Yargıtay 10. Hukuk Dairesi E.2025/923 K.2025/7134

🏛️ 10. Hukuk Dairesi 📁 E. 2025/923 📋 K. 2025/7134 📅 29.04.2025

10. Hukuk Dairesi         2025/923 E.  ,  2025/7134 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Konya Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/1939 E., 2024/2608 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Konya 3. İş Mahkemesi
SAYISI : 2022/99 E., 2022/293 K.
Taraflar arasındaki Kurum işleminin iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince, hükümde belirtilen gerekçelerle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı Kurum vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davalı Kurum vekilince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlenildikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I.DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; dava dışı ...tarafından davacı İdare ve davalı SGK aleyhine açılan davada, Konya 2. İş Mahkemesinin 2019/507 Esas ve 2019/733 Karar sayılı kararı ile ; " Davacının davalılardan ... Üniversitesine ait işyerinde 01.12.2003 tarihinden 15.10.2008 tarihine kadar asgari ücret esas olacak şekilde aralıksız olarak iş sözleşmesine dayalı olarak çalıştığının tespitine, 3) Davacının bilirkişi raporunda bildirildiği şekilde 1755 gün bildirilmeyen prim ödeme gün sayısının bulunduğunun tespitine, " karar verilmiş, davalı İdare tarafından, Konya 2. İş Mahkemesinin 2019/504 Esas ve 2019/733 Karar sayılı kararından bahisle, Konya Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğü Mevlana Sosyal Güvenlik Merkezinin 01.02.2022 tarihli ve 39422918 sayılı dava konusu işlemi ile “İşvereni bulunduğunuz ... sicil sayılı dosyada işlem gören ... Üniversitesi İlahiyat Fakültesi ile ilgili olarak Konya 2. İş Mahkemesi kararına istinaden iş yerinde çalıştığı belirtilen sigortalı ...'e ait Müdürlüğümüzce aylık prim hizmet belgesi re'sen tanzim edilmiş olup işyerinize mahkeme kararında tespit edilen dönemlerle ilgili ilgili dönemlere ilişkin toplam 78.405,38 TL borç" tahakkuk ettirilerek Kurumca 09.02.2022 tarihinde tebliğ edilmiş, itiraz üzerine Kurumun 01.03.2022 tarih ve 41053500 sayılı işlem ile itirazın reddedildiğini beyanla, davacının Kuruma borçlu olmadığının tespitini talep ve dava etmiştir.
II.CEVAP
Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının taleplerinin reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III.İLK DERECE MAHKEME KARARI
İlk Derece Mahkemesi yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
IV.İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı Kurum vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V.TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı Kurum vekili; Kurumca yapılan işlemlerin yerinde ve gerekli olduğunu, 5510 sayılı Kanun'un 93. maddesinin ikinci fıkrasının dikkate alınması gerektiğini, bu kapsamda davacının davasının reddine karar verilmesi gerektiğini belirterek, kararın temyizen bozulmasını talep etmiştir.
C.Gerekçe
1.Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, Kurum işleminin iptali istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 5510 sayılı Kanun'un 93. maddesi.
2. Davanın yasal dayanağı 5510 sayılı Kanun'un 93. maddesinde; "...ayrıca, bu maddeye göre Kurumun prim ve diğer alacaklarının on yıllık zamanaşımına tabi olduğu..." hükmü yer almaktadır.
3. Değerlendirme
1.Dosyadaki yazılara, toplanan delillere ve hükmün dayandığı gerektirici sebeplere göre sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2. Dosya kapsamı incelendiğinde, Kurum işleminin iptali istemli işbu davada, 2008 yılı 10. ayındaki 15 günlük prim borcunun yasal dayanağı olan 5510 sayılı Kanun'un 93. maddesi gözetildiğinde kararın Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin 09.02.2021 tarih ve 2020/5423 Esas 2021/1374 Karar sayılı ilamı ile onanmakla hükmün, 09.02.2021 tarihinde kesinleştiği, bu tarihten itibaren 10 yıllık zamanaşımı süresi işleyeceğinden, söz konusu dönem için zamanaşımından bahsedilemeyeceği anlaşılmıştır.
3. Bu maddi ve hukuki olgular göz önünde bulundurulmaksızın, yazılı şekilde karar tesisi, usul ve kanuna aykırı olup bozma nedenidir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
Üye ...'ın muhalefetine karşı, Başkan ..., Üyeler ..., ... ve ...'ün oyları ve oy çokluğuyla,
29.04.2025 tarihinde karar verildi.
