Yargıtay 10. Hukuk Dairesi E.2025/2030 K.2025/4573
10. Hukuk Dairesi 2025/2030 E. , 2025/4573 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi
Taraflar arasındaki iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili ile davalılar ... vekili ve ... vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince taraf vekillerinin istinaf başvurularının kabulü ile ilk derece mahkemesi hükmünün kaldırılarak yeniden esas hakkında davanın kısmen kabulüne dair karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; ... işçinin davalılara ait işyerinde çalışmakta iken meydana gelen iş kazası nedeni ile hayatını kaybettiğini belirterek desteklerini kaybeden müvekkilleri yararına maddi ve manevi tazminatın davalılardan müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
Davalı ... cevap dilekçesinde özetle; kazada hayatını kaybeden ...ile aralarında işçi işveren ilişkisinin bulunmadığını, olayın SGK uyarınca iş kazası olarak değerlendirildiğine dair evraklar ile davacı tarafa iş kazası sigortası adı altında gelir bağlanıp bağlanmadığının belirtilmediğini, kazada herhangi bir kusurunun bulunmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Davalı ... cevap dilekçesinde özetle; kazada hayatını kaybeden ...ile aralarında işçi işveren ilişkisinin bulunmadığını, kendisi gibi kendi nam ve hesabına çalışan işveren iken tüm ikazlarına rağmen Orman İşletme Müdürlüğünün evraklarına imza atmadığını, davacı tarafa iş kazası sigortası adı altında gelir bağlanıp bağlanmadığının belirtilmediğini, kazada herhangi bir kusurunun bulunmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Davalı ... cevap dilekçesinde özetle; kazada hayatını kaybeden ...ile aralarında işçi işveren ilişkisinin bulunmadığını, kendisi gibi kendi nam ve hesabına çalışan işveren iken tüm ikazlarına rağmen Orman İşletme Müdürlüğünün evraklarına imza atmadığını, davacı tarafa iş kazası sigortası adı altında gelir bağlanıp bağlanmadığının belirtilmediğini, kazada herhangi bir kusurunun bulunmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında özetle, "..somut olayda, davalı ... Genel Müdürlüğüne izafeten ... Orman İşletme Müdürlüğü ve diğer davalılar arasında kesim şartnamesi yapıldığı, davacılar murisinin bu şartname kapsamında ağaç kesim işinde çalıştığı esnada kestiği ağacın devrilmesi sonucu yaralanarak vefat ettiği, ormandan ağaç kesimi, sürütme ve taşıma ile dikili ağaç satış işinin davalı ... Genel Müdürlüğünün asıl görevleri arasında yer aldığı, davalı ... Genel Müdürlüğünün asıl işveren sıfatıyla sorumlu olacağı, dosya kapsamında aldırılan bilirkişi raporları uyarınca davacıların murisinin %50 kusurlu olduğu, asıl işveren sıfatıyla Orman Genel Müdürlüğünün, diğer davalılar (altişveren) ... ve ...'in müteselsilen sorumlu olduğu, olay tarihinde emir ve talimat vermeyen ve işyerinde bulunmayan diğer davalı işverenlerin sorumluluğunun bulunmadığı, 26.12.2022 tarihli bilirkişi raporunun hükme esas alındığı, dava konusu olayın meydana geliş şekli, tarafların kusur durumu, olay tarihi, tarafların ekonomik ve sosyal durumları, olay nedeniyle duyulan acı ve elemin derecesi ve ...nun 47.(6098 sayılı TBK’nın 56.) maddesindeki özel haller dikkate alınarak her bir davacı için 50.000,00 TL manevi tazminata hükmedildiği " gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ile davalılar ... vekili ve ... vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacılar vekilinin ileri sürdüğü istinaf sebepleri özetle; davalılar ..., ..., ... ve ...'in alt işveren olduğunu, Orman İdaresinin ise asıl işveren olduğunu, bu nedenle tazminatlardan müteselsilen sorumlu olmalarına rağmen ... ve ... yönünden davanın reddinin hatalı olduğunu, olay yerinde bulunmasalar da işveren sıfatlarından dolayı kazadan doğan zarardan sorumlu olduklarını, bu davalılar yönünden davanın reddine ilişkin kararın gerekçesinin açıklanmadığını, kazanın meydana gelmesinde davalıların tam kusurlu olduğunu, hiç bir iş güvenliği tedbiri alınmadığını, malzeme verilmediğini, asıl işverenin gözetim ve denetim yükümlülüğünü yerine getirmediğini, yeniden kusur raporu alınmasının