabulü ile davacı murisi ...'ın 17.12.2012 tarihli ölümünün iş kazası sonucu olduğunun tespitine karar verilmiştir.
C. 2. Bozma Kararı
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılardan ... ve ... ... ... ile davalılar ..., ..., ... ... Maden San. Lav. İşl. ve Nak. Tic. Ltd. Şti ve davalı Kurum vekilleri tarafından temyiz isteminde bulunulması üzerine Daire kararı ile; "Eldeki dosyada, kazaya konu işyerinin rödovans sözleşmesi ile ... ... Maden San.. Ltd.Şti. tarafından işletilen alanda olduğu, rödovans sözleşmesi kapsamında kalan bu yerin bir bölümünün davalı ... tarafından işletildiğinin, 17.10.2012 tarihinde meydana gelen ve davacıların murisinin vefatına neden olan kazanın da ... tarafından işletilen bu yerde gerçekleştiğinin sabit bulunması karşısında, işverenlik sıfatı ... ... Maden San.. Ltd. Şti. ile ...' a ait olup, bu çerçevede ... ve ... hakkındaki davanın reddi isabetli ise de, ...'ın şirket müdürü olması ona işveren sıfatı kazandırmayacağından, ... yönünden de davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde sorumluluğuna hükmedilmesi yerinde görülmemiştir. Kabule göre de davalı şirketin unvanının karar başlığında "... ..." şeklinde gösterilmesi isabetsizdir." şeklindeki gerekçeyle hüküm bozulmuştur.
D. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen 3 ncü Karar
İlk Derece Mahkemesinin 09.07.2024 tarih ve 2024/46 - 2024/231 E.K. sayılı kararı ile
-Asıl dava yönünden davacının davasının kabulü ile, davacı murisi ...'ın 17.12.2012 tarihli ölümünün iş kazası sonucu olduğunun tespitine ve davacıya tahsis talep tarihini takip eden aybaşı olan 01.01.2013 tarihinden itibaren 5510 sayılı Kanun 20/1 maddesi gereğince aynı Kanun'un 34. 35. Maddeleri dikkate alınarak ölüm geliri bağlanması gerektiğinin tespitine aksine Kurum işleminin iptaline,
-Birleşen dava yönünden davacının davasının kısmen kabul kısmen reddi ile davanın TTK ve ..., ... yönünden reddine, davalı ... ve ... ... yönünden kabulü ile davacı murisi ...'ın 17.12.2012 tarihli ölümünün iş kazası sonucu olduğunun tespitine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
1.Davacılar ... ve ... ... ... vekili temyiz dilekçesinde özetle; dosya kapsamında tamamen kabul kararı verilmesi gerekirken TTK ve davalılar Musa ve ... yönünden kısmen ret kararı verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, murisin davalılar bünyesinde çalışmakta iken iş kazası sonucu ölmüş olduğunun sabit olduğunu, ayrıca TTK lehine vekalet ücreti takdirinin hatalı olduğunu belirterek, kararın bozulmasını istemiştir.
2.Davalı Kurum vekili temyiz dilekçesinde özetle; davanın zamanaşımına uğradığını, Kurumun yasa gereği üzerine düşen işlemleri yaptığını, ...’ın ...’ın yanında hizmet akdi ile çalıştığı tespit edilemediğinden olayın iş kazası olarak değerlendirilmesinin mümkün olmadığını belirterek, kararın bozulmasını istemiştir.
3.Davalı ...vekili temyiz dilekçesinde özetle; kendisi tarafından TTK 15 nolu sahada kaçak maden ocağı çalıştırılarak üretim yapıldığına dair açık net bir ifade beyan ve delil bulunmadığını, ocak kaçak çalıştırılsa bile muris ...'ın yanında hizmet akdi ile çalışıp çalışmadığı hususunun tespit edilemediğini, olayın iş kazası olarak değerlendirilmesinin mümkün olmadığını belirterek, kararın bozulmasını istemiştir.
4.Davalı ... ... ... Ltd. Şti. vekili temyiz dilekçesinde özetle; davacılar murisi ile davalı şirket arasında işçi işveren ilişkisi bulunmadığını, davanın husumetten reddinin gerektiğini, saha içerisinde tespit ettikleri kaçak ocaklarla ilgili gerekli başvurularda bulunduklarını, kazanın gerçekleştiği ocağın sahanın asıl faaliyet alanına uzak bir noktada olması ve daha önce davalı teknik nezaretçi ...’nin bu ocakla ilgili kaçak bildiriminde bulunarak imha ettiği göz önünde tutulduğunda, ikinci bir kaçak olayına göz yummalarının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, olayın gerçekleştiği ocağın kantarın 3-4 km uzağında olup her an denetim altında bulunamayacak uzaklıkta olduğunu, keşif yapılmadan karar verilmesinin hatalı olduğunu belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Sonuç
Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, asıl ve birleşen davalarda iş kazası olduğunun tespiti ile asıl davacı ...'a ölüm geliri bağlanmasına ilişkindir.
Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen Mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davacılar ... ve ... ... ..., davalılardan Kurum, ...ve ... ... ... Ltd. Şti. vekillerinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden ilgililere ayrı ayrı yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
13.05.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.