Yargıtay 10. Hukuk Dairesi E.2025/2185 K.2025/7772

🏛️ 10. Hukuk Dairesi 📁 E. 2025/2185 📋 K. 2025/7772 📅 08.05.2025

10. Hukuk Dairesi         2025/2185 E.  ,  2025/7772 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Denizli Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2024/159 E., 2024/248 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Denizli 6. İş Mahkemesi
SAYISI : 2023/76 E., 2024/198 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde, müvekkilinin çiftçilik yaparak geçimini sağladığını, müvekkilinin Tarım Bağ-Kur'lu olarak sigortalılığının tescilinin yapılması için davalı Kuruma başvurulduğunu, Kurumun tescil taleplerinin ret edildiğini, 31.12.1995-23.08.2016 tarihleri arasında (04.12.2014-31.03.2015 ve 01.05.2015-30.11.2015 tarih aralıkları hariç) Tarım Bağ-Kur sigortalısı olduğunun tespitine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde, davanın hak düşürücü süre, zamanaşımı nedeniyle reddini, Mahkeme aksi kanaatte ise davacının başvurusu üzerine 1995 yılındaki kesintiye istinaden 01.05.1995-31.12.1995 arasının tescil edildiğini, ancak Ziraat Odası kaydının 2002 yılında ve Tarım Kredi Kooperatifi kaydının ise 2004 yılında yapıldığını, bu tarihlerin kesintinin yapıldığı tarihten sonra olduğunu, bu nedenle kesintiye istinaden devam eden hizmetinin değerlendirilemediğini, 2014-2016 arasının davacının başvurusu ve ziraat odası kaydına istinaden verildiğini ve Esnaf Bağ-Kur süresi başladığında sonlandırıldığını davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında:
"1-Davanın kısmen kabulü ile
Davacının 01.05.1995-31.12.1995 tarihleri arasında 2926 sayılı Kanun kapsamında Tarım Bağ-Kur sigortalısı olduğunun tespitine,
Davacının yukarıda tespit edilen süreler dahil edilerek 7256 sayılı Kanun kapsamında yapılandırmadan yararlandırılması gerektiğinin tespitine,
Fazlaya ilişkin talebin reddine," karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile istinaf isteminin reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı Kurum vekili, davanın hak düşürücü süre, zamanaşımı ve hukuki yarar yokluğundan reddini, Mahkeme aksi kanaatte ise davacının Tarım Bağ Kur dosyasında yapılan incelemede 20.04.1995 tarihli tevkifat kesintisine istinaden 01.05.1995 tarihinde başlatılmış olup, 31.12.1995 tarihinde sonlandırıldığını, 1995 yılında kesinti bulunduğu ve 2014 yılında Kuruma intikal eden belgelerde, Ziraat Odası (18.09.2002) ve Tarım Kredi Kooperatifi (28.04.2004) kayıtları kesintinin yapıldığı tarihten sonra başladığı için bu kayıtlara istinaden 1995 yılına ait kesintiye bağlı olarak hizmetin devam ettirilmesi imkanı bulunmadığının değerlendirildiğini, 31.12.1995 tarihi itibariyle sona erdirilen Bağ-Kur kaydı, sigortalının 04.12.2014 tarihli dilekçesi ekinde sunduğu belgede Ziraat Odası kaydının bulunması sebebiyle bu tarih itibariyle yeniden başlatılmış olduğunu, Esnaf Bağ-Kur kaydının başladığı tarihten bir gün önce 23.08.2016 tarihinde durdurulduğunu kararın bozulmasını talep etmektedir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, davacının 31.12.1995-23.08.2016 tarihleri arasında Tarım Bağ-Kur sigortası kapsamında olduğunun tespitine ilişkindir.
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun “Taleple bağlılık ilkesi” başlığını taşıyan 26. maddesinde de hakimin, tarafların istem sonuçlarıyla bağlı olduğu, ondan fazlasına veya başka bir şeye karar veremeyeceği açıklanmış olmakla hukuk yargılamasında, “istemle bağlılık” ilkesi egemendir.
2. Dava hakkı ise hukuki yarar ile sınırlıdır. Davacının dava açma hakkına sahip olması, dava açabilmesi için yeterli değildir. Davacının Mahkemeden hukuki korunma istemesinde korunmaya değer bir yararı olmalıdır. Hukuki yarar bir dava şartı olup, Mahkeme dava şartlarını re’sen incelemekle görevlidir. Bu ilkeden hareketle, dava şartı olarak hukuki yararın varlığının, Mahkemece, taraflarca dava dosyasına sunulmuş deliller, olay veya olgular çerçevesinde, kural olarak davanın açıldığı tarihe göre kendiliğinden ve yargılamanın her aşamasında gözetilmesi gerekir. Bu sayede iç hukukumuzun bir parçası olan Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi (İnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerin Korunmasına İlişkin Sözleşme)'nin 6. maddesi ve 1982 Anayasasının 36. maddesinde düzenlenen “hak arama özgürlüğü” nün dürüstlük kuralına uygun kullanılması sağlanabilecek; bu durum, haksız davalar açmak suretiyle dava hakkının kötüye kullanılmasına karşı bir güvence oluşturacaktır. Bilindiği üzere; her dava, açıldığı tarihteki fiili ve hukuki sebeplere ilişkin koşullara göre hükme bağlanır. Ne var ki dava açıldıktan sonra meydana gelen bir olay nedeniyle dava konusunun ortadan kalkması ve tarafların da, davanın esası hakkında karar verilmesinde hukuki yararlarının kalmaması halinde işin esası hakkında infaz kabiliyeti olan bir hüküm kurulmamaktadır.
3. Eldeki davada, dava dilekçesinde ve ön inceleme duruşmasında açıkça talep dönemi 31.12.1995-23.08.2016 olarak belirtilmiş ise de İlk Derece Mahkemesi 01.05.1995-31.12.1995 tarihleri arası için tespitte bulunmuştur. Mahkemece davacının talep dönemi belirlenmeli, hükümde belirtilen şekilde 01.05.1995-31.12.1995 tarihleri arası için talep mevcut ise bu dönemin Kurum tarafından davadan önce tescil ve kabul edilip edilmediği hususu irdelenip ona göre davayı açıp açmamakta hukuki yararı bulunup bulunmadığının tespiti ile sonucuna göre karar verilmesi gerekmektedir. Davacı tarafın talebinin 31.12.1995-23.08.2016 tarihleri olarak belirlenmesi halinde ise dosyadaki deliller değerlendirilmek suretiyle hüküm kurulması gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi isabetsiz bulunmuştur.
Açıklanan bu maddi ve hukuki olgular göz önünde bulundurulmaksızın, Mahkemece eksik inceleme ve araştırma sonucu hüküm verilmesi, usul ve yasaya aykırı olup sair hususlar incelenmeksizin bozma nedenidir.
VII. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
2. İlk Derece Mahkemesi kararının sair hususlar incelenmeksizin BOZULMASINA,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
08.05.2025 tarihinde karar verildi