gerektiğini, takdir edilen manevi tazminatın düşük olduğunu, her bir davacı yönünden ve hüküm altına alınan maddi ve manevi tazminat alacakları yönünden olmak üzere ayrı ayrı vekalet ücretinin hüküm altına alınmasının gerektiğini, kabul ve ret oranı dikkate alınarak yargılama giderinin belirlenmesi gerektiğini belirterek mahkeme kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... vekilinin ileri sürdüğü istinaf sebepleri özetle; müvekkili yönünden ayrı ayrı ret vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini belirterek mahkeme kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ...'nü izafeten ... Orman İşletme Müdürlüğü vekilinin ileri sürdüğü istinaf sebepleri özetle; müvekkilinin asıl işveren sıfatının bulunmadığını, müvekkili Kurumun kusurunun bulunmadığını, bu nedenle tazminattan sorumlu tutulmasının hatalı olduğunu, hükmedilen manevi tazminatın fahiş olduğunu belirterek Mahkeme kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile " davalılardan ... yönünden kazada kusurunun bulunmaması nedeniyle husumet yokluğundan ret kararı verilmesi nedeniyle bu davalı lehine davaya konu maddi ve manevi tazminat talepleri yönünden ayrı ayrı maktu vekalet ücretinin hüküm altına alınması gerekirken tek maktu vekalet ücretinin hüküm altına alınması, diğer yandan davalı ... harçtan muaf olup davacı tarafından yatırılan peşin ve ıslah harcından sorumlu tutulması hatalıdır. Kabule göre hüküm altına alınan yargılama giderlerinin kabul ve ret miktarlarına göre yapılan oranlama hatalıdır. Davacı ve davalının bu yönlere ilişkin istinaf talebi yerindedir. Buna göre, yargılamada eksiklik bulunmamakla birlikte, Mahkemece kanunun olaya uygulanmasında hata edilmiş olup, ancak Dairemizce yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığından davacı ve davalı ... tarafından ileri sürülen sair istinaf sebeplerinin reddine, davacının istinaf talebinin yargılama giderinin kabul ve red miktarına göre oranlanması yönünden, davalı ...'nün istinaf talebinin harç yönünden, davalı ...'in istinaf talebinin red vekalet ücreti yönünden kabulü ile HMK.nın 353/1-b.2 maddesi gereğince kararın yeniden esas hakkında karar verilmek üzere kaldırılmasına karar verilerek aşağıdaki hüküm kurulduğu..." gerekçesiyle taraf vekillerinin istinaf başvurularının kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmünün kaldırılarak yeniden esas hakkında davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ... vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı ... sunmuş olduğu temyiz dilekçesinde özetle müvekkilinin asıl işveren değil ihale makamı olduğunu, müvekkiline atfedilecek kusur olmadığını beyanla bu husus dikkate alınmadan tam kabule karar verilmesinin hatalı olduğunu belirtmek suretiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369. maddesinin birinci fıkrası ile 371. maddesi, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 13, 16, 20 ve 21. maddeleri ile 4857 sayılı İş Kanunu'nun 77. maddesi
3. Değerlendirme
Somut olayda uyuşmazlığın sağlıklı bir şekilde çözüme kavuşturulabilmesi için öncelikle asıl işveren-alt işveren ve eser akti kavramlarının açıklanması gerekmektedir.
4857 sayılı Kanun'un 2. maddesine göre bir iş sözleşmesine dayanarak çalışan gerçek kişiye işçi, işçi çalıştıran gerçek veya tüzel kişiye yahut tüzel kişiliği olmayan Kurum ve kuruluşlara işveren, işçi ile işveren arasında kurulan ilişkiye iş ilişkisi denir.
İş Kanunu'nun 2. maddesinin 7. fıkrasına göre bir işverenden, işyerinde yürüttüğü mal veya hizmet üretimine ilişkin yardımcı işlerinde veya asıl işin bir bölümünde işletmenin ve işin gereği ile teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektiren işlerde iş alan ve bu iş için görevlendirdiği işçilerini sadece bu işyerinde aldığı işte çalıştıran diğer işveren ile iş aldığı işveren arasında kurulan ilişkiye asıl işveren-alt işveren ilişkisi denir. Bu ilişkide asıl işveren, alt işverenin işçilerine karşı o işyeri ile ilgili olarak bu Kanundan, iş sözleşmesinden veya alt işverenin taraf olduğu toplu iş sözleşmesinden doğan yükümlülüklerinden alt işveren ile birlikte sorumludur.
