Yargıtay 10. Hukuk Dairesi E.2025/34 K.2025/6786
10. Hukuk Dairesi 2025/34 E. , 2025/6786 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2024/2506 E., 2024/2587 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Denizli 4. İş Mahkemesi
SAYISI : 2022/171 E., 2024/53 K.
Bölge Adliye Mahkemesi fer'i müdahil Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 23.09.2021 tarihinde yapmış olduğu başvuru ile davalıya ait işyerinde (manavda) kurye pozisyonunda işe başladığını, ancak bazı dönemler gece vakti iş çıktığı durumlarda Denizli halinden mal alma, reyonlarda müşteriye mal satma vb, işleri de yaptığını, müvekkilinin davalı şirkete bağlı olan ve "... Mah. ... Cad. No: .../ Denizli" adresinde faaliyet gösteren ... isimli manavda çalıştığını, ancak ticaret sicili müdürlüğü kayıtlarında şirket merkezinin "... Mahallesi ... Sokak No:1/F .../ Denizli" olarak gözükmekte olduğunu, müvekkilinin işten ayrılma tarihi olan 02.04.2022 tarihine kadar kesintisiz bir şekilde asgari ücretle çalıştığını, müvekkilinin bu çalışması esnasında işveren tarafından sigortasının yaptırılmadığını, müvekkilinin işveren yetkilisi ...'a sigortasının yapılmasını söylediğini, ancak işverenin sürekli olarak müvekkilini oyaladığını, müvekkilinin 01.04.2022 tarihinde işveren tarafından sigortası yapılınca telefonuna gelen mesaj üzerine SGK'ya gittiğini ve geçmiş aylardaki sigortasının hiç yapılmadığını öğrendiğini, bu durumun müvekkilinin maddi kayba uğramasına neden olduğu gibi emeklilik işlemlerinin de gecikmesine sebep olacağını, müvekkilinin belirttiği tarihlerde davalı işveren nezdinde çalıştığının, dönem bordrolarında gözüken diğer çalışanların, bildirdikleri tanıkların ve komşu işyerlerindeki çalışanların tanık olarak dinlenmesi, whatsapp işyeri görüşme kayıtları ve tarihleri, mesaj kayıtları, fotoğraflar, videolar ve işyeri elbiselerinin teslimine ilişkin kargo gönderi belgesiyle ispatlı olduğunu beyanla; müvekkilinin davalı işyerinde 23.09.2021-02.04.2022 tarihleri arasında kesintisiz çalıştığının ve sigortalılık başlangıç tarihinin 23.09.2021 tarihi olduğunun tespiti ile bu süreler içinde yatırılmayan primlerin davalı işveren tarafından yatırılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili, cevap dilekçesinde özetle; davacının iş müracaatı için davalı firmaya geldiğini, geldikten sonra muhasebe biriminin, davacının SGK özlük durumuna baktığını, çünkü davalı şirketin personel alımında, teşviklerden yararlanabilecek personel alımını öncelikli tutmakta olduğunu, muhasebe birimiyle birlikte davacının SGK özlük durumu incelediğinde, davacının teşvikten yararlanamadığının görülmesi üzerine ancak 6 ay sonra işe başlayabileceğinin davacıya söylendiğini ve davacının firmadan gönderildiğini, davacının daha önce trafik kazasında başından ciddi şekilde yaralandığını, bu nedenle sürekli malulen emekli olması gerektiğini söyleyerek ısrarcı olduğunu, davacının kendisinin işyerine ziyaret amacıyla gelip gitmeye başladığını, bunun üzerine, davalı müvekkilinin davacıya 6 ay sonra işe başlayabileceği yönünde söz verdiğini, davacının 6 ay sonra işe başladığını, fakat telefonlarını açmamaya ve işe gelmemeye başladığını, müvekkilinin anlam veremediği şekilde mesajlar atmaya başladığını, davacının dava dilekçesinde bahsedildiği gibi 6 ay davalı firmada çalışmasının söz konusu olmadığını, davacının davalıyı oyuna getirerek malulen emekli olmak adına 6 