Yargıtay 10. Hukuk Dairesi E.2024/9560 K.2025/5008

🏛️ 10. Hukuk Dairesi 📁 E. 2024/9560 📋 K. 2025/5008 📅 26.03.2025

10. Hukuk Dairesi         2024/9560 E.  ,  2025/5008 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, (Kapatılan) 21. Hukuk Dairesi tarafından Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece bozmaya uyularak ilamında belirtildiği şekilde, davanın kısmen kabulüne karar vermiştir.
Mahkeme kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde, davalının inşaatında seramik ustası olarak çalıştığı sırada gözüne sıçrayan seramik parçası nedeniyle sağ gözünde ciddi şekilde görme kaybı olduğunu, bu nedenle fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik olay tarihi olan 12.07.2009 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte 15.000,00 TL manevi ve fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak1.000,00 TL maddi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir.
2.Davacı vekili, 22.01.2014 tarihli ıslah dilekçesi ile maddi tazminat talebini 2.907,82 TL olarak artırmıştır.
II. CEVAP
Davalı vekili, cevap dilekçesinde özetle; davacının maddi ve manevi tazminat isteklerinin dayanağı olmadığını, zaten manevi tazminatta kişiyi zenginleştirici ölçüde olamayacağını, bu açıdan tazminat isteklerinin ve haksız ve dayanaksız açılan davanın reddini talep etmiştir.
III. MAHKEME KARARI
Mahkemenin 05.03.2014 tarihli kararı ile davacının maddi tazminat talebinin kabulü ile 2.907,82 TL maddi tazminatın olay tarihi 12.07.2009 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiz ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, davacının manevi tazminat isteminin kısmen kabulü ile 3.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihi 12.07.2009 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiz ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
IV.BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
Kararın davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine (Kapatılan) 21. Hukuk Dairesinin 07.05.2015 tarihli kararı ile davalıya Kurum aleyhine olayın iş kazası olmadığının tespiti davası açması için önel verilerek, çıkacak sonuca göre Mahkemenin görevli olup olmadığı hususu da değerlendirilerek karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle Mahkeme kararı bozulmuştur.
B.Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin 05.02.2024 tarihli kararı ile "... Akçaabat 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2017/202 Esas sayılı eldeki bu dosyada, davaya konu tazminata dayanak teşkil eden kazanın iş kazası olmadığının tespitine dair Akçaabat 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2017/295 Esasına kayıtlı dosyanın sonucu beklenilmiş, 2017/295 Esas sayılı dosya bozma sonrası 2020/118 Esasına kaydedilmiş ve Akçaabat 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2020/118 Esas sayılı dosyasında 12.07.2009 tarihinde gerçekleşen olayın iş kazası olmadığına yönelik açılan dava reddedilmiş ve karar Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin 07.10.2021 tarih 2021/6244 Esas 2021/11857 Karar sayılı ilamıyla kesinleşmiştir.... Bozma ilamı doğrultusunda olayın iş kazası olduğuna dair bekletici mesele yapılan 2020/118 Esas sayılı dosyanın kesinleşmesiyle beraber yargılamaya devam olunmuş, aktüerya bilirkişisinden tarafların kusur ve maluliyet durumuna ilişkin rapor alınmış, alınan bilirkişi raporunda davacının emsal ücretinin ... yazı cevabında bulunan ve davacının da seramik ustası olduğu nazara alınarak alternatif 2 üzerinden yapılan hesaplama mahkememizce kabul edilmiş, davacı vekilinin bozma ilamından sonra ıslah talebi olmaması, davacı vekilinin ıslah talebi doğrultusunda karar verilmesini talep ettiği, maddi tazminat yönünden ıslahla bağlı kalınarak 2.907,82TL'nin kabulüne, manevi tazminat yönünden de davacının olayın meydana gelmesinde %80 kusurlu olduğu, tarafların ekonomik durumu, olay tarihi dikkatte alınarak manevi tazminatın da kısmen kabulüne dair aşağıdaki şekilde karar verilerek hüküm kurulmuştur." gerekçesiyle
Davanın kısmen kabulü ile
1.2.907,82 TL maddi tazminatın 12.07.2009 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
2.3.000 TL manevi tazminatın 12.07.2009 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
Davalı vekili temyiz dilekçesinde, davacının kendisinin müteahhit olarak tanıttığını,işveren olduğunu, bu nedenle davacının alması gereken önlemleri almayarak ağır kusurlu olduğunu,bozma öncesi ve sonrası alınan hesap raporlarında fahiş fark olduğunu ve manevi tazminatın fahiş hükmedildiğini belirterek kararı temyiz etmiştir.
B. Değerlendirme ve Sonuç
Uyuşmazlık, iş kazasına dayalı maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
A)Davalı vekilinin davacı lehine hükmedilen manevi tazminata ilişkin temyiz istemi yönünden;
Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 5219 ve 5236 sayılı Kanun'lar ile değişik 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 427. maddesi uyarınca temyiz edilemez. 1086 sayılı Kanun'un anılan hükmü uyarınca, temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir.
Dosya içeriğine göre kabulüne ve temyize konu edilen toplam miktar (10.000,00 TL), Mahkemenin karar tarihi itibari ile kesinlik sınırı olan 12.950,00 TL’nin altında kaldığı anlaşıldığından davalı vekilinin temyiz itirazlarının aşağıdaki şekilde reddine karar verilmiştir.
B) Davalı vekilinin davacı yararına hükmolunan maddi tazminat alacağına yönelik temyiz istemleri yönünden ;
1. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'un geçici 3. maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 428. maddesi ile 439. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen Mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında temyiz nedenlerine göre bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1.Davalı vekilinin davacı yararına hükmolunan manevi tazminata yönelik temyiz dilekçesinin miktardan REDDİNE,
2. Davalı vekilinin davacı yararına hükmolunan maddi tazminata yönelik temyiz istemleri yönünden yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden ilgiliye yükletilmesine,
Dosyanın kararı veren Mahkemesine gönderilmesine,
26.03.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.