5510 sayılı Kanun'un 12/6. maddesi ile de asıl işveren, bu Kanun'un işverene yüklediği yükümlülüklerden dolayı alt işveren ile birlikte sorumlu tutulmuştur.
4857 sayılı Kanun'un 2/7. maddesi ile işçilerin İş Kanunu'ndan, sözleşmeden ve toplu iş sözleşmesinden doğan hakları, 5510 sayılı Kanun'un 12/6. maddesi ile de Kurumun alacakları ve işçinin sosyal güvenlik hakkı daha geniş koruma-güvence altına alınmak istenmiştir. Aksi halde, 4857 veya 5510 sayılı Kanun'dan kaynaklanan yükümlülüklerinden kaçmak isteyen işverenlerin işin bölüm veya eklentilerini muvazaalı bir biçimde başka kişilere vermek suretiyle yükümlülüklerinden kaçması mümkün olurdu. Asıl işveren ile alt işverenin birlikte sorumluluğu "müteselsil sorumluluktur". Asıl işveren, doğrudan bir hizmet sözleşmesi bulunmamakla birlikte İş Kanunu'nun 2. maddesinin 6. fıkrası gereğince alt işverenin işçilerinin iş kazası veya meslek hastalığı nedeniyle uğrayacakları maddi ve manevi zarardan alt işveren ile birlikte müteselsilen sorumludur. Bu nedenle meslek hastalığına veya iş kazasına uğrayan alt işverenin işçisi veya ölümü halinde mirasçıları tazminat davasını müteselsil sorumlu olan asıl işveren ve alt işverene karşı birlikte açabilecekleri gibi yalnızca asıl işverene veya alt işverene karşı da açabilirler.
Alt işverenden söz edebilmek ve asıl işvereni, aracının borçlarından sorumlu tutabilmek için bir takım zorunlu unsurlar bulunmaktadır.
a) İşyerinde işçi çalıştıran bir asıl işveren bulunmalıdır. Sigortalı çalıştırmayan “işveren” sıfatını kazanamayacağı için, bu durumdaki kişilerden iş alanlar da aracı sayılmayacak ve anılan madde kapsamında dayanışmalı sorumluluk doğmayacaktır.
b) Bir başka işveren, işyerinde yürüttüğü mal veya hizmet üretimine ilişkin bir işte veya bir işin bölüm veya eklentilerinde iş almalı ve sigortalı çalıştırmalıdır.
c) İşverenlik sıfatını, alınan işte ve o iş nedeniyle sigortalı çalıştırılması sonucunda kazanmış olması aranacaktır. Bu kişinin diğer bir takım işyerlerinde çalıştırdığı sigortalılar nedeniyle kazandığı işverenlik sıfatının sonuca etkisi bulunmamaktadır.
d) İşverenden alınan iş, işverenin sigortalı çalıştırdığı işe göre ayrı ve bağımsız bir işyeri olarak değerlendirilebilecek nitelikte olmamalıdır, aksi halde iş alan kimse aracı değil, bağımsız işveren niteliğinde bulunacaktır.
e) İşin bütünü başka bir işverene bırakıldığında, iş anahtar teslimi verildiğinde veya işveren kendisi sigortalı çalıştırmaksızın işi bölerek ihale suretiyle farklı kişilere vermişse, iş sahibi (ihale makamı) Yasanın tanımladığı anlamda asıl işveren olmayacağından, bir alt-üst işveren ilişkisi bulunmayacaktır.
f) Alt işverenin aldığı iş, işverenin asıl işinin bölüm ve eklentilerindeki işin bir kesimi yada yardımcı işler kapsamında bulunmalıdır. Asıl işverenden alınan iş, onun sigortalı çalıştırdığı işe göre ayrı ve bağımsız bir nitelik taşımaktaysa, işi alan kimse alt işveren değil, bağımsız işveren sayılacaktır. Bu noktada belirleyici yön; yapılan işin, diğerinin bütünleyici, yardımcı parçası olup olmadığıdır. İşyerindeki üretimle ilgili olmayan ve asıl işin tamamlayıcısı niteliğinde bulunmayan bir işin üstlenilmesi halinde, alt işverenden söz etme olanağı kalmayacak, ortada iki bağımsız işveren bulunacaktır. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 24.05.1995 gün ve 1995/9-273-548 sayılı kararı da aynı yöndedir.)
İş kazası ve dava tarihinde yürürlükte olan ve uygulanması gereken 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (TBK) 470. maddesinde eser sözleşmesi; “yüklenicinin bir eser meydana getirmesi, iş sahibinin de bunun karşılığında bir bedel ödemeyi üstlendiği sözleşme” olarak nitelendirilmiş, sözleşmenin tarafları yüklenici ve iş sahibi olarak isimlendirilmiştir.