ay gezip gittiği işyerinde kendisini çalışıyor gösterip, resmi olarak işe başladığı günün akşamı telefonları açmamaya başladığını, davacının SGK'lı olarak resmi işe girdiği gün kendisinin SGK yapılmamasını talep ettiğini, davalı müvekkilinin bunun mümkün olmadığını söylediğini, bu nedenle davacının işe başladığı gün teslim edilen kıyafetlerini geri istediğini, şirket olarak basiretsiz davranarak sigortasız işçi çalıştırmalarının, Devletin tüm teşvik imkanlarından bir daha yararlanamamaları anlamına geldiğini, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı'nın işçi teşvikleriyle müvekkiline verdiği desteğin, davacının güya 6 ay sigortasına denk gelecek bedelden oldukça yüksek olduğunu, ayrıca bir daha teşvikten yararlanamamalarına da neden olmak demek olduğunu, davacının davalı firmada asla 6 ay çalışmadığını, kendisini çalışıyor göstererek Mahkemeyi ve resmi makamları aldatmaya çalıştığını, Devletin teşviklerinden yararlanan müvekkilinin sigortasız işçi çalıştırmasının tüm teşvikleri kaybetmesi ve hatta cezalandırılması demek olduğunu, bunun da hayatın olağan akışına uygun bir davranış olmayacağı gibi basiretli bir tacirin sergileyeceği bir davranış da olmadığını, davalı müvekkilinin asla sigortasız işçi çalıştırmadığını, tüm bu açıklamalarının tanık beyanlarıyla ayrıca ispatlanacağını beyanla; davanın usulden ve esastan reddini talep etmiştir.
Fer'î müdahil SGK vekili, cevap dilekçesinde özetle; davanın haksız ve yersiz açılmış bir dava olup, reddi gerektiğini, davacının hizmet döküm cetveli incelendiğinde görüleceği üzere, davacının bu davanın açılmasında hukuki yararının bulunmadığını, davanın hukuki yarar yokluğundan reddine karar verilmesini dilediklerini, TBMM tarafından 10.09.2014 tarihinde çıkartılan 6552 sayılı Kanun'un 11.09.2014 tarihinde Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdiğini, 6552 sayılı Kanun'un 145. maddesi gereğince Kanun'un yayım tarihi olan 11.09.2014 tarihi itibarıyla yürürlüğe girecek olan 64. maddesinin 1. fıkrası ile değiştirilen 5521 sayılı Kanun'un 7. maddesi hükmü uyarınca 11.09.2014 tarihinden sonra davacı tarafın Kurum'a müracaat etmeden doğrudan dava yoluna gidemeyeceğini, davacı tarafça bu yola başvurulmaksızın dava yoluna başvurulmuş olması sebebiyle bu davanın usul ve yasaya uygun olmadığından usul bakımından reddedilmesi gerektiğini, yasa maddesi uyarınca öncelikle usulün uygulanması asıl olduğundan bu davanın dosya üzerinde inceleme yapılarak reddine karar verilmesi gerektiğini, dava dilekçesinde davacının dava konusu işyerinde 23.09.2021-02.04.2022 tarihleri arasında çalıştığı iddia edilse de müvekkili Kurumun kayıtlarının tetkikinde, dava dilekçesinde iddia edilen hususların tespit edilemediğini, Kurumun kayıtları esas olup, davacı bunun aksini aynı değerdeki yazılı belgelerle ispatlayabileceğini, bu tür hizmet tespiti davaları kamu düzenini ilgilendirdiğinden davanın hiçbir kuşkuya yer bırakmayacak şekilde ispatlanması gerektiğini, davacının çalıştığı işyerinde şahsi dosyasının, ayrıca puantaj cetvellerinin ve ücret tediye bordrolarının da varsa getirtilmesi, bordrolarda davacının imzasının bulunup bulunmadığına bakılması gerektiğini, işe giriş bildirgesinin Kurum'a verilmesine karşın yasal diğer belgelerin bulunmaması halinde, yerleşik Yargıtay İçtihatları gereğince, bildirgenin hangi tarihte Kuruma intikal ettiği, intikal ediş tarihine göre beş yıllık hak