Yargıtay 10. Hukuk Dairesi E.2024/11334 K.2025/7412

🏛️ 10. Hukuk Dairesi 📁 E. 2024/11334 📋 K. 2025/7412 📅 05.05.2025

10. Hukuk Dairesi         2024/11334 E.  ,  2025/7412 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2024/1077 E., 2024/1563 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Kırıkkale 2. İş Mahkemesi
SAYISI : 2021/310 E., 2023/359 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı ve davalı vekilleri tarafından temyiz edilmekle;kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının davalı iş yerinde buhar makinasında çalışmakta iken 28.09.2019 tarihinde iş kazası geçirdiğini belirtilerek, 300 TL maddi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesi talep etmiştir.
Davacı vekili 3.11.2023 tarihli dilekçesi ile talebini 9.812,63 TL geçici iş göremezlik, 775.801,52 TL sürekli iş göremezlikten kaynaklı maddi tazminat istemi olarak arttırmıştır.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 28.09.2019 tarihinde ... LPG Dağıtım San. ve Tic. A.Ş. iş yerinde, iş yeri çalışanlarından ... buhar makinasında LPG tüpüne etiket giydirme işlemi yaparken bacaklarının buhar makinasının sviçlerine dokunması sonucu sol kolunun buhar makinası içerisinde kaldığı ve sol kolunda kızgın buharın etkisiyle yanıkların meydana geldiği, kaza sonrası kazazedenin sol kolundan yanık tedavisi gördüğü, 3 adet ameliyat geçirdiği, işveren ... LPG Dağıtım San. ve Tic. A.Ş.’nin dava konusu iş kazasının meydana gelmesinde %100 kusurlu olduğu, kazazede ...’nın dava konusu iş kazasının meydana gelmesinde kusurunun bulunmadığı, davacının %13,1 oranında sürekli iş göremezliğe uğradığı, kusur raporu yönünden 29.04.2023 tarihli bilirkişi heyet raporu, tazminat hesabı yönünden de 10.10.2023 tarihli bilirkişi raporunun hükme esas alındığı gerekçesiyle davanın kabulüne, "775.801,52 TL sürekli iş göremezlik tazminatının kaza tarihi olan 28.09.2019 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 9.812,63 TL geçici iş göremezlik tazminatının kaza tarihi olan 28.09.2019 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine" karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davalının %100 kusurlu bulunduğu düşünüldüğünde hükmedilen tazminat miktarının az olduğunu, davacının uğradığı zararın Mahkemece hükmedilen maddi tazminatla karşılanamayacak boyutta olduğunu beyanla Mahkemece hükmedilen maddi tazminat miktarının arttırılmasını talep ederek kararı temyiz etmiştir.
Davalı ... Dağıtım ve End. A.Ş. vekili temyiz dilekçesinde özetle; iş kazasının davacının ağır kusuru ile meydana geldiğini, davacıya kusur izafe edilmemesinin hatalı olduğunu,müvekkilinin kusurunun bulunmadığını, davacıya iş güvenliği eğitimi verildiğini, davacının tüp giydirme hattına müdahale etmesi neticesinde iş kazasının meydana geldiğini, bu hususun tanık beyanları ile de sabit olduğunu, SGK inceleme raporu ile bilirkişi heyet raporu arasında çelişki bulunduğunu, bu çelişkinin giderilmesinin gerektiğini belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
A) Davacı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesinde;
1. Davacının, dava açmada hukuki yararının bulunması dava şartlarından olduğu gibi temyiz kanun yoluna başvuracak olan tarafın da temyiz yoluna başvuruda hukuki yararının bulunması gerekir. HMK 361/2 nci fıkrasında "Davada haklı çıkmış olan taraf da hukuki yararı bulunmak şartıyla temyiz yoluna başvurabilir" düzenlemesi vardır.
2. Temyiz yoluna başvuran tarafın hukuki yararının bulunup bulunmadığı, öncelikle onun davadaki talebi ile Mahkemenin hükmü karşılaştırılarak belirlenir. (HMK 364/2-f bendine göre temyiz dilekçesinde "Temyiz sebepleri ve gerekçesi" bulunmak zorundadır) Aksi halde temyiz talebinin kötü niyetle yapıldığı kabul edilir. Kötü niyetle temyiz, davanın gereksiz yere uzamasına ve yargı organlarının yersiz meşgul edilmesine yol açar.