Eser sözleşmesinde tarafların edimleri birbirinin karşılığını oluşturmakta olduğundan tam iki tarafa borç yükleyen sözleşmedir. Bu sözleşmenin unsuru olan meydana getirilecek eser, aynı zamanda sözleşmenin konusunu oluşturur. Ayırt edici diğer bir temel unsuru ise bedeldir. Meydana getirilecek bir sonuç bulunmasına rağmen bedel ödenmeyeceği kararlaştırılmış ise eser sözleşmesinin varlığından söz edilemez. Bedel, eser sözleşmesinin unsuru ise de tarafların anlaşırken bedeli kararlaştırmamış olmaları sözleşmenin kurulmasına etki etmez. Taraflar kararlaştırmamış olsa da bedel ödeneceğini taraflar biliyor veya bilmesi gerekiyor ise eser sözleşmesinin bulunduğu yine kabul edilecektir.
Eser sözleşmesinin konusu, meydana getirilmesi istenen sonuçtur. İstenen sonuç, bir şeyin yapılmasına ilişkin olabileceği gibi, ortadan kaldırılmasına, iyileştirilmesine veya montajına ilişkin de olabilecektir. Diğer bir ifadeyle baştan yeni bir eser meydana getirilmesine ilişkin olabileceği gibi mevcut bir eserde yapılacak değişiklik veya ilavelerle farklı bir hale getirilmesine de ilişkin olabilir.
Eser sözleşmesinde yüklenici, iş sahibinin istemi üzerine kural olarak bir şey meydana getirmeyi ve bedel karşılığında teslim etmeyi üstlenmektedir. Sözleşmede beceriye dayalı sonuç unsuru yerine emek verilmesi üstün ise eser sözleşmesi değil, hizmet sözleşmesi söz konusu olacaktır. (YHGK’nun 14.11.2019 ve 2016/21-627 Esas- 2019/1192 Karar sayılı ilamı da bu yöndedir)
Dosya kapsamındaki bilgi ve belgelere göre; davalı ... Müdürlüğünün, 6831 sayılı Orman Kanunu 40. maddesi kapsamında ağaçların sürütme, yükleme ve taşıma, istif vb. işlerini diğer davalı işverenlere verdiği ve davalılar ..., ..., ... ile ...'ın ... Orman İşletme Şefliğinden 28 nolu bölmedeki 2147 adetlik orman emvalinin kesim ,sürütme ve taşıma işlerini şartnamelerini imzalayarak, davalılar ile Orman İdaresi arasında işe başlama tutanağının imzalandığı bu şekilde davalı ... Müdürlüğünün işin yapıldığı sahadan el çektiği, tanık ve davalı işveren beyanlarına göre şartname kapsamındaki işler için araç alet ve teçhizatın şartnameyi imzalayanlar tarafından karşılandığı, davacılar murisinin olay tarihi olan 23.08.2016 tarihinde bu şartname kapsamında ağaç kesim işinde çalıştığı esnada kestiği ağacın devrilmesi sonucu yaralanarak vefat etmesi ile sonuçlanan olayda, davalı ... Müdürlüğünün iş kazasının gerçekleşmesine bir dâhilinin bulunmadığının ve sözleşme şartları ile dosya kapsamındaki delillere göre; davalılar arasındaki ilişkinin asıl – alt işveren ilişkisi olarak değerlendirmenin mümkün olmamasına ve taraflar arasındaki ilişkinin bir istisna (eser) akti olarak değerlendirilmesinin gerektiğinin açıkça anlaşılabilir olmasına, nitekim kusur raporunda davalı ... Müdürlüğüne bağımsız bir kusur oranının da verilmemiş olmasına göre; davalı ...'nün asıl işveren sıfatıyla hükmedilen tazminatlardan diğer davalılar ile beraber sorumluluğuna karar verilmesi hatalı olmuştur.
O halde Mahkemece yapılacak iş davalı ... Genel Müdürlüğü hakkındaki davayı reddetmek davacı tarafça kararın temyiz edilmemiş olması nedeniyle usuli kazanılmış hakları gözeterek diğer davalıların sorumluluğuna yönelik karar vermekten ibarettir.
Bölge Adliye Mahkemesince, bu maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O hâlde, davalı ... Genel Müdürlüğü vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve Bölge Adliye Mahkemesince esas hakkında verilen karar bozulmalıdır.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle,
Temyiz olunan, Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Dosyanın Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
20.03.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.