düşürücü sürenin geçirilip geçirilmediği, bildirge Kuruma teslim edildiğinde davacıya verilen sigorta sicil numarasının hangi yılın serilerinden olduğu ve bu numaranın sigortalının daha sonraki yıllarda gerçekleşen hizmetlerinde kullanılıp kullanılmadığının belirtilmesi, bulunamadığı tarihte sigortalı ile birlikte çalışan kişilerin ve aynı çevrede işyeri olan işveren veya bu işverenlerin çalıştırdığı kişilerin yöntemince saptanarak bilgi ve görgülerine başvurularak çalışma olgusunun somut ve inandırıcı bilgilere dayalı biçimde yöntemince araştırılarak elde edilecek bilgi ve belgelerin tanık anlatımıyla uyuşup uyuşmadığı irdelenip karar verilmesi gerektiğini, çalışma konusu işin niteliği, devamlılık gösterip göstermediği, başlangıç ve bitiş tarihleri konusunda dinlenecek tanıkların tespiti istenen sürede işyerinde çalışan kişilerden olması veya işyerini yakından bilen ve tanıyanlardan seçilmesi, tanıkların ifadeleri ile çalışma olgusunun hiçbir kuşku ve duraksamaya yer vermeyecek şekilde belirlenmesi, tanık beyanları ile yazılı belgelerin birbirini teyit etmesi gerektiğini, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 16.09.1999 tarihli, 1999/21-510-527 Esas ve Karar sayılı; 30.06.1999 tarihli, 1999/21-549-555 Esas ve Karar sayılı ve 03.11.2004 tarihli, 2004/21-480-579 Esas ve Karar sayılı kararlarının da bu doğrultuda olduğunu, tanık beyanları alınırken konusu, sürekli, kesintili, mevsimlik mi olduğu, başlangıç ve bitiş tarihleri ve alınan ücret konularında tanıkların sözleri değerlendirilirken bunların inandırıcılığı üzerinde durulması, verdikleri bilgilere nasıl vakıf oldukları, işveren ve işçiyle, işyeri ile ilişkileri, bazan uzun yılları kapsayan bilgilerin insan hafızasında yıllarca eksiksiz nasıl taşınabildiğinin düşünülmesi ve tanıkların buna göre dinlenmesi, işyerinin kapsam, kapasite ve niteliği ile bu beyanların kontrol edilmesi, mümkün oldukça işyerinin müdür, amir, şef, ustabaşı ve postabaşı gibi görevlileri ve o işyerinde çalışan öteki kişiler ile o işyerine komşu ve yakın işyerlerinden bu yeri bilen ve tanıyanlar dahi dinlenerek, tanık beyanlarının sağlığının denetlenmesi ve çalışma olgusu böylece hiçbir kuşku ve duraksamaya yer bırakmayacak sağlıklı bir biçimde belirlendikten sonra hüküm kurulması gerektiğini beyanla; davanın reddini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulüne, davacının davalı şirkete ait ... sicil numaralı işyerinde hizmet akdine tabi olarak 23.09.2021-02.04.2022 tarihleri arasında tam süreli ve aralıksız olarak 5510 sayılı Kanun'un 4/1-a bendine tabi zorunlu sigortalılık kapsamında çalıştığının tespitine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili ve fer'i müdahil Kurum vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Fer'i müdahil Kurum vekili temyiz dilekçesinde; davanın kamu düzenini ilgilendirdiğinden ancak kesin delillerle ispatı gerektiğini, davalı Kurumun kayıt ve belgelerinin esas olduğunu aksinin ancak eşdeğer yazılı belgeler ile ispatlanması gerektiğini, davacının davasını kesin delillerle ispatlayamadığını, davanın tespiti istenen en son tarihten itibaren 5 yıllık hak düşürücü süre içerisinde açılmadığını, davacının bu davayı açmada hukuki yararının bulunmadığını, Mahkemece hatalı ve eksik inceleme ile davanın kabulüne karar verildiğini beyan etmektedir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, hizmet tespiti istemine ilişkindir.