3. Aynı zamanda 6100 sayılı HMK.'daki yeni düzenleme ile getirilen istinaf yolu, İlk Derece Mahkemesi ile temyiz incelemesi arasında, ikinci derece bir denetim mekanizması ve kanun yoludur. İstinaf yolu uygulamasında, İlk Derece Mahkemesi kararından sonra, karar önce istinaf denetimine tâbi tutulmakta, istinaf denetiminden sonra temyiz yolu açıksa temyize başvurulmaktadır. Bölge adliye mahkemelerinin faaliyete geçmesiyle yargılama üç aşamalı hale gelmiştir. Önce İlk Derece Mahkemesinde ilk derece yargılaması yapılarak karar verilmekte, ardından Bölge Adliye Mahkemesinde istinaf incelemesi ile vakıa ve hukukilik denetimi yapılmakta, son olarak da Yargıtay’da temyiz incelemesine gidilmektedir. Yeni sistemde temyiz edilen karar İlk Derece Mahkemesinin kararı değil, Bölge Adliye Mahkemesinin kararıdır. Artık İlk Derece Mahkemesi kararının doğrudan temyiz edilmesi yani "atlamalı kanun yolu incelemesi" mümkün değildir.
4. Somut olayda, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunda bulunmayan davacı vekilinin Bölge Adliye Mahkemesinin davalının istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin kararına karşı temyiz başvurusunda bulunmasında hukuki yarar bulunmadığından temyiz başvurusunun reddine karar vermek gerekmiştir.
B) Davalı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesinde;
1. İnsan yaşamının kutsallığı çevresinde işverenin, iş yerinde işçilerin sağlığını ve iş güvenliğini sağlamak için gerekli olanı yapmak ve bu husustaki şartları sağlamak ve araçları noksansız bulundurmakla yükümlü olduğu 4857 sayılı İş Kanunu'nun 77. maddesinin açık buyruğu iken, 4857 sayılı Kanun'un 77. ve devamı bir kısım maddeleri 30.06.2012 tarih ve 28339 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu'nun 37. maddesiyle, 01.01.2013 tarihinde yürürlüğe girmek üzere yürürlükten kaldırılmış olup 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu, işverenin sağlık ve güvenlik önlemlerini alma yükümünü daha ayrıntılı bir biçimde düzenlemiştir.
2. Buna göre, 6331 sayılı Kanun’un "İşverenin Genel Yükümlülüğü" kenar başlıklı 4. maddesinde:
"İşveren, çalışanların işle ilgili sağlık ve güvenliğini sağlamakla yükümlü olup bu çerçevede;
a)Mesleki risklerin önlenmesi, eğitim ve bilgi verilmesi dahil her türlü tedbirin alınması, organizasyonun yapılması, gerekli araç ve gereçlerin sağlanması, sağlık ve güvenlik tedbirlerinin değişen şartlara uygun hale getirilmesi ve mevcut durumun iyileştirilmesi için çalışmalar yapar.
b)İş yerinde alınan iş sağlığı ve güvenliği tedbirlerine uyulup uyulmadığını izler, denetler ve uygunsuzlukların giderilmesini sağlar.
c)Risk değerlendirmesi yapar ve yaptırır.
ç)Çalışana görev verirken, çalışanın sağlık ve güvenlik yönünden işe uygunluğunu gözönüne alır.
d)Yeterli bilgi ve talimat verilenler dışında ki çalışanların hayati ve özel tehlike bulunan yerlere girmemesi için gerekli tedbirleri alır." hükmü düzenlenmiştir.
Aynı Kanun’un 5. maddesinde de risklerden korunma ilkeleri düzenlenmiştir. Buna göre maddede, "İşverenin yükümlülüklerinin yerine getirilmesinde aşağıdaki ilkeler göz önünde bulundurulur:
a)Risklerden kaçınmak,
b)Kaçınılması mümkün olmayan riskleri analiz etmek,
c)Risklerle kaynağında mücadele etmek,
ç)İşin kişilere uygun hale getirilmesi için iş yerlerinin tasarımı ile iş ekipmanı, çalışma şekli ve üretim metotlarının seçiminde özen göstermek, özellikle tekdüze çalışma ve üretim temposunun sağlık ve güvenliğe olumsuz etkilerini önlemek, önlenemiyor ise en aza indirmek,
d)Teknik gelişmelere uyum sağlamak,
e)Tehlikeli olanı, tehlikesiz veya daha az tehlikeli olanla değiştirmek,
f)Teknoloji, iş organizasyonu çalışma şartları, sosyal ilişkiler ve çalışma ortamı ile ilgili faktörlerin etkilerini kapsayan tutarlı ve genel bir önleme politikası geliştirmek,
g)Toplu korunma tedbirlerine, kişisel korunma tedbirlerine öncelik vermek,
ğ)Çalışanlara uygun talimatlar vermek." hükmü yer almaktadır.
