Yargıtay 10. Hukuk Dairesi E.2025/3823 K.2025/7308

🏛️ 10. Hukuk Dairesi 📁 E. 2025/3823 📋 K. 2025/7308 📅 30.04.2025

10. Hukuk Dairesi         2025/3823 E.  ,  2025/7308 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 34. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2023/2651 E., 2024/2365 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 20. İş Mahkemesi
SAYISI : 2022/642 E., 2023/326 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davalı İETT vekili ile feri müdahil Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlenildikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde, davacının 1995 yılında davalı İETT Genel Müdürlüğüne ait işyerinde çalışmaya başladığını ve bu çalışmasını 14.12.2005 tarihine kadar sürdürdüğünü, müvekkilinin çalıştığı dönemde geçerli toplu iş sözleşmelerine göre çeşitli nedenlerle oluşan geçici iş göremezlik hallerinde dahi gerek ücretlerinin gerekse sosyal güvenlik primlerinin çalışılıyormuş gibi tahakkuk ettirilmesi gerekirken davalı tarafından çalışmalarının Kuruma eksik bildirilmiş olduğunu ileri sürerek davacının davalı işyerinden Kuruma eksik bildirilen çalışmalarının tespitine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı İETT vekili cevap dilekçesinde, işyerinde davacının çalışmalarının resmi belgelere dayalı olarak bildirildiğini, davacının ödeme ve bildirimlerden haberdar olduğunu zira 3 aylık ve 4 aylık sigortalı dönem bordrolarının da asılmasının zorunlu olduğunu, TİS uygulanan işyerinde davacının prim ödemelerinin eksik yapılmasının söz konusu olamayacağını, davacının iddialarının zamanaşımına uğradığını ve hak düşürücü sürenin sona erdiğini, eksik bildirilen günlerde davacının iş göremezlik durumu hallerinin Kurumdan sorulması, davacının eksik bildirilen günlerinde mazeretsiz işe gelmeme, istirahat izinli olabileceğini bu hallerde sigorta primlerinin tam değil aktif çalışılan gün kadar bildirilmiş olacağını davayı kabul anlamına gelmemekle beraber davacının eksik primler ödenmiş olsaydı da davacıya mevcut durumunda SGK tarafından bağlanan gelir veya aylıkta bir değişiklik olmayacağını bu nedenle davacının hukuken korunan bir menfaati bulunmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Feri müdahil SGK vekili cevap dilekçesinde, davanın hak düşürücü süre geçtikten sonra açıldığını, davacının çalışmaları bakımından müvekkili Kurum kayıtlarının esas olduğunu, davacının iddialarını söz konusu kayıtlara eş değerde yazılı belgelerle kanıtlaması gerektiğini, Kurumun yazılı kayıtları İle çelişen tanık beyanlarının hükme esas alınmaması gerektiğini savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulü ile davacının davalı İETT Genel Müdürlüğüne ait 756.34.07 sigorta sicil numaralı işyerinden Kuruma bildirilenler dışında; 1996/2 döneminde 1 gün olmak üzere, toplam 1 gün daha sigortalı çalıştığının tespitine karar verildiği görülmüştür.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı İETT vekili temyiz dilekçesinde, işyerinde davacının çalışmalarının resmi belgelere dayalı olarak bildirildiğini, davacının ödeme ve bildirimlerden haberdar olduğunu zira 3 aylık ve 4 aylık sigortalı dönem bordrolarının da asılmasının zorunlu olduğunu, TİS uygulanan işyerinde davacının prim ödemelerinin eksik yapılmasının söz konusu olamayacağını belirterek kararın temyizen bozulmasını talep etmiştir.
Feri müdahil Kurum vekili temyiz dilekçesinde, davanın reddinin gerektiğini belirterek kararın temyizen bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Sonuç
Uyuşmazlık, Kuruma eksik bildirilen hizmetlerinin tespiti istemine ilişkindir.
Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
30.04.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.