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Hizmet tespitine ilişkin talebin yasal dayanağı 5510 sayılı Kanun'un 86/9. maddesi olup Anayasal haklar arasında yer alan sosyal güvenliğin yaşama geçirilmesindeki etkisi gözetildiğinde, sigortalı konumunda geçen çalışma sürelerinin saptanmasına ilişkin bu tür davalar kamu düzeni ile ilgili olduğundan özel bir duyarlılıkla ve özenle yürütülmeleri zorunludur. Bu bağlamda, hak kayıplarının ve gerçeğe aykırı sigortalılık süresi edinme durumlarının önlenmesi, temel insan haklarından olan sosyal güvenlik hakkının korunabilmesi için, tarafların gösterdiği kanıtlarla yetinilmeyip gerek görüldüğünde kendiliğinden araştırma yapılarak delil toplanabileceği açıktır.
3.Bu tür davalarda Mahkemece yapılacak iş, davacıyla ilgili varsa tüm belge ve kayıtlar işverenden istenilmeli, çalışmanın gerçekleştiği ileri sürülen işyerinin Kurum nezdinde bulunan dosyası, işverence hazırlanması gerekli ücret ödeme bordroları, puantaj kayıtları ve diğer kayıtlar getirtilmeli, dönemsel sigorta primleri bordrosuyla veya aylık prim ve hizmet belgesiyle bildirimleri yapılan sigortalılar tanık sıfatıyla dinlenilmeli, Kurum müfettişlerince inceleme yapılıp yapılmadığı sorulmalı, inceleme yapılmışsa belgeler getirtilmeli, aynı çevrede faaliyet yürüten ve davacının çalışmasını bilebilecek durumda olan tarafsız nitelikte başka işverenler ve bordrolu çalışanlar yöntemince saptanarak tanık sıfatıyla dinlenilmeli, işçilik alacaklarına ilişkin dava dosyasının varlığı araştırılarak celbedilmeli ve işçilik hakları davasında dinlenen tanıkların anlatımları ile bu dosyada bilgi ve görgüsüne başvurulan tanıkların anlatımları karşılaştırılmalı, varsa çelişki giderilmeli, yargılama sürecinde dinlenen tanık anlatımlarının değerlendirilmesinde, iş yerinin kapsamı, kapasitesi ve niteliği nazara alınmalı, işin mevsimlik olduğu anlaşılırsa dönemleri belirlenmeli, bu dönemde davacı ile işveren arasındaki sözleşmenin askıda olduğu ve mevsimlik dönemlerde hak düşürücü sürenin işlemeyeceği gözönünde bulundurulmalı; böylelikle; çalışmanın varlığı, başlangıç ve bitiş tarihleri, mevsimlik mi, sürekli mi olduğu, yapılan işin kapsam ve niteliği de nazara alındığında kısmi çalışma mümkün olduğundan kısmi ve kesintili olup olmadığı yöntemince araştırılmalıdır.
4.Davacı 02.04.2022 tarihinde verilen işe giriş bildirgesi öncesindeki hizmetlerinin tespitini talep etmiş olup; tanık beyanları ve 06.10.2021 tarihli akaryakıt alım fişi hükme esas alınarak davanın kabulüne karar verilmiş ise de karar yanılgılı değerlendirmeye dayalıdır. Zira tanık beyanları davacının talep ettiği dönemde kesintisiz çalıştığını doğrulamamıştır. 06.10.2021 tarihi öncesinde davacı iddialarını doğrular nitelikte herhangi bir delil de dosya kapsamında mevcut değildir. Hal böyle iken Mahkemece 06.10.2021 tarihi öncesi yönünden de kabul kararı verilmesi usul ve kanuna aykırı olup, bozma nedenidir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle,
1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
28.04.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.