3. Görüldüğü üzere, işverenin çalışanlarla ilgili sağlık ve güvenliği sağlama yükümünün genel çerçevesi, 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nun 4. maddesinde çizilmiştir. Bu çerçevede işverenin, “çalışanların işle ilgili sağlık ve güvenliğini sağlamakla yükümlü” olduğu belirtildikten sonra, yapacağı ve uymakla yükümlü bulunacağı birtakım esaslara yer verilmiştir. Bunun gibi 5. maddede, işverenin anılan yükümlülükle gerçekleştireceği korunma sırasında uyacağı ilkeler belirlenmiştir. 10 ncu maddede ise, iş yerinde sağlık ve güvenlik sağlanırken, işverenin yapacağı risk değerlendirmesi çalışmasında dikkate almakla yükümlü bulunduğu hususlar belirlenmiştir (Hukuk Genel Kurulunun 09.10.2013 tarih 2013/21-102 Esas 2013/1456 sayılı kararı).
4. 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nun 4. ve 5. maddeleri ile buna uygun olarak çıkarılan iş güvenliği yönetmelikleri hükümleri, işverenin sorumluluğunu objektifleştiren kriterler olarak değerlendirilmelidir. Bu sebeple mevzuatta yer alan teknik iş güvenliği kurallarına uyulmaması işverenin kusurlu davranışı olarak kabul edilmelidir. Ancak, işveren sadece anılan yazılı kurallara değil, yazılı olmayan ve teknolojinin gerekli kıldığı önlemlere aykırı davrandığında da kusurlu görülerek oluşan zararı karşılamalıdır.
5. Öte yandan, objektifleştirilen kusur, kusur sorumluluğunu kusursuz sorumluluğa yaklaştırsa da, onu kusursuz sorumluluk haline dönüştürmez. Çünkü, bu halde dahi işverenin sorumluluğu için kusurun varlığı şarttır. Kusurun objektifleştirilmesi kriterinin yanısıra, Türk Borçlar Kanunu’nun 417/2 nci maddesinin, Anayasa hükümleri ve 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nun 4. maddesi kapsamında yorumlanması da işverenin sorumluluğunu oldukça genişletecektir.
6. Yukarıda belirtilen açıklamalar doğrultusunda; işvereni zararlandırıcı olay nedeniyle sorumluluk halinden kurtaracak olan durum iş sağlığı ve güvenliği alanındaki ihmalleri ile oluşan zarar arasındaki uygun nedensellik bağının kesildiğini ispat etmekten ibarettir. Hukuk Genel Kurulunun 20.03.2013 tarih 2012/21-1121 E. 2013/386 sayılı kararında da belirtildiği üzere uygun nedensellik bağı üç durumda kesilebilir. Bunlar mücbir sebep, zarar görenin kusuru ve üçüncü kişinin kusurudur. Bu hallerden birinin varlığı halinde işverenin sorumluluğuna gidilmesi mümkün değildir.
7. İş kazası hukuki sebebine dayalı tazminat davalarında olayın gerçekleşme şeklinin tarafların gösterdiği deliller dikkate alınarak her türlü şüpheden uzak bir şekilde ortaya konulması ve giderek kusur oranlarının bu olaya uygun şekilde belirlenmesi gerektiği açıktır.
