Yargıtay 10. Hukuk Dairesi E.2024/15562 K.2025/6669

🏛️ 10. Hukuk Dairesi 📁 E. 2024/15562 📋 K. 2025/6669 📅 24.04.2025

10. Hukuk Dairesi         2024/15562 E.  ,  2025/6669 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
SAYISI : 2018/331 E., 2024/334 K.
Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar; davacı Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı Kurum vekili dava dilekçesinde; sigortalılardan ... geçirdiği iş kazası nedeniyle yaralandığını, kendisine kurum tarafından hastahane masrafları, iş göremezlik, peşin sermaye değeri ödemesi yapıldığını, kaza sonucu kurumca sigortalıya 3800,12 TL geçici iş göremezlik ödeneği, 27.12.2011 tarihinde 48.905,92 TL peşin sermaye değeri ve muhtelif tarihlerde 5.237,58 TL hastane masrafı olmak üzere toplam 57.943,62 TL harcama yapıldığını ileri sürerek; 57.943,62 TL Kurum zararının gelirlerin onay, masraf ve ödemelerin de sarf ve ödeme tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davalı Kurumca sakatlık maaşı bağlanan davacının müvkekil işçisi olmadığını, olayın iş kazası olmadığını, davacının müvekkil yanında 2008 yılı kasım ayında 10 gün kadar işçi olarak çalıştığını, daha sonra serbest çalışacağını beyan ederek işten ayrıldığını, olay zamanında motorsikleti ile kaza yaptığını, davacının olay zamanında emekli olduğunu, kazanın oluşumunda müvekkile yükletilecek kusur olmadığını, işçinin %100 oranında işçinin kusurlu olduğunu belirterek davanın reddini istemiştir.
III. MAHKEME KARARI
Mahkemenin 23.02.2016 tarih, 2014/733 E., 2016/69 K. sayılı kararı ile davanın reddine karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
Mahkeme kararının süresi içinde davacı Kurum vekilince temyiz edilmesi üzerine Dairece, "... Dosya içindeki kayıt ve belgelerden; davacı SGK’nın sosyal güvenlik kontrol memurları ve iş müfettişi tarafından yapılan tahkikat sonucu Kurumca iş kazası geçirdiği kabul edilen sigortalı için katlanılan Kurum zararı nedeniyle, iş yerinde işçisi olarak çalıştırdığı halde bildirmeyen işverenin kusursuz sorumluluğu kapsamında rücuan tazminat davası açtığı, ancak Mahkemece 5510 sayılı Kanun'un 23. maddesi kapsamında inceleme yapılmadan salt kusur incelemesi ile sonuca gidildiği ve devamla davanın reddedildiği tespit edilmiştir.
Olay tarihinin 04.06.2009 olması sebebiyle davada yasal dayanak 5510 sayılı Kanun'un 23. maddesidir. “Süresinde Bildirilmeyen Sigortalılıktan ... Sorumluluk” başlıklı 23’üncü maddesinin 1 ve 2. fıkralarındaki düzenlemeye göre; işverenin rücu alacağından sorumluluğu için, çalıştırılan sigortalının işe giriş bildirgesinin süresi içinde Kuruma verilmemiş olması ve zararlandırıcı sigorta olayının da işe giriş bildirgesinin Kuruma verilmesinden veya sigortalı çalıştırıldığının Kurumca tespit edildiği tarihten sonra meydana gelmemiş olması gerekir. Başka bir deyişle; sigortalının bildirimi kanunda belirtilen sürelerden sonra yapılsa bile, zararlandırıcı sigorta olayı işe giriş bildirgesinin verildiği veya çalışmanın Kurumca tespit edildiği tarihten sonra meydana gelmiş ise; işverenin anılan düzenleme kapsamında sorumluluğu yoluna gidilemez.
Sözü edilen madde ile; işverenin kaçak işçi çalıştırmasının önlemesi amaçlanmış olup, maddenin düzenleniş şeklinden de açıkça anlaşılacağı üzere, 23. maddeye göre işverenin sorumluluğu kusursuz sorumluluk ilkesine dayanır. Zararlandırıcı sigorta olayında işverenin hiç kusuru olmasa bile, şayet sigortalının işe girişi süresinde Kuruma bildirilmemiş ise, Kurumca yapılan sosyal sigorta yardımlarının tamamından sorumlu tutulması gerekir. Öte yandan; anılan maddeye göre, işverenin sorumluluğu kusursuzluk ilkesine dayanmakta olup, zararlandırıcı sigorta olayında işverenin hiç kusuru olmasa bile, şayet sigortalının işe giriş bildirgesi yasal süre içerisinde Kuruma verilmemişse ve zararlandırıcı sigorta olayı bu yasal süreden sonra meydana gelmişse, Kurumca yapılan sigorta yardımlarından 23. maddeye göre sorumlu tutulması, bu durumda tarafların kusur oranı gözetilmeksizin ve gerçek zararı hesabı yapılmaksızın belirlenen ilk peşin sermaye değerinden, Borçlar Kanunu 43 - 44. maddeleri uyarınca sigortalının kusurunun % 50'sinden az olmamak üzere hakkaniyet indirimi yapılarak Kurum zararının belirlenmesi gerekmektedir.
Ayrıca eldeki davada davalı, kaza geçiren kişinin işçisi olmadığını ve olayın da iş kazası olmadığını iddia etmektedir. Bu durumda, işverene, Kurum ve sigortalıya husumet yönelterek olayın iş kazası olmadığı yönünde dava açmak için süre verilmesi sonuca göre davanın görülmesi gerekmektedir, zira bu husus eldeki dava için bekletici sorundur.
Mahkemenin, yukarıdaki maddi ve hukuki olguları gözetmeksizin eksik inceleme ve araştırma sonucu yazılı şekilde karar vermiş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir..." gerekçesiyle kararın bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kısmen kabulüne, 24.452,96 TL ilk PSD'li gelir, 1.900,06 TL geçici iş göremezlik ödemesi, 2.618,79 TL hastane gideri olmak üzere toplam 28.971,81 TL Kurum zararının gelirler yönünden onay, masraflar yönünden sarf ve ödeme tarihlerinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsili ile davacı tarafa ödenmesine karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı Kurum vekili temyiz dilekçesinde; kararın eksik araştırma ve incelemeye dayandığını belirterek temyiz başvurusunda bulunmuştur.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, rücuan tazminat istemine ilişkindir.
Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. Maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür.
Temyizen incelenen Mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VII. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davacı Kurum vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,
24.04.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.