KARŞI OY GEREKÇESİ
1. Çoğunluk ile aradaki temel uyuşmazlık, “sigortalının açtığı hizmet tespit davasının kesinleşmesi sonucu, işverene Kurum tarafından karar üzerine çıkarılan prim borcunun tahsilinde zamanaşımı süresi ve başlangıcının, primlerin ait oldukları (muaccel oldukları) dönemde yürürlükte bulunan mevzuat hükümleri kapsamında değerlendirilip, değerlendirilmeyeceği, hizmet tespit davasının zamanaşımını kesen bir neden olup olmayacağı” noktasında toplanmaktadır.
2. Dairemizin 2021/256 Esas, 2021/12255 Karar ve 2023/10937 E, 2023/10956 Karar sayılı ilamlarında karşı oyda belirtilen gerekçede açıklandığı üzere ““5510 sayılı Kanun'un 93/2. maddesinin yürürlüğe girdiği 01.10.2008 tarihinden itibaren kesinleşen çalışma süresinin tespitine yönelik kararlar nedeniyle doğan prim alacaklarında, alacak kesinleşen mahkeme kararıyla doğduğundan, bu tarih öncesinde hukuken varlığından söz etmeye olanak bulunmayan sigortalılık nedeniyle prim tahakkuku da hukuken mümkün değildir. Prim alacaklısı Sosyal Güvenlik Kurumu, prim alacağından ne zaman haberdar olmuş ise alacağını isteme hak ve yetkisine o zaman kavuşacaktır. Kurumun haberdar olmadığı bir alacağını istemesini ve tahsil etmesini beklemek ve bu sürede zamanaşımı süresini işletmek hukuk mantığına aykırıdır. 506 sayılı Kanun'un 80. maddesinde düzenlenen süre, Kuruma bildirilen haberdar olunan prim alacakları için geçerli bir süredir. Kurumun haberdar olmadığı bir alacağın zamanaşımı süresinin hangi tarihte başlayacağına dair 506 sayılı Kanunda bir düzenleme mevcut değildir. 506 sayılı Kanun'un 80. maddesinde düzenlenen prim alacağı ile 5510 sayılı Kanun'un 88. maddesindeki prim alacağı aynı alacaktır. Hukuki nitelikçe aralarında bir fark yoktur. Her ikisi de kamu alacağıdır. Bu kamu alacağının zamanaşımına esas alınan başlangıç tarihinin ne zaman başlayacağı hangi ilkelerin uygulanacağı kanun koyucu tarafından 93/2. maddesinde açıklanmış, izah edilmiştir. Bu düzenleme “olanının açıklanması, malum ilkelerin ilanı niteliğinde” olup yeni bir ilke yeni bir düzenleme getirmemiştir. Gerçeğe aykırı sigortalılık süresi edinilmesini önlemek için, kamu düzenine ilişkin dava sürecindeki yargılama sonucu elde edilecek kesin hükümle ortaya çıkacak sigortalılık süresi için prim tahsil olanağı öngörülmüşken, hukuken varlık kazanmamış sigortalılık süresi yönünden zamanaşımı süresinin işletilmesine olanak bulunmamaktadır”.
3. Sonuç olarak açıklanan maddi ve hukuki olgular ışığında, 5510 sayılı Kanun'un 93/2. maddesiyle, 506 sayılı Kanunda öngörülmeyen yeni bir düzenleme getirilerek, zamanaşımı süresi belirtildikten sonra prim ve diğer alacakların doğmasındaki özel durumlarda zamanaşımının hangi tarihten başlayacağı belirlenerek, Kurumun prim ve diğer alacaklarının, ödeme süresinin dolduğu tarihi izleyen takvim yılı başından başlayarak on yıllık zamanaşımına tâbi olduğu, prim ve diğer alacaklar mahkeme kararı sonucunda doğmuş ise on yıllık zamanaşımı süresinin, işverenin davranışı aynı zamanda haksız fiil olup, zararın belirlendiği mahkeme kararının kesinleşme tarihinden itibaren işlemeye başlayacağı açıktır. Kurumun prim ve diğer alacakları mahkeme kararının kesinleştiği tarihte doğup, anılan tarihte istenebilir konuma geldiğinden, bu tür uyuşmazlıkların çözümünde, kesinleşme tarihi itibariyle yürürlükte olan mevzuatın uygulanması gerektiğinden ve kararın bu yönü ile bozulması gerektiğinden, çoğunluğun sadece 01.10.2008 sonrası 5510 sayılı Kanun döneminde doğan prim alacağı için aynı Kanun'un 93/2. maddesinin uygulanması gerektiği gerekçesi ile kısmen bozma görüşüne katılınmamıştır.