8.Dosyadaki kayıt ve belgelerden, davalı iş yerinde rampa işçisi-tüp dolum işçisi olarak çalıştığı belirlenen davacının 28.09.2019 tarihinde buhar makinasında LPG tüpüne etiket giydirme işlemi yaparken sol kolunda kızgın buharın etkisiyle yanıklar meydana geldiği, davacının SGK müfettişine beyanında, tüplerin üzerine giydirme yapıldığı esnada sol kolu içerisindeyken makinenin buhar vermesi sebebi ile kazanın meydana geldiğini, söz konusu kazanın ayağının makinanın yanında bulunan siviç diye bildiği parçaya dokunması sonucu meydana geldiğini, kendisinin söz konusu iş yerinde rampa görevlisi olduğunu, tüplerin yükleme ve boşaltma bölümünde çalıştığını, kaza günü işçi amirinin talimatı ile giydirme bölümüne geçtiğini, bilmediği bir makinada çalışmaya başladığını ifade ettiği, Mahkemece dinlenen davacı tanığının davacının tüplere buharla giydirme yapılan makinede çalıştığı ve davacı vazifesini yaparken iş kazasının meydana geldiğini beyan ettiği, SGK müfettişi raporunda işveren ... Dağ. ve End. A.Ş.'nin kazalının tecrübesiz olması, makinede elle müdahaleyi önleyici önlem bulunmaması, makine sıcak buhar veriyor olmasına rağmen verilen eldivenin yanmaz özelliği bulunmaması, iş sağlığı güvenliği uzmanının kazanın önlenebilir olduğuna dair beyanı, bordro tanıklarının makinenin hata verdiğini ve demir çubuk ile müdahale edildiğini beyan etmesi nedeniyle %80 oranında, sigortalının şahsi can emniyeti için gerekli dikkat ve özeni göstermediği için %20 oranında kusurlu olduğunun belirtildiği, eldeki dosyada hükme esas alınan 29.04.2023 tarihli kusur raporunda ise, davalı işveren ... LPG Dağıtım San. ve Tic. A.Ş.'nin kazadan sonra hurdaya ayrılan buhar makinesinin LPG tüpleri üzerine etiket giydirme işleminde kullanılması, LPG tüplerinin sıkışmayacak şekilde konveyör sistemi benzeri hareket sistemine sahip buhar tünelinin olmaması, teknolojinin gerektirdiği standartlara uygun sleeve etiket giydirme makinasının kullanılmaması nedeniyle %100 kusurlu olduğu, davacı kazazede ...’nın dava konusu iş kazasının meydana gelmesinde kusurunun bulunmadığının belirlendiği, Mahkemece işbu raporda belirtilen kusur oranlarına itibar edilerek hüküm kurulduğu, ancak Mahkemece itibar edilen kusur raporunun oluşa uygun olmadığı, olaydaki sorumluluk ve kusur durumunun yeterince incelenmediği ve açıklanmadığı anlaşılmıştır.
9.Yukarıda yapılan açıklamalardan sonra Mahkemece yapılacak iş; davacının SGK denetmenine verdiği ifadesinde kazanın ayağının yanında bulunan sviç diye bildiği parçaya dokunması sonucu meydana geldiğini beyan etmesi, davacı tanığının davacının olay öncesinde de makinede çalıştığına yönelik ifadesi dikkate alınarak davacıya da kendi kusurlu eyleminin olayın meydana gelmesine etkisi nedeniyle bir miktar kusur verilmesi gerektiğini değerlendirmek, aynı olaya ilişkin rücu dava dosyasındaki kusur raporlarının da araştırılarak irdelenmesi suretiyle - verilen kararların kesinleşip kesinleşmediği gözetilerek, delillerin toplanması hususunda sigortalı tarafından açılan tazminat davasının özü itibariyle taraflarca getirilme ilkesine tabi davalardan olup re’sen araştırma ilkesinin olmadığı hususunun da göz önünde bulundurulması ve bu şekilde toplanacak delillerle birlikte, yukarıda bahsedilen kusur raporlarını düzenleyen heyetten farklı, A sınıfı iş güvenliği uzmanlarından oluşturulacak 3 kişilik bilirkişi heyetine; dosyada mevcut raporlar ile rücu ve SGK denetmeni tarafından düzenlenen raporlar arasındaki çelişkiyi gidertmek, tarafların iş kazasının gerçekleşmesindeki kusur oranlarını her türlü şüpheden uzak şekilde tespit ettirmek, taraflar lehine oluşan usuli kazanılmış hakları da gözeterek sonucuna göre karar vermekten ibarettir.
10. Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin, eksik inceleme ve araştırma ile yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
11. O halde, davalı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve bu aşamada bozma sebebine göre davalı vekilinin temyiz itirazlarının sair yönleri incelenmeksizin, Bölge Adliye Mahkemesinin istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin kararı kaldırılarak İlk Derece Mahkemesince verilen hüküm bozulmalıdır.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1.Davacı vekilinin temyiz itirazlarının hukuki yarar yokluğundan REDDİNE,
2.Davalı vekilinin temyiz itirazları nedeniyle, temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz harcının istek hâlinde temyiz eden ilgililere iadesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
05.05.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.